6. Hukuk Dairesi 2025/1830 E. , 2025/4097 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirketler arasında ulaştırma hizmetleri sözleşmeleri akdedildiğini, davalı tarafın basiretli bir tacir gibi davranmayarak bitiş tarihi 31.12.2020 olan sözleşmeleri 27 ay önce gerekçe göstermeksizin tek taraflı feshederek müvekkili şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak müvekkilinin uğradığı zararların tazmini için şimdilik 10.000,00 TL tazminat ve kazanç kaybının davalı ...Ş’den, 10.000,00 TL tazminat ve kazanç kaybının davalı ... Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş’den, 10.000,00 TL tazminat ve kazanç kaybının da diğer davalılardan sözleşmenin feshi tarihinden itibaren bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faizle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, sözleşmelerin 11.1 maddesine uygun olarak süresinde yazılı bildirim yapılmak suretiyle müvekkili şirketlere tek taraflı ve tazminatsız olarak açık fesih hakkı veren hükümlerine uygun şekilde feshedildiğini, davaya konu sözleşmelerin işbu hisse devri öncesinde ... ile davacı yan arasında imzalanan sözleşme olduğunu, şirket devrinden sonra müvekkillerinin davaya konu sözleşmelerin tarafı haline geldiğini, davaya konu şirketlerin bizzat müvekkili şirketler tarafından müzakere edilmediğini, davacıdan alınan hizmetin daha iyisinin ve daha ucuzunun başka bir şirketten alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden davacının sözleşme serbestisi ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb. herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiş ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da TMK'nın 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da iyiniyet kurallarına uyulması gerektiği, davalının savunmaları da nazara alınarak, sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı yönünde MK'nın 2. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; feshin sözleşmeye uygun olarak 30 gün önceden ihbar edildiği, ... Grubunun, ... Grubunu devralması sonucunda ... Grubu kapsamındaki şirketler bakımından ulaştırma hizmeti alacak şirket sayısının ... Grubunda bulunan halihazırdaki şirketlere ilaveten ... Grubundan devralınan şirketleri de kapsar şekilde yirmi bir şirkete ulaşması, hisse devri sözleşmesi sonrası iş bu şirketlerin merkez adresleri ve faaliyet yerlerini davalı şirketler adresine taşımaları nedeniyle iki farklı ulaştırma ve taşıma şirketinin aynı lokasyonda aynı hizmeti vermesinden ötürü meydana gelen garabetin söz konusu olduğu, davalılar tarafından dava dışı üçüncü şirketler ile aynı konuda yapılan sözleşmenin hizmet bedelinin daha düşük olmasından ötürü tasarruf sağlandığı, buna göre ticari ve ekonomik sebeplerle feshin gerçekleştiği iddialarının gerek dosyaya sunulan sözleşmelerin karşılaştırılması ve delillerin incelenmesi gerekse ileri sürülen iddiaların haklı fesih sebebi olarak kabulünün gerektiği, bu halde davacının iddialarını ispat edemediği, davacının talebinde haksız olduğu ve haklı fesih söz konusu olduğundan cezai şart ve diğer tazminat istemlerinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile feshin sözleşmeye uygun olduğu tespitinin yerinde olduğu, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde davalı davranışının bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olmasında da usul ve yasaya aykırılık görülmediği, mahkemece tüm davalılar yönünden davanın reddi sebebinin aynı olması, bu sebeple vekille temsil edilen davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hüküm fıkrasında ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmadığı, bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sözleşmenin haklı veya haksız fesih edilip edilmediğinin ihtarname içeriğine göre belirlenmesi gerektiğini, davalının noter ihtarnamesi ile bağlı olduğunu, noter ihtarnamesine bakıldığında ise herhangi bir sebep gösterilmediğini, sadece sözleşmenin 11. maddesindeki ne şekilde fesih yapılabileceğine ilişkin hususa atıf yapıldığını, mahkemece ve istinaf tarafından davalının ihtarname dışında huzurdaki davada sunmuş olduğu gerekçeleri de dikkate alarak hüküm oluşturmasının usul yasaya aykırı olduğunu, davalının fesih hakkın kullanılmasının da Medeni Kanun'un 2. maddesinde zikredilen hakkın kötüye kullanılmaması ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmesi feshedildikten sonra başka bir firma ile sözleşme yapıldığını, bunun da davalı tarafın müvekkili şirketin sözleşmesi feshederek hakkını kötüye kullanıldığını gösterdiğini, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin sözleşmesinin 7.10 maddesine istinaden talep edebileceği cezai şart miktarı ile sözleşmenin haksız feshinden dolayı uğradığı kar kaybı hesaplanmış olup bu yönde karar verilmesi gerekirken MK'nın 2. madde kapsamında değerlendirme yapılmış olmasına rağmen yanlış sonuca varıldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ulaştırma hizmetleri sözleşmelerinin süresinden önce feshedilmesinden dolayı tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin davalılarca 30.09.2018 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde süresinden önce feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı, feshin haksız olduğunu ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, fesih nedeniyle uğradığı zararlardan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürmüş; davalı ise feshin sözleşmenin 11.1 maddesinde öngörülen usule uygun şekilde yapıldığını savunmuştur.
Sözleşmenin “Fesih ve Tazminat” başlıklı 11.1 maddesinde "proje 30 (otuz) gün öncesinden ihbar etmek kaydıyla dilediği zaman sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih yetkisini de haizdir. İş bu halde şirket söz konusu fesih tarihine kadar yerine getirdiği edimler hariç olmak üzere projeden hangi nam ve ad altında olursa olsun hiçbir hak, alacak, kar kaybı, tazminat vb. talepte bulunamaz." düzenlemesini içermektedir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2. maddesine göre her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir.
Her ne kadar mahkemece feshin sözleşmeye uygun yapıldığı, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca yapılan değerlendirmede dava dışı üçüncü şirketlerle aynı konuda yapılan sözleşmenin hizmet bedelinin daha düşük olması sebebiyle tasarruf sağlandığı yönündeki davalı iddialarının haklı fesih olarak kabulü gerektiği belirtilmiş ise de; davalı tarafça davacıyla olan sözleşmenin feshedilmesinden sonra dava dışı üçüncü kişiyle aynı konuda sözleşme yapıldığı uyuşmazlık dışı olup bu durum ise davalıların sözleşmenin feshinde kötüniyetle hareket ettiğini göstermektedir. Davalıların sözleşmeyi haksız ve kötü niyetle feshettiği dikkate alınarak davacının dava konusu talepleri değerlendirilerek sözleşmenin feshi nedeniyle varsa uğradığı zararlarının tespit edilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.