Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2024/15835 E.  ,  2025/11982 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/810 E., 2024/1759 K.

MAHKEMESİ : Gebze 6. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/193 E., 2023/408 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalıya ait işyerinde 23.05.1997 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, çalışmakta iken 12.12.2013 tarihinde işten ayrıldığını, davacının dökümhanede el kalıbı bölümünde çalıştırıldığını, aşırı ve ağır toz, duman, sıcak ve zehirli kimyasal maddelerin etkisi ile akciğerlerinden rahatsızlanarak silikozis meslek hastalığına yakalandığını, yakalandığı meslek hastalığı nedeniyle 10,2 oranında sürekli iş göremez durumuna girdiğini, davacının işyerinden aldığı ücretin dışında ikramiye, yakacak yardımı, çocuk, bayram yıllık izin harçlığı ve diğer sosyal haklar ile yemek ve servis hizmetinin de bulunduğunu, hastalığın davalı işverenin işyerinde alması gereken iş güvenliği önlemlerini almaması kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğini belirterek 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili 17.06.2021 tarihli dilekçesinde, davacının, davalıya ait işyerinde 23/05/1997 tarihinden iş akdinin feshedildiği 13.12.2013 tarihine kadar ara vermeksizin çalıştığını, davacının dökümhanede el kalıbı bölümünde çalışırken aşırı ve ağır metal tozu, zehirli kimyasal duman, aşırı sıcak ortamdan kaynaklanan duman gibi zararlı kimyasalları solumak zorunda kalmış ve bu maddelerin etkisi ile akciğerlerinden rahatsızlanarak meslek hastalığına yakalandığını, yakalandığı meslek hastalığı, davalının, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini yerine getirmemesinden, iş güvenliği için yeterli ve etkili koruyucu malzeme temin etmemesinden kaynaklandığını, davacının yakalandığı meslek hastalığı nedeni ile Mahkemenin 2016/454 E. sayılı dosyada 1.000,00 TL’lik maddi tazminat davası açılmış olup davanın halen derdest olduğunu, davacının yakalandığı meslek hastalığı nedeniyle maluliyet oranının ATK 2.Üst Kurul Raporu ile en son %22 olarak tespit edildiğini, Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporlarında davacının meslek hastalığına yakalanmasında davalı işverenliğin %90 oranında ağır kusurlu ve sorumlu olduğu ortaya çıktığını, yine Mahkemece en son alınan 07.04.2021 tarihli maddi tazminat hesap ek raporunda davacının maddi zararının 85.483,61 TL olarak hesaplandığını, bu raporda güncel Yargıtay kararları dikkate alınarak TRH 2010 yaşam tablosu esas alınması gerekirken, PMF yaşam tablosunun esas alınmasının hatalı olduğunu, bu yönde yapılan itirazlarının Mahkemece reddedilmiş olduğunu, Mahkemenin 2016/454 E. sayılı davasında talep edilen maddi tazminata ilaveten bilirkişi ek raporunda hesaplanan miktardan kalan 84.483,61 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, ilgisi sebebiyle Mahkemenin 2016/454 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.

3.Davacı vekilinin 02.06.2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 931.499,44 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının, davalı şirket bünyesinde 21.05.1997 – 13.12.2013 tarihleri arasında el kalıplama ustası olarak çalıştığını, Aralık 2013 ayında aldığı aylık brüt ücretin 2.508,75 TL olduğunu, davacının işyerinde çalışmaya başlarken ve çalıştığı süre içerisinde periyodik olarak sağlık kontrollerinden geçirildiğini ve çalışmaya elverişli görülerek işine devam ettiğini, davalı işyerinin ağır sanayiden sayılan ve tehlikeli iş olarak kabul edilen faaliyeti kapsamında yasal yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, davacının davalı işyerinden ayrılırken alınan son raporunda da akciğerlerinde bir rahatsızlığa rastlanmadığını, davaya konu meslek hastalığının davacının kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğini, davalı şirketin işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarının gerektirdiği tüm önlemleri aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2.Birleşen davaya cevap dilekçesinde, maddi tazminat yönünden dosyaya daha önce sunmuş oldukları maluliyet oranına, kusur ve hesap bilirkişi raporlarına itirazlarını tekrar ettiklerini, asıl davada alınan hesap bilirkişi raporunda; Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun 20.12.2018 tarihli raporuna göre davacının 31.12.2013 tarihinden 25.07.2017 tarihine kadar %10,2 oranında, 26.07.2017 tarihinden sonra da %22 oranında iş göremez durumda olduğu esas alınarak hesap yapıldığını, davacının %10,2 maluliyet oranına itiraz etmediğinden davalı şirket lehine usuli kazanılmış hak doğduğundan hesap bilirkişisinin %22 maluliyet oranına göre de hesap yapmasının hatalı olduğunu, hesap raporunu ve bu hesap raporuna dayalı açılan davayı kabul etmediklerini, davacının 17.06.2021 tarihli ek dava dilekçesiyle 35.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu, dolayısıyla manevi tazminat talebi meslek hastalığı teşhis tarihi olan 31.12.2013 ten yaklaşık 8 yıl sonra yapılmış bir talep olduğunu, Yargıtayın uygulamasına göre aradan geçen uzun zamanda davacının manevi ızdırabının azaldığının kabul edilebilir olduğunu, davacının meslek hastalığına yakalanmasında davalı şirketin kusuru bulunmadığını, davacının rahatsızlığının mesleki olduğuna ilişkin iddiaları da kabul etmediklerini belirterek, işbu davanın Mahkemenin 2016/454 E. sayılı dosyası ile fiili ve hukuki irtibatlı olması dolayısıyla birleştirilmesine karar verilmesi ve asıl dosyadaki tüm beyanlarının ve delillerinin tekrarı ile işbu dosya için de esas alınmasını haksız talep ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında,"..İncelenen SGK kayıtlarından davacının çeşitli tarihlerde davalı şirket nezdinde çalıştığı, en son 21.05.1997 tarihinde çalışmaya başladığı, bu çalışmasının 13.12.2013 tarihine kadar devam ettiği, davacının el kalıplama ustası olarak çalıştığı anlaşılmıştır.

İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 03.01.2014 tarihli raporuna göre davacının silikozis meslek hastalığına yakalandığı, meslek hastalığının anlaşıldığı tarihin 31.12.2013 olduğu, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 05.12.2014 tarihli ve 1014 sayılı Kurum Sağlık Kurulu Raporuna göre davacının silikozis meslek hastalığından kaynaklanan maluliyetinin %10,2 olduğu anlaşılmıştır.

Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 02.02.2017 tarih ve 1694 sayılı yazı cevabı ekinde sunulan 2014/5929 sayılı ve 01.06.2016 Karar tarihli raporunda davacının p/p2/1 düzeyinde pnömokonyoz meslek hastalığı olduğu ve maluliyetinin 10,2 olduğu bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 11.12.2017 tarihli raporunda davacının (p3/3 silikozis) pnömokonyoz meslek hastalığı nedeniyle %22 oranında maluliyetin bulunduğu bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulunun 20.12.2018 tarihli raporunda davacının (p3/3 silikozis) pnömokonyoz meslek hastalığı nedeniyle 26.07.2017 tarihinden itibaren maluliyetinin %22, bu tarihten önce SGK tarafından verilen maluliyet oranının uygun olduğu bildirilmiştir. Buna göre davacının maluliyetinin %22 olarak kesinleştiği değerlendirilmiştir. SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 29.05.2015 tarih ve 122008/11/İR/11 sayılı raporunda davacının meslek hastalığına yakalanmasında davalı iş yerinin %90, davacının %10 oranında kusuru olduğu tespit edilmiştir.

Mahkememizce alınan 20.05.2017 tarihli kusur bilirkişi raporunda davacının meslek hastalığına yakalanmasında davalının %90, davacının %10 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.

Bilirkişi heyetine göğüs hastalıkları uzmanı eklenmek suretiyle alınan 01.06.2018 tarihli ek raporda yine davacının %10, davalının %90 kusurlu olduğu bildirilmiştir.

Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgeler, tanıkların beyanları, bilirkişi kusur raporunda yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde yapılan işin niteliği gereği oluşan toz ve dumanın ortamdan arındırılması bakımından havalandırma sisteminin yeterli olmadığı, çalışanların tozdan etkilenmemesi için gerekli ve yeterli düzeyde önlemleri almadığı, işçilerin tedbirlere uyup uymadığını, koruyucu ekipmanları kullanıp kullanmadığını yeterli düzeyde denetlemediği, işçinin de kendi sağlığını korumak bakımından toz maskesi takmak, işvereni önlem alma noktasında uyarmak gibi bir önlem almadığı, olay da kaçınılmazlıktan söz edilemeyeceği, bu bakımından bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin olayın oluşuna uygun olduğu değerlendirilerek davacının meslek hastalığına yakalanmasında davacının %10, davalının %90 kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. ...alınan 28.11.2023 tarihli raporda 07.04.2021 tarihli hesap raporunda esas alınan asgari ücret dikkate alınarak yapılan ikinci alternatifteki hesaba itibar edilmiştir. Buna göre maddi tazminatın 338.864,77 TL olduğu kabul edilmiştir. ...Davacı, Mahkememizin 2021/190 E. sayılı dosyasından ikinci ek bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarına göre asıl davada talep edilen 1.000,00 TL düşülerek 84.483,61 TL maddi tazminat ve 35.000,00 TL manevi tazminatın tahsili istemiyle dava açmış, dava eldeki dava ile birleştirilmiştir. Asıl dava yönünden davacı vekiline, HMK.'nın 107/2. maddesi uyarınca süre verildiği, birleşen dava bakımından HMK.'nın 107/2. maddesi uyarınca davacıya süre verilmediği, ilk kararın davacı tarafından istinaf edildiği ve davacı tarafın istinaf talebinin kabul edildiği, istinaf kararında Mahkememizce daha önce saptanan maddi tazminat belirlenmesinin yerinde olmadığına karar verildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/10-795 E., 2023/641 K. sayılı kararı da dikkate alınarak davacının 02.06.2023 tarihli talep artırım dilekçesi dikkate alınmıştır. Bu çerçevede davacının talep edebileceği maddi tazminatın 338.864,77 TL olduğu kabul edilerek asıl davada bu tazminatın 1.000,00 TL'si, birleşen davada 337.864,77 TL'si hüküm altına alınmıştır.

Davacı, birleşen davada 35.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının maluliyet oranı, tarafların ekonomik durumları, meslek hastalığının tespit edildiği tarih, davacının yakalandığı meslek hastalığının niteliği, paranın alım gücü de gözönünde bulundurularak davacını talebi nazara alınarak 35.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir..." gerekçesiyle,

1.Asıl dava yönünden; a-Davanın kabulü ile 1.000,00 TL maddi tazminatın 31.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.Birleşen 2021/190 Esas sayılı dosyasından açılan dava yönünden, a-337.864,77 TL maddi tazminatın 31.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b- 35.000,00 TL manevi tazminatın 31.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c- Fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz vekili temyiz dilekçesinde, ilk kararın, bu karara esas alınan hesap raporunun ve hesaplama ilkelerinin taraflarınca kabul edilmediğini, bu hususa itiraz edildiğinin açıkça ortada olduğunu, bu durumda usulü kazanılmış haktan söz edilmesinin mümkün olmadığını, istinaf kararından sonra Mahkemece karar tarihine yakın veriler alındığında, asgari ücret, işlemiş ve işleyecek dönem değişeceğinden ve bu kapsamda hesabın unsurları değişeceğinden, tazminat miktarının da değişeceğinin açık olduğunu, taraflarınca ilk kararın hesaplama yönünden istinaf edildiğini ve istinaf talepleri doğrultusunda kaldırıldığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından dosyaya sunmuş oldukları talep arttırım dilekçesi ve maddi tazminat yönünden 931.499,44 TL taleplerinin dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, aksi durumu düşünmenin iş kazası/meslek hastalığı nedeniyle mağdur olan işçilerin mağduriyetlerini daha da arttıracak mahiyettte olduğunu, iş kazalarında işleyen faiz halen % 9 oranındaki yasal faiz olduğunu, işçinin hesaplamalardaki hatadan kaynaklı haklı itirazı nedeniyle ilk kararın kaldırılması sonucunda asgari ücretteki değişikliklerden faydalandırılmaması demek olduğunu, enflasyonun bu kadar yüksek olduğunu, işleyen faizin ise %9 gibi düşük bir oran olduğu ortamda, haklı itiraz nedeniyle işçiyi cezalandırmak, işvereni ise ödüllendirmekten ibaret olduğunu, bu durumun hakkaniyete uygun düşmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meslek hastalığı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Dosya kapsamından, asıl davada davacı vekilince dava dilekçesinde, davacı yararına 1.000 TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu, birleşen dava ile 84.483,61 TL maddi, 35.000 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, davacının meslek hastalığına yakalanmasında davacının %10, davalının %90 kusurlu olduğu değerlendirilerek ve davacının maluliyet oranının ATK 2. Üst Kurulu raporunda, 26.07.2017 tarihinden itibaren %22, öncesi %10,2 olarak kabul edildiğinden Mahkemece ilk hükme esas alınan 07.04.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda anılan maluliyet oranlarına göre yapılan hesaplamada, davacının maddi zararının 85.483,61 TL olduğunun hesaplandığı, yapılan hesaplamaya tarafların itiraz ettiği ve kararı istinaf ettikleri,bu kapsamda davacının istinaf talebinde hesap raporuna itirazının olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında da, davacının istinaf sebepleri olan TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak ve pasif dönemin 60 yaşından itibaren hesaplanması gerektiği belirtilerek yeniden hesap raporunun alınması gerektiğinin belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararından sonra 1 hesap 3 ek hesap raporu alındığı,bunlardan kaldırma kararında belirtilen hususlara göre alındığı anlaşılan 15.05.2023 tarihli 1. ek raporda davacının maddi zararının 931.499,44 TL olarak hesaplandığı davacı vekilinin bu tutara göre maddi tazminat tutarını ıslah etmesine göre, ortada davalı taraf lehine oluşmuş bir usuli kazanılmış hak olmamasına karşın, hesap raporunda 2. alternatif olarak yaptırılan hesaplamaya göre davacının maddi zararının 338.864,77 TL olduğu değerlendirilerek asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır.

Somut olayda, davacının, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına esas İlk Derece Mahkemesinin ilk kararında hüküm altına alınan 85.483,61 TL maddi tazminat tutarına ilişkin hesap raporuna itiraz ettiği,devamında istinaf talebinde hesap raporuna itirazını devam ettirdiği, davacı tarafın kaldırma kararından sonra alınan hesap raporlarına ve Mahkemece hükme esas alınan hesap raporuna itirazının olduğu, sadece 15.05.2023 tarihli 1. Ek hesap raporuna göre maddi tazminat tutarına ilişkin talebini 931.499,44 TL olarak artırdığı ve temyiz dilekçesinde maddi tazminat tutarının Mahkemece 931.499,44 TL olarak belirlenmesi gerektiğini beyan ettiğinden, davalı lehine oluşmuş herhangi bir usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğinden Mahkemece yapılacak iş, 15.05.2023 tarihli hesap raporundaki veriler kullanılarak, bilinen dönem sonu(iskontosuz) ve bilinmeyen dönem (iskontolu) sonu uzatılmak suretiyle alınacak hesap raporu ile davacının talep ettiği tutar gözetilmek suretiyle davacının maddi zararı hesaplanarak bir karar vermekten ibarettir.

Ayrıca, davacı vekilinin, asıl dava ile 1.000 TL maddi tazminat,birleşen dava ile 84.483,61 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu,her iki davanın asıl dava dosyası üzerinden birleşmesinden sonra davacı vekilince verilen bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebinin 931.499,44 TL olarak artırılması sonrasında asıl dava dosyası üzerinden arttırılan miktara ilişkin hüküm kurulması gerekirken, birleşen dava dosyası üzerinden talep edilen maddi tazminat tutarının 84.483,61 TL'den ibaret olduğu gözetilmeden, birleşen dava dosyası üzerinden artırılan tutar dahil edilerek maddi tazminata hükmedilmiş olması da isabetsiz bulunmuştur. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının, BOZULMASINA,

3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog