11. Ceza Dairesi 2025/2283 E. , 2025/14924 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2023 tarihli ve 2022/107657 Soruşturma, 2023/74162 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İzmir 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 04.01.2024 tarihli ve 2023/8020 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 04.01.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 28.04.2025 tarihli ve 2024/13193 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2025 tarihli ve KYB-2025/57050 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2025 tarihli ve KYB-2025/57050 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi hâlde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre; müşteki vekilinin 25/07/2022 tarihli şikayet dilekçesinde özetle, polis memuru olan müştekinin ev almak istediğini söylemesi üzerine arkadaşı olan emekli polis Memuru ....aracılığı ile emlak komisyonculuğu işi ile meşgul olan şüpheli ... ... ile tanıştığını, ... ...'in, .... Caddesi No:...D:... ..../ İzmir adresinde bulunan ve sahibi ...'in satış yetkisini içeren vekaleti kendisinde olan dairenin 375.000,00 TL bedelle satılmakta olduğunu, daire sahibi ...'in hastanede yatan yakını için acil paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek 50.000,00 Türk lirası peşinat yatırması halinde dairenin satışını yapacaklarını söylediğini, 15.06.2021 tarihinde müştekinin arkadaşı Kadir Taşdemir ile birlikte şüpheli ... ve daire sahibi olan diğer şüpheli ... ile beraber daireyi gezdiklerini, satış bedeli olarak 375.000,00 Türk lirası üzerinden anlaştıklarını, müştekinin 50.000,00 Türk lirası peşinatı, şüpheli ... ...'in talebi üzerine ... hesabına havale ettiğini, müştekinin ısrarı üzerine şüpheli ...'ın 15.06.2021 düzenleme tarihli teminat senedini düzenleyip imzalayarak verdiğini, göstermelik olarak 15.06.2021 günü tapu müracaatını da yaptıklarını, satışta sorun olmaması bakımından taşınmazın DASK deprem sigortasınin müştekiye yaptırıldığını, bu süreçten sonra şüpheli ...'ın müştekiyi tapu devri için oyaladığını, iki haftadan fazla süre geçtikten sonra müştekinin şüphe üzerine tapu sicil müdürlüğüne gittiğinde, bahsi geçen taşınmazın üzerinde tedbir olduğunun ve satışın imkansız olduğunu öğrendiğini, kendisine ait 05...35 nolu telefondan şüpheli ...'a ait 05...62 nolu telefonu defalarca aramasına rağmen bir türlü ulaşamadığını, günler sonra arkadaşı Kadir aracılığıyla şüpheli ...'a ulaştığında, ...'ın taşınmaz üzerinde tedbir olduğunu kendisinin de sonradan öğrendiğini, aldığı parayı o dönem uygun olmadığından iade edemeyeceğini, ancak onun yerine daha iyi bir ev bulduğunu, İzmir ili, B.... ilçesi, ..... sokak .... blok No:... sayılı adreste bulunan müstakil evin 750.000,00 Türk lirası bedelle satışta olduğunu söylediğini, müştekinin eve bakmak istediğini ancak şüpheli ...'ın her defasında farklı bahanelerle evi göstermekten kaçındığını, yalnızca evin resimlerini gönderdiğini, müştekinin, vermiş olduğu parayı kurtarmak amacıyla beklediğini, Ağustos ayında şehir dışında olan müştekiyi whatsapp üzerinden arayan şüpheli ...'ın, Balçova'daki evin sahipleri ile birlikte olduğunu, pazarlığı bitirdiğini, sözleşme yapacağını ama ev sahibinin 300.000,00 Türk lirası peşinat istediğini, kendisinin arabasını teminat olarak verdiğini ve üzerine 50.000,00 Türk lirası daha acilen verilip sözleşme yapılırsa derhal tapu randevusu alınacağını söylemesi üzerine, parasını da kurtarmak isteyen müştekinin bir kez daha inanarak 12.08.2021 günü banka hesabındaki altınları nakde çevirerek yine diğer şüpheli ... hesabına 50.000,00 Türk lirası daha gönderdiğini, şüpheli ...'ın sözleşmenin yapıldığını söylediğini ancak bu tarihten sonra bir daha şüpheli ...'ın müştekinin telefonlarına cevap vermediğini bu şekilde dolandırıldığı iddiasıyla şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, olayın hukuki ihtilaf boyutunda olduğu ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmış ise de,
Şüpheli ...'in müşteki ve diğer şüphelileri tanımadığını beyan etmesi, şüpheli ...'a ait olan taşınmazın satışına ilişkin olarak şüpheli ...'ın dosyaya şüpheli ... tarafından imzalandığı iddiasıyla protokol fotokopisi ile vekaletname fotokopisini sunması karşısında belge asıllarının şüpheliden temin edilerek, protokolde imzası bulunan tanıkların dinlenmesi, şüphelilerin imza, yazı ve rakam örneklerinin alınması, protokol içeriğinin taraflara açıklattırılması, yine şüpheli ... tarafından dosyaya sunulan İzmir 30. Noterliğinin 22/06/2021 tarihli ve ... numaralı vekaletnamenin ilgili Noterden sorulması ile anılan belgelere ilişkin imza ve yazı incelemesi yaptırılmasının ardından yapılacak inceleme ile şüpheli ...'ın Balçova'daki ev ile ilgili olarak sözleşme yaptığını iddia ettiği emlakçının da dinlenerek, sözleşme aslının temini ile elde edilecek tüm sair delillerin sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.
3.5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa,
Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.
4.Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere;
Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5.Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6.Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçinin, emlakçılık yapan şüphelilerden ... ile arkadaşı vasıtasıyla tanıştığının ve diğer şüpheli ...'e ait Gaziemir'de bulunan dairenin satışı hususunda anlaşmaya varıldığının, ...'in talebi üzerine satış bedelinin bir kısmı olan 50.000,00 TL'nin şüpheli ...'in hesabına yatırıldığının, ...'in şikayetçiye teminat senedi verdiğinin, 15.06.2021 tarihinde satış işleminin yapılacağı yönünde mesaj gönderildiğinin, aynı zamanda taşınmazın zorunlu deprem sigortasının da şikayetçiye yaptırıldığının, buna karşın satışın gerçekleşmediği gibi ödenen paranın da iade edilmediğinin, ayrıca taşınmaz üzerinde tedbir olması nedeniyle satışının da mümkün olmadığının belirlendiğinin, şikayetçinin bir süre sonra şüpheli ...'e ulaştığında, bu kez Balçova'da daha iyi bir ev bulduğunu, ev sahibinin 300.000,00 TL peşinat istediğini, kendi arabasını teminat olarak verdiğini, kalan 50.000,00 TL'nin gönderilmesi durumunda sözleşmenin ve akabinde tapu devrinin yapılacağını söylediğinin, şikayetçinin 12.08.2021 tarihinde aynı hesaba 50.000,00 TL daha gönderdiğinin ancak şüphelilere ulaşamadığının, bu şekilde şüphelilerin haksız menfaat temin ederek atılı suçu işlediklerinin iddia olunması ile şüphelilerden ...'in alınan ifadesinde suçlamayı kabul etmeyerek, ... tarafından verildiğini ileri sürdüğü İzmir 30. Noterliği tarafından düzenlenmiş görünen 22.06.2021 tarihli ve 14107 sayılı vekaletname ve protokol (sözleşme) başlıklı belge ibraz etmesine rağmen, ...'in ifadesinde, tarafları tanımadığını, imzaların da kendisine ait olmadığını söylemesi karşısında; banka hesap hareketleri ile tapu kayıtlarının getirtilmesi, ilgili noterlikten sorulmak suretiyle vekaletnamenin gerçekliğinin araştırılması, vekaletname ve protokol (sözleşme) başlıklı belge asıllarının temin edilerek, imza ve yazıların kime ait olduğunun belirlenmesi, sözleşmede yer alan tarafların ifadelerine başvurulması, şikayetçiye tapu müdürlüğünden mesaj gelip gelmediğinin ilgili kurumdan sorulması, Balçova'da bulunan ve satışı vaadedilen taşınmazın kime ait olduğunun belirlenerek bu kişilerin beyanlarının alınması, şüpheli ....'in belirtilen daireyi satış yetkisinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının ve suç vasfının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...şüphelilerin müştekiye yönelik herhangi bir hileli davranışlarının olduğuna dair kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği, tapu kayıtlarının aleni olduğu, şüpheli tarafından yapılan işlemler sırasında taşınmaz üzerinde bulunan tedbiri görmesini engelleyecek herhangi bir hileli harekette bulunulmadığı, İzmir ili, .... ilçesi, ....sokak .... blok No:... sayılı adreste bulunan müstakil ev yönünden ise şüphelinin müştekiye evi gezdirmemesi ve yalnızca fotoğraflarını göndermesi ile sonrasında acil kapora istemesi olayında hileli bir davranışın varlığından söz edilemeyeceği, bu bakımdan dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı, kaldı ki şüpheli tarafından müştekiye borcuna karşılık senet verildiği ve borcun inkar edilmediği, ortada suç teşkil eden herhangi bir durumun söz konusu olmadığı, müştekinin dilerse hukuk mahkemelerinde dava açma hakkının bulunduğu..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.İzmir 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 04.01.2024 tarihli ve 2023/8020 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.