11. Ceza Dairesi 2025/2140 E. , 2025/14926 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2024 tarihli ve 2023/702 Esas, 2024/110 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 203/1, 62, 52. maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükme yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 21.04.2025 tarihli ve 2024/18015 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.05.2025 tarihli ve KYB-2025/55111 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.05.2025 tarihli ve KYB-2025/55111 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Mühür bozma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203/1, 62... /2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/10/2015 tarihli ve 2015/388 esas, 2015/1023 sayılı kararının 09/12/2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 02/07/2020 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine hakkındaki hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 62... /2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/02/2024 tarihli ve 2023/702 esas, 2024/110 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/10/2015 tarihli kararının, sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre 01/12/2015 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de,
1.7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'u uyarınca öncelikle bilinen son adrese normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
Somut olayda, sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/10/2015 tarihli kararının, sanığın en son bildirmiş olduğu ve aynı zamanda mernis adresi olan adresine tebliğe çıkartıldığı, ancak sanığın adreste yaşayıp yaşamadığına ilişkin bir tespit yapılmadığı anlaşıldığından, doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca yapılan tebliğin usulsüz olduğu, bu haliyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suçların işlendiği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,
2.Kabule göre de;
Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan mühür bozma suçu için kanunda öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanığın müsnet suçu 12/09/2014 tarihinde işlediği, 30/09/2015 tarihinde Mahkemece savunmasının alındığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, sanığın sorgusunun yapıldığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanığın sorgusunun yapıldığı 30/09/2015 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 22/02/2024 tarihine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2.Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2015/388 Esas, 2015/1023 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, 09.12.2015 tarihinde kesinleştirildiği ve sanığın beş yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanarak mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmış ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligatlarla ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre tebligat çıkartılıp, çıkartılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca MERNİS şerhi düşülerek tebliğ işleminin tamamlanmasının gerektiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanığa 01.12.2015 tarihinde doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereği tebliğ edildiği, ancak açıklanan nedenlerle tebliğin usulsüz olduğu, usulünce kesinleşmeyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yönünden denetim süresinin başlamadığı ve dava zamanaşımının durmadığı, sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 203. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın sorgusunun yapıldığı 30.09.2015 tarihi olduğu ve bu tarihten hüküm tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
3.5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2024 tarihli ve 2023/702 Esas, 2024/110 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.