Esas No
E. 2024/19975
Karar No
K. 2025/7192
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2024/19975 E.  ,  2025/7192 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

BEŞİNCİ DAİRE

Esas No: 2024/19975
Karar No: 2025/7192
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:

Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı ve anılan Mahkemenin ... tarih ve E... K... sayılı kararı ile özetle; "(...) 2018 yılında Emniyet Genel Müdürlüğünce 'Kontörlü (büfe) Sabit/Ankesörlü Telefon Hattı Ardışık (Peşi Sıra) Aramaları' konusu ile ilgili rapor düzenlendiği, buna göre; '...Örgüt mahrem sorumlularının bir noktada TSK içerisindeki mensuplarınca en son çare olarak ardışık arama yaptıkları, normalde şahıslar ile yapılan sön görüşme tarihinde bir sonraki görüşmenin yeri ve zamanı verildiği, ardışık aramanın ise genelde toplantılara gelmeyenleri uyararak toplantıya çağırmak veya planlamalardaki değişiklilkleri bildirmek amaçlı olduğu, dolayısı ile şahıs toplantılara geliyor ve örgütü 17/25 Aralık 2013 sonrasında sahipleniyor ise ardışık aramadan tespit edilemeyeceği veya internet tabanlı programlar ile mahrem sorumlusu ile görüşüyor olabileceği de gözardı edilmemelidir' şeklinde değerlendirme yapıldığı dikkate alındığında sanığın savunmasında örgüt mensuplarınca görüşmek istemediğini ve görüşmeye gitmediğini ifade ettiği, bunun üzerine kendisinin arandığını beyan ettiği dikkate alındığında bu kadar yoğun şekilde ardışık yöntem ile aranmasının da sanığın bu savunmasını destekler mahiyette olduğu, bu hususunda istihbarat birimleri raporu ile doğrulandığı, yine sanığın örgüt mensupları ile görüşmek istemediğini ifade ettikten sonra komutanlarınca mobbing uygulanarak disiplin cezaları verildiği, (...) sanığın 17/25 Aralık 2013 sürecinden sonra örgütle ilişkisi olduğuna dair dosyaya delil yansımadığı hususları ile Yargıtay İçtihatları birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu eylemlerde terör örgütü üyeliği için aranan örgüt lehine çeşitlilik, yoğunluk ve devamlılık unsurlarının bulunmadığı ve de sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yetecek her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği" gerekçe gösterilerek davacının "müsnet suçtan beraatine" karar verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeksizin 27/11/2019 tarihinde kesinleştiği, bu durumda, yargı kararı ile FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir iltisak veya irtibatının bulunmadığı tespit ve tevsîk edilmiş olan davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde sebep yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 06/02/2023 tarih ve E:2021/3106, K:2023/736 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararı üzerine dairelerince verilen 31/01/2024 tarihli ara karar uyarınca sunulan bilgi belgeler, tarafların bu doğrultuda sunduğu ek beyanlar ile dosyada mübrez bilgi belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı açılan ceza davası neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, davacının 2011-2013 yıllarında sohbetlere katıldığı ancak 2013 yılı başında örgüt mensupları ile görüşmeyi bıraktığı ancak aranmaya devam edildiği, davacının görüşmek istemediği, davacıya mobbing uygulanarak disiplin cezası verildiği, devre kaybı yaşatıldığı hususlarının ceza yargılamasında tanık ifadeleri ile doğrulandığı, davacının 2012-2014 yıllarında ardışık arama yöntemiyle 35 kez ardışık olarak aradığı fakat en son aramanın 23/02/2014 tarihi olduğu ve 22/11/2013 tarihinden sonra yapılan aramalara cevap vermediği, bu tespitler dışında davacı hakkında başkaca tespitin bulunmadığının anlaşıldığı, bu durumda, FETÖ/PDY'nin örgütsel bir yapı olduğu yönünde kamuoyunda bilinç oluşmasıyla birlikte bu yapıyla irtibatını sonlandırdığı yönünde tespitler ve lehine ifadeler olan ve hakkında 17/25 Aralık 2013 sürecinden sonra örgütle ilişkisi olduğuna dair başkaca bir delil olmayan davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesine istinaden kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yapılacak değerlendirme için herhangi bir delile dayanma zorunluluğunun öngörülmediği, yürüteceği kamu hizmetinin doğrudan ülke güvenliğinde ve asayişin sağlanmasında önemli bir yere sahip olması ve görevin hassasiyeti de birlikte dikkate alındığında, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin her yönüyle hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 17/25 Aralık öncesi terör örgütü olarak ilan edilmeyen yapıyla üyelik bilinciyle görüşmediği, sonrasında da hiçbir şekilde bağ kurmadığı, bağını koparması sebebiyle Kara Harp Okulu öğrencisiyken mobinge maruz bırakıldığı, FETÖ irtibatlı öğretmenler tarafından sınıf tekrarı yaptırılarak devre kaybına uğradığı, hakkında ceza mahkemesince beraat kararı verildiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:

Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.

Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.

MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.

23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde;

27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir.

Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. madde uyarınca Milli Savunma Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

Diğer yandan, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.

Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.

AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).

Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.

Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.

Dava dosyasının incelenmesinden, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince; davalı idare dahil çok sayıda kuruma gönderilen ara kararı ile davacının kamu görevinden çıkarılmasına esas alınabilecek FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olduğuna dair bilgi ve belgeler bulunup bulunmadığının sorulması üzerine gelen cevaplarda davacı hakkında bu hususta bir delil ve tespit sunulmadığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan davacıya ait beyanların ;"Soruşturma aşamasında ben samimi beyanlarda bulundum, bu yapıyla ilgili tüm bildiklerimi anlattım, ben üniversiteye hazırlandığım süreçte, bir yıl başı gecesinde sınıftan 1, 2 arkadaşımın davetiyle cemaat yapısının evlerine gittik, maklube yemeği yapmışlardı, sonra ... kod adlı kişi birlikte ders çalışmak isteyen varmı diye sordu, zaten bir çok kişinin ders grubu vardı, ben T.Ç., O.O., Y. soy adını hatırlayamadığım arkadaşım birlikte ders çalışmaya gidiyorduk, ancak bu kişiler devlet memuru değiller özelde çalışan kişilerdir, polisde bunlara gerek yok diyince bunları ayrıca teşhis etmedim, yoksa gizlediğim bir bilgi yoktur, tüm bildiklerimi anlattım, bunlar sonraki süreçte örgütle bağlarını devam ettirip ettirmediklerini bilmiyorum, ben 2010 yılında harp okuluna başlayınca bu kişilerle görüşmeyi başladım, ben eskiden beri asker olmak istiyordum, babam polisdir, bu nedenle özeniyordum, polislik sınavlarından elendim, ayrıca hava harpokulu sınavlarına girdim, ancak 18 yaşında olduğum halde hipertansiyonun vardiyerek beni elediler, itiraz edecektim fakat bir gün sonra karaharp okulunu yedekten kazanmıştım, oraya çağırınca itiraz etmedim oraya gittim, karaharp okulunu kazanınca K. veya T. kod adlı kişi beni arayarak görüşmek istedi, görüştüğümüzde ima yoluyla askeriyede nasıl namaz kılınacağını anlattı, ben buna gerek olmadığını söyledim, ima yoluyla asla namaz kılmadım, sonraki süreçte ... kod adlı kişi beni arayarak görüşelim dedi, yılda 2-3 kez ben ve M.K. gidip görüşüyorduk, 2013 yılında annem babam Ankaraya taşınınca ben E. kod adlı kişiyle görüşmeyi bıraktım, beni arayarak neden gelmediğimi sordu, gitmek istemediğimi söyledim, H. kod İ.B. 2013 Nisan Mayıs ayında evimizin orda bulunan otobüs durağına gelerek yanında biri de vardı, görüşmek istediğini söyledi, gittiğimde bir cafeye oturup neden gelmek istemiyorsun dedi, ben gelmek istemediğimi açık şekilde söyledim, bir daha görüşmedim ancak M.'nin gidip geldiğini biliyorum, ben görüşmeyi bıraktıktan sonra bundan önce M.K.'yla aynı koğuştayken denetleme koğuşuna hiçbir gerekçe olmadan aldılar, burda mobing uygulayarak disiplin cezaları verdiler, bir hocanın 2 dersinden geçemeyince devre kaybına uğradım, 2015 yılında bir kez yine aradılar ben görüşmek istemediğimi bir daha ifade ettim, 2016 yılında E. kod arayarak gel görüşelim hakkını helal et dedi, ben hakkımı helal ettim , ancak görüşmek istemediğimi söylerek telefonu kapattım, ben hattımı bana ulaşmasın diyerek 4-5 kez telefon hattımı değiştirdim, benim takım komutanım, derste bırakan hoca, bölük komutanım, ihraç olmuştur, barkod sistemini getirip devre kayıplarının göz önüne alınmasına çalışan komutan darbecilerce derdest edilmeye çalışıldı. Ben bu örgütün mağduruyum, üyesi değilim, suçsuzum beratimi talep ediyorum, ben devre kaybı olduğum için E.'nin devreleriyle okumak zorunda kaldım, bu soruşturma nedeniyle tanışmış olduk, kendisiyle aynı eve hiç gitmedik ayrıca B.B. Sakaryalı olup karaharp okulundan tanırım, öncesinden tanımam, örgütle ilgili bir faaliyetini bağını bilmiyorum, M.K. ile ilgili bildiklerimi anlattım, diğer isimleri ise tanımam" şeklinde olduğu görülmüştür.

Anılan mahkeme kararının ve davacıya ait beyanların tetkikinden, davacının askeri okullara hazırlık sürecinde örgüte müzahir evlerde kaldığı, Harp Okulu'na başladığı dönem itibariyle FETÖ yapılanması içerisinde yer alan mahrem imamlarla ankesörlü hatlar üzerinden belirli periyotlarda görüşme sağladığı, örgüt toplantılarına katıldığını belirten ikrar içeren beyanlarının olduğu, bu durumda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisakı ve irtibatı açık olan davacı hakkında kamu görevinden çıkarılmasına dair tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;

2.Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,

3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. KARŞI OY : Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davalının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog