T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/499
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/04/2023
NUMARASI : 2014/1459 E-2023/269 K
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin asıl ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle; davalı kurum ile dava dışı ... Madencilik Enerji Tarım Ürünleri Tersane İşletmeciliği San ve Tic. AŞ arasında " ... bağlı ... Linyit İşletmeleri Müessesesi Müdürlüğü (...) " Tınaz ocağında üretilecek ve idarece stok sahasına getirilecek 5.000.000 ton kömürün yüklenici tarafından kurulacak 200 ton/saat kapasiteli lavvar tesisinde 5 yıl süre ile yıkatılması işine ilişkin sözleşme akdedildiği, ... Madencilik ihale ile aldığı işi davalı kurumun da onayı ile davacı ... Kömür San ve Ticaret AŞ firmasına (isim değişikliği ile: ... Enerji Mad. San ve Tic AŞ olmuştur) devrettiği, davacının 23.02.2010 tarihinde Muğla İli Yatağan ilçesinde bulunan Tınaz ocağında işe başladığı işin başından beri davacı şirket tarafından yıkanan kömürler, Tınaz kriblaj stok sahasından mevcut olan Doğu Panosundan beslenen stoktan alındığı davacı ... yıkama işini ... kontrol teşkilatında çalışan görevli maden mühendisleri eşliğinde ve gözetiminde yapmasına ve davacı sözleşmedeki bütün standartları yerine getirmesine rağmen davacının yıkadığı kömürlerden GELİ mühendislerinden alınan numuneler üzerinden GELİ laboratuvarından çıkan sonuçlara göre sözleşme 17.3 md gereğince her gün kül cezası kesilmeye başlandığı, sözleşmenin 17.3.b md sinde yazan üretilecek olan tüvenan kömür özelliklerinde değişime bağlı olarak kalori ve kül değerlerinde aşırı sapmalar olması durumunda masrafı yükleniciye ait olmak üzere yüzdürme-batırma testleri yaptırılarak ortaya çıkan sonuçlara göre yeniden değerlendirme yapılacağı, buna göre tesiste ortaya çıkan olumsuzluk kömür özelliği değişiminden kaynaklanmıyorsa itiraz geçersiz sayılarak öngörülen ceza uygulanacağı, kömür özelliğine bağlı ise firma ile idarenin karşılıklı mutabakatı ile çözüleceği ifadesinden kaynaklanan hakkını kullanmaya karar veren davacı yüzdürme batırma deneylerinin tekrar yapılması için cezaya konu olacak kül yüzde oranlarının belirlenmesi için 09.04.2010 tarihinde 2743 sayılı dilekçeyi GELİ ye vererek müracaat ettiği , GELİ danışman üniversite Dokuz Eylül Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü Profesörlerinden ...'a çalışma yaptırdığı, bu çalışma neticesi minumum%72 olan kuru bazda şist kül oranı iri devre şisti için kuru bazda kül oranı %67(-3 tolerans) , ince devre için kuru bazda kül oranı %65 (-3 tolerans) olarak belirlendiği, davacı yeni belirlenen kül ceza oranlarının uygulanması için ... ye 05.08.2010 tarihli yazı ile müracaat ettiği , ancak ... nin denetiminde yapılan bilimsel çalışmalar nazara alınmayarak davalının Hacettepe Üniversitesine bir çalışma daha yaptırdığı öğrenildiği, nasıl belirlendiği belli olmayan yeni kül ceza oranları tek taraflı olarak ... tarafından belirlenerek yürürlüğe konulduğu oysa sözleşme 17.3.b maddesine göre kömürün kalori ve kül değerlerinde aşırı sapmalar kömürün özelliğine bağlı ise firma ile idarenin karşılıklı mutabakatı ile çözüleceği belirtildiği, idare kül değerindeki aşırı sapmaların kömürün özeliğinden kaynaklandığını, yeni kül oranlarını belirleyerek ve kül ceza oranlarını tek taraflı da olsa uygulamaya koyarak kabul ettiği, ... sözleşmenin anılan maddesini ihlal ederek davacı ile mutabık kalmadan 25.01.2011 tarihinde kül ceza oranlarını ince devrede %66 ya, iri devrede %67 e indirdiği, davacının davalı kuruma verdiği 29.12.2010, 10.01.2011, ve tekrar 10.01.2011 tarihli dilekçelerde numunelerin teknik şartname 8.2 md rağmen kendi bilgileri ve nezaretleri dışında alındığını, hatta atık tüvenanı karıştırarak numune alındığını belirterek ihbar ve itirazda bulundukları, davalı kurum bu yazılara 12.01.2011 tarihinde gayri ciddi cevap verdiği, ayrıca davacının 06.12.2010 tarihli davalı kuruma verdiği dilekçede stoktaki kömürlerin kızışmaktan ötürü yandığını, bu nedenle fiziksel özellikleri değişeceği, bu durum lavvar çıkış temiz kömür ve atıkların da kimyasal özelliklerini ( kalori- kül - nem) değiştirebileceği şeklindeki ihbar ve itirazlarına davalı kurum cevap vermediği, 09.04.2010 tarihindeki itirazları 25.01.20211 tarihinde 9 Eylül Üniversitesinin bulduğu kül ceza oranları ile alakası olmayan yeni kül ve ceza oranı tek taraflı irade ile uygulamayla konulduğu, bununla ilgili fark ödemesi 2011 Şubatta yapıldığı, bu oranlar üzerinde mutabık kalınmadığına ilişkin tutanak düzenlendiği, davalı tarafın bilimsel olmayan ve taraflarca mutabık kalınmayan kül cezaları uygulamaları nedeniyle davacı şirket ekonomik dar boğaza sokulduğu ödemeler eksik ve geç yapıldığından sözleşmenin ifası için davacı gerekli yatırımları yapamadığı, işle ilgili kar oranları düştüğü bu nedenle ödeme güçlüğüne düştüğü, çalışmalarını sürdürebilmek için davalı kuruma şifahen müracaat ettiği, davacıya yeni termin programı yapması şeklinde yol gösterildiği, 25.03.2011 tarihinde davacı yeni termin proğramı sunduğu , akabinde tamburu kurduğu, şartnamede görülen eksiklikleri giderdiği ve yeni yatırımlar yaptığı ancak davacı dilekçesine cevap verilmediği, davacı tüm hazırlıklarını tamamlayıp 23.06.2011 tarihinde yeni dilekçe ile 24 Hazirandan itibaren üretime başlayabileceğini bildirdiği, 24 Haziran'da tesise gittiğinde davalı yetkililerini bulamadığı, davalı davacının tamamladığı eksiklikleri görmeye ve bant kantarlarının kalibrasyonunu yapmaya gelmediği ve böylece davacının çalışması zımnen engellendiği, davacının 09.09.2011 tarihli dilekçe ile önceki dilekçelerine cevap verilmediğini, işe başlamalarının engellendiğini 2.500.000,00 $ piyasaya borçlandıklarını bir an önce dilekçelerinin işleme konulmasını talep ettiği, dilekçelerine cevap alamayan ve icra takiplerine maruz kalan davacı 12.03.2012 tarihinde iki ihtar davalıya keşide ettiği ve davalının sözleşme amir hükmü gereğince uygulanması gereken kül ceza oranlarını uygulamayıp, tek taraflı oran ve cezalar uyguladıkları, kendilerinin ödeme güçlüğüne düştükleri, davalının sözleşmeye aykırı tutumunu değiştirmesini aksi halde ceza ve tazminat haklarını saklı tuttuklarını belirttikleri, davalı 04.04.2012 tarihli yazı ile 17.08.2009 tarihli devir protokolü ve sözleşme gereğince firmanın uyarı ve ihtarlara rağmen şartname ve sözleşme hükümlerine göre yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve termin programlarına uymamış olması nedeniyle Yönetim Kurulunun 01.03.2012 tarihli 9/84 sayılı kararı ile sözleşmenin feshedildiği belirtildiği, sözleşmenin feshinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, davacı şirket fesihten ... ... Müessese Müdürlüğünün 09.03.2012 tarihli ... Enerji Firmasının durum tespit tutanağı düzenlemesi için davet edilmesi konulu yazısı ile haberdar olduğu, 9/84 sayılı karar davalı kurumun fesih iradesini ortaya koyan bir karar ise de bu kararın davacıya tebliğ edilmediği, ayrıca fesih yazısında somut bir gerekçe bulunmayıp 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu 20. maddesinden bahsedilmiş olduğu, anılan kanun gereği süreler davacıya verilmediği, davacı 19.03.2012 tarihli yazı ile feshe itiraz ettiğini bildirdiği, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davalı kurum ile muarazanın giderilmesini, feshin haksız ve kötüniyetli olduğunun tespiti ile tek taraflı fesih isteminin iptaline, davalı tarafından davacı şirket aleyhine sözleşmeye aykırı şekilde kesmiş olduğu kül cezalarının varsa gerçek miktarının HMK 107 e göre toplanacak delillere göre tespiti ile aradaki farkın hakediş tarihlerinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesi talep etmiş, 10.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de kül cezası miktarının 209.485,00 TL’ye ıslah ettiklerini beyan ederek, teminat mektubunun taraflarına iadesi ile 209.485,00 TL kül cezasının hakkediş tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, haksız feshin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili özetle; dava konusu sözleşmedeki işin devri ile ilgili ... Kömür San ve Tic AŞ firması ile Kurum arasında 17.08.2009 tarihinde protokol imzalandığı, devir protokolünün 5. maddesinde ... Kömür San ve Tic AŞ firrması ... Mad Enerji ... AŞ firmasının yer teslim değerlerini kabul edeceği devir işini takiben 15 işgünü içerisinde iş proğramını idarenin onayına sunması gerektiğinin belirtildiği, ... Kömür San Tic AŞ firması 18.09.2009 tarihli yazısı ile Kuruma başvurarak firma ünvanını ... Enerji Mad San ve Tic AŞ olarak değiştiğini belirterek iş programını bu ünvan altında teslim ettiği, GELİ Müessese Müdürlüğünün Genel Müdürlüğe muhatap 21.04.2010 tarihli yazısı ve eklerinde Yönetim kurulunca onaylanan iş programında üretime geçiş tarihi 01.01.2010 olduğu ve ... Enerji Mad San ve Tic AŞ firmasının 23.02.2010 tarihinde çalışmaya başladığı, ancak Kontrol Teşkilatının yapmış olduğu incelemede tesisin Teknik Şartname 2 , 3.2 , 3.3, 5, 8.1, 9.3, 10. maddesine gereğince eksiklikler tespit edilerek yüklenici firmadan 03.03.2010 tarih 1790 sayılı yazı ile eksikliklerin giderilmesi istendiği ancak firma Kuruma bildirdiği adresinde bulunmaması nedeniyle firma yetkilisine elden teslim edildiği, firmanın eksikliklerin giderilmesi ile ilgili herhangi bir faaliyette bulunmaması üzerine tekrar 18.03.2010 tarih 2263 sayılı yazı ile uyarılarak eksikliklerin 20 gün içinde giderilmesi ve verimli çalışmaya başlanılması aksi halde sözleşmenin feshine ilişkin 27. maddesinin uygulanacağı bildirildiği, firma GELİ Müessese Müdürlüğüne ilettiği 30.03.2010 tarihli yazı ile taahhüdünü yerine getireceğini belirttiği ancak anılan sürede eksiklikleri gidermediği, bu arada GELİ Müessese Müdürlüğünün 16.07.2020 ve 11.10.2010 tarihli yazılarında ... Madencilik yeniden yapılandırma çalışmalarını tamamladıktan sonra 23.02.2010 tarihinde lavvar tesisini yeniden çalıştırmaya başladığı, 23.02.2010 tarihi öncesinde ve sonrasında Tınaz ocağında kömür üretiminin Doğu panosundan yapıldığı, Doğu panosundan üretilen kömürlerin lavvar tesisi yakınlarında stoklandığı, stoklanan kömürlerin de yüklenici firmanın kendi imkanları ile lavvar tesisine beslediği ancak geçen zaman içinde lavvar tesisinde yıkanan kömürlerin sözleşme gereği minimum %72 olması gereken kuru kül(şist) oranına ulaşmadığı, sözleşmedeki %72 kuru kül(şist) oranına esas yüzdürme batırma deneylerinin yapıldığı, kömür numunelerinin Batı Dragline Panosundan alındığı ve bunun üzerine yüklenici firmanın 09.04.2010 tarihinde müesseseye yazılı olarak başvurarak sözleşmenin 17.3 md çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere kömür özelliklerinin yeniden tespitine yönelik deneylerin 9 Eylül Üniversitesi Maden Fakültesine yaptırılmasının uygun görülerek 29.04.2010 tarihinde Müessese teknik elemanları katılımıyla lavvar tesisi besleme bandından alınan kömür numuneleri ile Dokuz Eylül Üniversitesi Maden Fakültesi üyelerinden Prof. Dr. ... tarafından yapıldığı, bunu müteakip hazırlanan rapor da ... Madencilik lavvarında yıkanan kömür özeliklerinin kül(şist) oranları yönünden iri devrede kuru bazda %67 ( -3 tolerans) ince devrede kuru bazda %65 (-3 tolerans) olması gerektiği tespit edildiği ve bu yönde sözleşmede kuru kömüre ait min. kül değerinin yeniden düzenlenmesi ve kesilen cezaların geriye dönük yeniden hesaplanması hususunda Müessese Müdürlüğünün talimatlandırılması istendiği, 26.08.2010 tarihli yazıda itirazın zamanında yapılarak o tarihte tüvenan kömürden alınacak şahit numuneler ile yüzdürme batırma testlerinden elde edilen şist kül değerlerine göre işlem yapılması gerektiği bu nedenle geriye dönük itirazın yerinde görülmediği diğer taraftan 5 yıllık süreçte Tınaz ocağından üretilecek kömürlerin yıkanmasına ait imzalanmış hizmet sözleşmesinde şu an Doğu panosunda yapılmakta olan kömür üretiminin ileri yıllarda planlanan durumu göz önüne alınarak kül değerlerinde yapılacak değişikliğin saha genelini temsil etmesinin gerektiği, bu nedenle Dokuz Eylül Üniversitesi Maden Fakültesi Bölümünce Doğu panosuna ait kömürler üzerinde yapılan testlerin saha genelinden alınacak numuneler ile yeniden yapılması gerekliliği bildirildiği, diğer yandan GELİ Müessese Müdürlüğünün 09.11.2010 tarihli yazısında firmaya Yatağan Noterliğinin 28.05.2010 tarihli ihtarı ile 20 gün içinde eksikliklerin giderilerek sözleşme ve şartnameye uygun şekilde çalışmaların başlanarak kesintisiz devam ettirilmesi aksi takdirde sözleşmenin feshedileceği ihtar olunduğu, ihtar sonucu müessesece yapılan incelemede tanzim olunan 28.10.2010 tarihli tutanak ile noksanların tamamlandığı tespite dildiği ve 01.07.2010 tarihinde firmanın çalışmalarına başladığı, ancak kontrol teşkilatının en son 05.11.2010 tarihinde yapmış olduğu inceleme neticesinde sistemde otomatik yoğunluk ölçerin olmaması elektronik bant kantarının yedeğinin olmaması, otomatik numune alıcılarına ve numune kaplarına uygun bir düzenleme getirilmesi gerektiği tespit edildiğinden bu şekilde tesisin çalışması uygun olmayacağı görüşüyle 08.11.2010 tarihinde tesisin çalıştırılmasının durdurulduğu firmaya bildirildiği, Lavvar tesisinin GELİ Müessese Müdürlüğünce durdurulmasına firmanın itirazı üzerine Genel Müdürlük makamının 10.11.2010 tarihli talimatı ile görevlendirilen heyet tarafından aynı gün sahaya hareket ederek lavvar tesisinde gerekli incelemeler yapıldığı ve H.Ü Maden mühendisliği Bölümü Cevher Hazırlama Ana Bilim Dalı Öğretim üyelerince yerinde yapılan çalışmalara ait sonuçlar ve rapor değerlendirilerek 25.11.2010 tarihli takrir eşliğinde makam onayına sunulduğu, 26.11.2010 tarihli yazılarında Genel müdürlük makamının 25.11.2010 tarih 3687 sayılı kararı ile H.Ü Maden mühendisliği Bölümü Cevher Hazırlama Ana Bilim Dalı Öğretim üyelerince hazırlanan rapor içeriği ve Yatağan Termik Santralini besleyen Tınaz kömürlerinden üretilecek santral spefikasyonlarına uygun yıkanmış kömüre olan ihtiyaç nedeniyle firma ve GELİ Müessese Müdürlüğü kontrol teşkilatınca ilişikte sunulan rapordaki önerilerin yerine getirilmesi ve lavvar tesininin tekrar devreye alınarak çalıştırılmasının uygun görüldüğü belirtildiği, tesisin durdurulması aşamasında Teftiş kurulu Başkanlığının 30.11.2010 tarihli yazısı ile tesiste tespit edilen eksikliklerin Kurumca tanınacak makul sürede Şartname ve sözleşmede yer alan şekli ile giderileceğine dair taahhütte bulunulması gerektiği hususunun yükleniciye tebliği ve Yönetim Kurulunun onayına sunulmak üzere H.Ü Maden Müh. Bölümü Cevher hazırlama Ana Bilim Dalı Öğretim Üyelerince hazırlanan rapor içeriğindeki öneriler de dikkate alınarak sözleşmede ve şartnamede değiştirilecek şist kül değerlerinin yeniden belirlenerek Komite kararı ile birlikte Genel Müdürlüğe gönderilmesi istendiği, daha önce (Şist) kül değerlerinin sözleşmede yeniden düzenlenmesi ile ilgili GELİ Müessese müdürlüğünün 17.12.2010 tarihli Yönetim Komitesi kararında H.Ü Maden mühendisliği Bölümü Cevher Hazırlama Ana Bilim dalı Öğretim üyelerince Kasım 2010 tarihinde hazırlanan rapor doğrultusunda; (-150+18mm) boyutlu şistin kül değerinin %67, (-18-0,5mm) boyutlu şistin kuru kül değerinin %66 olarak değiştirilmesi ve sözleşmenin kül cezası başlıklı 17.3 maddesinin bu oranlara göre yeniden düzenlenmesi hususunda ... Yönetim kurulu karar istihsali için Genel Müdürlüğe arzına, gerekli işlemlerin İstihsal Şube Müdürlüğünce yürütülmesine oybirliği ile karar verildiği belirtildiği, diğer taraftan GELİ Müessese Müdürlüğü yazısı ile Genel Müdürlük makamının 29.11.2010 tarihli talimatı doğrultusunda Müessese Müdürlüğünce oluşturulan komisyon tarafından hazırlanan lavvar tesisindeki tespitlerle ilgili rapor yazı ekinde gönderilerek Tınaz lavvarının tekrar devreye alındığı bildirildiği , GELİ Müessese müdürlüğünce yazılan yazı ile firma tarafından 28.12.2010 tarihinde eksiklikleri 15.02.2011 tarihine kadar gidereceğine dair taahhütnamenin alındığı belirtildiği, akabinde davacı firmanın 14.01.2011 tarihli dilekçesi ile eksikliklerin 15.02.2011 tarihine kadar giderilemeyeceğini bildirmesi üzerine 15.02.2011 tarihine kadar 750 saatlik bakım onarım süresi verildiği, ancak davacı firma ile kurum arasında 17.08.2009 tarihinde imzalanan devir protokolünden uzunca bir süre geçtiği halde mevcut eksikliklerin teknik şartnameye göre tamamlanmamış olması, devir protokolü 17.6.2.1 maddesinde aylık kömür miktarından arka arkaya 3 ay süreyle aylık terminden %80 daha az kömür yıkanması durumunda sözleşme idare tarafından feshedilebileceği devir protokolü ve sözleşmesinde idarenin sözleşmeyi feshetmesi ile ilgili 27 maddesinde belirtilen hallerin doğduğu gözlemlendiği, davacıya birçok kez süre verilerek eksikliklerin giderilmesi istendiği halde davacı tarafından eksiklikler giderilmediği bu nedenle açılan davanın haksız ve yersiz olup reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili özetle; davalı şirket arasında Tınaz ocağında üretilecek ve idarece stok sahasına getirilecek 5000.000 ton kömürün yıkatılması işi ile ilgili olarak 31.07.2007 tarihinde sözleşme imzalandığı ve 03.10.2007 tarihinde yer teslimi yapıldığı davalı tüm uyarılara rağmen edimini yerine getirmediği veya eksik getirdiği bunun üzerine sözleşme bozularak hesap kesme hakkedişinde 1.243.454,72 TL ceza tahakkuk ettirildiği ve bu bedelin de davalı şirket tarafından ödenmediği belirtilerek 1.243.454,72 TL alacağın sözleşmenin feshi tarihi 01.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Fer’i müdahil ... 10.11.2014 tarihli dilekçesinde özetle; davacı ile ... arasında ...’nin tek taraflı irade beyanı ve haksız nedenle fesih sabit olduğundan bu haksızlığı örtbas etmek için davalının ... bünyesindeki Teftiş kurulu yetkililerinin bazılarının, ... yönetim kurulundaki üyelerinin bazıları ... Enerji'nin Yatağan işinden sorumlu GELİ deki bazı kişilerin ... Enerjinin işçilerini organize ederek, taraflarına işin işleyişi ile ilgili attırdıkları iftiralar sonucu hakkında Yatağan Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/172 sayılı ceza davası ile eldeki davaya konu iş ile ilgili edimin ifasına fesat karıştırma suçlaması ile kamu davası açılmış olduğu, Yatağan Asliye Ceza Mahkemesi 2013/172 Esas sayılı ceza davasında tanık olan kişiler hakkında yalancı tanıklık iftira TCK’nın 277. maddesine dayanak suç duyurusunda bulunduğu, ... Enerjinin işi haksız yere feshedildiğinden, ... Enerji borçlarından dolayı fesih öncesi icra taahhütleri verdiğinden bu haksız fesih sonucu icra taahhütlerini yerine getirmediğinden hakkında icra ceza mahkemesince 2012/98-104-105 sayılı dosyaları ile tazyik hapsi hükmü kurulduğunu beyan ederek davaya katılma isteğinin kabul edilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; dava ve birleşen davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusunun, asıl davada taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince davalı idare tarafından yapılan fesih haksız olduğundan iptali ile karşılıklı mutabakat olmaksızın fazladan kesilen kül cezalarının iadesi talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında, Tınaz ocağında üretilecek ve idarece stok sahasına getirilecek 5000.000 ton kömürün yıkatılması işi ile ilgili olarak 31.07.2007 tarihli sözleşmenin devir protokolü ile davacıya idarenin onayı ile devredildiği, davacı yüklenici şirketin bir kısım işi tamamladığı hususunda anlaşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki anlaşmazlığın davacı yüklenicinin işi gereği gibi ve eksiksiz yerine getirip getirmediği, davalı idarenin sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı, davacıdan kesilen kül cezalarının yerinde olup olmadığı ve davacı yükleniciye iadesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanığı, mahkemece ikinci olarak alınan SMMM, sözleşme uzmanı, maden mühendisi bilirkişiden oluşturulan 09.08.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 21.11.2022 tarihli ek raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli ve hüküm vermeye elverişli olduğu görülerek hükme esas alındığı, (Birinci raporun dosya kapsamına uygun düşmediği ve hüküm vermeye elverişli olmadığı görülerek dikkate alınmadığı), 2. bilirkişi heyet raporu-ek raporu, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; Tınaz Ocağında üretilecek ve İdarece stok sahasına getirilecek 5.000.000 ton kömürün, yüklenici tarafından kurulacak 200 ton/saat kapasiteli lavvar tesisinde 5 yıl süreyle yıkatılması işinin ihalesinin 31.07.2007 tarihinde yapıldığı, ihaleyi ... Madencilik Enerji Tarım Ürünleri Tersane İşletmeciliği San ve Tic AŞ kazandığı, ... Mad :... AŞ ile davalı ... arasında 20.09.2007 tarihinde sözleşme yapıldığı ve 03.10.2007 tarihinde yer teslimi yapıldığı, devir Protokolü ile ... Madencilik .... AŞ’nin 27.08.2008 tarihi itibariyle 37187 ton yıkama gerçekleştirdiği ve 5.000.000 tondan bakiye 4.962.813 ton ( 1845 $ x4.962.813= 9.156.390 $) işini davacı ... Kömür San ve Tic AŞ firmasına devrettiği, 01.04.2009 tarihinden bu protokolün idare tarafından onaylandığı tarihe kadar geçecek sürede termin cezası uygulanmayacağı belirtildiği, davacı ... Kömür San ve Tic AŞ 18.09.2009 tarihinde ... ye başvurarak firma ünvanını ... Enerji Mad San ve Tic AŞ olarak değiştiğini belirterek iş programını bu ünvan altında teslim ettiği, 09.04.2010 tarihinde davacı firma Tınaz lavvar işinin yüklenicisi olarak faaliyet gösterdikleri ve sözleşme hükümleri uyarınca atık değerleri üzerinden ceza uygulaması yapıldığını öğrendiği ve masrafları taraflarından karşılanarak gerekli deneylerin yapılarak atık değerlerin yeniden belirlenmesini talep ettiği, sözleşmenin 17.3.b maddesinde; Şist için kül oranı kuru bazda minumum 72 olması gerektiği, %72 altına düştüğü takdirde atıkta yanıcı madde (kömür oranı) artmış olacağından atığın günlük ortalama kül değeri %72 altında ise aşağıdaki formül uygulanacağı şeklinde formülü vermiş ve devamında üretilecek olan tüvenan kömür özelliklerindeki değişime bağlı olarak ileride yukarıda belirtilen kalori ve kül değerlerinde aşırı sapmaların olması durumunda masrafı yüklenici firmaya ait olmak üzere yüzdürme- batırma testleri yaptırılarak ortaya çıkan sonuçlara göre yeniden değerlendirme yapılacağı, buna göre tesiste ortaya çıkan olumsuzluk kömür özelliği değişiminden kaynaklanmıyorsa itiraz geçersiz sayılacağı ve öngörülen ceza uygulanacağı, kömür özelliğine bağlı ise firma ile idarenin karşılıklı mutabakatı ile çözüleceği şeklinde belirlendiği, davacının 09.04.2010 tarihli müracaatı üzerine Dokuz Eylül Üniversitesi Maden Mühendisliği bölümünden 2010 Mayıs ayında rapor alınmış ve iri devre şisti için kuru bazda kül oranının %67 ( -3 tolerans) , ince devre için kuru bazda şist kül oranı %65 ( -3 tolerans) olarak belirlenmesinin yüklenicinin mağduriyetini giderme ve kömür kayıplarını minumumda tutma açısından uygun değer olacağı kanaatinin bildirildiği, 14.07.2010 tarihinde kontrol teşkilatı raporunda 17.3b maddesinde (şist için kül oranı kuru bazda min. %72 olması gerektiği, %72 altına düştüğü takdirde yanıcı madde ( kömür oranı) artmış olacağından atığın günlük ortalama kül değeri %72 altında ise yükleniciye o gün yıkadığı kömür üzerinden ceza kesintisi uygulanacağı) dayanarak firmaya işe başladığı günden itibaren Mart ayında 6 Nisan ayında 5 gün hariç kül limitinden dolayı ceza uygulandığı, 17.3 md devamındaki kalori kül değerlerinde aşırı sapmalar olması durumunda firma ile idarenin karşılıklı mutabakatı ile çözülür ifadesine dayalı olarak firmanın talebi ile akademik çalışma yaptırıldığı ve alınan rapor nazara alınarak ceza hesaplamalarının tekrar değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, GELİ Müessese Müdürlüğü 16.07.2010 tarihli yazısında; akademik çalışma raporu ve kontrol teşkilatının hazırladığı rapor incelendiğinde tanız lavvarı Sözleşmesine esas teşkil eden yüzdürme- batırma testi numunelerinin 2006 yılında üretim çalışması yapıldığı batı panosundan alındığı, bu panodaki çalışmalara Mayıs 2009 da ara verildiği son dönem lavvarda yıkanan kömürlerin Haziran 2007 de üretime başlanan doğu panosundan alındığı halihazırda Tınaz ocağında üretimin yalnızca Doğu panosundan yapılmakta olduğu, bu nedenle üretilen kömürlerin özelliklerinde değişimler olabileceği düşüncesi ile sözleşmenin 17.3 md sinin akademik personelin raporu doğrultusunda yeniden düzenlenmesi ayrıca firmanın talebi gözönüne alınarak kesilen cezaların geriye dönük yeniden hesaplanması hususunda müessesesinin talimatlandırılmasının talep edildiği, 2010 kasım ayında yaptırıldığı belirtilen Hacettepe Üniversitesinde alınan raporda atıktaki oranların kuru bazda %67 ince devre için %66 olması gerektiğinin belirtildiği, ... bu raporu nazara alarak 21.01.2010 tarihli kararı ile atıktaki kül oranlarını iri bazda %72 den %67 ye, ince devre için %72 den %66 a indirdiği, yükleniciye itiraz tarihi 09.04.2010 tarihinden geçerli olmak üzere yüklenici hakedişinden kestiği 293.192,70 dan kesilmesi gereken ceza oranını 158.706,82 TL olarak hesaplayarak 134.485,88 TL’yi 25.01.2011 de yükleniciye iade ettiğinin belirlendiği, böylece idarenin Hacettepe Üniversitesi raporunu nazara alarak uygulama yaptığı ve taraflar arasındaki sözleşmenin 17. maddesindeki idare ile yüklenicinin karşılıklı mutabakatı ile belirlemeye uymadığı, yüklenicinin ödemesi gereken kül oranı cezası, sözleşme hükümleri doğrultusunda tarafların birlikte aldıkları numuneler kullanılarak, Dokuz Eylül Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümünde yapılan deneylerden elde edilen sonuçlara göre hesaplanması gerektiği buna göre, iri devre şist külü minimum %64 (%67-3) ve ince devre şist külü de minimum %62 (%65-3) olarak alınmalıdır. Buna göre bilirkişi heyetince yapılan hesaplama sonucunda; 11 adet hakedişte toplamda davacıya iadesi gereken ceza toplamının 155.847,88 USD olarak hesaplandığı ve her hakediş tarihindeki USD kuru nazara alınarak TL karşılığının 229.132,30 TL olduğunun belirlendiği, ancak davacının ıslah ile 209.485,00 TL olarak kül cezasını talep ettiği ve bu miktar üzerinden davanın kabulü gerektiği, davacının yapılan feshin iptalini talep ettiği, fesih nedeni olarak yüklenicinin sözleşmeye aykırı davrandığı ve termin programlarına uymadığı belirtilmiş ise de; öncelikle davacı yükleniciye kül cezaları uygulanıp akademik raporlar alındığı halde davalı idarenin Hacettepe Üniversitesi raporunu nazara alarak mutabakat sağlamaksızın uygulamasının sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği, yüklenicinin bu hususla ilgili olarak 05.08.2010 tarihinde idareye ihtar çekerek firma mağduriyetinin giderilmesi ve Temmuz hakedişinden başlayarak yeniden düzenlenmesinin talep edildiği, ayrıca yüklenicinin 06.12.2010 tarihinde Tınaz kömür ocağında 1-2 aydan bu yana Batı panosundan gelen tüvenan kömür stoğundan besleme yaptıkları, bir süredir kızışmakta olan stok kömür 10 gündür alevle tutuşur hale geldiği bu durumun kömürün tane boyutunun ufalanmasına ve toz hale gelmesine neden olduğu, ince devrenin kapasitesinin aşması pompaların tıkanmasına neden olduğu ve bu durum tesisin kapasitesini düşürdüğü, bu durumun engellenmesi için kızışmakta olan tüvenan kömürün doğu panosundan gelen tüvenan kömürle karıştırılıp sisteme beslenmesi gerektiği bildirilmiştir. Yüklenici 09.04.2010 tarihinde de faaliyetlerine konu sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince atık değerleri üzerinden ceza uygulaması yapıldığını öğrendikleri ve gerekli deneylerin yapılarak atık değerlerin yeniden belirlenmesini talep ettiği, yüklenicinin 11.01.2011 tarihinde ise, sözleşmenin 17.3 maddesi gereğince Hacettepe Üniversitesinden alınan kül oranlarının uygulanmaması gerektiğini belirttiği, ...’nin ise 04.04.2012 tarihinde yüklenicinin devir protokolü ve sözleşme gereği yapılan uyarılara rağmen şartname ve sözleşme hükümlerini yerine getirmediği ve termin programına uymadığı Yönetim Kurulunun 01.03.2012 tarihli kararı ile sözleşmesinin feshedildiğini bildirdiği, ancak bu yazıdan önce yüklenici 19.03.2012 tarihinde idareye yönelik yazısı ile kuruma 23.06.2011 tarihinde başvurarak eksiklikleri tamamladıklarını, 24.06.2011 tarihinde bant kantarları kalibrasyonu yapmak ve ardından 25.06.2011 tarihinde deneme üretimi yapmak istediklerini, 27.06.2011 tarihinde çalışmaya başlamak istediklerini belirttikleri halde yazıya cevap verilmediğini, bu cevabı beklerken haber dahi verilmeden sözleşmenin feshedildiğini öğrendiklerini belirttiği, taraflar arasında karşılıklı edimleri içeren sözleşme olduğundan, yüklenicinin üstlendiği edimi yerine getirmesi, idarenin de bedelini ödemesi gerektiği, idarenin 25.01.2011 tarihinde kül ceza oranlarında Hacettepe Üniversitesindeki değerleri almaya başladığı, davacının 25.03.2011 tarihinde yeni termin programı sunduğu ve 23.06.2011 tarihli dilekçesi ile şartnamedeki eksiklikleri giderdiği ve yeni yatırımlar yaptığını ve işe devam etmek istediğini belirttiği, idare ve yüklenicinin karşılıklı mutabakatı ile kül değerlerinin tespiti gerektiği ve bu hususta 9 Eylül Üniversitesinden ortaklaşa bir rapor alındığı halde idarenin Hacettepe Üniversitesinden tek taraflı rapor alarak bu rapordaki değerleri uygulamasının davacı açısından sözleşmenin devamını zorlaştıracağının muhakkak olduğu, bu nedenle davacının termin programına uymaması davalının da ortaklaşa hareketle 9 Eylül Üniversitesinden alınan rapora rağmen sonra tekrar tek taraflı olarak Hacettepe Üniversitesinden rapor alması davalı İdarenin de sözleşmeye aykırı davrandığını gösterdiği, böylece davacı idare fesihte haklı ise de; idare ile yüklenicinin sözleşmedeki edimlerini yerine getirmede karşılıklı kusurlu oldukları kanaatine varıldığı, belirtilen gerekçelerle; fesihte iki tarafın da kusurlu bulunduğu ve idarenin sözleşmeyi feshinin haklı sebebe dayandığı, davacının feshin iptalini talep edemeyeceği, ayrıca davacı ıslah dilekçesinde teminat mektubunun iadesini talep etmiş ise de dava dilekçesinde belirtilmeyen ve harcı yatırılmayan bu talebin değerlendirmeye alınamayacağı, davacının iadesini talep edebileceği kül cezası miktarın yapılan ıslah da dikkate alınarak 209.485,00 TL olduğu anlaşılmakla; asıl davanın kısmen kabulü ile, 209.485,00 TL'nin (20.000,00 TL'si için dava tarihinden itibaren, bakiye kısım için ıslah tarihi olan 10/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek) ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/84 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede; yapılan yargılama sırasında 21.03.2019 tarihli duruşmada davacı vekili tarafından mazeretsiz olarak takip edilmemesi nedeniyle dava dosyasının HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar ve üç aylık yasal süre içinde taraflarca yenileme talebinde de bulunulmadığı, bu nedenle dosya ile birleşen Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/84 Esas sayılı dosyasında;
HMK'nın 150/6. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin feshinin haksızlığı talebine yönelik olarak mahkemenin gerekçesinde belirttiği "davacının termin programına uymaması" gerekçesi bilirkişilerce çürütülmüş olup, mahkemeye sundukları, 05.05.2016 tarihli bilirkişi raporuna 06.06.2016 tarihli itiraz ve beyan dilekçesinde de belirttikleri üzere termin programına uyulmamasında müvekkilinin kusurunun olmadığı, müvekkilinin gerekli yatırımlarını yaptığı, davalının kül cezaları konusunda sözleşmeye aykırı davranarak hukuka aykırı kül cezaları keserek müvekkilinin edimini yerine getirmesini engellediği, müvekkilinin çalışma iradesini ortaya koyduğu, bu konuda verdiği dilekçelerine davalı tarafından cevap dahi verilmeyerek müvekkilimin çalışmasına engel olunduğunun tespit edildiği, müvekkilinin edimini yerine getirememe nedeninin, davalının müvekkilinin talebine, noterden çekilen ihtarnamelere rağmen cevap dahi verilmeyerek müvekkil şirketin iş yapmasına müsaade etmemesi olduğu, bu nedenle müvekkiline kusur yüklenemeyeceği, 15. Hukuk Dairesi’nin 2011/1338 Esas, 2011/8089 Karar ve 29.12.2011 tarihli kararında da belirtildiği gibi, "Öncelikli edimini ifa etmeyen sözleşmenin tarafı, sözleşmede aksine bir düzenleme bulunmadıkça, karşı edimin ifasını sözleşmenin diğer tarafından isteyemez.", bu nedenle; feshin haksız olduğunun tespiti ile feshin iptaline karar vermek gerekirken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, teminat mektubunu iadesi ile ilgili olarak; davanın 10.02.21 tarihinde ıslah edildiği, ıslah dilekçesinde taleplerinden birisinin de teminat mektubunun davalı tarafından taraflarına iade edilmesi olduğu, ayrıca, gerekçeli kararın deliller kısmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporlarında "bu nedenle fesih konusunda doğan muarazanın akdin tasfiyesi (cezasız fesih) suretiyle çözülmesinin gerekir" denilmesine rağmen, teminat mektubunun iadesi talebinin reddedildiği, mahkemece 16.09.2021tarihli celsenin 2 numaralı ara kararında "bilirkişilerin raporda teminat mektubunun iadesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesi" istenildiği, bilirkişi raporlarında "bu nedenle fesih konusunda doğan muarazanın akdin tasfiyesi (cezasız fesih) suretiyle çözülmesinin gerekir" diyerek teminat mektubunun iade edilmesi gerektiğini işaret ettiği, mahkemece teminat mektubunun iadesine karar verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesinin hukuka uygun düşmediği, iadesi gereken kül ceza miktarı ile ilgili olarak da; son alınan 21.11.2022 tarihinde alınan son bilirkişi ek raporunda "davacıya iadesi gereken ceza toplamı 155.847,88 USD olarak hesaplandığı ve her hakediş tarihindeki USD kuru nazara alınarak TL karşılığının 229.132,30 TL olduğunun belirlendiği, dava tarihi 18.05.2012 tarihi nazara alınarak TCMB efektif satış kuru (1,00 USD= 1,8351 TL) nazara alınarak 155.847,88x1,8351= 285.996,44 TL olarak hesaplandığı, hangi tarihteki TL karşılığının nazara alınması gerektiğinin mahkemeye bırakıldığı, yani davacıya iadesi gereken ceza toplamının 155.847,88 USD olarak hesaplandığı, bilirkişinin 155.847,88 USD’yi TL’ye çevirmesinin gereksiz ve yanlış olduğu mahkemece iadesi gereken kül cezaları toplamı 155.847,88 USD nin ödeme/karar tarihine en yakın tarihteki kur üzerinden TL ye çevrilerek işleyecek faizi ile birlikte hüküm altına alması gerektiği, mahkemece, 1.243.454,72 TL bedel üzerinden açılan karşı davanın açılmamış sayılması kararı hüküm altına alınırken, lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yüklenilen işi sözleşme hükümlerine uygun yerine getiremediği, sözleşme konusu işin yapımına ilişkin eksikliklerin tamamlanması için davalı firmaya defaatle süre verildiği, buna rağmen bu sürelerde dahi tespit edilen eksiklikler tamamlanamadığı ve kaçınılmaz olarak sözleşmenin feshedildiği, istinafa konu kararda; firmaya sözleşmeye uygun kül değerlerine ulaşamadığından kesilen kül cezaları ve bu cezalar dolayısıyla davacının iş yapamaz hale gelmesinden dolayı kurumun sözleşmeyi feshinde haklı ancak kusurlu olduğuna hükmedilerek kesilen kül cezalarının davalı firmaya iadesine karar verildiği, kararın hukuka aykırı olduğu, kesilen kül cezalarının sözleşme hükümlerine uygun olarak, sözleşme ayakta iken, sözleşme hükümleri değişmemişken, hukuka uygun olarak kesilen cezalar olduğu, söz konusu cezaların yönetim kurulunun 21.01.2011 tarih ve 2/39 sayılı kararı ile kül değerlerinin değiştirildiği tarihten önce kesildiği, sözleşmeye uygun olarak kesilen cezaların iadesi yönünde verilen kararın hukuka aykırı olduğu, kaldı ki sözleşmenin feshi sonucunda dahi söz konusu cezaların iadesinin mümkün olmadığı, feshe bağlı bir alacak olmadığı, ayrıca, ticaret kanunu hükümlerince tacirlerin basiretli davranma yükümlülükleri bulunduğu, özgür irade ile imzalanan sözleşme hükümlerince kesilen cezalar gerekçe gösterilerek işin yapımında zorluk yaşandığının firma tarafından iddia edilmesinin abesle iştigal olduğu, dolayısıyla sözleşmenin feshinde kurumun kusuru bulunduğu yönündeki mahkeme kararının da yine hukuka aykırı olduğu, istinafa konu kararda çoğunlukla kurumca kesilen kül cezalarından bahsedildiği, oysa ki; yukarıda da detaylıca açıkladığımız üzere firmaca kül değerlerine uygun üretim yapılmadığı gibi tesisteki eksikliklerin verilen sürelere rağmen firma tarafından tamamlanmaması ve sözleşme ile taahhüt edilen miktardaki kömürün yıkanmaması, taahhüt edilen işin yapılmaması nedenleri ile sözleşmenin feshedildiği, birleşen Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/84 esas sayılı dosya hakkında verilen karara karşı itirazları yönünden ise yapılan yargılamanın 21.03.2019 tarihli duruşmasında "Birleşen dava davacısı ... Genel Müdürlüğü'nün birleşen davasının H.M.K.'nun 150/2. maddesi uyarınca yenilenene kadar işlemden kaldırılmasına" karar verildiği ve akabinde dosyanın işlemden kaldırıldığı, dosyanın müracaata bırakıldığı tarihte, dosyayı takip eden kurum vekili tarafından dosyanın müracaata bırakıldığı duruşmanın iki duruşma öncesindeki 13.09.2018 tarihli duruşmaya mazeret dilekçesi sunulduğu, mahkemece " ... vekilinin mazeretlerinin kabulü ile yeni duruşma gün ve saatini uyaptan öğrenmesine," şeklinde hüküm kurulduğu, bir sonraki 22.11.2018 tarihli duruşmada da yine uyaptan öğrenilmesine şeklinde hüküm kurulduğu, kurum vekilinin mazeret dilekçesi sunduğu duruşmadan sonra, hiçbir duruşma tarihi, tebligat ile kuruma bildirilmediği, Uyaptaki dosya kapsamında yapılan incelemeyle mazeret dilekçesinden sonraki duruşma günlerinin taraflarına tebliğe çıkarılmadığı, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğince; mazereti kabul edilen vekile duruşma gününün tebliğe çıkarılması gerekirken dosyanın işlemden kaldırılmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 20.04.2021 tarih ve 2017/1824 Esas-2021/520 Karar sayılı kararında da yine "davacı vekilinin 02.04.2015 tarihli celsede davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilerek duruşma günü 10.09.2015 tarihi olarak kararlaştırılmış, duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmiş olmasına rağmen, davacı avukatına duruşma gününün tebliğ edilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin duruşma gününden haberdar edilemediğinin kabulüyle; yeniden duruşma günü bildirilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." şeklinde hüküm kurulduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava ve birleşen dava,eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davacı yüklenici tarafından açılan asıl davada teminat mektubunun iadesi yönünden harcı yatırılarak usulüne uygun bir davanın açılmadığının anlaşılmasına, mahkemesince taraflar arasındaki sözleşmenin 17.3 maddesi gereğince tarafların elemanlarının birlikte aldıkları numune esas alınarak hüküm kurulmasında, davalı birleşen davada davacı vekilince 13.09.2018 tarihli mazeret dilekçesinde UYAP üzerinden duruşma gününü öğreneceğini bildirmiş olmasına, davadaki talebe ilişkin seçimlik hakkın "TL" olarak kullanıldığının anlaşılmasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2.Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3.Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davalıdan alınması gereken 14.309,92 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.577,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.732,43 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4.Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
5.Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada davalıdan alınması gereken 732,00TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
6.İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 04/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
(e-imzalıdır)
(e-imzalıdır)