11. Ceza Dairesi 2025/6012 E. , 2026/361 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
İNCELEME KONUSU
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2023 tarihli ve 2022/141 Esas, 2023/385 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f, 52. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 16.01.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2025/321 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.12.2025 tarihli ve KYB-2025/144125 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.12.2025 tarihli ve KYB-2025/144125 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193/2. maddesinde yer alan "Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklindeki ve anılan Kanun'un 195/1. maddesinde yer alan "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde,
Sanığın 20.06.2023 tarihli yakalama ile savunmasında, esas mahkemesinde müdafii ile birlikte savunma yapacağını ve delillerini ibraz edeceğini belirtmesi karşısında, sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE
İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Mahkemece çıkartılan yakalama emrini müteakip, sanığın savunmasının alındığı Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2023 tarihli ve 2023/452 Değişik İş sayılı sorgu zaptında; sanığa yüklenen suçun anlatılmadığı, iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesinden bahsedilmediği, 5271 sayılı Kanun'un 147. maddesindeki haklarının bildirilmediği, bununla birlikte; sanığın sorgusunda, " iddia edilen suçla ile ilgili olarak avukat tutacağım ve esas mahkemesinde müdafiim ile birlikte savunmamı yapacağım ve delillerimi ibraz edeceğim..." şeklinde beyanda bulunmasına rağmen, istinabe yoluyla alınan sorguyla yetinilerek yokluğunda yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 147, 191, 1 93... . maddelerine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi belirtilen nedenlerle yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2023 tarihli ve 2022/141 Esas, 2023/385 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.Sanık hakkındaki infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.01.2026 tarihinde karar verildi.