Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

11. Ceza Dairesi         2025/6026 E.  ,  2026/365 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2019/521 E., 2021/359 K.
SUÇ: Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık

İNCELEME KONUSU

KARAR: Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2019/521 Esas, 2021/359 Karar sayılı kararı ile sanık ...'un, kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-l-son, 158/3, 52... . maddeleri uyarınca mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2024/35707 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145756 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145756 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre,

1.5237 sayılı Kanun'un 158/1-l ve 158/3. maddelerinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,

2.-5237 sayılı Kanun'un 158/1-l ve 158/3. maddelerinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının beş yıldan fazla hapis olması nedeni ile 5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesi gereğince istinabe yasağı bulunduğu halde, sanığın bu yasağa uyulmaksızın talimat yoluyla savunmasının alınıp yargılamaya devam edilerek 5271 sayılı Kanun'un 289/1-e maddesine muhalefet edilmesinde,

3.Sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22.11.2019 tarihli iddianamede, 5237 sayılı Kanun'un 158/3. maddesinin uygulanması talep edilmediği hâlde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, 5237 sayılı Kanun'un 158/3. maddesinin uygulanmasında, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Kanun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde; " Dolandırıcılık suçunun, kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." ve aynı fıkranın son cümlesinde; "Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." hükümleri yer almakta olup, aynı Kanun'un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise; bu suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağının belirtildiği, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2019/521 Esas, 2021/359 Karar sayılı kararı ile sanık ...'un, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l-son, 158/3, 52... . maddeleri uyarınca mahkumiyetine hükmedildiği, bununla birlikte; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 22.11.2016 tarihli ve 2016/17-950 Esas, 2016/436 Karar sayılı ilamında, "... 5271 sayılı CMK'nun 150/3. maddesinde alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığa müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlandığından, şüpheli veya sanığa zorunlu müdafi görevlendirilmesinde temel cezanın gözetilmesi gerekli olup, hapis cezasının belirli bir oranda artırılmasını öngören nitelikli haller dikkate alınmayacaktır..." şeklindeki açıklamalara yer verildiği, her ne kadar Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/2-35 Esas, 2021/473 Karar ve yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 10.05.2022 tarihli ve 2022/2-155 Esas, 2022/321 Karar sayılı ilamlarında; "... aynı suç sayılan bir suçun nitelikli hâlinin ve benzer şekilde fiilin ağırlaştırıcı neden altında işlenen şeklinin, 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenen ve zorunlu müdafi atanması için gerekli olan beş yıllık sürenin belirlenmesinde esas alınması gerektiği, savunma hakkının etkin kullanılmasını sağlama yönündeki bu yorum değişikliğinin, hukuk devleti ilkesine daha uygun olduğuna..." karar verilmiş ise de bahse konu ilamlarda; "...mahkeme içtihatlarındaki değişimlerin olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı tanımadığının da..." belirtildiği, yargılama ve hüküm tarihi itibarıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulunca suçun temel şekli bakımından öngörülen hapis cezasının alt sınırının gözetilmesi gerektiğinin kabul edildiği ve yargılamaya konu suçun temel şeklinin alt sınırının 4 yıl hapis olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesinde "...alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar..." ve aynı Kanun'un 196/2. maddesinde de "...alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar.." ibarelerinin kullanıldığı, bu nedenle kanun yararına bozma talebinde belirtilen (1) ve (2) numaralı istemlerin, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebinde ileri sürülemeyeceği, (3) numaralı istem yönünden ise; incelenen dosya içeriğine göre, 25.02.2021 tarihli dördüncü celsede; "...sanık ...'a... katılanlar ..., ... ve ...'e yönelik üç veya daha fazla kişiyle birlikte kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle zincirleme biçimde dolandırıcılık suçlarından 5237 sayılı TCK'nun 158/1-L-son, 158/3, 43/1, 58. maddelerinin 3 kez uygulanma olasılığına göre 5271 sayılı CMK'nun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verildi, sanık ... ek savunmasında, süre istemiyorum, önceki savunmalarımı tekrar ederim..." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki düşünceler yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler yerinde görülmediğinden, KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.01.2026 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE KYB
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog