11. Hukuk Dairesi 2025/3752 E. , 2026/510 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "...", "...", " ... ", "..." "... ... +ŞEKİL" ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddedildiğini oysa dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait markalar arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markalarında yer alan "..." ibaresi ile dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin birebir aynı olduğunu, müvekkilinin markalarının tanımış olduğunu, "..." ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, dava konusu marka başvurusunun müvekkili markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla yapıldığını, dava konusu başvurunun markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek 2020-M-83 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan 25. sınıf mallar bakımından, tarafların markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, buna göre davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, davacının "..." harfini yoğun ve uzun süre kullanarak maruf hâle getirmesi nedeni ile arttığı, davacının “... ...” ibareli markasının tanınmış marka olduğu, somut olayda tanınmışlığın iltibası arttıran bir unsur olduğu ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 maddesinde sayılan koşulların da gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'in 2020-M-83 sayılı kararının iptaline, davalıya ait 2019/35227 sayılı ve "...+Şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş hüküm davalı Şirket vekili ile davalı Kurum vekilince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuru bir bütün olarak "..." ibaresinden oluşsa da başvuruda yer alan "..." ibaresinin ön plana çıkarıldığı, her ne kadar tek başına harfler hiç kimsenin tekeline bırakılamaz ise de dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin tertip tarzı itibariyle davacı adına tescilli markalara benzetildiği, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olduğu, nitekim Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2023/3839-2024/7697 E/K sayılı ilamında da aynı kabulden hareketle "... ... ..." ibareli başvurunun davacının "..." ibareli markalarıyla benzer olduğu sonucına varıldığı, öte yandan davacı markalarının tanınmış bulundukları ve bu durumun da karıştırılma ihtimalini artırdığı gibi SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi