10. Hukuk Dairesi 2025/15745 E. , 2025/16145 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık nezdinde Arnavutluk'da hidroelektrik santrali yapımında topoğrafçı olarak çalışmaya başladığını, izin alarak Türkiye'ye geldiğini izin dönüşü Arnatvutluk'da işverenin sağladığı servis aracı ile şantiyeye döndüğü esnada servis aracına tepeden yuvarlanan kayanın çarpması sonucunda 28.02.2016 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve yaralandığını beyanla iş kazasının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; yetki ve husumet itirazlarının bulunduğunu, meydana gelen kazanın doğa olayı sebebiyle gerçekleştiğini, Kurum denetmeni tarafından düzenlenen raporda da olayın iş kazası olmadığının değerlendirildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; yetki ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının müvekkili şirket ile hiçbir hukuki bağının olmadığını, müvekkili şirkete husumet yönetilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının sosyal güvenliğinin 5510 sayılı Kanun kapsamında olmadığını, Kurumun dava açılmasında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2022 tarihli kararı ile davacının bir Türk şirketi tarafından geçici olarak yurt dışına götürülmesinin söz konusu olmadığı, davacının Türkiye'de sigortalılık vasfının bulunmadığı, bu nedenle meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası sayılamayacağı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli kararı ile somut olayda, geçici görevle gönderilme iddiasının bulunmaması, olayın Arnavutluk ülkesinde meydana gelmesi, Arnavutluk ile Türkiye arasında sosyal güvenlik sözleşmesi olması, davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında olmamasına göre davanın reddi kararı doğru bulunarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...1.İnceleme konusu eldeki davada, taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ...'un 28.02.2016 tarihinde davalı şirketlere ait Arnavutluk şantiyesinde topoğraf olarak çalışırken, izin alarak Türkiye'ye geldikten sonra izin dönüşü Arnavutluk'da işverenin sağladığı araçla şantiyeye döndüğü esnada araca taş düşmesi sonucu yaralanması olayının iş kazası kabul edilip edilmeyeceğine ve hangi ülke mevzuatına tabi olacağına ilişkindir.
2.Somut olayda, davacı/kazalı...'un davalı şirketlerin Arnavutluk Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer alan baraj inşaatında çalıştığı, Kurum müfettişleri tarafından yapılan inceleme ve araştırma üzerine davacının çalışmasının Arnavutluk makamlarınca Arnavutluk yasalarına göre düzenlendiği hususlarının tespit olunduğu, buna göre davalı Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un uygulanmasının mümkün bulunmadığının bildirildiği ve Kurum tarafından olayın iş kazası olarak değerlendirilmediği, davalı şirketlerin ise Türk Kanunlarına göre kurulduğu ve Türkiye'de faaliyet gösterdikleri, kazanın Arnavutluk'da meydana geldiği ve yabancı unsur içerdiği konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
3.
Bu kapsamda yukarıda izah olunan yasal mevzuat hükümleri de irdelenmek suretiyle uyuşmazlık çözülürken dikkate alınması gereken mevzuat, Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ile 5510 sayılı Kanun ile 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu olup, Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi, 2 nci maddesinin (a.1) fıkrasında Türkiye Cumhuriyeti bakımından işçileri kapsayan Sosyal Sigortalar Kanunu (b.1) maddesinde Arnavutluk Cumhuriyeti bakımından Sosyal Sigorta Mevzuatı (Hastalık ve analık, iş kazaları ve meslek hastalıkları, maluliyet, yaşlılık ve ölüm) şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle iş kazası her iki taraf ülke yönünden sözleşmenin kapsamına alınmıştır.
Sözleşmenin 4 üncü maddesinde işlem eşitliği prensibi kabul edilmiştir. Sözleşmenin 6 ncı maddesinde kapsam ile ilgili kurallar belirlenmiştir. Sözleşmenin 6 ncı maddesinin (1.1) fıkrasında "bir taraf ülkesinde istihdam edilen bir kimse, o işle ilgili olarak, sadece o tarafın mevzuatına tabi olur" denilmiş olmakla birlikte 6 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında "Bir Tarafın mevzuatına tabi olan ve işvereni tarafından diğer Taraf ülkesinde 24 ayı geçmeyecek bir süre istihdam edilen bir kimse, bu hizmetleri birinci Taraf ülkesinde yapıyormuş gibi sadece birinci Taraf ülkesinin mevzuatına tabi olacağı, her iki Tarafın yetkili makamlarının önceden onayı ile bu 24 aylık sürenin 60 ayı geçmemek kaydıyla uzatılabileceği" hüküm altına alınmıştır.
4.Bu durumda, İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılacak iş, işin esasına girilerek davacının Türkiye'deki çalışmalarını gösteren hizmet cetvellerinde çalıştığı görülen iş yerlerinin davalı şirkete ait olup olmadığını, organik bağının bulunup bulunmadığını belirlemek, davalı şirket tarafından yurt dışına geçici olarak gönderilip gönderilmediği hususlarını araştırmak, davacı hakkında Arnavutluk Cumhuriyeti tarafından düzenlenen çalışma belgesinin bulunup bulunmadığını tespit etmek, çalışma belgesi mevcut ise neye dayalı olarak düzenlendiğini araştırarak gerekirse dayanak belgeleri celbetmek, davacının çalışmasının 5510 sayılı Kanun ve ikili sözleşme kapsamında kalıp kalmadığını değerlendirilmek suretiyle davacının geçirdiği kazanın davalı şirketler yönünden iş kazası olup olmadığını tespit etmekten ibarettir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile; davacının, davalı şirketlerin Arnavutluk ülkesindeki işyerinde 28.02.2016 tarihinde geçirdiği kazanın, iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının bir Türk şirketi tarafından geçici olarak yurtdışına götürülmediğini, Türkiye'de sigortalılık vasfı bulunmadığını, bu nedenle meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası sayılamayacağını, davanın kabulüne dair verilen kararın hatalı olduğunu beyan etmektedir.
2.Davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davacının ... & ... ... ... ticari unvanına sahip, Arnavutluk yasalarına göre kurulmuş, ... vergi kimlik numarası ile tescil edilmiş bir Arnavutluk kuruluşu olan şirketin bünyesinde çalıştığını, buna göre uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukukun Arnavutluk iş hukuku ve mevzuatı olduğunu, meydana gelen hadisenin Türk iş hukuku mevzuatı uyarınca iş kazası olmadığını, davacının yurtdışına geçici olarak götürülmediğini beyan etmektedir.
3.Davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davacının ... & ... ticari unvanına sahip, Arnavutluk yasalarına göre kurulmuş, ... vergi kimlik numarası ile tescil edilmiş bir Arnavutluk kuruluşu olan şirketin bünyesinde çalıştığını, buna göre uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukukun Arnavutluk iş hukuku ve mevzuatı olduğunu, meydana gelen hadisenin Türk iş hukuku mevzuatı uyarınca iş kazası olmadığını, davacının yurtdışına geçici olarak götürülmediğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının Arnavutluk Ülkesinde yaralanması ile sonuçlanan kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.