T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...
12.İcra Müdürlüğü’nün ... E. (Eski ... E.) sayılı takip dosyasında müvekkili ...'den ve müvekkili ...'den dosya borcuna yönelik kısmi tahsilatlar yapıldığını, müvekkillerinin borcunun bulunmadığını ancak cebri icra tehdidi altında ödeme yaptıklarını, müvekkilleri tarafından arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ancak sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, huzurdaki davaya taraf olmayan çeşitli asıl borçlu şirketlerin farklı tarihlerde davalı bankadan kredi kullandıklarını, bu kapsamda, ...
34.İcra Hukuk Mahkemesi’nin...E. sayılı dosyasında görülen 05.02.2014 tarihli Aciz Vesikasının İptali davasına sunulan belgelerden, davalı banka ile asıl borçlu şirketler arasında imzalanan birden fazla genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, kredilerin kullandırılması sırasında ...
12.İcra Müdürlüğü’nün ... E. (Yeni Esas: ...) sayılı dosyasında takibe konulan senetlerin davalı banka tarafından alındığı bu senetlere dayanılarak, kredi alacağının tahsili amacıyla hem borçlu şirketler hem de müvekkilleri ... ve ... aleyhine, 03.03.2010 tarihinde ...
12.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, toplam 14.100.000,00 USD bedelli 5 adet senet takibe konu edildiğini takip talebinde yalnızca 7.000.000,00 USD karşılığı Türk Lirasının talep edildiğini, müvekkillerinin anılan senetlerden yalnızca 17.12.2008 keşide, 17.12.2009 vadeli, 2.000.000,00 USD bedelli senette avalist sıfatıyla yer aldığını, takip talebinde müvekkilleri yönünden “2.000.000 USD ve ferilerinden sorumludur” ifadesine yer verildiğini, müvekkillerinin takibe itiraz ettiklerini ancak ödeme emrine karşı süresi içinde itiraz edilemediğinden, icra takibinin müvekkilleri yönünden takip hukuku bakımından kesinleştiğini, devam eden süreçte, icra takip dosyasında hem diğer borçlular hem de müvekkiller hakkında 05.02.2014 tarihli Aciz Vesikası düzenlendiğini, dosyanın bir süre takipsiz bırakıldığını, ancak 05.02.2014 tarihli Aciz vesikasına dayanılarak davalı banka tarafından, ...
9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nden ve ...
7.Asliye Ticaret Mahkemesi' nden iki farklı ihtiyati haciz kararı alındığını, akabinde dava konusu ..
12.İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyası yenilendiğini ve yeni esas numarası ... Esas sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararının uygulandığını, ödeme emrinin tebliği üzerine müvekkillerinin takibe itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, banka tarafından yasal süresi içinde itirazın iptali davası açılmadığı, ihtiyati haciz kararlarının uygulanması sırasında, müvekkillerinin Aciz Vesikası’nın varlığından haberdar olduğunu, bunun üzerine ...
34.İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında 05.02.2014 tarihli Aciz Vesikasının İptali talepli dava açıldığını, ...
34.İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...E.,...K. sayılı 05.10.2023 tarihli kararı ile 05.02.2014 tarihli Aciz Vesikasının İptaline karar verildiğini anılan kararın 26.12.2023 tarihinde kesinleştiğini, aciz vesikasının iptaline ve kararın kesinleşmesine bağlı olarak, ...
9.ve 7. Asliye Ticaret Mahkemelerinden alınmış ihtiyati haciz kararlarının da kaldırıldığını, davalı banka tarafından bu kez Aciz Vesikası öncesine rücu ettirilmesi, takibin müvekkiller yönünden kesinleştirilmesi ve mal varlıklarının haczi talep edildiğini ve müvekkillerine icrai hacizler uygulandığını, müvekkillerinin davalı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkillerinin borçlu olmadığı parayı ödemek durumunda kaldıklarını, müvekkili ... adına kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğuna ilişkin iddiaları saklı kalmak kaydıyla, her ihtimalde kambiyo taahhüdünün düzenlenmesine sebep olan temel ilişkide davalı bankanın düzenlendiği kredi sözleşmelerinin her iki müvekkil bakımından geçersiz olduğunu, müvekkillerinden cebri icra tehditi altında tahsil edilen toplam 3.898.972,45 tl'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, ...12. İcra Müdürlüğünün ... E. (Yeni ... E.) sayılı dosyasında müvekkiller aleyhine haksız olarak uygulanan tüm hacizlerin kaldırılmasına, Haksız icra takibi ve tahsilatlar nedeniyle her bir müvekkilin uğramış olduğu manevi zarardan kaynaklı 350.000,00-TL manevi tazminatın davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, borcun tamamı ödenmediğinden istirdat davası açmak için kanunun aradığı şartların mevcut olmadığını, dava konusu icra takibinin kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip olduğunu, takip konusu bonoların kanunun aradığı tüm şartları taşıyan ve kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren kambiyo senedi niteliğinde olduğunu, kambiyo taahhüdünün geçersizliği yönündeki iddianın takip kesinleştikten 15 yıl sonra gündeme getirilerek uyuşmazlık konusu yapılmasının davacı tarafın kötü niyetini ortaya koyduğunu, kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesi uyarınca temel borç ilişkisinden kaynaklanan itirazların huzurdaki davada ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, kredi sözleşmelerinin sıhhatine yönelik itirazların dayanak gösterilerek, kambiyo takibi kapsamında yapılan tahsilatların istirdatının istenemeyeceğini, bu nedenlerle hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde haksız ve hukukî dayanaktan yoksun davanın reddine, kötü niyetli davacılar aleyhine takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
...
12.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden eklendiği, ...
12.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına, ...
34.İcra Hukuk Mahkemesinin...esas sayılı dosyasına, ...
20.İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasına, ...
32.İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyalarına, ...
9.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyasına yazılan yazılara cevap verildiği, dosyaların mahkememize gönderildiği, Maltepe İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür. ...
12.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Bankası A.Ş. Tarafından davalılar ... ve ... ile dava dışı şahıs ve şirketler hakkında 7.000.000,00 USD kredi alacağının tahsili talebi ile 03/03/2010 tarihinde ... Esas sayılı dosya ile kambiyo senetleri mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, takip talebinde ... ve ... yönünden sorumluluğun 2.000.000,00 USD olduğunun belirtildiği, 05/02/2014 tarihinde takip borçluları hakkında aciz vesikası alındığı, 07/10/2022 tarihinde dosyanın yenilerek ... esas sırasına kaydedildiği ve yenilenen takip dosyasında bir kısım dava dışı şahıslar ile davalılar ... ve ... hakkında 2.000.000,00 USD alacağın tahsili talebi ile takibe devam olunduğu, davalı vekili tarafından 17/10/2022 tarihli dilekçe ile 12/10/2022 tarihli takip talebiyle müvekkilleri hakkında başlatılan icra takibinin dayanağının aciz vesikası olduğu, İİK md. 143 gereği aciz belgesi alındıktan 1 yıl içerisinde takibe devam edilmediğinden borçlulara yeniden ödeme emrinin tebliğinin gerektiğinden bahisle talep edilen borca, yetkiye, faize, faiz oranına, gecikme cezasına ve takibin her türlü fer’ilerine itiraz edildiği, davacılar tarafından aciz vesikasının iptal edilmesi talebiyle açılan ...
34.İcra Hukuk Mahkemesinin ....esas sayılı dosyasında davanın kabulüne, İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasında düzenlenen 05/02/2014 tarihli aciz vesikasının iptaline karar verildiği ve kararın 26/12/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Alacaklı vekilinin takibin kesinleştirilmesi talebi hakkında ...
12.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasında 14/02/2024 tarihli tensip kararında alacaklı vekilinin kesinleştirme talebinin reddine, karar verildiği, karara yapılan şikayet üzerine ...
32.İcra Hukuk Mahkemesinin...E. ...K. Sayılı ilamı ile "Şikayetin KABULÜ ile; ...
12.İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından verilen 14/02/2024 tarihli MÜDÜRLÜK KARARININ KALDIRILMASINA" karar verildiğinden alacaklı vekili tarafından 15.02.2024 tarihinde sunulan tebliğ mazbataları doğrultusunda kesinleştirme talebinin kabulüne karar verildiği, icra dosyasında borçlu ...'den 01.04.2024 tarihinde 4,22-TL, 02.04.2024 tarihinde 1.045,12-TL, 08.04.2024 tarihinde 15.648,58-TL, 09.04.2024 tarihinde 0,32-TL, 17.04.2024 tarihinde 9.180,71-TL, 27.06.2024 tarihinde 1.000,00-TL olmak üzere toplam 26.878,95 TL tahsil edildiği; ...'den 12.06.2024 tarihinde 3.039.791,51 TL ve yine aynı tarihte 832.301,99 TL tahsil edildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacılar hakkında girişilen ...
12.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından cebri icra tehdidi altında ödenen bedelin istirdadı ile borçlu olunmadığının tespiti ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (eTTK): III - Hükümler: Madde 614 -Aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmişse tıpkı onun gibi mesul olur. Aval veren kimsenin temin ettiği borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi aval verenin taahhüdü muteberdir. Aval veren kimse,poliçe bedelini ödediği takdirde poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kimseye ve ona karşı poliçe gereğince mesul olan kimselere karşı poliçeden doğan hakları iktisabeder. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK): MADDE 702- (1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. (3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramlar ile mevzuatın irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), Ankara 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Dolayısıyla, kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Avale ilişkin açıklama yapmak gerekirse; aval,
TTK’nın 700 üncü maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Ali Bozer, Celal Göle, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 700 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur (Bozer, Göle, s. 161 ).
Türk Ticaret Kanunu’nun avalin şekline ilişkin 701 inci maddesinde; aval şerhinin poliçe veya alonj üzerine yazılacağı; avalin “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edileceği ve aval veren kişi tarafından imzalanacağı; muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayılacağı; kimin için verildiği belirtilmemişse avalin düzenleyici için verilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Aval veren ile aval verilen arasındaki teminat bağı avali özellikli bir taahhüt hâline getirmektedir. Bu nedenle avale ilişkin şekil koşulları TTK'nın 701 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Poliçenin ön yüzüne atılan aval şerhinin kimin için verildiği belirtilmez ise aval düzenleyici için verilmiş sayılır.
Avale ilişkin hükümler TTK’nın 778 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bonolar hakkında da uygulanır.
TTK’nın 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ile aynı Kanun'un 778 inci maddesinin atfı ile uygulanması gereken TTK’nın 701 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne düzenleyen tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700 üncü maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır.
Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile fer'î nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder.
TTK’nın 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 06.10.2020 tarihli ve... Esas, ...Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava, genel kredi sözleşmesi gereğince davacıların davalı bankayla aralarında geçerli bir kredi ilişkisi mevcut olmadığından davacıların aval veren olarak imzalamış oldukları senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile icra tehdidi altında tahsil edilen meblağların istirdatı ve manevi tazminat istemiyle açılmıştır.
Somut olayda davacı ..., asıl borçlu gibi sorumlu olup davacı aval veren tarafından senedin zorunlu şekil şartlarına ilişkin bir eksiklik ileri sürülmemiş, sadece banka ile aralarında geçerli bir kredi ilişkisi mevcut olmadığından bahisle senedin geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Oysa ki, Türk Ticaret Kanunu’nun 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Başka bir deyişle, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Bu gerekçe ile davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ... yönünden ise takibe konu 17/12/2009 vade tarihli 2.000.000,00 USD bedelli senedin avalist sıfatı ile ... için babası velayeten ... tarafından imzalandığı, uyaptan celp edilen nüfus kaydına göre davacı ...'in doğum tarihinin 03/09/1990 olduğu, senedin keşide edildiği tarihin ise 17/12/2008 tarihi olduğu, Senedin keşide tarihi olan 17/12/2008 tarihinde davacının 18 yaşını doldurmuş olduğu, takip konusu senedin düzenlendiği tarihte, davacı ...'in reşit olmasına rağmen bu senedi bir başkasının velayeten imzalaması mümkün bulunmadığından senedin imzalandığı tarihte velayet yetkisi sona erdiğinden, hukuken geçerli bir imza bulunmadığı anlaşılmakla davacı ... yönünden kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğu kabul edilmiştir.
Açıklanan gerekçelerle davacı ... yönünden davanın reddine, davacı ... yönünden davanın kabulü ile, davacı ...'in ...
12.İcra Müdürlüğünün ... esas (eski esas ...) sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, bu dosyada 01.04.2024 tarihinde tahsil edilen 4,22-TL, 02.04.2024 tarihinde tahsil edilen 1.045,12-TL, 08.04.2024 tarihinde tahsil edilen 15.648,58-TL, 09.04.2024 tarihinde tahsil edilen 0,32-TL, 17.04.2024 tarihinde tahsil edilen 9.180,71-TL, 27.06.2024 tarihinde tahsil edilen 1.000,00-TL olmak üzere toplam 26.878,95 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmiştir. Davacıların manevi tazminat taleplerinin ise takip işleminin yasal hak arama hakkı kapsamında olduğu ve davacıların kişilik haklarına ağır ve haksız bir saldırı olarak nitelendirilmeyeceği kanaatiyle reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı ... yönünden davanın REDDİNE,
2.Davacı ... yönünden davanın KABULÜ ile, davacı ...'in ...12. İcra Müdürlüğünün ... esas (eski esas ...) sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, bu dosyada 01.04.2024 tarihinde tahsil edilen 4,22-TL, 02.04.2024 tarihinde tahsil edilen 1.045,12-TL, 08.04.2024 tarihinde tahsil edilen 15.648,58-TL, 09.04.2024 tarihinde tahsil edilen 0,32-TL, 17.04.2024 tarihinde tahsil edilen 9.180,71-TL, 27.06.2024 tarihinde tahsil edilen 1.000,00-TL olmak üzere toplam 26.878,95 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadına,
3.Davacıların manevi tazminat taleplerinin REDDİNE,
4.Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 1.836,10 TL harç bedelinden peşin alınan 72.561,83 TL'den mahsubu ile bakiye 70.725,73 TL'nin davacı ...' e iadesine,
5.Davacı ... dava açılırken yatırılan 1.836,10 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı ile 87,50 TL vekalet harcından oluşan toplam 2.539,00 TL'nin bedelin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
6.Davacı ... tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ücretinden oluşan toplam 135,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
7.Davacı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 26.878,95 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
8.Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 539.930,29 TL nispi vekalet ücretinin davacı ...' den alınarak davalıya verilmesine,
9.Davacıların manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
10.Arabuluculuk ücreti olan 4.700,00 TL'nin ...' den tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
11.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacılar vekilinin (e duruşma) ve davalı vekilinin (e duruşma) yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/02/2026
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)