Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

6. Hukuk Dairesi         2025/1468 E.  ,  2025/4132 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/356 E., 2025/455 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/93 E., 2022/486 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacılar vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı şirket arasında düzenlenen 22.09.2011 tarihli ve sonrasında düzenlenen 14.01.2012 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmeleri gereğince müvekkillerinin dava konusu taşınmazdaki hisselerini davalıya devrettiklerini, devrin davalı şirketin yetkilisi ...'ya verilen vekâlet ile gerçekleştiğini, müvekkillerinin sözleşmeye istinaden edimlerini ifa ettiklerini, ancak davalı tarafın daire devirlerini yapmadığını ileri sürerek, üç adet dairenin tapu kayıtlarının müvekkilleri adına kayıt ve tesciline, tescilin mümkün olmaması halinde davaya konu dairelerin sözleşmede belirtilen şartlar dahilinde bedellerinin tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacılar ve dava dışı diğer arsa sahipleri tarafından müvekkiline satış yolu ile devredildiğini ve bedelinin ödendiğini, davacılarla müvekkili arasında üç adet sözleşme düzenlendiğini, davacıların bilinçli ve kasıtlı olarak mahkemeye iki sözleşme sunduklarını, üçüncü ve sonuncu sözleşmeyi gizlediklerini, davacıların son anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden vazgeçerek tercihlerini diğer mirasçılar gibi satış sözleşmesinden yana kullandıklarını, taraflar arasında yapılan üçüncü ve son sözleşmenin arsa satış sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme ile önceki sözleşmelerden döndüklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yapılan sözleşmeler bir bütün halinde ve kronolojik olarak incelendiğinde ilk sözleşmenin 22.09.2011 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ön protokolü başlıklı sözleşme olduğu, bu sözleşmenin 4. maddesinde “arsa sahiplerine 3 adet 3+1 daire verilecek ve ayrıca her bir arsa sahibi için 80.000,00 TL olmak üzere 240.000,00 TL nakit para ödenecektir" hükmünün düzenlendiği, sözleşmenin adi yazılı nitelikte olduğu, ikinci ve üçüncü sözleşmeler 24.01.2012 tarihinde yapılmış olup, sözleşmelerde herhangi bir saat belirlenmediğinden hangisinin önce ya da sonra yapıldığının tespit edilemediği, cevap dilekçesi ekinde sunulan aynı tarihli satış sözleşmesi ön protokolü başlıklı sözleşmede ise intikaller bittikten sonra müteahhide satış yapılacağı hükmü düzenlenmiş olup, bu protokolde kat karşılığı ön protokolünden vazgeçildiğine dair herhangi bir ibare olmadığı, yani 24.01.2012 tarihinde birbirini bütünleyen iki ayrı sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmenin birine göre davacıların hisselerinin davalıya satıldığı, yine diğerine göre de 240.000,00 TL yanında davacılara seçecekleri üç dairenin devredileceğinin kararlaştırıldığı, her ne kadar sözleşmeler resmi şekilde yapılmamış ise de davacılar sözleşmeler gereğince üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek taşınmazdaki hisselerini tapuda satış suretiyle davalıya devrettikleri, sözleşmelerin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu, davacıların daha sonra sadece 240.000,00 TL’ye hisselerini satıp üç adet daireden vazgeçmelerinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına ayrı ayrı tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerli olduğu, davacıların edimlerini yerine getirdikleri, böylece bağımsız bölümlerin tesciline hak kazandıkları gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ispat yükü davacı tarafta olmasına rağmen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerli olduğunun ispat edilmediğini, resmi şekilde düzenlenen bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arasında üçüncü ve son olarak düzenlenen satış sözleşmesi ön protokolünün değerlendirilmesinde mahkemece hata yapıldığını, davacılar tarafından düzenlenen 24.01.2012 tarihli vekaletname ile satış sözleşmesi ön protokolünün birbirini tamamladığını, diğer mirasçılarla yapılan sözleşmelerin dikkate alınmadığını, 24.01.2012 tarihli satış sözleşmesinin hukuka aykırı olarak yok sayıldığını, sözleşmelerden açıkça vazgeçilmediği değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi mevcut olmayıp satış sözleşmesi olduğunu ve davacıların arsa paylarının bedellerinin ödenerek satın alındığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davacılara ödenmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog