10. Hukuk Dairesi 2025/5689 E. , 2025/17488 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 16.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davalının kusuru bulunduğunu ileri sürerek 5.430.132,87 TL maddi, geçici iş göremezlik dönemine ilişkin olarak 1.000,00 TL bakıcı gideri, 70.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının iş kazası nedeniyle %53,00 oranında iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu oldukları, davacının iş göremezlikten kaynaklı maddi zararının esasen 6.138.812,07 TL olduğu, geçici iş göremezlik dönemine ilişkin bakıcı gideri zararının 1.634,40 TL olduğu kabulünden hareketle bu kalemler yönünden taleple bağlı kalınmak suretiyle maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı lehine 60.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinde müvekkilinin faaliyet yürüttüğü iş koluna ilişkin herhangi bir bilirkişinin bulunmadığını, bilirkişilerden ikisinin inşaat mühendisi, birinin ise elektrik lisans mezunu olduğunu, bu haliyle kusur oranına ilişkin ciddi şüphe doğduğunu, oysa kusur oranının iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ve iş sağlığı ve güvenliği alanında uzman kişilerden oluşturulacak bir bilirkişi kurulunca maddi olaya uygun biçimde belirlenmesi gerektiğini, meydana gelen kazada davacının %100 kusurlu olduğunu, davacının kusurunun %20 olarak kabul edilmesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı ile olayda üçüncü kişi eyleminin bulunup bulunmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmadığını, dosya kapsamında bulunan ve İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 08.04.2024 tarihli raporda geçici ve sürekli iş gücü kaybı ile bakıcı giderine ilişkin olarak fahiş ve hakkaniyete açıkça aykırı hesaplamalar yapıldığını, bu raporun önceki hatalı raporlar doğrultusunda düzenlendiğini, somut deliller göz ardı edilerek yalnızca davacı tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu suretle hak edilenden çok daha fazla tazminata hükmedilerek davacının haksız kazanç elde etmesine ve müvekkili şirketin hayatın olağan akışına aykırı, afaki bir külfet altına sokulmasına neden olunduğunu, davacı yanın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının 2018 yılından bu yana aktif ve kesintisiz şekilde sigortalı olarak çalıştığını, buna rağmen daimi iş göremezlik raporu esas alınarak tazminata hükmedilmesinin hayatın olağan akışına, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu durumun davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, maluliyet oranının dosya kapsamındaki tüm belgeler ayrıntılı biçimde incelenerek ve çelişkiler giderilerek doğru şekilde belirlenmesi gerektiğini, eksik inceleme ile yüksek maluliyet oranı tespit edilerek hüküm kurulmasının bozma nedeni teşkil ettiğini ileri sürerek kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, Mahkemece iki adet kusur raporu alındığı ve aynı yöndeki bu heyet raporlarına itibar edildiği, raporlarda davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, Kurum tarafından davacıya yapılan ödemeler nedeniyle açılan rücuan tazminat dava dosyasında da davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle sonuca gidildiği, rücu dosyasında verilen karara karşı davanın taraflarınca istinaf yoluna başvurulması üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2024/1592 Esas, 2025/3118 Karar sayılı kararı ile öncelikle sigortalının açtığı tazminat dosyası celp edilip incelenerek, kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi, Yargıtay Yerleşmiş İçtihatları gereği ceza dava dosyasında mahkum olanlara bir miktar kusur verilmesi gerektiğinin gözetilmesi, saptanan maddi olgulara göre olayın oluşu tereddütsüz belirlenip, olayla ilgili varsa düzenlenen tüm raporlar birlikte değerlendirilerek, alanında uzman bilirkişi heyetinden oluşa ve mevzuata uygun, 6331 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme içeren, dosyaya sunulan risk raporları ve diğer belgeleri değerlendiren şekilde yeniden rapor alınıp, varılacak sonucuna göre tekrar hesap raporu alınarak karar verilmesi gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, iş yerinin vardiya sorumlusu ..., daimi nezaretçi ..., şube müdürü ..., ustabaşı ...'in ceza dava dosyasında sanık olarak yargılandıkları, sanıkların asli, kazalı sigortalının tali kusurlu bulunduğu, sanıkların adli para cezaları ile cezalandırılmalarına karar verildiği, en son Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/9177 Esas sayılı kararı ile ceza dava dosyasının onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını da etkilemektedir. Somut olayda, rücuan tazminat dava dosyası ve ceza dava dosyası değerlendirilmeksizin sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; rücuan tazminat dava dosyasında Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi kusur raporlarını celp ettikten sonra iş kazasının meydana geldiği iş kolunda yetkin iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir bilirkişi heyetinden rücu dava dosyasında alınan kusur raporlarını irdeleyen, ceza dava dosyasında mahkumiyetlerine karar verilen dava dışı gerçek kişilere de bir miktar kusur verilmesi gerektiğini gözeten yeni bir kusur raporu almak, alınacak yeni hesap raporunda davacı tarafın kök hesap raporuna PMF tablosu yönünden bir itirazı olmadığını, yine davacı tarafın kanun yoluna başvurmadığını dikkate alarak hükme dayanak kılınan 08.04.2024 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini göz önünde bulundurmak, usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
4.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
5.Davalı avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.