Esas No
E. 2025/1018
Karar No
K. 2026/166
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/1018
KARAR NO: 2026/166
DAVA: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ: 07/11/2025
KARAR TARİHİ: 19/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ----- 27.09.2018 tarihinde ----- yolu üzeri ---- Polis Uygulama Noktasında görevi başındayken ---- plaka sayılı aracın çarpması sonucu ağır bir şekilde yaralandığını, ----. Asliye Caza Mahkemesi ------. Sayılı dosyasında araç sürücüsü hakkında HAGB kararı verildiğini, müvekkilinin sürekli iş göremezlik meydana gelmesi, bakıcı ve tedavi giderlerinin olması sebebiyle öncelikle davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu, sigorta şirketinin kısmi ödeme yapması üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu ------ numaralı dosyası ile başvuruda bulunulmuş ve ilgili dosya nezdinde 23.03.2021 tarihinde karar verildiğini, verilmiş olan kararın icrası için müvekkili tarafından ---- İcra Dairesi ----- Sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatılmışsa da davalı sigorta şirketi tarafından dosyaya itiraz edilerek dosyanın Yargıtaya gönderilerek sürüncemede bırakıldığını, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından ilk başta müvekkili lehine hükmedilmiş olan 236.908,77 TL sürekli iş göremezlik, 3.000,00 tedavi gideri ve 1.603,12 TL bakıcı giderinin dava sürecinin 4 yıldan fazla sürmüş olması, Türk Lirasının da ciddi oranda değer kaybetmesi, enflasyon olması gibi sebeplerle değer kaybettiğini, müvekkilinin şayet ki davalı sigorta şirketi tarafından itiraz edilmeden kazanmış olduğu tazminatı almış olsaydı hükmedilmiş olan tazminatın müvekkilinin zararlarını karşılayabilecek olduğunu ancak paranın değer kaybetmesi ile birlikte müvekkiline şuan ödenen tazminatın müvekkilinin zararlarını gideremediğini, dava şartı olan arabulucu yoluna başvurulduğunu ancak arabulucuda bir anlaşma sağlanamadığını beyan ederek haklı davanın kabulü ile; tam ve kesin olarak belirlendiğinde arttırılmak üzere HMK 107 gereğince şimdilik 1.000,00 TL munzam zararın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafa 27.09.2018 tarihli kaza sebebiyle 18.06.2020 tarihinde 35.879,39-TL maddi tazminat ödendiğini, davacının söz konusu ödemeden bahsetmemesinin iyi niyetli olmadığını, yapılan ödemede %100 kusur oranı ve %18 maluliyet oranı esas alınmış olup medikal, aktüer ve kusur denetimi akabinde söz konusu ödeme yapıldığını, akabinde davacı yan tarafından ödemenin eksik olduğundan bahisle ----- sayılı tahkim başvurusu yapıldığını,

Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davacı yan tarafından itiraz yoluna başvuru yapılmış olup ----- sayılı kararı ile; .. 279.286,45 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.603,12 TL geçici bakıcı gideri ve 3.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 283.889,57 TL’nin 15.02.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı---- alınarak başvurana verilmesine, karar verildiğini, Yargıtay --- H.D.------. Sayılı ilamı ile temyiz itirazları yerinde görülerek kararın bozulduğunu, kanun yollarının tüketilmesinin yargılamayı uzatma amacı gütmediğini, munzam zararın talep edilebilmesi için şartların sağlanmadığını, müvekkili şirketin temyiz nedenlerinin Yargıtayca haklı görüldüğünü, müvekkili şirketin usuli kazanılmış hak elde ettiğini, yargılamayı alenen uzattığına dair hiçbir bilgi ve belge bulunmadığını beyan ederek tüm yasal haklarını saklı tutarak, hukuki yarar bulunmayan munzam zarar talebinin reddi ile davanın reddine, müvekkili sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmış olması nedeniyle ve ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak tazminat hesabı yapıldığında ödenmesi gereken fark tazminat tutarı kalmayacağından davanın reddine, davaya yönelik tüm beyanları dikkate alınmak suretiyle şartların varlığı halinde sigortalı araç sürücüsü ve işletenine rücu hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın 27/09/2018 tarihinde sebebiyet verdiği trafik kazasından kaynaklanan ve Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin ----- numaralı 23.03.2021 tarihli ilamı ile hükmedilen sürekli iş göremezlik- bakıcı- tedavi gideri alacağa ilişkin davacının aşkın zarar alacağının tazmini amacıyla açtığı tazminat davasıdır. Sigorta Tahkim Komisyonunun dosyasının bir sureti celp edilmiştir. Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin 21/01/2021 ----- karar tarih ve sayılı kararı incelendiğinde 23/03/2021 tarihinde " Başvurunun kabulüne, 279.286,45 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.603,12 TL geçici bakıcı gideri ve 3.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 283.889,57 TL’nin 15.02.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ----- alınarak başvurana verilmesine, " karar verildiği görülmüştür. -----Esas sayılı takibi incelendiğinde davacının davalı aleyhine 30/03/2021 tarihinde "Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ----- karar sayılı 23/03/2021 karar tarihli ilamı" alacak sebebine dayalı olarak ilamlı takip başlattığı, davalının 02/07/2021 tarihinde 458.162,53- TL teminat bedeli yatırdığı görülmüştür. Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin ----- karar tarih ve sayılı kararının davalı sigorta tarafından temyizi üzerine Yargıtay ----. Hukuk Dairesi'nin 14/11/2022 tarih ve------Karar sayılı ilamı ile davalı sigortanın temyiz itirazlarının kabulü ile bozulduğu görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca "(1)Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. (2)Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder."2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (...)"6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca "(1)Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (...)" 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca "(1)Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. (...)"Yargıtay ----- Karar sayılı ilamında "Türk Borçlar Kanunu’nun 105. maddesine göre alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükelleftir. Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir. İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır. Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ispatlayamamıştır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmez.

Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir" şeklinde içtihat geliştirildiği görülmüştür (aynı yönde emsal Yargıtay ----- Karar).Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacının aşkın zarar nedeniyle tazminat talebini sırf temerrütün gerçekleşmesinden sonra ödeme tarihine kadar olan müddette enflasyon oranının temerrüt faiz oranından fazla olması olgusuna dayandırdığı, talebin spekülatif olduğu, bunun dışında davalının temerrütü nedeniyle somut bir şekilde zarara uğrandığına dair herhangi bir iddia ileri sürülmediği, yukarıda atıf yapılan yargı içtihatları da dikkate alındığında ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. (yeni madde 122) maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermeyeceği, tüm bunlara ek olarak somut olayda davacının davalıya karşı aşkın zararına dayanak alacağın trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi zararın sorumluluk sigortacısından tahsiline ilişkin olduğu, bu zararın haksız fiil temelli olduğu, her ne kadar davalı sigortacının temerrütü yukarıda atıf yapılan KTK 97 ve 99. maddeler uyarınca kanunen gerçekleşse de, davalının kanunen temerrüte düştüğü tarihte alacağın varlığı ve miktarının belirlenebilir olmadığı, davalının kanunen temerrüte düştüğü tarihte alacağın var olup olmadığı ve varsa hangi miktar için temerrüte düştüğünü dahi bilmesine imkan bulunmadığı, zira belirtildiği gibi alacağın dayanağının haksız fiil olduğu, haksız fiilde failin (dolayısıyla somut olayda davalı sigortacının) sorumlu olduğunun kabul edilebilmesi için kusurlu olması gerektiği yine bu kabul edilse bile yukarıda atıf yapılan yasa hükmü uyarınca tazminatın kapsamı ve ödeme biçiminin durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığı göz önünde bulundurularak "hakim" tarafından belirlenebileceği, dolayısıyla kusurun varlığının ve ağırlığının tespiti ve kusurun ağırlığına bağlı olarak tazminatın kapsamının tespiti hususlarının yargısal faaliyet olduğu, somut olayda belirtildiği gibi davalı kanunen temerrüte düşmüş olsa da, temerrüt tarihinde alacağın varlığı ve miktarı hususunda yargısal bir tespit bulunmadığı, Yargıtay ------HD bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin verdiği 13/05/2024 tarihli - ----- Karar nolu hükmün davacının temyizi sonrası Yargıtay -----.HD'nin 15.05.2025 tarihli 'Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,' dair ilamı sonrası davacı alacağının kesin olarak tespit edildiği, bu tespitten sonra icra dosyasında 10/07/2025 tarihli ödeme emrinin davalıya gönderildiği, 15/05/2025 tarihinde davalıya tebliğ edilen ödeme emri sonrası 21/07/2025 tarihinde tüm dosya borcunun davalı tarafından davacıya ödendiği, bu sebeple bu arada gerçekleşen süre içerisinde davalının (yukarıda açıklanan gerekçelerle de) aşkın zararının bulunduğunun kabul edilemeyeceği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın REDDİNE,

2.Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 732,00 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden 1000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.140,00-TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

6.Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde resen yatıran tarafa iadesine, Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog