10. Hukuk Dairesi 2025/10896 E. , 2025/17492 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 28. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 16.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davalının kusurlu olduğundan bahisle 1.636.168,13 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazası nedeniyle davacının %15,00 oranında iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %5, alt işveren davalı şirketin %70, dava dışı asıl işveren ... adi ortaklığının %25 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davanın maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi karına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, meydana gelen olay kapsamında davacının maluliyet oranının önce %2,1 olarak saptandığını, daha sonra %12,3’e yükseltildiğini ve kazanın gerçekleştiği 18.01.2019 tarihinden üç yılı aşkın süre geçtikten sonra Adli Tıp Kurumu tarafından %15 olarak tespit edilmesinin kabul edilemez olduğunu, alınan her raporda maluliyet oranının bu şekilde artmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili şirketin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini ve bu hususun tanık beyanları ile dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğunu, işkence demirinin yüksekten düşmesine müvekkili şirketin neden olmadığını ve bu aletin düşmesine engel olabilecek tedbirlerin göz ardı edilmediğini, montaj işlemlerinde kullanılmayan bir aletin sahada bulunmasından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, söz konusu aletin kontrolünün bizzat davacı tarafından yapıldığını, davacının SGK nezdinde 22.06.2021 tarihinde verdiği beyanında işkence demirleri ile sepetlerin kontrollerini kendisinin yaptığını ifade ettiğini, bu beyan karşısında davacının gerekli kontrolü gereği gibi yapmaması nedeniyle olayın meydana geldiğini ve bu sebeple kusurun davacıya ait olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından müvekkili şirkete atfedilen kusurun bu nedenle kabul edilemez olduğunu, davacının iş güvenliği eğitimi almış olmasına rağmen bu eğitimlere aykırı davranarak olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini ve bu durumun illiyet bağını kestiğini, dava dışı ... adi ortaklığında iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak çalışan ve SGK inceleme raporunda beyanı bulunan kişinin müvekkili şirket açısından gerekli önlemlerin alındığını açıkça ifade ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda asansör montajına uygun çalışma yönteminin uygulanmadığının gerekçe gösterilmesinin yeterli araştırmaya dayanmadığını ve itirazların ehil bir heyet tarafından değerlendirilmeden hükme esas alındığını, söz konusu işkence demirinin müvekkili şirketin kullandığı bir alet olmadığını ve dava dışı ... firması tarafından yapılan korkuluklara ait olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda geçici iş göremezlik ödeneği ödemesi yapılıp yapılmadığı hususunda SGK’dan cevap alınmadan mahsup yapılmamasının mükerrer kazanca yol açacağını, davacının maluliyetinde müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, pasif dönemin hatalı belirlendiğini ve davacının maluliyeti dikkate alınmaksızın 60 yaşına kadar aktif çalışacağının kabul edilmesinin gerçeğe aykırı olduğunu, bu haliyle yapılan hesaplamanın haksız kazanç doğuracağını, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre 1.636.168,13 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 26.03.2025 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalının istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
2.Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince alınması gereken karar ve ilam harcının eksik hesaplandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir..
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan karar ve ilam harcına ilişkin 3 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "3-Harçlar Kanun'u gereğince alınması gereken 115.182,14 TL karar ve ilam harcından, 44,40 TL peşin harç ve 5.588,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye kalan 109.549,74 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Davalı avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.