10. Hukuk Dairesi 2025/10580 E. , 2025/17504 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Kurumca yaşlılık aylığının kesilmesi kararının iptaline, Kurumun 01.03.2011-30.11.2012 tarihleri arasında davacıya ödediği 19.762.90 TL aylık, ek ödeme ve yasal faiz alacağının olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıya 30.11.2012-01.12.2019 tarihleri arasında ödenmeyen emekli maaşlarının şimdilik 10.000,00 TL'sinin hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreye uğramış olduğunu, davacı tarafından 19.01.2015 tarihinde borcunu ödemek için yapılandırma başvurusu yaptığını, davacının yapılandırma başvuruları yapmasına rağmen yapılandırmadan sonra bu borca ilişkin olarak dava açması hakkaniyet ve iyi niyet kurallarına aykırı bir durum olduğunu, Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının; SGK Başkanlığının emekli maaşının kesilmesi kararının iptaline dair dava ve talebinin reddine, SGK'nın Kurum olarak 01.03.2011-30.11.2012 tarihleri arasında davacıya ödediği 19.762.90 TL aylık, ek ödeme ve yasal faiz alacağının olmadığının tespiti konusundaki dava ve talebinin kısmen kabulü ile
18.422,80 TL aylıklara yasal faiz olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebinin reddine, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının 30.11.2012-01.12.2019 tarihleri arasında ödenmeyen emekli maaşlarının şimdilik 10.000 TL'sinin hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair talep ve davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile A-) Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin reddine, B-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İzmir 1.İş Mahkemesinden verilen 14.12.2023 tarih, 2022/1 Esas ve 2023/466 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
Davanın kabulüne, davacı 2...0 T.C. kimlik numaralı ...' nin emeklilik maaşının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması ve aylık kesen Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanmasına, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen aylıkların şimdilik 10.000,00 TL'sinin ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin, yersiz ödeme sebebine binaen tahakkuk ettirilen borç ve fer'ilerinin iptali gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurumun davacıya göndermiş olduğu 04.02.2013 tarih ve 2013/24 sayılı borç bildirim belgesinin hukuka ve kanuna uygun olduğunu, davacının 01.03.2011-30.11.2012 tarihleri arasında haksız olarak almış olduğu emeklilik aylığının yerinde olmadığını, davacının 2010 yılında emekli olduktan sonra Aile Hekimliği Hizmet Sözleşmesi kapsamında hekim olarak görev yapması yasaya aykırı olup haksız zenginleşme ile mevzuat gereği emekli maaşının iptali, ödenen maaşların geri ödenmesi gerektiğinden Kurum tarafından yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak 15.09.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alan davacının 15.02.2011 - 05.02.2019 tarihleri arasında “Aile Hekimi Statüsünde” çalıştığından davalı Kurum tarafından aylığının durdurularak borç çıkarılması işleminin iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamı incelendiğinde, 15.09.2010 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı alan davacının 15.02.2011 tarihinden itibaren aile hekimi olarak görev yaptığının anlaşılması üzerine aylığının kesildiği, kesilen aylığın tekrar bağlanması ve aksine Kurum işleminin iptali için işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan ve 01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5277 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (f) fıkrasının 2. paragrafında “Herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dâhil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.”, 3. paragrafında “Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun ek 11. maddesine göre alınmış Bakanlar Kurulu Kararları 2005 yılında uygulanmaz.” düzenlemeleri bulunmakta olup anılan hükümler, 27.04.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanun'un 29. maddesinin (c) bendi ile yürürlükten kaldırılmış, bununla birlikte yürürlükten kaldırılan 2. ve 3. paragraf hükümleri, 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 2. ve 3. fıkralarıyla aynen benimsenip mülga 3. paragrafta yer alan Bakanlar Kurulu Kararlarının 01.01.2005 gününden önce alınmış olması durumunda uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 5277 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (f) fıkrasının iptaline ilişkin olarak yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince, 29.11.2005 gün ve 2005/6 - 93 sayılı kararla, iptali istenen fıkranın yürürlükten kaldırılmış olması göz önünde bulundurularak, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, başvuru hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulmuş, ancak, Yüksek Mahkeme tarafından başka bir dava sonunda verilen ve 14.11.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 28.12.2005 gün ve 2005/146 – 105 numaralı karar ile söz konusu düzenlemeler iptal edilmiş, aynı düzenlemeleri içeren 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının Anayasaya aykırılığı iddiasıyla açılan davada ise anılan hükümlerin Anayasaya aykırı olmadığı ve iptal isteminin reddi yönünde 03.04.2007 gün ve 2005/52 Esas - 2007/35 Karar sayılı karar verilmiştir.
Şu durumda, 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 105. maddesinde sayılan “uygulanmayacak maddeler” arasında, 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinin yer almaması ve Anayasanın 153. maddesi gereğince iptal kararlarının geriye yürümemesi karşısında, anılan düzenlemelerin 01.01.2005 gününden itibaren yürürlükte olduğunun ve herhangi bir yasal boşluk dönemi bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Buna göre, herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumundan yaşlılık veya emeklilik aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin, 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinde açıklanan nitelikte çalıştırılamayacakları ve görev yapamayacakları belirgin olup emredici yasal düzenlemeye aykırı biçimde çalışanların, fiilen çalışılan döneme ait yaşlılık veya emeklilik aylıklarının davalı Kurum tarafından kesilip yersiz ödenen aylıkların geri alınması zorunludur.
Ayrıca 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3. maddesinde, Sağlık Bakanlığının; bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı elemanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkili olduğu, sözleşmeli olarak çalışan aile hekimlerinin kurumlarında aylıksız veya ücretsiz izinli sayılacakları ve bunların kadroları ile ilişkilerinin devam edeceği, bu personelin, sözleşmeli statüde geçen sürelerinin kazanılmış hak derece ve kademelerinde veya kıdemlerinde değerlendirilerek her yıl işlem yapılacağı ve bunların talepleri halinde eski görevlerine atanacakları, sözleşmeli olarak çalışmaya başlayanların, daha önce bağlı oldukları sosyal güvenlik kuruluşlarıyla ilişkilerinin aynı şekilde devam ettirileceği, ancak, her türlü prim, kesenek ve kurum karşılıklarının ücretlerden kesilerek ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna aktarılacağı belirtilmiştir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, aile hekimleri, özellikle 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 4. fıkrasında sayılan istisnalardan da olmadıklarından, yaşlılık aylığı alıyorken anılan Kanun'un 30. maddesi kapsamında çalışamayacakları anlaşılmakla; davalı Kurum tarafından 01.03.2011-30.11.2012 tarihleri arasında davacı adına yersiz ödeme borcu çıkarılmışsa da Mahkemece davacının Aile Hekimi olarak göreve başladığı tarih tespit olunarak sorumlu olduğu borç dönemi netleştirilerek karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne dair hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.