Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

11. Hukuk Dairesi         2025/3705 E.  ,  2026/593 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/404 Esas, 2025/576 Karar
HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/142 E., 2022/417 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı gerçek kişinin 2020/141113 başvuru numarası ile "..." ibareli markanın 23. ve 35/5. sınıflarda tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, gıda, temizlik ve her türlü tüketim maddesinin üretimi ve toptan satışı alanında faaliyet gösteren müvekkilinin "..." esas unsurlu seksenin üzerinde tescilli markasının mevcut olup markanın tanınmış marka niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin tescilli markalarında esas unsur olarak yer alan “...” ve “...” ibareleri ile itiraza konu olan markanın asli unsurunu teşkil eden “...” ibaresinin ayniyet derecesinde benzer ve markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür olduğunu, bu itibarla davalı tarafından bu marka adı altında yapılacak her türlü proje, ürün ve tanıtımların müvekkiline ait olduğu yönünde bir izlenim oluşacağını, davalının müvekkiline ait markaların varlığından haberdar olmasına rağmen bu markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla kötüniyetle tescil başvurusunda bulunduğunu ileri sürerek YİDK'in 2022-M-934 sayılı kararın iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; iki aylık süre içinde açılmadığından davanın süreden reddi gerektiğini, müvekkiline ait tescili istenen markanın siyah düz renklerde olup ilk harfinin büyük, davacının markasının ise küçük harflerle mavi renkte turuncu bir halka içerisinde yazılı olduğunu, markaların yazı tiplerinin farklılık taşıdığını, üçüncü bir göz ile bakıldığında iki ibarenin birbirine benzemediğinin açık olduğunu, işitsel olarak ... ve ... kelimelerinin vurgu ve heceleme bakımından benzemediklerini, ibarelerin günlük hayatta sıklıkla kullanılan kelimelerden oluşu nedeniyle tüketiciler tarafından anlamlarının bilinmekte olup karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının tanınmışlık iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının ticaret unvanındaki ismi ile müvekkilin markasındaki ibarenin farklı olduğunu, itiraza mesnet markalar gıda alanında, müvekkilinin markasının ise tekstil alanında kullanıldığını, markalar benzer olmadıklarından haksız kazanç ihtimali bulunmadığı gibi müvekkilinin kötüniyetli olduğuna dair hiç bir somut delil ortaya konulamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda iptali istenen YİDK kararı davacıya 13.02.2022 tarihinde tebliğ edildiğinden iki aylık sürenin dolduğu 13.04.2022 tarihinden sonra 14.04.2022 tarihinde açılan davanın usulden reddi gerektiği, marka hükümsüzlüğü yönünden, dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da, “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, zayıf ibarelerin küçük eklemelerle ortalama tüketici nezdinde farklılaşabileceği, birinin bir yere gelmesini isteme, davet anlamına gelen “...” ibaresine yapım eki getirilerek oluşturulan "..." ibaresinin bir düşünce, görüntü vb.nin bir başkasını hatırlatması anlamına geldiği, hem işitsel hem de kavramsal olarak farklılaştığı, dolayısıyla bu durumun işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı, “...” ibareli markanın ayırt edici niteliği zayıf olduğundan üçüncü kişilerin markaları ile normal koşullarda iltibas ihtimali olsa dahi davacının üçüncü kişilerin bu kullanımlarına katlanmak durumunda olduğu, dava konusu markanın kapsamında yer alan mallar/hizmetler davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve anlamsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceği, davacıya ait markanın tanınmışlığı iddiasının somut delillerle ortaya konulamadığı, marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında mevcut olmadığı, davacının “...” ibaresini veya bu ibareyle karıştırılma ihtimaline yol açacak başka bir ibareyi Türkiye’de uzun süredir dava konusu mallar/hizmetler bakımından kullandığına dair herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle TÜRKPATENT YİDK kararının iptali istemi ile açılan davanın süre aşımı nedeniyle usulden, hükümsüzlük davasının ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile YİDK kararının iptali istemiyle açılan davanın süresinde açılmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının itiraza mesnet markalarıyla davalının başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da, davacının markasındaki "..." ibaresi ile davalının markasındaki "..." ibaresinin işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğu, “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin zayıf olup davalı tarafından yapılan küçük ekleme ile ortalama tüketici nezdinde taraf markalarının farklılaştığı, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog