Esas No
E. 2025/372
Karar No
K. 2026/146
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/372 Esas
KARAR NO: 2026/146
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/05/2025
KARAR TARİHİ: 24/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde: davacı adına sigortalı olan ... plakalı araç ile 21.08.2018 tarihinde trafik kazası meydana meydana geldiğini, kasko poliçesi kapsamında oluşan zarar nedeniyle davalı ... Sigorta A.Ş.'ye başvuru yapıldığını, ancak taleplerinin reddedildiğini, davacı adına Sigorta Tahkim Komisyonu'nda 2019 Esas ... dosyası ile tahkim açıldığını, yargılama sonucunda davacı lehine karar verildiğini, icraya konulmuş ancak davalı tarafından kararın temyiz edildiğini ve yıllarca karar Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşmesi beklendiğinden davacının alacağına kavuşamadığını, kararın kesinleşmesini müteakip, .... İcra Dairesi Müdürlüğü’nün 2023/... Esas sayılı dosyasından alacak tahsil edildiğini, ancak dava dosyasının Yargıtay’da beklemiş olması ve kararın icrası için geçen süre zarfında ülkemizde yaşanan hiper enflasyon, davacının gerçek zarara uğramasına sebep olduğunu, dava şartı dava şartı arabuluculuk sürecinin işletildiğini, İstanbul... Bürosu’nun 2025/... başvuru ve 2025/... dosya numarası ile yürütülen süreçte 27.01.2025 tarihinde oturum yapıldığını, ancak taraflar arasında anlaşmaya varılamadığını, bu nedenlerle; fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı tutularak şimdilik belirsiz alacağımız olan 1.000,00 TL enflasyon farkı zararının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde: davacı tarafın tüm zararını tahsil ettiğini, eldeki davayı açmış olmasının davacının kötü niyetinin ve haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davacının geçmiş döneme ait zararın tazmin edilmesine rağmen, ek olarak talep ettiği enflasyon farkı alacağına ilişkin talepleri haksız ve hukuka aykırı olup davanın reddinin gerektiğini,

davacı tarafa, aracın perte ayrılması sebebiyle 127.000,00 TL kasko hasar tazminatı ve 95.188,21 TL faiz ödemesi aracın kasko poliçesini tanzim eden davalı şirket tarafından kendisine yapıldığını, davacı tarafa ödenen faiz miktarının dahi anapara tutarına yakın miktarda olduğu gözetildiğinde maddi kaybını faiz alacağı ile tahsil eden davacının enflasyon farkı talebinin hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde davalı şirketin davacının zararını haksız şekilde reddettiği ve Sigorta Tahkim Komisyonu kararını haksız şekilde temyiz ettiğini dosyanın Yargıtay tarafından onanmasının beklenildiğini belirterek enflasyon farkını talep etmişlerse de 21.08.2018 tarihinde meydana gelen kazada davacı sürücü ...'in 2,02 Promil alkollü olduğu tespit edildiğini, davalı şirketin tüm savunma ve temyiz nedenleri davacı yanın KTK'ya aykırı davranışları olup davacı tarafın kusurunun davalı şirket üzerine bırakılmasının kabul edilemeyeceğini, piyasa rayiç değerinin gerçek zarar ilkesi gereğince hesaplanması gerektiğini, davalı sigorta şirketi rizikodan poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, davalı şirketin ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, ticari faiz isteminin haksız olup reddinin gerektiğini, bu nedenlerle; haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddini, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, davacının alacağını geç tahsil etmesinden kaynaklı munzam zarar istemine ilişkindir. Mahkememizdeki dava 28/05/2025 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.

Dosyamıza getirtilen .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 164.922,00 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. 'Yargıtay 4 . Hukuk Dairesinin 08/05/2023 tarih ve 2023/1888Esas - 2023/6062 Karar sayılı ilamında "...Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121. maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir. Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda; davacı vekili yalnızca davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını ve başvurunun sürüncemede bırakıldığını belirterek munzam zararı olduğunu iddia etmiştir. Ancak davalı tarafından zamanında ödeme yapılmış olsaydı ödenen miktarın ne şekilde değerlendirileceği hususunda açıkça bir beyanda bulunulmamıştır. Yine davacı vekili, davalı tarafından ödeme yapılmaması nedeniyle müvekkilinin somut olarak ne şekilde bir zarara uğradığını da açıklamamıştır. Bu hali ile davacı vekilinin munzam zarar talebi soyut iddialara ilişkin olup davacının zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle munzam zararının doğduğu somut delillerle ispat edilememiştir. Açıklanan nedenlerle İtiraz Hakem Heyetince ispatlanamayan munzam zarar isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." belirtilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 122. maddesinde: "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde düzenlenmiştir.

Munzam zarar, borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden Borçlar Kanununda karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durumdur.'( İSTANBUL BAM 9. H.D. 2023/427 ESAS - 2025/2204 KARAR sayılı ilamı)

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinede, munzam zararın borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden 6098 Sayılı Borçlar Kanununun 122. maddesinde karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukları (enflasyon oranı) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durum olduğundan ve davacı tarafından dava dilekçesinde zararını somutlaştırmadığı gibi zararının oluştuğunun ispatına yarar deliller sunmadığı anlaşılmış, davacı tarafça ispat külfeti yerine getirilemediğinden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın reddine,

2.Karar harcı 732,00 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

5.Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ve dava miktarını geçmemek üzere 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6.Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,

7.Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,

Dair,

HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/02/2026 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog