T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; "19.08.2023 tarihinde -/-- ili, ---- ilçesinde gerçekleşen trafik kazası neticesinde müvekkil şirkete ait ----- plakalı araçta maddi hasar meydana gelmiştir. Davalı --- sürücüsü diğer davalı ---- maliki olduğu ------ plakalı araç, kazanın oluşumunda %100 kusurludur. Bu husus ekte sunulan kaza tespit tutanağı ve sair evraklardan açıkça anlaşılmaktadır. Müvekkil firma trafik kazasında almış olduğu hasar nedeniyle aracını onarımda olduğu süre boyunca kiralayamamıştır. Müvekkil, onarımda kaldığı süre boyunca aracını kiralayamaması dolayısıyla araç mahrumiyeti zararına uğramıştır. Aracın hasar onarım işlemleri ve değer kaybı bedeli, davalı --- sürücüsü olduğu aracın ZMMS ( Trafik ) sigorta şirketi olan ------Nezdinde bulunan hasar dosyası kapsamında gerçekleştirilmiştir. Ekte sunacağımıız ekspertiz raporu da incelendiğinde görüleceği üzere gerçekleşen kazada------ %100 kusurludur. Ekspertiz raporu, servis fişi kaza tespit tutanağı, hasar ve onarım fotoğrafları ekte sunulmuştur. Müvekkil şirket araç kiralama şirketidir. Müvekkil şirket tarafından, hasarlı araç yerine başka bir araç kiralandığına ilişkin belge veya ödeme dekontu sunulmamış dahi olsa Yargıtay'ın güncel ve müstakar içtihatları kapsamında aracın trafik kazası nedeniyle onarımda kaldığı süre boyunca kullanılamamasından kaynaklı maddi zararın belirlenmesi ve bu doğrultuda hüküm kurulması gerekmektedir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi 29.09.2022 Tarih, ---- Karar sayılı kararında: “Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50'nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının bu talebini objektif kriter ve delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Yukarıda belirttiğimiz sebeplerle müvekkil şirkete ait ----- plakalı aracın araç mahrumiyet bedeli maddi zararının davalıdan tahsil edilebilmesi için işbu belirsiz alacak davasını açma zorunluluğu hasıl olmuştur. Aracın kullanımından mahrum kalınması dolayısıyla meydana gelen zararın tespit ve tayin edilmesi adına bilirkişiye, aracın kullanımından mahrum kalınan dönemde günlük mahrumiyet bedelini araştırma ve toplam zararı belirleme görevi verilerek neticesinde hasıl olacak sonuca göre davamızın kabul edilmesini talep ederiz. Müvekkilin uğramış olduğu araç mahrumiyet bedeli tarafımızca hesaplanamadığından işbu dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiştir. Talebimiz şimdilik faiz ve feriler hariç 100 TL olup mahkemece belirlenecek kazanç kaybı bedeli kaza tarihi itibariyle işleyecek faizi ile beraber talep ettiğimizi bildiririz.
Yukarıda belirttiğimiz nedenlerle mahkemenizin re'sen göz önünde bulunduracağı hususlar dikkate alınarak HMK 107. Maddesi kapsamında belirtmiş olduğumuz taleplerimizi tahkikat sonucunda bilirkişi raporu ile tespit edilecek bedele göre artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla; Haklı davamızın kabulünü,
Belirsiz alacak davası olarak bilirkişi raporu ile tespit edilecek bedele göre artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla 19.08.2023 tarihli kazaya ilişkin ------ plakalı aracın uğramış olduğu hasara dair araç mahrumiyet bedeli olmak üzere şimdilik 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı müvekkile ödenmesini,Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini sayın mahkemeden talep ederiz." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
CEVAP
Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde; "YETKİYE VE ZAMANAŞIMINA DAİR İTİRAZLARIMIZ; HUZURDA GÖRÜLEN DAVADA YETKİSİZ MAHKEMEDE AÇILMIŞTIR. Yetki kuralları Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Genel yetkili mahkeme MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Huzurda görülen davada müvekkilin yerleşim yeri ----- değil, -----. İlgili kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere davacı tarafından açılan davası yetkisiz olarak ----- Mahkemelerinde açılmıştır. Bu nedenle dosyanın yetki yönünden de reddine karar verilmesini, dosyanın yetkili ve görevli olan ----- Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talep ederiz. HUZURDA GÖRÜLEN DAVA ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞTIR. Haksız fiil nedeniyle açılacak davalarda zamanaşımı Türk Borçlar Kanununun 72. Maddesinde düzenlenmiştir. Zamanaşımı MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Huzurda görülen davada; davacı tarafından süresi içerisinde iş bu dava açılmamıştır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin davada zamanaşımı süresi dolmuş olması nedeni ile davanın usulden reddini talep ederiz. ESASA DAİR İTİRAZLARIMIZ; DOSYANIN ADLİ TIP KURUMU TRAFİK İHTİSAS DAİRESİNE GÖNDERİLEREK SÜRÜCÜLERİN KUSUR ORANLARI HAKKINDA RAPOR TANZİM EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.
Davacı taraf her ne kadar müvekkile ait aracın kusurlu olduğunu iddia etmişse de bu hususun tarafımızca kabulü mümkün değildir. Müvekkile ait----plaka sayılı araç ---- istikametinde ilerlerken ----- Plaka sayılı aracın şeridini ani değiştirmesi nedeniyle müvekkile ait araç sürücüsü ---- ile çarpışmıştır. Davacıya ait araç hatalı sollama yaparak sürücü ----- sağ tarafından aracı geçmeye çalışmıştır. KTK 54/1 kuralının davacı tarafından ihlal edilmesi nedeniyle davacı %100 kusurlu olup müvekkile herhangi bir kusur izafe edilemez. Meydana gelen kaza sonrası kaza tespit tutanağı tarafları arasında tutulmuştur. Bu tespit tutanağının Mahkemenizi bağlayıcılığı yoktur. Kusur oranlarının bilirkişi incelemesi yapılarak belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca kusura ilişkin ispat yükü davacı tarafın üzerindedir. Davacının haricen aldırdığı eksper raporunun ise Mahkeme nezdinde tanzim edilecek bilirkişi raporuyla bir tutulması mümkün değildir. Öncelikle müvekkilin aracının geri geri gitmesine neden olan durumun göz önünde tutularak olay yerinde keşif yapılmasını ve kusur oranlarına ilişkin rapor düzenlenmesini talep ediyoruz.
Bilirkişi tarafından öncelikle yapılması gereken, olayın meydana geldiği yerin/ yolun incelenmesi ve ardından araçların bulunduğu konum göz önüne alınarak kazaya hangi aracın sebebiyet verdiğinin belirlenmesidir. Neticeten tarafların kazanın etkisi altındayken üstelik polis memuru/jandarma nezareti olmaksızın kendilerince hazırladıkları trafik kazası tutanağının tek başına kusur izafesinde kullanılması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. KTK Madde Madde 88'de: "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar." Hiçbir koşulda kabul anlamına gelmemek kaydıyla- araç sahibi olmayan sürücünün kusuru, müteselsil sorumlulukta sorumlular arasında zararın paylaştırılmasında önemli rol oynar. Nitekim Yargıtay da aynı görüştedir: "Aracı sevk ve idare eden sürücü ise nezaretindeki aracın kontrolünden ve bakımından sorumludur. Bu konularda gerekli dikkati, ilgiyi göstererek araçta oluşabilecek muhtemel arızaları araç sahibine bildirmekle yükümlüdür. Bu hususlarda herhangi bir araştırma yapılmadan ve bu dikkate alınmadan araç sürücüsünün kusursuz olduğundan bahisle her iki davalı hakkında davanın reddedilmesi doğru değildir. O halde, mahkemece taraf delilleri uzman bilirkişiye incelettirilmeli, açıklanan konularda yeniden rapor alınmalı, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır…" (------ Müvekkil araç sahibi olarak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek aracın bakım ve muayenesini zamanında yaptırmaktadır. Bir an için müvekkile ait aracın sürücüsünün kusurlu olduğu varsayımında dahi; müvekkilin meydana gelen kazada araç sahibi olarak hiçbir kusuru bulunmamaktadır. Dolayısıyla meydana gelen kazada davacının uğradığı zarar ile araç sahibi müvekkilin herhangi bir fiili arasında İLLİYET BAĞI YOKTUR. Davanın müvekkil bakımından reddi gerekmektedir. TALEP EDİLEN ARAÇ MAHRUMİYET BEDELİNE DAİR SÜRE OLAĞAN TAMİR SÜRESİNİN ÜZERİNDE OLUP TİCARİ KAZANÇ KAYBI TALEP EDİLMİŞ İSE DE ARACIN TİCARİ FAALİYETTE KULLANILDIĞINA İLİŞKİN HERHANGİ BİR BELGE SUNULMAMIŞTIR. Davacının talep ettiği araç mahrumiyet bedelinin de reddine karar verilmesini talep ederiz.
Davacı taraf, araç kiraladığına ve/ veya aracı kullanamadığı sürede uğradığı zarara ilişkin sözleşme, fatura, makbuz, fiş vs. ibraz etmemiştir.
Davalı tarafından aracın ticari faaliyetlerde kullanıldığı ve bu süre içerisinde ticari kazanç kaybına uğradığı iddia edilmiştir. Ancak davacı tarafından bu aracın ticari faaliyette kullanılmaması halinde ne kadar ticari kazanç kaybına uğradığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmamıştır. Böylesine bir zararın mevcudiyeti davacı tarafça ispat edilememiştir. Dahası davacıya ait aracın kasko poliçesi kapsamında sigortalı olup olmadığı, kasko tarafından ikame araç hizmeti verilip verilmediği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu sebeple davacının ikame araç yardımından yararlandırılıp yararlandırılmadığının sorulmasını talep ediyoruz. Ayrıca kabul anlamı taşımamak kaydıyla Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre; araç kullanılırken yapılması gereken zorunlu giderler de belirlenecek olan zarardan indirilmelidir. Başka bir deyişle, kaza olmasaydı dahi yapılması gereken yakıt vs. gibi zorunlu giderlerin araç mahrumiyet zararından indirilmesi gerektiğine hükmedilmektedir. "...bu süreye tekabül eden araç kiralama bedelinden, bu süre içinde davacının yapması gerekli zorunlu giderler (yakıt masrafı v.s.) tenzil edilerek hesap yapılması gerekmektedir." (T.C. YARGITAY -----. HUKUK DAİRESİ E. ----- "...kaza olmasaydı dahi yapılması gereken yakıt vs gibi zorunlu giderlerin de indirilmesi gerekmektedir." -- Son olarak belirtmek isteriz ki davacının aracında meydana gelen hasar ve sigorta şirketi tarafından ödeme yapılan tarihe kadar araçtan mahrum kalınan süre için 15 günlük süre öngörülmesi de olağan makul sürenin üzerindedir. Uzman makina mühendisi bilirkişiden alınacak rapor ile birlikte, araçta meydana gelen hasarın makul olarak kaç gün içinde giderilebileceği, perte ayrılacak ise ne kadarlık süre öngörüldüğü, yeni araç alım süresinin ne olacağı gibi hususların açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Ayrıca davacı tarafından dosyaya sunulan eksper raporunda aracın HUSUSİ olarak kullanıldığı belirtilmiştir. Her ne kadar davacı dosyaya Vergi Levhası bilgilerini sunduğunu beyan etmiş ise de dava dilekçesi ekinde böyle bir bilgiye rastlanılmamış olup dava konusu aracın ticari envantere kayıtlı olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt da bulunmamaktadır.
DAVANIN İHBARINA YÖNELİK TALEBİMİZ; Müvekkil şirketin kazanın meydana geldiği tarihi de kapsar şekilde zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmaktadır. Dolayısıyla davanın ----- ihbarına karar verilmesini talep ederiz. Zira Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’nın A.3. maddesinde şu şekilde belirtilmiştir: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür.” Davacıya ait araç için sigorta şirketi tarafından yapılıp yapılmadığına ilişkin herhangi bir bilgi verilmemiştir. Müvekkil şirkete ait araç ---- Acente Numaralı, ------ Poliçe numarası ve 04.01.2023 tarihli poliçesi ile sigortalanmıştır. İşbu davaya ---- edilmesine ve ödeme beyanına bilgisinin sigorta şirketinden istenilmesini talep ederiz. Yukarıda izah edilen mahkemenin de re'sen göz önünde bulunduracağı nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;Davanın yetki ve zamanaşımı bakımından USULDEN REDDİNE,
Davanın müvekkil şirket bakımından ESASTAN REDDİNE,
Davanın müvekkilin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan -----ŞİRKETİ'ne ihbarına, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ederiz." şeklinde talep etmiştir.
CEVAP
İhbar Olunan vekili cevap dilekçesinde; "Uyuşmazlık konusu 19/08/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacı tarafın araç mahrumiyet bedeli talebidir. İlgili kazaya karışan----- plakalı araç müvekkil ----. Tarafından 04/01/2023 - 04/01/2024 tarihlerini kapsayan ----- poliçe numaralı Karayolları Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ile sigortalanmış olup, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu iş bu sigortalı aracın kusuru oranında poliçe limitleri ve poliçe dönemi ile sınırlıdır. (EK-1 Poliçe) Kaza tarihinde poliçe teminat limiti 120.000 TL'dir. Aşağıda arz ve izah edeceğimiz hususlar sebebi ile ilgili davanın reddi gerekmektedir. Şöyle ki; Müvekkil şirketin işbu davada ihbar olunan sıfatı nedeniyle taraf sıfatı bulunmadığından müvekkil aleyhine hüküm tesis edilmeyecektir. Nitekim Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin ----.21.10.2019 tarihli kararında; "Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliğinin olanaklı bulunmadığından ….hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmayan ve davada taraf sıfatı taşımayan davalı konumundaki şirket hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı” belirtilmiştir.
Müvekkil Şirket tarafından dava konusu kazaya ilişkin açılan ---- numaralı hasar dosyası kapsamında --- -- plakalı araç için; 31/10/2023 tarihinde -----ŞİRKETİ'ne kesin hasar raporu doğrultusunda 24.161,28 TL rücuen HASAR tazminatı, (EK-2 DEKONT VE ENTEGRASYON FİŞİ syf.25, EK-3 KESİN HASAR RAPORU) 12/11/2025 tarihinde DAVACI -----46.971,00 TL DEĞER KAYBI HUKUK tazminatı ödemiştir. (EK-4 DEKONT VE ENTEGRASYON FİŞİ) Müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu ------ plakalı araç bakımından sigortalı aracın kusuru oranında poliçe limitleri ve poliçe dönemi ile sınırlıdır. Kaza tarihinde trafik poliçe teminat limiti 120.000 TL olup, yapılan ödemelerle birlikte bakiye teminat limiti 48.867,72 TL'dir. Müvekkil Şirket bu limit ile sorumludur. Ödemelere dair dekontlar ibraz edilmiş olup müvekkil şirketin başkaca sorumluluğu kalmamıştır. ARAÇ MAHRUMİYET BEDELİ POLİÇE TEMİNATI KAPSAMINDA OLMAYIP HAKSIZ TALEBİN REDDİ GEREKİR. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali sorumluluk Sigortası Genel Şartları
A. 6. k bendi uyarınca;
" k) Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri.." teminat kapsamı dışında tutulmuştur. Nitekim yerleşik Yargıtay içtihatları da bu yöndedir------"Davalı -----vekilinin temyiz istemine gelince; Davacı-karşı davalı vekili, müvekkiline ait ------ plakalı aracın ticari taksinin çalıştırılmamasından dolayı kazanç kaybı zararın da tahsilini talep etmiştir. Davalı ---- zarara neden olan aracın trafik sigortacısı olduğu dikkate alınarak kazanç kaybından dolayı sorumluluğuna hükmedilmiştir. Ancak, zarar gören aracın çalıştırılmamasından kaynaklanan kazanç kaybı zararı, ayrıca teminat verilmediği sürece trafik sigorta poliçesi kapsamında yer alan zarar türlerinden değildir. Bu nedenle, davalı sigorta şirketinin kazanç kaybından dolayı sorumluluğuna hükmedilmesi yanlış olmuştur." YARGITAY -----"Yargıtay’ın yerleşik uygulaması gereği araç değer kaybının doğrudan zarar olması sebebiyle zorunlu trafik sigortası teminatının kapsamında kaldığı; ancak kazanç kaybının dolaylı zarar olduğu hususları da göz önünde bulundurularak, davacının talep ettiği alacaklar hakkında karar verilmesi gerekirken; davacı talebi içindeki farklı alacak kalemlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle davacı talebi hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir." Davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddi gerekmektedir. Davacının huzurdaki dava bakımından talepleri net bir şekilde tespit edilebilir bir zarar kalemidir.
Davacı tarafından kesin olarak belirlenebilir bir rakam mevcutken belirsiz alacak davası açılması kabul edilemez. Bu nedenle, davanın usulden reddi gerekmektedir.
HMK 107. Maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” Nitekim Yargıtay-----. Sayılı kararında “uyuşmazlık içerisinde bilirkişi raporu alınacak olmasının tek başına belirsiz alacak davası açmak için sebep oluşturmayacağına davacının davayı açarken alacağının miktarını belirleyebilmesinin mümkün olduğu durumlarda belirsiz alacak davası açılamayacağına, HMK içerisinde kısmi davanın yer alması ve belirsiz alacak davasının kısmi davayı kapsayacak şekilde yorumlanması durumunda kısmi davayı düzenleyen hükmüm fiilen uygulanma imkanının kalmayacağını” belirtmiştir. Yine Yargıtay-----. Sayılı kararında; “Davaya konu tazminat, ticari araçta meydana gelen değer kaybı ve kazanç kaybına ilişkin olup, zararın tespiti aşağı yukarı tahmin edilebilir niteliktedir. Belirsiz alacak değildir. Kaldı ki fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava açılıp kesin ve gerçek zarar uzman bilirkişice tespit edildikten sonra, zamanaşımı süresi içinde ıslahla talep artırılabilir.” denilmektedir. Açıklanan nedenlerle davanın hukuki menfaat yokluğu sebebiyle usulden reddini talep ederiz.Faiz talebinin reddi, aksi halde haksız fiil hükümleri kapsamında yasal faiz uygulanması gerekmektedir.
KTK'nın tazminatın biçimi ile ilgili borçlar kanunun haksız fiil hükümlerine gönderme yaptığı ve borçlar kanununda düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda uygulanacak faizin yasal faiz olduğu, ayrıca müvekkil şirketin işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu dikkate alındığında uygulanacak faizin her halde yasal faiz olacağı açıktır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun----- tarihli kararında aynen zikredildiği gibi; “ …bir taraf için ticari sayılan husus sözleşme mahiyetini arz etmiyorsa karşı taraf için herhalde ticari sayılmayacaktır. Ortada bir haksız fiilin söz konusu olduğu durumlarda; taraflar arasında sözleşmeden kaynaklanan bir hukuki ilişkinin varlığından söz dilemeyeceği için, işin bir taraf yönünden ticari olarak nitelendirilmesi, diğer taraf yönünden de aynı nitelendirmede bulunmasını hukuken haklı göstermez. Dahası; haksız fiilden doğan ilişkiler Ticaret Kanunda da düzenlenmedikleri için bu nedenle de ticari iş niteliğini kazanamayacakları kaçınılmazdır…. “ Ayrıca dava öncesi gereken ödemeler yapılmış olduğundan müvekkil şirket bakımından muaccel olmayan talepler yönünden faiz sorumluluğumuz da bulunmamaktadır. Yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve re’sen gözetilecek nedenlerle; ihbarı kabul etmediğimizi ve ihbar olunan sıfatıyla müvekkil aleyhine hüküm tesis edilemeyeceğini bildirir; Haksız davanın ve ihbar talebinin reddine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini saygı ile vekaleten talep ederiz." şeklinde talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, haksız fiile dayalı olarak maddi zarardan kaynaklı maddi tazminat davasına ilişkindir. Davalı adına kayıtlı ---- plaka sayılı aracın ticari araç olduğu, davacı adına kayıtlı ------ plaka sayılı aracın hususi araç olduğu dosyada mevcut ruhsatname suretlerinden anlaşılmıtır. ---- Bölge Adliye Mahkemesi----Hukuk Dairesinin ----- esas ve ------ karar ilamında; "Somut olaya bakıldığında; davanın haksız fiil niteliğinde trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasar, kazanç kaybı ve değer kaybı için tazminat istemine dayandığı, bu nedenle TTK'da düzenlenmediği, davalı işleten her ne kadar tacir olmakla birlikte davacı ile davalı sürücünün gerçek kişi olduğu (ayrıca gerçek kişi tacir de olmadığı), davalılar arasında ZMMS sigortacısının da taraf olarak yer almadığı, bu durumda ihtilafın TTK'nın 4/1. maddesinde açıklandığı şekilde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle açılan davanın ticari dava niteliğinde olmadığı gözetildiğinde uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Kazaya karışan araçların ticari olması açılan davanın TTK'nın 4/1. maddesinde açıklandığı şekilde ticari dava niteliğinde olması sonucunu doğurmayacağından İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklindeki tespit ve değerlendirmelerin ışığı altında davanın haksız fiil niteliğinde trafik kazası nedeniyle davacının maddi tazminat bedeli için tazminat istemine dayandığı, davalılar arasında ZMMS sigortacısının yer almadığı, davacıya ait aracın ticari araç olmasının davayı ticari dava niteliğine sokmaması, davalının tacir sıfatının bulunmaması hususları hep bir arada değerlendirilerek görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
1.Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2.6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3.HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ----- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ----- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5.Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair 5235 Sayılı Kanunun geçici 2.maddesine göre Bölge Adliye Mahkemelerinin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 ve --- sayılı ---- Gazetede ilan edildiği anlaşılmakla; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere duruşmaya katılanların yüzüne karşı, gelmeyen tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.