8. Hukuk Dairesi 2025/5543 E. , 2025/6582 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların davasının reddine, müdahiller yönünden Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... mirasçıları, davalı ... vekili, davalı ... vekili, birleşen davanın davacıları vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Kadastro sırasında, Adana ili Ceyhan ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 10 22... parsel sayılı taşınmaz 63.150,00 metrekare yüzölçümüyle sulu tarla niteliğinde, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 1.750,00 metrekare yüzölçümüyle kanal niteliğinde, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 43.850,00 metrekare yüzölçümüyle sulu tarla niteliğinde, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 36.000,00 metrekare yüzölçümüyle susuz tarla niteliğinde, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 129.800,00 metrekare yüzölçümüyle sulu tarla niteliğinde, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 1.225,00 metrekare yüzölçümüyle kanal niteliğinde, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 42.300,00 metrekare yüzölçümüyle susuz tarla niteliğinde, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 7.050,00 metrekare yüzölçümüyle kanal niteliğinde, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 70.726,00 metrekare yüzölçümüyle sulu tarla niteliğinde, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 5.660,00 metrekare yüzölçümüyle kanal niteliğinde ... ve müşterekleri adına, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 104.300,00 metrekare yüzölçümüyle sulu tarla niteliğinde, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 3.132,00 metrekare yüzölçümüyle kanal niteliğinde, 10 22... parsel sayılı taşınmaz 82.888,00 metrekare yüzölçümüyle sulu tarla niteliğinde ... ve müşterekleri adına tapu kayıtları nedeniyle 1988 tarihinde tespit edilmiştir.
Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... 17.08.1988 tarihli dilekçe ile, 10 22... , 114, 1 17... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 22.10.1948 tarihli ve 28,29, 30... sıra numaralı tapu kayıtları olduğunu, ancak bu tapuların tespit sırasında uygulanmadığını belirterek, tapudaki hisseleri oranında adlarına tescile karar verilmesini talep etmişler; müdahiller ... ve ..., dava konusu taşınmazları bir kısım tespit maliklerinden, 26.07.1990 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile, müdahil ... 31.03.1980 tarihli satış sözleşmesi ile, müdahil ... 29.04.1993, 15.04.1992, 02.12.19 91... .10.1991 tarihli satış vaadi sözleşmeleri ile satın aldıklarını belirterek, müdahale talebinde bulunmuşlardır.
Birleşen dosya davacıları ..., ... ve ... vekili 1983 tarihli dilekçe ile, 1953 tarihli ve 127, 128, 129, 130, 132 numarada kayıtlı tapuları davalılar murisleri olan ...'den 03.03.1976 tarihli ve ... numaralı satış vaadi senedi ile müvekkillerinin satın aldıklarını ve taşınmazların teslim edildiğini belirterek, adlarına tescil kararı verilmesini talep etmişler; dava konusu olduğu belirlenen 10 22... , 104, 105, 106, 117, 119, 120, 121, 10 24... ve 45 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki dava görevsizlik ile (bozma sonrası) Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve sonrasında asıl dava ile birleşmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, asıl davada ilk hükümle, davacıların tapu kaydının dava konusu yerlere uymadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacılar vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.12.2001 tarihli ilamı ile, eksik inceleme ve araştırma nedeni ile karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, (asıl ve birleşen davalarda) bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; dava konusu 10 22... ve 119 sayılı parsellere davacılar tarafından delil olarak sunulan tapu kaydının dava konusu parsellere ait olmadığı ve davacıların bu parseller üzerinde zilyetliklerinin bulunmadığının anlaşıldığı, dava konusu parsellerin bir kısmının tespit dayanakları olan Nisan 1953 tarihli 127, 128, 129, 130, 1 31... sıra numaralı tapu kayıtlarında, Nisan 1953 tarihli ve 127 numaralı kaydın 10 22... , 105, 1 06... sayılı parsellere ve Nisan 1953 tarihli ve 130 numaralı kaydın 10 24... ve 45 sayılı parsellere ve Nisan 1953 tarihli ve 131 numaralı kaydın 10 22... , 120, 1 21... sayılı parsellere ve Nisan 1953 tarihli ve 132 numaralı kaydın 10 22... sayılı parsele ait olduğunun anlaşıldığı, kadastro tespiti sırasında da bu parsellere bu kayıtların dayanak yapıldığı, bu parsellerin Ceyhan Asliye Hukuk Mahkemesinde görevsizlik ile İlk Derece Mahkemesine devredildiği, buradaki davanın fereha icbar davası olup, bu kayıtlardaki ... hissesinin ... Noterliğince düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile ... ... oğlu ... ve ... kızı ... ve ... oğlu ... adına satıldığı, bu satışa ... mirasçılarından yaşı küçük olanlar, annelerini kendilerine vekaleten satış işlemini gerçekleştirdiklerini ileri sürseler de ...'nin yaşı küçük çocuklarının miras paylarını satma yetkisinin olduğu ve dolayısı ile yapılan satışın geçerli olduğu, dava konusu parsellerin tamamının tapu kayıtlarına dayanılarak; tapu kayıt malikleri adlarına veya mirasçılarına tespit görmüş olduğu ve tapu kayıtları esas alındığı, dayanak kayıtların parsellere mevki ve hudutları itibari ile ait ve uygun bulunduğu, keza dayanak vergi kayıtlarının da bulundukları parsele ait ve uygun olduğu, kadastro tespitlerinin doğru olarak yapıldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine, kadastro tespitinden sonra noter satış vaadi sözleşmesi ile bazı kişilerin hisselerini satın alarak davaya dahil olan tüm müdahillerin, dava konusu taşınmazlara yönelik açmış oldukları sabit olmayan davalarının görev yönünden reddine, dava konusu Adana ili Ceyhan ilçesi ... Mahallesi 10 22... ve 105 sayılı parseller ile 10 24... sayılı parsel tarla vasfı ile 10 22... ve 10 24... sayılı parsellerin kanal vasfı ile tamamının ayrı ayrı 856 hisse kabul edilerek, 10 22... , 1 19... sayılı parsellerin tarla vasfı ile 10 22... ve 122 sayılı parsellerin kanal vasfı ile tamamının ayrı ayrı 856 hisse kabul edilerek, 10 22... sayılı parselin tarla vasfı ile tamamı 512 hisse kabul edilerek, 10 22... sayılı parselin kanal vasfı ile 10 22... sayılı parselin tarla vasfı ile tamamı ayrı ayrı 32 hisse kabul edilerek hüküm yerinde gösterilen payları oranında tespit malikleri adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... mirasçıları, davalı ... vekili, davalı ... vekili, birleşen davanın davacıları vekili ve davacı eşi ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Asıl davanın davacısı ...'ın eşi ...'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Davalı ... mirasçıları, davalı ... vekili, davalı ... vekili, birleşen davanın davacıları ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; taraflar arasında Asliye Hukuk Mahkemesinde 1976 tarihli gayrimenkul satış vaadi senedine dayalı olarak, dayanak tapu maliklerinden ... mirasçıları aleyhine açılan cebri tescil davası hakkında ilk hükümle, Asliye Hukuk Mahkemesince davanın tespit tarihinde önce açıldığı gerekçesi ile görevsizlik karar verilmiş, Kadastro Mahkemesinde devam eden davada bu defa, dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tutanaklarının Mahkeme ilamları ile kesinleşmiş olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.01.2015 tarihli ilamı ile dava konusu taşınmazlar hakkında Kadastro Mahkemesinde diğer şahıslar tarafından askı ilan tarihleri içinde açılmış dava dosyalarının bulunmasının, cebri tescil davasının ise anılan dosyalarda hüküm kurulmadan önce açılmış olması ve kadastro tutanaklarının kesinleşmesini önlemesine göre, bu halin kadastro tutanağının hatalı olarak kesinleştirilmiş olması önem arz etmediğinden, uyuşmazlığın Kadastro Mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmiş, cebri tescil dosyası bu şekilde Kadastro Mahkemesine aktarıldıktan sonra, asıl davacılar tarafından kadastro tespitine açılan itiraz davası ile birleştirilerek yargılama yapılmıştır. Görüldüğü üzere, davada 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi hükümleri mevcuttur, bu hüküm gereğince İlk Derece Mahkemesinin gerçek hak sahibini araştırarak doğru sicil kurması amaçlandığından hakimin gerekli gördüğü delilleri doğrudan toplayarak gerçek hak sahibini belirlemekle yükümlü olduğu gözönüne alınmalıdır. Bu nedenle öncelikle davada taraf olması gereken Hazinenin davaya katılımı sağlanarak taraf teşkili oluşturulmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yine; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların tespitlerine esas olan tapu kayıtlarının tüm geldi gitti ve revizyon kayıtları getirtilerek usulünce keşifte uygulanıp kapsamı her türlü tereddütten uzak ve denetime elverişli olacak şekilde fen raporunda gösterilmemiş, dava konusu taşınmazların tespitlerine esas olan 1936 tarihli 19... tahrir numaralı vergi kayıt uygulaması da soyut olarak yapılmış, bundan ayrı, hükme esas alınan fen bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor ve eki olan krokide tapu kayıtlarının sınırları, miktarları ve uygulandıkları sınırlar hakkında yapılan açıklamalar hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmamıştır.
Ayrıca dosya kapsamına göre; dava konusu taşınmazlardan 10 22... parsel sayılı taşınmaz hakkında, davacı ... tarafından, davalılar ... mirasçıları ve diğerleri aleyhine, tapu kayıtlarına dayalı olarak açılan Ceyhan Kadastro Mahkemesinin 17.02.2000 tarihli ve 1988/46 Esas, 2000/14 Karar sayılı dosyasının davacılar lehine kesinleştiği ve kararın tapuya tescilinin sağlandığı anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada dava konusu 10 22... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili verilen hüküm ile bahsi geçen dosyada verilen karar birbiri ile çeliştiği halde, İlk Derece Mahkemesince bu hüküm, değerlendirmeye alınmamıştır.
Bunlardan ayrı, birleşen davanın davacıları 1976 tarihli noterde düzenlenmiş olan satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak dava açmış olup, bu tarihlerde dava konusu taşınmazların iştirak halinde mülkiyete tabi olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Ayrıca; 3402 sayılı Kanun'un 13/B-b maddesinde tapulu taşınmazların zilyedinin taşınmaz malı kayıt malikinden veya mirasçılarından veya mümessillerinden tapu dışı bir yolla iktisap ettiğini, onların beyanı veya herhangi bir belge ile veya bilirkişi veyahut tanık sözleriyle ispat ettiği ve ayrıca en az on yıl müddetle çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğu takdirde zilyet adına tespit yapılacağı hükmündeki şartların davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği de tartışılmamıştır.
O halde, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Hazinenin davaya katılımı sağlandıktan sonra, tespite esas tapu kayıtları, tüm geldi gitti ve revizyon kayıtları sıralı bir şekilde belirlenerek eksik olan kayıtların dosya arasına alınmalı, yöreye ait aktarılan dava tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının tamamı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları ile 3 kişilik zirai bilirkişi ile jeolog bilirkişi ve harita mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu huzuru ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, tapu kayıtlarının gösterdiği yol olan sınırların sabit sınır olarak kabul edilip edilmeyeceği ve diğer hudutların da sabit sınır olup olmadıkları konusunda yeterli araştırma yapılmalı, tapuların miktarına göre kapsamı kesin olarak saptanmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere ait kadastro tespit tutanakları ve dayanak belgeleri de sorulmak sureti ile denetlenmeli, uzman bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, böylece tapu kayıtlarının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, yine hava fotoğrafları bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğraflarına denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan taşınmazların niteliği, özellikle tapu kaydının kapsamı dışında kalan yerler açısından kullanımın olup olmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalı, tapu kayıtlarının kapsamları dışında kalan bölümler olduğu takdirde 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının taraflar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, 40-100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, yine; dava konusu 10 22... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kesinleşmiş dava dosyası gözönüne alınmalı ve bu dava sonucunda oluşan son tapu kaydı dosya arasına alınarak, tüm tapu maliklerinin davaya katılımı sağlanmalı, yine, birleşen davanın davacılarının dayandığı 1976 tarihli noterde düzenlenmiş satış vaadi senedinin yapıldığı tarihlerde tapu kayıtlarının iştirak halinde olup olmadığı belirlenmeli, aynı satış senedine ilişkin olarak birleşen davanın davacıları lehine az yukarıda açıklandığı gibi 3402 sayılı Kanun'un 13/B-b şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılmalı, bundan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre, hükmün ikinci bendinde, görevsizlik kararı verilen müdahillerin tek tek isimleri belirtilmeden, ''kadastro tespitinden sonra noter satış vaadi sözleşmesi ile bazı kişilerin hisselerini satın alarak davaya dahil olan tüm müdahillerin davalarının görev yönünden reddine'' denilerek genel bir ifade ile yanlış anlaşılmaya neden olacak şekilde görevsizlik kararı verilmesi de doğru görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle birleşen davanın davacısı ... eşi ...'ın temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
615,40 TL onama harcının davacı ...'tan alınmasına, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... mirasçıları, davalı ..., birleşen davacılar ... ve arkadaşlarına ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.