Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

11. Ceza Dairesi         2021/22996 E.  ,  2026/465 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜMLER: Beraat

Bakırköy 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2016 tarihli ve 2012/422 Esas, 2016/344 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine gereği düşünüldü;

1.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden

Şikayetçi vekilinin 20.11.2012 tarihli celsede sanık ...'in ödemede bulunması sebebiyle şikayetçi olmadığını bildirdiği ve kamu davasına katılma talebinde bulunmadığından kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nin 260/1. maddesi gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nin 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, şikayetçi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden

Sanığın satış elamanı olarak çalıştığı şikayetçi şirkette, yaptığı satışlara kimi zaman makbuz kesmeyerek, kimi zaman müşteriye verdiği makbuzu elden iptal ederek, kimi zaman da el terminalinden çıktısını aldığı faturayı yine aynı el terminalini kullanarak iptal etmek suretiyle yaptığı kayıt dışı olarak sattığı malların tahsilatlarını zimmetlerine geçirmek suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında,

Sanık ...'in, sanık ...'ın şirketten habersiz ana evrakı market müşterileri üzerinden düzenleyip spotçulara vererek fazla pirim aldığını, şirket yöneticileri marketleri kontrol ettiğinde Yıldıray borcu kendisinin ödeyeceğini söylediğinden borcu kabul ettiklerini, kendisini de aynı şekilde davranmaya zorladığını, malı kendisinden de alıp spotçulara sattığını, sonra parasını ödemediğinden kendi açığının çıktığını, şirketin hesaplarını kontrol ettiğinde eksiklikleri fark ettiğini, kendi açığına dair şirkete ödeme yaptığını, spotçulara %18, market ve bakkallara %3 indirim yapıldığını, merkezden spotçulara yapılan indirimin görünmemesi için de el terminalini çökerttiğini beyan ettiği, şikayetçi şirket tarafından müşterilerle yapılan mutabakat raporlarına göre, bakiye borcun nakit olarak ödendiği, böyle bir borcun ya da bu miktarda borcun olmadığı şeklinde olduğunun görüldüğü, Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 13.09.2011 tarihli ve 2006/1679-2011/510 sayılı kararı ile açılan alacak davasının reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Mahkemesinin 18.03.2014 tarihli ve 2014/6314-8905 sayılı kararı ile ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği ve halen Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 2014/161 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğu, Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 2006/1679-2011/510 sayılı dosyasında alınan 04.11.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre, sanığın zimmetine geçirdiği iddia edilen 10.262,00 TL'nin 3.108,46 TL'sinin sayım noksanı hesabına alınmadığı, şirketin kâr veya zarar hesabına intikal ettirilmediği, iade ve promosyon ürünü olduğundan talep edilemeyeceği, 487,89 TL'nin müşterilerle bağlantı kurulamaması nedeniyle davalı olan sanıkla ilgili bir alacak olduğu kanıtlanamadığından bu tutarın da davalıdan talep edilemeyeceği, bakiye 6.665,65 TL için ise, davalı tanığı ve satış müfettişinin, sanığın spota mal verip faturaların müşterilere tanzim edildiğini beyan ettiğini, bu durumda satış müfettişinin durumu bilip uygulama ile iyi denetlenmediği, spota mal satarak müşterilerin adına fatura düzenlemesinin KDV avantajı sağladığı, sanığa isnat edilen zimmetlerle ilgili muhasebe kaydında adına borç kaydının olmadığı, sanığın alacaklarla ilgili başkalarına ait kredi kartı kullanıp nakite çevirmek suretiyle tahsilat yaptığı, satışlarının bir kısmını bu kredi kartlarıyla ödeyip işverene karşı dürüstlükle bağlılık görevini yerine getirmediği, şirketin denetim görevinde ihmalkar davrandığı, sonuç olarak halen borçlu olarak gösterilen müşterilerin cari hesabından belirtilen esaslar çerçevesinde mahsup işlemi yapılıp muhasebe kayıtlarında davalıya borç kaydedilmesi halinde alacak iddiasında bulunulabileceği, ve 29.07.2010 tarihli ek raporda ise, sanığın zimmetinde bulunduğu iddia edilen alacakla ilgili olarak müşteri ile teyit edildiği takdirde borçlu olabileceği, 6.665,65 TL'nin bir kısmının iade fatura ile müşteri cari hesaplarından tenzil edildiği davalı-sanık adına borç kayıt edilecek bir işlemin olmadığı, davalının-sanığın güveni kötüye kullandığının birleştirilecek ceza dosyası kapsamına göre takdirinin mahkemeye ait olacağının belirtildiği anlaşıldığından, sanığın 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırmaya tabi zincirleme şeklinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılması gerekir iken tüm dosya içeriği ve Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 2014/161 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporları da gözetildiğinde yerinde olmayan ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.01.2026 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog