T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;...plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde...ayılı ve 01/03/2024-01/03/2025 vadeli Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, 30.08.2024 tarihli tek taraflı trafik kazasında ... plaka sayılı araçta yolcu konumunda olan ...türk'ün hak sahiplerinden kızı...e vekaleten Av. ...in 04.10.2024 tarihinde destekten yoksun kalma tazminatı talebi ile müvekkili şirketin ilgili birimine başvuru yaptığını, müvekkili nezdinde... numaralı hasar dosyası açıldığını, davalının başvuru tarihinde bekar olduğunu, soyadının... olduğunu, 22 yaşına kadar annesinden desteğinden mahrum kalacağı için müvekkili şirket tarafından usule uygun olarak destek süresi 22 yaşında kesilecek şekilde tazminat hesabı yapıldığını, hesaplanan tazminat tutarının başvuran vekiline müvekkili şirket tarafından 07.10.2024 tarihinde avukat ataması gerçekleştirildiğini, müvekkili şirket tarafından ... için 122.382,90-TL tazminat hesaplandığını, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimleri uyarınca %30 indirim uygulanarak 85.668,03-TL tazminat tutarı dikkate alınarak ilk teklifin 08.10.2024 tarihinde sunulmuş olduğunu, müvekkili şirkete vekaleten Av.... ve davalıya vekaleten Av. ...in tazminat hesabı ve süreç hakkında görüşmeler yaptıklarını, 11.11.2024 tarihli ve teklifin akıbeti için olumlu ya da olumsuz dönüş yapılmadığını, 27.01.2025 tarihine kadar askıda kaldığını, 27.01.2025 günü Av.... tarafından 11.11.2024 tarihli 85.000,00-TL tazminat ve 22.500,00-TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 107.500,00-TL'nin ödenmesine ilişkin teklifin kabul edildiğinin bildirildiğini, tarafların ortak irade ve talebi üzerine ihtiyari arabuluculuk sürecine başvurulduğunu, ihtiyari arabuluculuk süreci tamamlanarak 30.01.2025 tarihli tutanak taraflar arasında imzalandığını, Av....nin imzalanan tutanakları ve gerekli evrakları müvekkil şirkete bildirdiğini, tazminat tutarı ve vekalet ücretinin 28.02.2025 tarihine kadar ödeneceğinin taahhüt edildiğini, bu aşamaya kadar tüm süreç görünürde usule uygun iken, davalı vekili Av.... tarafından 23.11.2024 tarihinde destekten yoksun kalma talebi ile sigorta tahkim komisyonuna başvuru yapıldığı, 19.01.2025 günü tahkim dosyasından kök rapor alındığı, 24.01.2025 günü tahkim dosyasından ek rapor alındığı ve 5.290,00-TL tazminat hesap edildiğinin anlaşlıdığını, tahkim dosyasından 5.290,00-TL tazminat hesaplanmasının nedeninin, davalının 11.10.2024 tarihinde evlenmesi ile tazminat hesabında esas alınacak destek süresinin evlenme tarihinde kesilmesi olduğunu, davalının, müvekkili şirkete başvuru tarihinde evli olmadığı için destek süresi 22 yaşına kadar hesaplanarak ihtiyari arabuluculuk aşamasında 85.000,00-TL tazminat ve 22.500,00-TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 107.500,00-TL ödeme yapmayı taahhüt ettiğini, davalı vekilinin 24.01.2025 tarihli raporunu gördüğünü ve kendisine sunulan teklifi fırsat bilerek 27.01.2025 tarihinde Av....ye anlaşma iradesini bildirdiğini, 30.01.2025 tarihinde ihtiyari arabuluculuk tutanakları imzalandığını, tahkim dosyasında Av. ...'nin vekil olmadığını, müvekkili şirketin raporu inceleyerek davalının evli olduğunu, gerçekte ödeme yapılması gereken tutarı öğrenmesi için makul süre geçmediğini, davalının aldatıcı eylemlerinin müvekkili iradesinin yanılmasına neden olduğunu, gerçek durumun tutanaklar imzalandıktan sonra anlaşılabildiğini, davalının müvekkili şirkete; davalının bekar olarak göründüğü nüfus kaydı ile başvuru yaptığını, başvurudan 6 gün sonra evlendiğini bildirmediğini, ihtiyari arabulcuuluk mutabakat sürecinde evliliği gizlediğini,tutanakları dahi bekarlık soyadı olan "..." olarak imzaladığını beyan etmekle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulüne, müvekkil şirketin iradesinin sakatlandığı göz önünde bulundurularak, 30.01.2025 tarihli ve Arabuluculuk Daire Başkanlığının... ihtiyari arabuluculuk numaralı tutanağının iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin sigortalısı olmayıp 3. kişi konumunda olduğunu, bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davacı taraf ile ihtiyari arabuluculuk yapıldığını, tarafların müşterek mutabakatı ve iradeleri üzerine anlaşma sağlandığını, ihtiyari arabuluculuk teklifinin sigorta şirketi tarafından geldiğini ve talep ettikleri tüm belgelerin kendileri ile paylaşıldığını, müvekkilinin sonrasında evlendiği olgusuna ilişkin olarak müvekkilinin medeni durumunu paylaşma zaruriyeti mecbur bulunmamakla birlikte sigorta şirketi tarafından da arabuluculuk sürecinde de buna ilişkin evrakların istenilmediğini, sigortaya başvuru sürecinde tüm evrakların iletildiğini, devamında sigorta şirketi tarafından eksik olan belgerin istenilerek sigorta şirketi tarafından davalı müvekkilin yönlendirilmesi gerekmekte iken sigorta buna ilişkin eksik araştırma yaparak bir yönlendirme yapmamış olup anlaşma tutanağının iptalinin haksız yere istendiğini, davalının sigorta şirketine başvuru esnasında bekar olduğunu, annesinin vefat ettiği kaza tarihinde de bekar olduğunu, tazminat hakkının doğduğu anda bekar olması nedeniyle medeni durumuna göre tazminatın hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin evlenmiş olmasının sigorta şirketinin destekten yoksun kalma teminatı yükümlüğünü değiştirmediğini, sigortaya karşı destekten yoksun kalma tazminatı talebinin başvurusunun usule uygun yapıldığını ve buna mukabil sigorta tarafından destekten yoksun kalma tazminatı dosyası açıldığını, ilerleyen süreçte değişen her koşula ilişkin davalının anlık olarak medeni durumunu bildirme yükümlülüğünün olmadığını ayrıca evlilik halinin tazminatı değiştirdiğini de bilme gibi bir durumunun olmadığını, davacının davalının sigorta tahkim komisyonununda dava açtığını ve bu dava dosyası derdest iken ihtiyari arabuluculuk teklifine olumlu dönüş yapmasının hukuka aykırı olduğunu, arabuluculuk anlaşmasının avukatlar ile yapılmadığını, ... Şirketi ile... arasında olduğunu, sigorta şirketinin sigorta tahkim komisyonu davasından haberdar olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, sigorta şirketinin taraf olarak davadan haberdar olmadığı iddiası kabul edilemez olduğunu, sigorta vekilinin eksik araştırma yapmasının, şirket ile vekilin arasındaki iç ilişkiye dair olup 3. kişi olan davalı müvekkilini bağlamadığını beyan etmekle, davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle usulden reddine,mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1.İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Dosya numaralı İhtiyari Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı,
2.Davalı ... T.C. kimlik numaralı ...'e ait vukuatlı nüfus aile kayıt örneği,
3.Davacı... Anonim Şirketi nezdindeki 30/08/2024 tarihli ölümlü trafik kazasında müteveffa ...T.C. Kimlik numaralı...'ün 30/08/2024 tarihinde gerçekleşen vefatı nedeniyle ... TC kimlik numaralı kızı ... ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerinin ne olduğuna ilişkin evrak ve kayıtlar,
4.Sigorta Tahkim Komisyonu nezdindeki ...Esas sayılı dosyası,
5.Sair deliller. DAVA KONUSU :
Açılan dava, 30/08/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde ... plakalı araçta konumunda iken vefat eden...'ün desteğinden yoksun kalan kızı davalı...'in başvurusu üzerine açılan... numaralı hasar dosyası çerçevesinde yapılan hesaplama neticesinde belirlenen 85.668,03-TL destekten yoksun kalma tazminatı bedelinin teklif edilmesi üzerine davalı... vekilince yapılan geri dönüş uyarınca davacı sigorta şirketi ile davalı taraf arasında 85.000,00-TL maddi tazminat ve 22.500,00-TL vekalet ücreti olmak üzere toplamda 107.500,00-TL üzerinden düzenlenen ve 30/01/2025 tarihinde imzalanan Arabuluculuk Anlaşma Tutanağında yer alan bedellerin, davalı... vekilince Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru kapsamında gerçekleştirilen yargılama faaliyeti çerçevesinde davalı ...'in 5.290,00-TL tazminat alacağının belirlenmesi üzerine daval...n bekar nüfus kayıt örneği ile başvuru yapmasına rağmen başvurudan 6 gün sonra evlendiği, evlilik hususunun arabuluculuk görüşmeleri sırasında davacı sigorta şirketinden gizlendiği, tutanağın davalının... soyadı ile imzalandığı, belirtilen sebepler dahilinde davacı sigorta şirketinin iradesinin aldatma sebebiyle sakatlandığı, evlilik durumunun davalı vekilince bilinebilecek hususlardan olduğundan bahisle, Arabuluculuk Daire Başkanlığının 30/01/2025 tarihli ve ... İhtiyari Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının iptaline karar verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen anlaşma belgesi maddi hukuka ilişkin bir borçlar hukuku sözleşmesidir (Asiye Şahin Emir, Büşra Kazmaz Tepe, “ İş Uyuşmazlıklarına İlişkin İbra Hükmü İçeren Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin Arabuluculuğa Elverişlilik Bakımından Değerlendirilmesi”, Çalışma ve Toplum, 2018/3, s.1497; Emel Badur, "Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin Borçlar Hukuku Açısından Değerlendirilmesi",
Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, Y.9, S.11, Aralık 2021, s.66-67; Mine Akkan, “Arabuluculuk Faaliyeti Sonucunda Anlaşılan Hususlarda Dava Açma Yasağı ve Sonuçları”, DEÜHFD, C.20, S.2, s.16). Söz konusu belgede taraflar dışındaki bir üçüncü kişinin imzasının bulunması ve hatta bu belgenin mahkemece şerh verilebilir nitelikte olması, belgenin maddi hukuk sözleşmesi olma özelliğini ortadan kaldırmaz. Tarafların ehliyeti, sözleşmenin konusunun emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, genel ahlâka, kişilik haklarına aykırı olmaması, irade beyanlarının sağlıklı olması gibi diğer tüm sözleşmeler bakımından aranan geçerlilik şartlarının, arabuluculuk sonunda düzenlenen anlaşma belgesi bakımından da aranması, bu durumun bir sonucudur (Melis Taşpolat Tuğsavul, "Arabuluculuk Faaliyeti Sonunda Varılan Anlaşmanın Hukuki Niteliği", Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2019/1, 344). Öğretide de arabuluculuk anlaşma belgesi, arabuluculuk faaliyeti sonucunda uyuşmazlığın taraflarınca varılan anlaşmanın yazılı hâle getirildiği ve taraflar (yasal veya iradi temsilcileri) ve arabulucu tarafından imzalanmakla tamamlanan bir sözleşme olarak tanımlanmaktadır.
Borçlar hukuku sözleşmesi olan arabuluculuk anlaşma belgesinde bulunması gereken esaslı unsurlardan ilki, bu anlaşmaya arabuluculuk faaliyeti sonucunda ulaşılmış olmasıdır (Badur, s.59). Tarafların kendi aralarında gerçekleşen bir müzakere veya görüşme sonucunda anlaşmaya varılması üzerine anlaşma belgesinin arabulucu tarafından imzalanması hâlinde kanuna uygun bir arabuluculuk faaliyetinden söz edilemez. Keza arabuluculuk faaliyeti sürecin başından sonuna kadar bizzat arabulucu tarafından yürütülmelidir. Anlaşmanın arabuluculuk faaliyeti sonucunda gerçekleşmiş olması, tek bir aşamayı değil arabulucuya başvuru ve arabulucunun seçiminden faaliyetin sona ermesine kadarki tüm süreci ifade eder. Arabuluculuk faaliyetinin kanuna uygunluğu, sürecin tamamında mevcut olmalıdır. Kanuna uygun biçimde yürütülen arabuluculuk faaliyetinin sonucunda düzenlenen anlaşma belgesinin varlığı hâlinde ilk koşul gerçekleşmiş kabul edilmelidir. İşçinin arabuluculuk faaliyetinin hiç gerçekleşmediği veya usulüne uygun olarak gerçekleştirilmediği yönündeki iddiası, bu ilke ve esaslar ile birlikte somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle araştırılmalıdır. Arabuluculuk faaliyetinin kanuna uygun olarak yürütülmediği sonucuna varıldığı takdirde arabuluculuk faaliyeti sonucunda gerçekleşen bir anlaşmadan söz edilemez. Bu hâlde anlaşma belgesinin iptaline karar verilmelidir.
Arabuluculuk faaliyeti sonucunda düzenlenen anlaşma belgesinin ikinci esaslı unsuru tarafların anlaşmasıdır. 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin birinci fıkrasına göre arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Kanun'un 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığının bir tutanak ile belgelendirileceği ifade edilmiştir.
Görüldüğü gibi arabuluculuğun sonuçlandığını ve ne şekilde sonuçlandığını gösteren bu son tutanak, arabulucu tarafından tutulması zorunlu olan bir belgedir. Anlaşma ile sonuçlanan bir arabuluculuk faaliyetinde arabulucunun anlaşmaya dair son tutanağı düzenlemesi ve imzalaması zorunlu ise de anlaşma belgesinin düzenlenmesi zorunlu değildir.
Anlaşma belgesinin düzenlenmemesi hâlinde, son tutanakta anlaşmanın kapsamına yer verilebilir. Her halükârdâ tarafların hangi konularda, hangi ölçüde ve koşulda anlaştıklarının anlaşma belgesinden veya son tutanaktan tespit edilebilmesi gerekir. Aksi takdirde 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanabilir olması mümkün değildir. Söz konusu hükümde, kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı hâller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesinin, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge olduğu ifade edilmektedir. Aynı maddenin beşinci fıkrasında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı vurgulanmıştır. Her iki düzenleme, arabuluculuk faaliyeti sonucunda varılan anlaşmanın asgari unsurlarının tespit edilebilir olmasını zorunlu kılmaktadır. 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin gerekçesinde de "...arabulucu tarafından düzenlenecek ve taraflar ve varsa temsilcileri veya avukatları tarafından imzalanacak anlaşma tutanağında 'anlaşılan hususların' net bir şekilde ortaya konulmasında zorunluluk bulunmaktadır." denilerek anlaşmanın açık ve net olması gerekliliği vurgulanmıştır. Meseleyi bir örnekle açıklamak gerekirse anlaşma belgesinde veya son tutanakta "tarafların kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı konusunda anlaştıkları" hususuna yer verilmesi yeterli değildir. Bu ifadeden anlaşmanın konusu tespit edilebilmekte ise de tarafların edimleri belirlenememektedir. Bu örnekte tarafların kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesi konusunda mı, yoksa ödenmeyeceği konusunda mı veya bir başka alacakla takası konusunda mı anlaştıkları belirsizdir. Anlaşılan hususlarda dava açılamayacağına yönelik kural mahkemeye erişim hakkını sınırlayıcı bir düzenlemedir. Bu bakımdan söz konusu kural dar yorumlanmalı ve anlaşma belgesinden, anlaşılan hususların açık ve net bir şekilde belirlenememesi hâlinde, arabuluculuk faaliyetinin anlaşma ile sona ermediği kabul edilmelidir.
Belirtmek gerekir ki maddi hukuk sözleşmesi olan arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliği için uyuşmazlığın taraflarının uyuşmazlığın çözümüne dair karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarının buluşması ve bu anlaşmayı yazılı bir hâle getirme yönündeki karşılıklı istekleri gerekir. Şüphesiz karşılıklı irade beyanlarının uyuşmazlığın tamamını kapsaması zorunlu değildir (Badur, s.59). Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının uyuşmazlık konusu olduğu bir durumda, sadece kıdem tazminatının konu edildiği bir anlaşma belgesi düzenlenebilir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda elde edilen ilam niteliğindeki anlaşma belgesi maddi anlamda kesin hüküm olmadığından, tarafların kesin hükümsüzlük, aşırı yararlanma, yanılma, aldatma, korkutma, sahtelik iddiası gibi hâllerde anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri sürmesi mümkündür (Akkan, s.22-23). İrade fesadı iddiasıyla arabuluculuk anlaşma belgesinin iptalinin talep edilmesi hâlinde, yanılma ve aldatmanın öğrenildiği, korkutmanın ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl içinde iptal iradesinin ileri sürülmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
Anlaşma belgesinin geçerliliği bakımından gerçekleşmesi gereken üçüncü ve son koşul şekildir. Arabuluculuk sonucunda varılan anlaşmanın geçerliliği, herhangi bir şekil kuralına tâbi kılınmamıştır. Bununla birlikte varılan anlaşmanın, arabuluculuk anlaşma belgesi olarak nitelenebilmesi için, 6325 sayılı Kanun'da belirtilen şekil kuralına uyulması gereklidir. Buna göre arabuluculuk sonucunda ortaya çıkan anlaşma tutanağında (belgesinde), arabulucunun ve tarafların imzasının bulunması zorunludur. Arabulucunun imzasının bulunmadığı tutanak, arabuluculuk anlaşma tutanağı değil ancak tarafların arasında genel hükümlere göre düzenlenmiş bir adi yazılı sözleşme niteliğinde olacaktır. Böyle bir anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi verilmesine konu edilemez (Hıdır Kırkıcı, “İş Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk ve Arabuluculuk Tutanakları", İzmir Barosu Dergisi, Mayıs 2020, 309). Tarafvekillerinin dosyanın bilirkişiye tevdi taleplerinin yargılamaya herhangi bir katkısı olmayacağı anlaşılmakla ayrı ayrı reddine karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olunmuştur. 30/08/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde... plakalı araçta ...'ün vefat ettiği, müteveffa ...'ün kızı daval...'in annesinin desteğinden yoksun kadığı, davalı ...'in başvurusu üzerine açılan...numaralı hasar dosyası çerçevesinde müteveffanın davalıya destek olacağı 22 yaşı esas alınmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde 85.668,03-TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, bu kapsamda davacı sigorta şirketi tarafından belirlenen bedel üzerinden davalı ...vekiline ödeme ve anlaşma teklif edildiği, teklifin davalı vekilince kabul edildiği, davacı sigorta şirketi ile davalı taraf arasında yapılan anlaşma ve düzenlenen 30/01/2025 tarihinde imzalanan Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı gereğince davalı tarafa 85.000,00-TL maddi tazminat ve 22.500,00-TL vekalet ücreti olmak üzere toplamda 107.500,00-TL ödeme yapıldığı, ancak davalı ... vekilince Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru kapsamında gerçekleştirilen yargılama faaliyeti çerçevesinde davalı ...'in 5.290,00-TL tazminat alacağının belirlenmesi üzerine davalı ...n bekar nüfus kayıt örneği ile başvuru yapmasına rağmen başvurudan 6 gün sonra evlendiğinin tespit edildiği görülmektedir.
Gerçekten de davaya konu Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının 30/01/2025 tarihinde tanzim edildiği, tutanakta davalının soyadının... olarak yazıldığı, yine davalı vekili Av. ... tarafından mail vasıtasıyla davacı sigorta şirketine yapılan 04/10/2024 tarihli başvuru evrakında davalının soyadının... olarak belirtildiği ve başvuru evrakına davalının evlenmeden önceki nüfus kaydının eklendiği, davalı...'in ise 11/10/2024 tarihinde evlendiği, başvuru sonrası ve dahi arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığı ve de anlaşma tutanağı düzenlendiği sırada evlenme durumunun davacı sigorta şirketine bildirilmediği, destek süresinin tespiti ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması açısından davalının medeni durumunun esaslı bir veri olduğu, başvuru tarihinde bekar olarak davalının, bekar olduğu nüfus kaydı ile yapılan başvurusu açısından evlenme durumunun davacı sigorta şirketine bildirilmesi gerektiği, davalının evlendiğinin bildirilmemesi çerçevesinde evlilik hususunun arabuluculuk görüşmeleri sırasında davacı sigorta şirketinden gizlendiği kanaatinin hasıl olduğu, belirtilen sebepler dahilinde davacı sigorta şirketinin iradesinin aldatma sebebiyle sakatlandığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesi içeriğindeki iddialar çerçevesinde irade fesadı hallerine değinmekte de fayda görülmüştür.
Bazı durumlarda kişinin işlem iradesi oluşum ya da açıklama aşamasında sakatlanabilir. Bu sakatlık, iradenin özgür bir biçimde oluşmadığını veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığını gösterir. Bir sözleşme yapılırken taraflardan birinin işlem iradesinin oluşum veya beyanı aşamasında ortaya çıkan bu sakatlıklara irade bozukluğu denir.
İrade bozukluğu hâlleri mülga 818 sayılı Borçlar Kanununda“Rızadaki fesat” başlığı altında “Hata”, “Hile” ve “İkrah” olarak 23 ila 31. maddeler arasında hükme bağlanmış iken, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda ise 30. ila 39. maddeleri arasında “Yanılma”, “Aldatma” ve “Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiştir.
Kanunlarımızda iradeyi bozan sebepler üç durum olarak hüküm altına alınmış olup, yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah) gerçekleşme biçimleri bakımından birbirinden farklıdırlar. Ayrıca irade bozukluğu sadece sözleşmelere özgü bir sakatlık hâli olmayıp, tek taraflı hukukî işlemler için de geçerlidir.
Yanılma (hata); iç irade ile beyan arasında istemeyerek meydana gelen bir uygunsuzluk hâlidir. Diğer bir anlatımla hata, bir hukukî işlem yaparken irade beyanında bulunan kimsenin düşünmediği, arzu etmediği bir husus için istemeyerek iradesini beyan etmesidir. İradesini beyan etmek isteyen kimse, kendi dalgınlığı veya yanlış anlaması sonucunda gerçek iradesini istemediği bir şekilde açığa vurmuş olabileceği gibi; hata, beyanda bulunan kişinin dışında ortaya çıkan bir takım nedenlerden ötürü de olabilir. Böylelikle kişi, gerçek iradesine uymayan bir beyanda bulunarak iradesini sakatlamaktadır. Yanılgıya düşen kişi karşı tarafın bir etkisi veya kusuru olmaksızın iradesine uygun olmayan bildirimde bulunmaktadır.
Aldatma (hile) ise; genel olarak, bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hilede irade sakatlığı iradenin beyanında değil, oluşumunda meydana gelmektedir. İradenin oluşumundaki sakatlık ise kişinin kendisi dışında başka birinin kasıtlı bir aldatma fiiliyle gerçekleşmektedir. Aldatan, sözleşmenin yapılması ve özellikle görüşmeler sırasında, belirli konu ve hususlarda doğru olmayan bilgiler vermekte veya bazı hususları dürüstlük kuralına göre açıklaması gerekirken kasten gizlemektedir. Bu bağlamda, hilenin bizzat sözleşmenin karşı tarafınca yapılabileceği gibi üçüncü bir kişi tarafından da yapılabileceği belirtilmelidir.
Türk Hukukunda irade bozukluğuna bağlanan yaptırım ise bir kesin hükümsüzlük (butlan) hâli değildir. Mülga Borçlar Kanununun 23. ve devamı maddelerinde "...ilzam olunamaz" (BK, md. 23), "...o akit ile ilzam olunmaz" (BK, md. 28), "...kendi hakkında lüzum ifade etmez" (BK, md. 29/1), Türk Borçlar Kanununda ise "... bağlı olmaz" (TBK, md. 30), "...sözleşmeyle bağlı değildir" (TBK, md. 36/1 ve md. 37/1) ibareleri kullanılmak suretiyle irade bozukluğuyla yapılan sözleşmelerin, iradesi hata, hile veya ikrahla sakatlanan kimseyi bağlamayacağı öngörülerek, bu kişiye belli bir süre içerisinde kullanabileceği iptal hakkı tanımıştır.
İradesi sakatlanan tarafın sözleşmeyi iptal hakkını kullanması ise Türk Borçlar Kanununun 39. (BK’nın 31.) maddesinde belli bir süreye bağlanmıştır. Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır (TBK. m. 39/1).
Buradaki süre Hukuk Genel Kurulunun 01/06/2011 tarih ve 2011/14-281 Esas 2011/373 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere hak düşürücü süre niteliğinde olup, hak düşürücü sürenin Kanunun açık hükmü uyarınca hata ve hilenin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı kuşkusuzdur. İradesi sakatlanan tarafın hata veya hileyi öğrendiği andan itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmesi veya verdiği şeyi geri istemesi zorunludur.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve beyanları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Dosya numaralı İhtiyari Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, daval... T.C. kimlik numaralı...'e ait vukuatlı nüfus aile kayıt örneği, davacı... Anonim Şirketi nezdindeki 30/08/2024 tarihli ölümlü trafik kazasında müteveffa... T.C. Kimlik numaralı...'ün 30/08/2024 tarihinde gerçekleşen vefatı nedeniyle... TC kimlik numaralı kızı...'e ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerinin ne olduğuna ilişkin evrak ve kayıtlar, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdindeki...Esas sayılı dosyası ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, 30/08/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde... plakalı araçta konumunda iken vefat eden...'ün desteğinden yoksun kalan kızı davalı...'in başvurusu üzerine açılan ... numaralı hasar dosyası çerçevesinde yapılan hesaplama neticesinde belirlenen 85.668,03-TL destekten yoksun kalma tazminatı bedelinin teklif edilmesi üzerine davalı... vekilince yapılan geri dönüş uyarınca davacı sigorta şirketi ile davalı taraf arasında 85.000,00-TL maddi tazminat ve 22.500,00-TL vekalet ücreti olmak üzere toplamda 107.500,00-TL üzerinden düzenlenen ve 30/01/2025 tarihinde imzalanan Arabuluculuk Anlaşma Tutanağında yer alan bedellerin, davalı... vekilince Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru kapsamında gerçekleştirilen yargılama faaliyeti çerçevesinde davalı...'in 5.290,00-TL tazminat alacağının belirlenmesi üzerine davalı...'in bekar nüfus kayıt örneği ile başvuru yapmasına rağmen başvurudan 6 gün sonra evlendiği, evlilik hususunun arabuluculuk görüşmeleri sırasında davacı sigorta şirketinden gizlendiği, tutanağın davalının... soyadı ile imzalandığı, belirtilen sebepler dahilinde davacı sigorta şirketinin iradesinin aldatma sebebiyle sakatlandığı, evlilik durumunun davalı vekilince bilinebilecek hususlardan olduğundan bahisle, Arabuluculuk Daire Başkanlığının 30/01/2025 tarihli ve ... İhtiyari Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının iptaline karar verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, 30/08/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde... plakalı araçta...'ün vefat ettiği, müteveffa...'ün kızı davalı...'in annesinin desteğinden yoksun kadığı, davalı...'in başvurusu üzerine açılan... numaralı hasar dosyası çerçevesinde müteveffanın davalıya destek olacağı 22 yaşı esas alınmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde 85.668,03-TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, bu kapsamda davacı sigorta şirketi tarafından belirlenen bedel üzerinden davalı... vekiline ödeme ve anlaşma teklif edildiği, teklifin davalı vekilince kabul edildiği, davacı sigorta şirketi ile davalı taraf arasında yapılan anlaşma ve düzenlenen 30/01/2025 tarihinde imzalanan Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı gereğince davalı tarafa 85.000,00-TL maddi tazminat ve 22.500,00-TL vekalet ücreti olmak üzere toplamda 107.500,00-TL ödeme yapıldığı, ancak davalı... vekilince Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru kapsamında gerçekleştirilen yargılama faaliyeti çerçevesinde davalı...'in 5.290,00-TL tazminat alacağının belirlenmesi üzerine davalı...'in bekar nüfus kayıt örneği ile başvuru yapmasına rağmen başvurudan 6 gün sonra evlendiğinin tespit edildiği, davaya konu Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının 30/01/2025 tarihinde tanzim edildiği, tutanakta davalının soyadının... olarak yazıldığı, yine davalı vekili Av.... tarafından mail vasıtasıyla davacı sigorta şirketine yapılan 04/10/2024 tarihli başvuru evrakında davalının soyadının... olarak belirtildiği ve başvuru evrakına davalının evlenmeden önceki nüfus kaydının eklendiği, davalı...'in ise 11/10/2024 tarihinde evlendiği, başvuru sonrası ve dahi arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığı ve de anlaşma tutanağı düzenlendiği sırada evlenme durumunun davacı sigorta şirketine bildirilmediği, destek süresinin tespiti ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması açısından davalının medeni durumunun esaslı bir veri olduğu, başvuru tarihinde bekar olarak davalının, bekar olduğu nüfus kaydı ile yapılan başvurusu açısından evlenme durumunun davacı sigorta şirketine bildirilmesi gerektiği, davalının evlendiğinin bildirilmemesi çerçevesinde evlilik hususunun arabuluculuk görüşmeleri sırasında davacı sigorta şirketinden gizlendiği kanaatinin hasıl olduğu, belirtilen sebepler dahilinde davacı sigorta şirketinin iradesinin aldatma sebebiyle sakatlandığı, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Açılan davanın KABULÜ İLE,
1.Arabuluculuk Daire Başkanlığının 30/01/2025 tarihli ve...htiyari Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının İPTALİNE,
2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 7.343,32-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 1.835,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.507,48-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafından yapılan 60,00-TL elektronik tebligat, 840,00-TL fiziki tebligat, 5,00-TL posta+KEP masrafı, 1.013,90-TL ihtiyati tedbir talebi harcı, 1.835,84-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.370,14-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/07/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)