11. Hukuk Dairesi 2025/2809 E. , 2025/7367 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'ın müvekkilinin eşi olduğunu, davalı banka lehine kredi borçlusu dava dışı ...'in kredi borcunun teminatı olarak ...'ın maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 2 22... Blok 2. Kat 11 no.lu bağımsız bölümde bulunan daire üzerine eşinin haberi olmaksızın 10.07.2017 tarihinde ipotek tesis ettirdiğini, dava dışı ...'in davalı bankaya kredi borcunu ödememesi üzerine davalı bankanın dava dışı ...'a ... 4. Noterliğinin 11.09.2018 tarih, ... no.lu muacceliyet ihtarnamesi gönderdiğini, bu ihtarnamenin müvekkiline 14.09.2018 tarihinde tebliğ olduğunu, bunlara karşılık müvekkilinin ... 2. Noterliğinin 17.09.20 18... no.lu ihtarnamesiyle "kredi sözleşmesinde ve ipotek belgesinde kendisinin rızasının alınmadığı, verilen kefalet ve ipoteğe ilişkin bilgisinin ve rızasının olmadığı, bu nedenle kefalet ve ipoteğin kanuni şartları taşımadığından geçersiz olduğu" gerekçesiyle borca itiraz ettiğini, müvekkilinin rızası dışındaki ipoteğe yönelik ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, savcılık dosyasının içinde "... ipotek eş muvafakatnamesi" başlıklı belge müvekkili tarafından imzalanmış görünse de imzanın müvekkilince atılmadığını, bu nedenle söz konusu ipoteğin hukuken geçersiz olduğunu ileri sürerek ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 2 22... Blok 2. Kat 11 no.lu bağımsız bölümde bulunan daire üzerine bulunan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 30.03.2021 tarihli tam ıslah dilekçesinde; ipoteğin cebri icra yolu ile ortadan kalkması nedeniyle davanın tam ıslahı ile müvekkilinin uğramış olduğu 10.000,00 TL (alacağın belirli hale getirilmesinden sonra ortaya çıkacak gerçek zarara yükseltme hakkı saklı kalmak kaydıyla) maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu bağımsız bölüm üzerine müvekkili tarafından ...'in ticari kredilerine istinaden ... tarafından 10.07.20 17... .000,00 TL bedelli ... yevmiye numarasıyla konan ipoteğin ticari krediye istinaden alındığını, davacının iddia ettiği gibi aile konutuna dair alınan bir ipotek olmadığını, malik ve reşit ... adına davacının ipoteğin ve kefaletin geçersizliğini ileri sürme hak ve yetkisinin bulunmadığını, bu hususları ancak ...'ın ileri sürebileceğini, davacı ile ipotek veren ...'ın müvekkili banka ile yapmış oldukları bir kredi sözleşmesi ve kefaletlerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili tam ıslaha karşı cevap dilekçesinde; ıslahın usulen geçersiz olduğunu, hak düşürücü süre içinde ıslah ve başvuru harcının yatırılması gerektiğini, davacı yanın 30.03.2021 tarihli dilekçesi ile davayı tam olarak ıslah ettiğini bildirmişse de dilekçesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 180. maddesinde geçen ıslah beyanından ibaret olduğunu, dilekçesini ibrazından itibaren 1 haftalık hak düşürücü sürede başvuru ve ıslah harçlarının yatırılmadığını savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın ticari krediden kaynaklı olarak taşınmaza konulan ipotek nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlık temelinin ticari kredi olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu, davanın görevsiz Asliye Hukuk Mahkemesinde 23.10.2019 tarihinde açıldığı, bu tarih öncesinde davacı tarafından dava şartı kapsamında arabuluculuğa başvuruda bulunulmadığı, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, davacı tarafından yapılan tam ıslah ile talebin tazminat istemine çevrildiği, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğu göz önüne alındığında davanın açıldığı tarihte arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği, 7155 sayılı Kanun ile ticari davalarda zorunlu hale getirilen arabuluculuğun tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davada söz konusu konutun aile konutu olduğuna ilişkin bir iddia bulunmadığı, uyuşmazlığın genel kredi sözleşmesine konu borcun teminatı olarak dava dışı şahıs tarafından verilen ipoteğin geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı, bu uyuşmazlığın çözümünde ise Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu, davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin yerinde görülmediği, davacı eldeki davasını tazminat davası olarak 30.03.2021 tarihinde ıslah ettiği. 24.06.2021 tarihli duruşmada kendisine sorulduğunda arabuluculuk dava şartını tamamlamak üzere süre talep ettiği, istinaf dilekçesinde arabuluculuğa her ihtimal başvuru yapıldığını beyan etmiş ise de, bu dilekçe ekinde dahi arabuluculuğa başvurduğuna veya arabuluculuğun anlaşamama ile sonuçlandığına ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, dava şartlarının mahkemece re'sen nazara alınacağı, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ipoteğin geçersiz olduğu iddiasına dayalı ipoteğin fekki istemine ilişkin iken, davanın tam ıslahı ile taşınmazın yargılama sırasında satılması sebebiyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine dönüştürülmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eldeki davanın niteliğine göre dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 115/1 hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan Kanunun 114. maddesinin birinci fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin ikinci fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/B maddesine göre ise, kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, 23.06.1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar, komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Dava, ipoteğin fekki davası olup, yargılamanın devamı esnasında dava konusu gayrimenkulün cebri icra yoluyla satılması neticesinde istirdata dönüşmüştür. Bu durumda yukarıda anılı kanuni düzenlemeler uyarınca eldeki davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığı gözetilerek Mahkemece işin esasına girilip varılacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı nitelendirme ile davanın dava şartı yokluğundan reddine dair yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA,
HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.