Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

9. Hukuk Dairesi         2025/5921 E.  ,  2025/9139 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/1046 E., 2025/1012 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. İş Mahkemesi

SAYISI: 2025/60 E., 2025/28 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Suudi Arabistan ... şantiyesinde topoğraf olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, çalıştığı süreye ait tüm ücretleri eksik ödendiğini, haftanın 7 günü 07.00-18.00 arasında çalıştığını, ayrıca haftada en az 4 gün de 22.00'ye kadar fazla çalışma yaptığını, ayda en az 2 hafta tatili çalışma yaptığını, tüm dinî, resmî ve ulusal bayramlarda çalıştığını ancak bu çalışmaları karşılığı hak ettiği ücretlerinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili nezdinde fasılalı olarak en son 29.12.2018-14.01.2019 tarihleri arasında çalıştığını ve iş yoğunluğunun azalmasından dolayı hizmetine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle sonlandırıldığını, çalıştığı süre boyunca kıdem ve ihbar tazminatının hak ettiği tüm ücretlerinin ödendiğini, davacının ücretinin USD cinsinden ödendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca kendisine ödenen ücretin hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fazla çalışma ücretleri dâhil tüm çalışmalarının karşılığını içerdiğini, zira davacıyla aynı şantiyede çalışan ve müvekkiline benzer taleplerle dava açan işçiler yönünden verilen emsal kararlarda iş sözleşmesinin ücrete ilişkin bu hükmüme itibar edilmesi gerektiğine karar verildiğini, davacının çalışmış olduğu Suudi Arabistan'da; bu Ülkenin dinî ve millî bayramlarında ve cuma günlerinde çalışma yasağı olduğunu, Türkiye'de geçerli olan dinî bayramların Suudi Arabistan'da aynen geçerli olduğunu, bu nedenle bu dönemlerde işyerinde çalışma kesinlikle yapılmadığını, davacı taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda davacının aylık ücretinin 11.250,00 SAR olduğu, davalı tarafça sunulan bir kısım belgelerin Türkçe tercümesi ibraz olunmadığından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmediği, tarafların da kabulünde olduğu sürece davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiği ancak ödeme iddiası da davalı tarafından ispat edilemediğinden ihbar tazminat alacağının hesaplanarak hüküm altına alındığı, tanık beyanlarına göre davacının bir hafta altı gün, bir hafta yedi gün 07.00-18.00 saatleri arasında çalışmak suretiyle bir hafta 15, bir hafta 17,5 saat fazla çalışma yaptığı, tanıkların davacının resmî bayramlarda ve dinî bayramların birinci günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve ayda iki hafta tatilinde çalıştığını beyan ettikleri, davacının hafta tatili ile bir kısım ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığını tanık beyanı ile ispatladığı, davalı tarafça ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve saysı belirtilen kararı ile; cevap dilekçesinde Türk hukukunun uygulanmayacağına dair savunma bulunmadığından taraflar arasında ihtilafın çözümünde Türk hukukun seçildiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, Dairenin ilk gönderme kararında vurgulandığı üzere davacının davalı Şirketin Suudi Arabistan şantiyesinde 11.05.2012-10.04.20 14... .03.2015-14.01.2019 tarihleri arasında hizmeti bulunduğunun tespitinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafça sunulan 09.03.2015 tarihli iş sözleşmesinde ücretin net 7.337,12 SAR olduğu, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) cevabi yazı ekinde gönderilen 20.03.2015, 08.03.2019 tarihli sözleşmelerde ise 550,00 USD şeklinde düzenlendiği, imzalı ücret hesap pusulası sunulmadığı, davacı tanıklarının ise ücretin 3.000,00 USD olup SAR olarak bankadan ödendiğine dair aktarımda bulundukları, davacı tanık anlatımları emsal nitelikteki dosyalar kapsamında davacının USD karşılığı SAR ile çalıştığının ispatlandığının kabulü gerekmekle birlikte, dosyaya davalı tarafından sunulan banka kayıtlarına göre davacının aylık ücretinin 11.250,00 SAR olduğunun anlaşıldığı, feshin haklı nedene dayandığı ve davacıya ihbar öneli verildiğinin davalı tarafça ispatlanmadığı, sunulan belgelerde Tükçe ihbar tazminatı ibaresi yer almadığı gibi miktar da yazılarak "başka projeye şarz edilecek" ibaresi bulunduğu, sunulan banka kayıtlarında ihbar tazminatı adı altında ödeme yer almadığından ihbar tazminatı ödemesi bulunmadığı tespitinde hata görülmediği, gönderme kararına uygun olarak bir hafta 15 saat, diğer hafta 17,5 saat fazla çalışma yapıldığı kabulüne göre yapılan fazla çalışma alacak hesabı yerinde olup hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacak hesabının korunmasının isabetli görüldüğü gerekçeleriyle taraflar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a)Kök bilirkişi raporunun fazla çalışma ücreti alacağı hesaplaması kısmında özellikle, işçinin aleyhine olan iş sözleşmesinin dikkate alınmaması gerektiğini, emsal kararlarda işçinin lehine olan sözleşmenin dikkate alınması gerektiğinin kabul edildiğini, taraflar arasında imzalanan İŞKUR onaylı sözleşmede ücrete fazla çalışma ücretinin dâhil olduğuna ilişkin hüküm bulunmadığını,

b)Dosya kapsamında dinlenen tanıkların fazla çalışma gün ve saatlerini detaylı biçimde ifade ederek karşılığı ücretlerinin ödenmediğini ifade ettiklerini, kabul edilen fazla çalışma saatinin eksik hesaplandığını,

c)Müvekkilinin ücretinin USD olarak kararlaştırıldığını, tanıklar tarafından da belirtildiği üzere USD karşılığı SAR cinsine çevrilerek ödeme yapıldığını, davalı tarafça sunulan eski tarihli bordrolarda gösterilen brüt ücretin yeni tarihli bordrolara göre daha yüksek göründüğünü, davalı tarafından sunulan ücret pusulalarının kendi içerisinde çelişkili olduğunu,

d)Yıllık izin alacağının varlığının kanıtlanması durumunun işe iade davası ile alakalı olmadığını, yıllık izin ücretinin ödendiğine yahut kullandırıldığında dair ispat külfeti davalı tarafta olup, yıllık izin ücret alacağının varlığı kanıtlanmasına rağmen reddinin hatalı olduğunu beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken sair nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a)Mahkeme tarafından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesindeki belirtilen esaslara riayet edilmeden ve usulüne uygun gerekçe oluşturulmayıp, dosyada mübrez deliller irdelenmeden usule aykırı karar verildiğini,

b)Türkçe düzenlenen belgeler genel geçer bir ibra niteliğinde olmayıp bu belgeler sadece işverenin değil, işçinin de alacaklarının da teminatı olduğunu, kesin delil niteliğinde olan belgelere tercümelerinin yaptırılmış olmasına rağmen itibar edilememesinin açık bir hukuka aykırılık teşkil ettiğini, işin ifa olunduğu yerin yurt dışında olması hasebiyle belgelerin yabancı dilde tanziminin zorunluluk arz ettiğini,

c)Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, davacının ... konut şantiyesindeki çalışması boyunca aylık net 7.337,12 SAR, Taif Arafat ve Yanbu İsale hattı şantiyesinde aylık 5.869,69 SAR ücret aldığını, bu durumun dosyaya ibraz ettikleri yazılı belgelerle ispat etmelerine rağmen yazılı gerekçe ile ücret kabulünün hatalı olduğu, aynı işyerinde çalışan işçilerin açtıkları benzer dava dosyalarında ücretin belirtikleri şekilde kabul edildiğini,

d)Davacının imzasını havi 31.10.2018 tarihli ''Final Settlement And Release'' başlıklı "son ödeme ve ibraname" belgesinde davacıya 14.842,23 SAR ödeme yapıldığının açıkça belirtilmiş olduğunu, söz konusu belgelerin ihtirazı kayıt konulmadan imzalandığını, davacının müvekkili Şirket nezdinde doğmuş tüm hak ve alacaklarını eksiksiz olarak aldığını; yaptığı fazla çalışmaları karşılığı ödendiği gibi Ülkemizle aynı olan dinî bayramlarda çalışmayan davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı iddiasının da doğru olmadığını, zira Suudi Arabistanda hafta tatili olan cuma günlerinde ve sair tatil günlerinde çalışmanın yasak olduğunu, davacının tüm alacaklarının ödendiğinin imzalı bordrolar ile sabit olduğunu,

e)Müvekkili davalıya karşı davası bulunan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, tanık beyanlarına dayalı olarak hüküm altına alınan alacaklara %50 oranı uygulanması gerektiğini,

f)Taraflarca imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesi uyarınca davacıya ödenen ücretin, fazla çalışma, hafta tatili günleri çalışmaları ile ulusal bayram genel tatil günleri çalışmalarına ilişkin ücretin dâhil olduğunu,

g)Davacı ile müvekkil Şirket arasındaki iş sözleşmesinde uygulanacak hukuk açıkça seçilmediğinden 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 27/2 hükmü uyarınca mutad işyeri hukukun uygulanması gerektiğini, mutad işyerinin çalışılan Ülke olduğunun açık olduğunu beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davacının aylık ücret miktarı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının ispat ve hesaplanması noktalarındadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre maddesinin birinci fıkrasına göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

1.Mahkeme kararında yazılacak hususlar, 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Gerekçe hüküm çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararı gereğince bozma sebebidir.

Somut olayda İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde; davacının bir hafta 15 diğer hafta 17,5 saat fazla çalışma yaptığının kabul edildiği belirtilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının haftada 15 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ve Mahkemece bu şekilde hesaplanan miktar hüküm altına alınmıştır. Fazla çalışma ücreti bakımından gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine aykırı olup hükmün öncelikle bu sebeple bozulması gerekmiştir.

2.Mahkemece davacının aylık ücretinin banka kayıtları da dikkate alınarak 11.250 SAR olarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer taraftan dosya kapsamında bulunan 09.03.2015 tarihli "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu ifade edilmiştir.

Dairemizin 10.01.2023 tarihli ve 2022/15911 Esas, 2023/123 Karar sayılı ilâmında da açıklandığı üzere; İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğu yönündeki kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre yıllık 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğu kabul edilmektedir. Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması hâlinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin (aylık 22,5 saat, haftalık 5,2 saat) ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir.

Somut olayda taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde fazla çalışmanın aylık ücrete dâhil olduğu kararlaştırılmıştır. Davacının kabul edilen aylık ücretinin içinde aylık 22,5 saatlik fazla çalışma ücretini de karşılayacak miktarınında olması karşısında; ücretin içinde ödendiği anlaşılan fazla çalışmanın ispatlanan fazla çalışmadan indirilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden söz konusu sözleşme hükmüne değer verilmeksizin yazılı şekilde hükmün kurulması hatalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog