Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

8. Hukuk Dairesi         2024/3463 E.  ,  2025/7420 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/2001 E., 2024/738 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/76 E., 2021/370 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen uygulama kadastrosu tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Aksaray ili .... beldesi .... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2017 yılında yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 1373 parsel sayılı 38.850,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 6 72... parsel numarasıyla ve 35.076,81 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.

Davacı ... vekili ....

Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; davalı Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan uygulama kadastrosu sonucunda gayrimenkulün bulunduğu yeri ve büyüklüğün aynen korunarak hak sahiplerinin belirlenmesi gerektiği halde, müvekkili olan davacıya ait taşınmazda kesintilerin yapıldığını, yapılan uygulamanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yapılan işlemin düzeltilmesi için davalı kuruma başvuruda bulunulduğunu ancak olumlu bir cevap alınamadığını, davalı kurumun yaptığı kadastro uygulamasının mülkiyet hakkına da aykırı olduğunu ileri sürerek, Aksaray ili .... ilçesi ..... köyü eski 13 73... ada 27 parsel sayılı taşınmazın önceki yüzölçümü ile aynı şekilde davacı adına tahsis edilmesine, yargılama esnasında taşınmazda artışı tespit edilenleri davaya dahil etme haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Aksaray Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, 06.12.2018 tarihli ve 2018/28 Esas, 2018/5 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazın uygulama kadastro tutanağının 03.01.2018 tarihinde kesinleştiği, davanın ise bu tarihten sonra 18.10.2018 tarihinde açıldığı, davada genel mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Davalı, davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.

İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2021 tarihli ve 2021/76 Esas, 2021/370 Karar sayılı kararı ile; ilk tapulama çalışmalarının modern aletlerle yapılmadığı için, sınırlar değişmediği halde, ilk tapulama çalışmalarında ölçüm hatası olduğu, 1957, 19 88... tarihli hava fotoğraflarının tamamen 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışmalara uygun olduğu, bu durumda, sınır sabit olduğu halde, eski ölçüm yanlışlığı düzeltildiğinden, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışmalarda bir hata bulunmadığı gerekçesiyle, komşu parsel malikleri de davaya dahil edilmeden davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafa komşu parsel maliklerini belirleyip taraf teşkilinin sağlanması için süre verilmesine rağmen husumetin yöneltileceği komşu parsel ve maliklerinin belirtilmediği ve bu yönde istinaf sebebi de ileri sürülmediği anlaşıldığından, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanlış hasma yöneltilen davanın esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine ilişkin nedenlerle kabulüyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.05.2023 tarihli ve 2022/4544 Esas, 2023/2710 Karar sayılı ilamıyla; "1. Uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin davalarda husumetin, yapılan tespit sonucunda, itiraz edenin taşınmazları aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerekir. Ancak; uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması halinde ise Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de dava açılabilir. Bu hususun aydınlığa kavuşturulabilmesi için de öncelikle mahallinde keşif ve uygulama yapılarak davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan azalmaların hangi nedenden kaynaklandığı uzman fen bilirkişi raporuyla yöntemince saptanmalıdır. Bu şekilde araştırma, inceleme ve uygulama yapılmadan karar verilmesi usul ve Kanuna uygun bulunmamaktadır.

2.Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita ya da jeodezi mühendisi sıfatına sahip önceki üç kişilik uzman bilirkişi kurulunun katılıyla mahallinde keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, davacıya ait taşınmazın sınırları yerel bilirkişi kurulu ve tanık sözleri ile belirlenmek suretiyle uzman bilirkişi heyetinden davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan eksilmenin nereden kaynaklandığını açıklayan, ilgili yönetmelik gereği davacıya ait taşınmazın sınırlarının zeminde ne şekilde bulunduğunu irdeleyen, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasını ayrı renklerle çakıştırmalı şekilde gösteren ayrıntılı rapor alınmalı ve ulaşılacak sonuca göre, davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan eksilmenin hesaplama yönteminden kaynaklandığının anlaşılması halinde Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açılması yeterli görülerek davanın esastan reddine karar verilmeli; davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan eksilmenin, komşu taşınmazlardan kaynaklandığının belirlenmesi halinde ise, komşu parsellerin maliklerinin davaya dahil edilmesi için; davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan eksilmelerin tescil harici taşınmazdan kaynaklandığının anlaşılması halinde ise Hazine ile ilgili kamu tüzel kişilerinin davaya dahil edilmesi için davacıya imkan verilmeli ve bu şekilde, 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi uyarınca yöntemince taraf teşkili sağlandıktan sonra, davanın esasına girilerek bir karar verilmelidir.

3.Bölge Adliye Mahkemesince, yöntemince taraf teşkilinin sağlanması hususunda davacı tarafa süre ve imkan tanınmadan ve taşınmazdaki yüzölçüm eksilmesinin hesap hatasından kaynaklandığı durumlarda Kadastro Müdürlüğü'nün pasif husumet ehliyetinin bulunduğu göz ardı edilerek, davanın husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi usul ve Kanuna uygun bulunmadığından; "Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dosya içeriği ve toplanan delillere göre dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede tapulama çalışmalarının toprak tevzi paftaları altlık olarak kullanılarak grafik yöntemle yapıldığı , bilirkişi raporuna ekli hava fotoğrafı gösterimlerine göre davacıya ait taşınmazın uygulama tespiti sınırlarına uyumlu olarak kullanıldığı, dolayısıyla tapulama sırasında yapılan sınırlandırma hatasının uygulama tespiti ile giderildiği gerekçesi ile dahili davalılara yöneltilen davanın esastan reddine, davalı Tapu Müdürlüğüne yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili verdiği temyiz dilekçesinde; kararının eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, uygulama kadastrosunun Kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YERELHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog