T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin Hükümsüzlüğü/iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ticari ilişkileri kapsamında ...Ltd. Şti. tarafından ....Şubesi’nden düzenlenen, 25/12/2025 vadeli, 145.000,00 TL bedelli ve ... nolu çekin lehtarı olduğunu, müvekkilinin şirket çalışanının bu çeki keşideciden aldıktan sonra şirketin muhasebe bölümüne göndermek üzere ... A.Ş.'nin ... Şubesi vasıtasıyla 03/09/2025 tarihinde gönderdiğini, ancak söz konusu çekin kargolandıktan sonra müvekkili şirkete ulaşmadığını ve kaybolduğunu, çekin kaybolduğu öğrenilmeden önce, davalı ... A.Ş. tarafından keşideci firmaya mail yoluyla ulaşılarak çekin faturalı olup olmadığının sorulduğunu, keşideci firma çekin çalındığını bilmediğinden olumlu cevap verdiğini, çekin kaybolmasından sonra yapılan araştırmada, çekin davalı ... A.Ş. elinde bulunduğunun öğrenildiğini, ancak müvekkilinin rızası dışında elinden çıkan bu çekin davalıya hangi yollarla geçtiğinin belirsiz olduğunu, dava konusu çekin üzerindeki ciro zincirinin koptuğunu, davalının iyi niyetli olmadığını, çeki iktisap ederken gerekli özeni göstermediğini, ciro ve faturayı kontrol etmediğini, müvekkilinin bu nedenle ... Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu beyanla müvekkiline ait 25/12/2025 vadeli, 145.000,00 TL bedelli, ... nolu çekin müvekkilinin rızası dışında elinden çıkarak sahte kaşe ve imzayla cirolanması sebebiyle çekin davalı ...A.Ş. 'den istirdadına ve davacıya iadesine, çek bedeli tahsil edilmişse 145.000,00 TL’nin tahsil tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, dava süresince çekin ödenmesinin,ibrazının ve devrinin tedbiren önlenmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacının, dava konusu lehtar olarak gözüktüğü çeki kargo ile gönderdiği sırada çalındığı iddiasıyla çekin istirdatına ödenmesi halinde bedelin istirdatına karar verilip verilemeyeceği, davalının çeki iktisabında ağır kusurunun veya kötü niyetinin söz konusu olup olmadığının tespitinden ibaret olduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, rıza dışı elden çıktığı ve kötüniyetli olarak iktisap edildiği ileri sürülen çekin 6102 sayılı TTK'nun 792 maddesi kapsamında istirdadı istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile ...Şubesine ait...vade tarihli, ... çek seri numaralı, keşidecisi ... Ltd. Şti. olan 145.000,00-TL bedelli çekin, müvekkil ile keşideci şirket arasındaki ticari ilişkiye istinade keşide edilmiş olduğu ve müvekkili şirket çalışanının çeki keşideciden aldıktan sonra şirketin muhasebe bölümüne göndermek üzere ... vasıtasıyla kargolandığını ancak çekin kargolandıktan sonra davacı şirkete ulaşmadığını, dava konusu çekin müvekkilinin bilgisi dışında ve rızası hilafında kargodayken kaybolduğunu ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkememizin 04/02/2026 tarihli duruşmasının 3 nolu ara kararı ile7 155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi gereği davacı vekiline Arabuluculuk Son Tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini 1 haftalık süre içerisinde sunmasının ve sunmadığı takdirde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtarına karar verildiği, ara karar uyarınca davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağının sunulduğu, yapılan incelemede ilk oturumun tarihinin 09/02/2026, son oturumun tarihinin 09/02/2026 olduğu, davanın 02/10/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 7155 sayılı Kanun ile 6102 Sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren TTK.'nun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesi ile; “Kanunun 4 üncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiştir.
28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31 maddesi ile yapılan değişiklik ile; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 7445 sayılı Kanunun 31. Maddesi ile TTK nın 5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve aynı yasanın Geçici 1.maddesine göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın ve dosya üzerinden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (HUAK m.18/A/2, c. 4; HUAK Yönetmeliği m.22/3). Burada dava şartı arabuluculuk süreci, 6100 sayılı HMKnun 115/2 maddesi çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmemiştir.Dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. Bununla birlikte HMK nın 115(3)maddesinin uygulanmasına engel yoktur. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. Ancak somut olayda dava şartı noksanlığı henüz ön inceleme aşamasında mahkememizce esasa girilmeden evvel fark edilmiş ve davacıya "davadan önce" yaptığı arabuluculuk tutanağını sunması için süre verilmiş ise de davacı tarafça mahkememizce verilen süreden sonra yaptığı başvuru sonucu düzenlenen son tutanak sunulmuştur.
Somut dava, ticari nitelikli bir istirdat davası olduğundan,
TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir. Dosya kapsamından dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğunun anlaşıldığı, anılan dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığı, dava şartlarının HMK. 116 Maddesinde düzenlenen ilk itirazlardan önce değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği yargılamanın her aşamasında ve kanun yolu aşamasında da re'sen dikkate alınır. Bu saptama karşısında, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden HMK madde 115. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay 11 HD.'nin 29/05/2025 Tarih ve ... Esas-...Karar sayılı kararı ile aynı dairenin 25/12/2024 Tarih ve ...Esas -... Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı kararı da aynı yöndedir)
1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-2-son cümle maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması karşısında, davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2-son cümle, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine,
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca hesaplanan 732,00 TL harcın, peşin alınan 2.476,24 TL harçtan mahsubu ile artan 1.744,24 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/02/2026
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)