T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı şirket vekili 10/06/2025 tarihli dava dilekçesinde özet olarak ; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacağa ilişkin müvekkili şirket tarafından 23.08.2024 tarihli ... fatura numaralı 38.720,00 TL bedelli, 27.08.2024 tarihli ... fatura numaralı 900,00 TL bedelli ve 29.08.2024 tarihli ... fatura numaralı 1.350,00 TL bedelli 3 adet ticari e-fatura düzenlenerek davalı ... Ltd. Şti.'ne gönderildiğini, davalı şirketin sözü geçen ticari faturalardan ... numaralı faturaya ilişkin kısmi ödemede bulunduğunu ancak bu faturanın bakiye miktarı ile diğer iki fatura bedeline ilişkin ödeme yapmadığını, devamında müvekkili şirketin bakiye 25.302,50 TL alacağını tahsil istemine olumlu dönüş sağlamadığını, defalarca uyarılmasına rağmen herhangi bir sonuç alınamadığını, nihayetinde 23.01.2025 tarihinde icra takibinin başlatıldığını, davalı şirket takibe ve davaya konu edilen fatura bedellerine ilişkin kısmi ödeme yapmış olsa da bakiye miktar yönünden ödeme girişiminde bulunmadığını, söz konusu faturalara konu malların kendisine teslim edilmesine/hizmetin yerine getirilmesine rağmen bakiye bedel yönünden kötü niyetli olarak ödeme gerçekleştirilmediğini, başlatılan icra takibine 31.01.2025 tarihinde itiraz eden davalı şirketin icra takibine itirazının kötüniyetli olması ve müvekkili şirket alacağının likit olması sebebiyle davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davalı şirketin Konya .İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacak, faiz ve ferileri yönünden devamına, alacağın likit olması nedeniyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Dosyamız kapsamında delillerin toplanması amacıyla Konya .İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası dosyamız arasına alınmış ve incelenmiştir.
Mahkememiz dosyası, her iki tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapmak üzerine bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından tanzim edilen 13/01/2026 tarihli bilirkişi raporu ile, davacı firmaya ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde; 2024 yılında e-defter mükellefi olduğu, defter beratlarının usulüne uygun ve süresinde gönderildiği, envanter defterinin açılış tasdikinin usulüne uygun ve süresinde yaptırıldığı, taraflar arasında ticari ilişki mevcut olduğu, dava konusu faturaların davacının ticari defterlerinde davalı firmaya ait cari hesabın borçlandırılmak suretiyle muhasebe usul ve esaslarına göre kayıtlı olduğu, davalı tarafından düzenlenmiş herhangi bir iade faturasının olmadığı, elektronik belgeler için BA-BS beyanının kaldırıldığı, ticari defter kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve ticari defterlerin kendi içinde birbirini doğruladığı, defterlerin sahibi lehine delil olma özelliği taşıyıp taşımadığının mahkemenin takdirinde olduğu, davacı firmanın incelemeye sunulan ticari defterlerinde, davalı firmaya ait işlemlerin takip edildiği, ... nolu hesabın, 2024 yılı sonunda 25.302,50 TL borçlu olduğu ve bu tutarla 2025 yılına devrettiği, davacı firmanın ticari defter kayıtlarına göre, davalı firmanın davacı firmaya 25.302,50 TL borçlu olduğu hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır. TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin 25.302,50 TL asıl alacak 5.155,69 TL işlemiş faiz olmak üzere 30.458,19 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak faturaların gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacının davalıya icra takibine konu faturada belirtilen malları teslim edip etmediği, davacının alacaklı olup olmadığı alacaklı ise takip tarihi itibariyle miktarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse;
HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... - E K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... - E K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Tarafların tacir olmaları nedeniyle ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davacı defterlerinde bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 13/01/2026 tarihli bilirkişi raporu ile davacı tarafa ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu faturaların defterde kayıtlı olduğu, davalının takip tarihi itibarıyla 25.302,50 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.
Davalı tarafa defterlerinin ibrazı için kesin süre verilmiş ancak verilen kesin süre içinde davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmemiştir. Bu durumda davalı taraf ticari defterlerinin ibrazından kaçındığı için davacı tarafın defterlerine itibar etmek gerekmiştir. Bu durumda davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın takipten önce temerrüde düşürülmemesi nedeniyle, takip tarihine kadar olan faiz talebi reddedilmiştir.
Davacı tarafın feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; takibe itirazın olsa haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle hükmedilen alacağın % 20'si oranında davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas nolu dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 25.302,50 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %53,25 oranında faiz işletilmesine,
2.Takip tarihine kadar işletilen faiz talebine ilişkin istemin reddine,
3.Asıl alacağının %20'si olan 5.060,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4.Alınması gereken 1.728,41 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.113,01 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5.Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 4.600 TL. yargılama giderinin 778,65 TL'lik kısmının davacıdan, 3.821,35 TL'lik kısmının ise davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6.Davacı tarafından yapılan 615,40 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7.Davacı tarafından yapılan 615,40 TL harç gideri ve 5.105,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 5.720,40 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 4.752,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8.Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve taktir olunan 25.302,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9.Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.29/01/2026
Katip Hakim