Esas No
E. 2026/32
Karar No
K. 2026/183
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C.

İSTANBUL

15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2026/32 Esas
KARAR NO: 2026/183
DAVA: Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli)
DAVA TARİHİ: 14/01/2026
KARAR TARİHİ: 05/03/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/... Esas -2024/... Karar sayılı dava dosyasında davalı, yargılamanın yenilenmesi davasında davacı vekili 14/01/2026 tarihli dilekçesi ile yargılamanın yenilenmesini talep etmiş olmakla, mahkememizde görülmekte olan 2026/32 Esas sayılı Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA /Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vekili 14/01/2026 tarihli dilekçesi ile; ...'nun 11.11.2024 tarihli dava dilekçesiyle 2024/... esas sayılı davayı açtığını, davacının anonim şirketin çoğunluk ve tek pay sahibi hissesi sahibi olduğu belirtildiğini, bu sebeple de Genel Kurulu Toplantıya Çağırma İzni verilmesini talep ettiği Dilekçenin sonuç istem kısmında ise "...davamızın kabul edilerek öncelikle TTK m. 410/2 gereği, müvekkile davalı ... A.Ş. için “Genel Kurulu Toplantıya Çağırma İzni” verilmesini, bu talep kabul edilmediği takdirde mahkemece görevlendireceği bir genel kurul kayyımı vasıtasıyla genel kurul yaptırılma kararı verilmesini ..." şeklinde talepte bulunulduğunu, talepler arasında hukuksal bir bağlantı olduğu ve aslilik ferilik ilişkisi kurulduğunu, Nitekim davacının her iki talebi de genel kurul yapılmasına yönelik olup davacı taraf ilk olarak kendisine genel kurulu toplantıya çağırma izni verilmesi talep ettiğini, işbu talebinin kabul edilmemesi halinde kayyım vasıtasıyla genel kurul yaptırılmasına karar verilmesini talep ettiğini, Bu durumda davacı tarafın açmış olduğu davanın terditli bir dava olarak görülmesi gerektiğini,

Terditli dava, davacının aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferilik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürebildiği dava türü olduğunu,Terditli davanın temel amacı, birbiriyle bağlantılı taleplerin tek bir dava içerisinde, belirli bir sıra dahilinde incelenmesini sağladığını, Huzurdaki davada terditli bir dava olup mahkemenin ; öncelikle davacının asli talebi olan (davacının kendisine) genel kurulu toplantıya çağırma izni verilmesi talebini incelemesi, bu talebin reddi halinde ise feri talep olan kayyım atanması talebinin değerlendirilmesi gerektiğini, Ancak mahkemenin vermiş olduğu gerekçeli kararda "...İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-0 sicil numarasında kayıtlı bulunan ... Anonim Şirketi’nin olağan genel kurul toplantısı yapılabilmesi için TTK.410 maddesi gereğince izin verilmesine,

Çağrıyı ve toplantıyı yapmak üzere kayyım olarak ... TC kimlik Numaralı SMM. ...'ın atanmasına ..." şeklinde bir karar verilmiş olup davacının asli talebi olan "kendisine yetki verilmesi talebi" cevapsız bırakıldığını, Davacının asli talebi esastan reddedilmeden veya cevaplanmadan fer'i talebin incelenmesi ve fer'i talep yönünden karar verilmesi açıkça kanuna ve Yargıtay içtihatlarına aykırılık taşımakta olup Yargılamanın İadesi şartları oluştuğunu , mahkemenin vermiş olduğu kararda davacının asli talebinin incelenerek kabul edildiği ihtimali de hukuka aykırı sonuç doğuracağını, ... A.Ş. 15.01.2015 tarihinde ... Ticaret Sicil Memurluğu'nda tesciline yer verilerek kurulduğunu, kuruluşu toplamda 50.000,00 TL sermaye bedeli içermekte olup; işbu sermayeler eşit bir şekilde dava dışı ... ile ... arasında pay edilmiştir. Her ikisi; ayrı ayrı 25.000,00 TL pay ile mevcut şirketin kuruluş sürecini başlatıldığını,

Kurucu ortaklardan ...; kuruluşta sahip olduğu 25.000 TL payın, 1.000 TL'sini 06.07.2018'de kalan bakiye pay miktarı olan 24.000 TL'yi ise yine aynı yıl içerisinde 23.10.2018 tarihinde müvekkile devrederek ortaklıktan ayrıldığını, Bir diğer kurucu ortak ...; kuruluşta sahip olduğu 25.000 TL payın, 22.000 TL'ye tekabül eden kısmını 06.07.2018 tarihinde, kalan 3.000 TL bakiye pay kısmını ise 10.05.2024 tarihinde işbu müvekkili ...'e devretmiş olup 10.05.2024 tarihi itibariyle ... adlı şahsın ortaklığı sona ermiş ve müvekkil tüm paylara tek başına sahip olarak tek pay sahibi sıfatını haiz olduğunu,

Hazirun cetvelleri ve genel kurul tutanakları ile görüleceği üzere; müvekkili ...'ün huzurdaki dava dosyasına konu davalı şirketin tek paylı sahibi olduğu açıkça bir şekilde tespit edildiğini, Müvekkili aralıksız 6-7 sene boyunca her genel kurula şirket ortağı sıfatıyla katılması, pay sahibi olarak yıllardır oy ve imza kullanması gibi hususlar beyanlarımızın ispatı olduğunu, Bir şirketin yönetim kurulu üyeliği veya başkanlığını ya da sürekli hukuk danışmanlığı yapmış olan avukatın, bu şirket aleyhine vekâlet alamaması gerektiğini, Somut olayda müvekkili tarafından ... adlı şahsa devredilmiş herhangi bir pay bulunmadığını, müvekkil davalı şirket uhdesinde tüm paylarını arttırarak gelmiş olup ekmel adlı şahsın olmayan bir payını hangi şekillerde ... ya aktaramayacağını,

Müvekkilin herhangi bir şekilde paylarını ... adlı şahsa devretmediği, davacı melda ile dava dışı tahsin tekoğlu, ... ve savaş ünal adlı şahsın davalı şirket defterleri üzerlerinde bazı tahrifat ve karalamalara neden oldukları; şirketi pay defterlerini salt müvekkil zeki'nin aleyhine; şahıslarının menfaatlerine olacak şekilde değiştirdikleri görülmektedir. tüm bu nedenlerle huzurdaki dava nezdinde olan yargılamanın yenilenmesi gerektiğini , mahkemece cevap dilekçesi dahi sunulmaksızın cevap verilme süresi içerisinde 13.12.2024 tarihinde gerekçeli karar evrakı hazırlandığını, belirterek ; Yargılamanın İadesi talebinin kabulüne , mahkememizin 2024/... E. 2024/... Karar sayılı kararının kaldırılarak söz konusu davanın reddine,avukatlık ücreti ile yargılama giderini karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP /Yargılamanın Yenilenmesi talepli dilekçe ile tensip tutanağı ... vekiline tebliğ edilmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebine karşı davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle;

Davacı, eldeki yargılamanın yenilenmesi davasını şirket adına ve şirket yetkilisi sıfatıyla açmış görünmekte ise de, dava tarihi itibariyle bu sıfat ve temsil yetkisi hukuken mevcut olmadığını, anonim şirkette yönetim ve temsil yetkisi münhasıran yönetim kuruluna ait olup Türk Ticaret Kanunu uyarınca temsil yetkisi kanuni nitelikte olup doğrudan organ sıfatından kaynaklanacağını,

Somut davada şirket genel kurulu mahkeme kararı doğrultusunda kayyım vasıtasıyla toplanmış, 25.12.2024 tarihli genel kurulda yeni yönetim kurulu seçilmiş, davacı görevden alınmış ve bu hususlar ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'na göre, yönetim kurulu üyelerinin azli inşai nitelikte olup karar anında hüküm ve sonuç doğurduğundan, davacının temsil yetkisi azil kararı ile birlikte kesin olarak sona erdiğini, Tescil ve ilan kurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Dolayısıyla dava tarihinde davacı ...'ün şirketi temsil ve ilzama yetkili bir organ sıfatı bulunmadığını, HMK uyarınca ancak davanın taraflarınca, tüzel kişi söz konusu ise mevcut kanuni temsilcisi aracılığıyla açılabileceğini, Dava açıldığı tarihte temsil yetkisi bulunmayan kişi tarafından tüzel kişi adına dava açılması halinde aktif taraf ehliyeti ve husumet şartı gerçekleşmeyeceğini,

Genel kurulun toplanması amacına yönelik talepler alternatif nitelikte olup, mahkemece doğrudan kayyım atanması taleple bağlılık ilkesine ve yasalara tamamen uygun olduğunu, mahkemenin davacının açıkça talep ettiği kayyım yöntemiyle genel kurulun yaptırılmasına karar vermesi, hem taleple bağlılık ilkesine hem de TTK’nın sistematiğine tamamen uygundur.

Davalı tarafın, öncelikli talep hakkında ayrıca karar verilmediği, yönündeki itirazı hukuki değer taşımayan, şekli ve sonuca etkisiz bir iddiadan ibaret olup, hukuken dikkate alınması mümkün olmadığını,

Genel kurulun toplanamaması organ tıkanıklığı ve kamu düzeni sorunu doğurduğundan, mahkemenin re’sen inceleme yaparak kayyım vasıtasıyla toplantı yaptırması kanuni ve zorunlu bir yargısal müdahaledir. anonim şirketlerde genel kurulun toplantıya çağrılması kural olarak yönetim kurulunun görev ve yetkisinde olduğunu, anılan düzenleme, salt teknik bir çağrı usulü normu olmayıp, şirketin zorunlu organlarının işlerliğini ve pay sahiplerinin yönetime katılma hakkını güvence altına alan emredici nitelikte bir kurumsal düzen kuralı olup Bu nedenle hükmün dar ve şekli yorumlanması mümkün olmadığını,

Hukuki açıdan değerlendirildiğinde, çağrı yetkisinin fiilen kullanılamadığı veya kötüye kullanıldığı hallerde mahkemenin pasif kalması düşünülemez. Aksine mahkeme, şirket organlarının işlemesini teminen kamu düzeni gereği re’sen değerlendirme yapmak ve gerekli koruyucu tedbirleri almakla yükümlü olduğunu, Nitekim temsil ve organ boşluğu doğduğu durumlarda yasa uyarınca kayyım atanması, doktrinde ve yargısal uygulamada kabul edilmiş tamamlayıcı bir hukuki mekanizma olup, bu müdahale yasaya aykırılık teşkil etmemekte; bilakis hükmün işlerliğini sağlayan zorunlu bir tedbir niteliği taşımakta olduğunu,

Davacının pay sahipliği iddiası hukuken ve fiilen dayanaksız olduğunu, şirket paylarının tamamı ciro ve teslim yoluyla ...’na devredilmiş olup davacının ortaklık sıfatı bulunmadığını, davacı ..., eldeki davada şirket adına hareket edebilmek için gerçeğe aykırı biçimde şirketin %100 pay sahibi olduğunu ileri sürmekte ise de, bu iddia şirketin hukuki ve fiili kayıtları ile tamamen çelişmekte olup hiçbir somut delile dayanmadığını, Tüm resmi ve hukuki kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde, şirket paylarının %100’ü ...’na aittir. Davacının şirkette hiçbir payı yoktur. Pay sahipliği sıfatı bulunmadığını, Ortaklık hakları ve şirket adına hareket yetkisi olmadığını, Dolayıyla davacının %100 pay sahibi olduğu yönündeki iddiası tamamen gerçek dışı olup, bu sıfata dayanarak şirket adına dava açması veya şirket haklarını ileri sürmesi hukuken mümkün olmadığını, Bu husus davacının aktif husumet ve dava ehliyeti bulunmadığını ayrıca ve kesin biçimde ortaya koyduğunu, Pay defteri üzerinde usulsüzlük yapıldığı yönündeki mesnetsiz iddialar, savcılıkça takipsizlikle sonuçlanmış olup, cezai ve hukuki olarak ispatlanamayan bu soyut ithamlar pay sahipliği sıfatı doğurmayacağını,

Usulüne uygun tebligata ve tam savunma imkanına rağmen genel kurulu toplamayan davacının , adil yargılanma ihlali, iddiası hukuken dayanaksız ve açıkça hakkın kötüye kullanımı olduğunu, genel kurulun kayyım vasıtasıyla toplantıya çağrılmasına ilişkin .... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında yürütülen yargılama sürecinde, davalı şirkete ve o tarihte şirketi temsil eden yönetim kurulu başkanı ...’e usulüne uygun tebligatlar yapıldığını, taraflara yasa çerçevesinde iddia ve savunmalarını sunmaları için tam ve eksiksiz imkan tanınmış, deliller toplanmış ve yargılama tüm usul güvenceleri gözetilerek tamamlandığını, hiçbir usul eksikliği bulunmadığını, Menfaat çatışması, önceki vekillik , adil yargılanma ihlali iddiası tamamen gerçek dışı olup, ... ile avukat alim akgün ve avukat feriha turgut akgün arasında hiçbir zaman vekalet ilişkisi kurulmadığını, Davanın, davacı ...’ün şirketi temsile yetkisi bulunmaması, aktif dava ehliyeti ve husumet yokluğu (dava şartı yokluğu) nedeniyle Usulden reddine,mahkeme tensip zaptında davanın, genel kurul kararlarının iptali, olarak nitelendirilmesi de dikkate alınarak; Davacının ortaklık/pay sahipliği sıfatının bulunmaması, hak düşürücü sürenin geçmiş olması ve.... Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/... E. sayılı dosya başta olmak üzere aynı konuya ilişkin derdest davalar bulunması sebepleriyle davanın ayrıca ve müstakilen usulden reddine,

Davacı tarafın, adil yargılanma hakkının ihlali / menfaat çatışması, iddialarının, usulüne uygun tebligat, tam savunma imkanı, noter ihtarnameleri ve dosya kapsamı karşısında tamamen mesnetsiz olduğunun tespitiyle bu iddia ve taleplerin reddine, davanın tamamıyla esastan da reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davada taraf sıfatı dahi bulunmayan ilgisiz ve alakasız olarak dava açmış olması ve sair nedenler, işbu cevap dilekçesi kapsamında davanın tamamın reddi kapsamında ...'e yükletilmesine,karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, HMK.nın 374. ve devamı maddelerine dayanılarak Yargılamanın Yenilenmesi talebine ilişkindir.

Taraflar arasındaki Uyuşmazlık; ...-0 sicil numarasında kayıtlı ... Anonim Şirketi’nin olağan genel kurul toplantısı yapılabilmesi için TTK.410 maddesi gereğince izin verilmesine ilişkin Mahkememizin ... sayılı ve 13/12/2024 tarihli kesin kararı hakkında HMK 374 vd maddeleri gereğince yargılamanın iadesi istemi konusunda olduğu tespit edilmiştir. Yargılamanın iadesi talebi kim tarafından istenirse istensin, aslında yeni bir dava niteliğindedir. Yargılamanın iadesini isteyen bu talep açısından davacı, kesin hükmün diğer tarafı ise davalıdır.

Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı yanca, mahkememize 2024/... E. sayılı dosyasında, davacı ... ile davalı ... Anonim Şirketi arasındaki Davanın,

TTK 410 maddesi gereğince organsız kalan davalı şirketin Ortaklar Genel Kurulunun Toplantıya çağrılmasına izin verilmesi ve toplantı kayyımı atanması istemi olduğu mahkememiz dosyasında... Ticaret Sicil Memurluğunun ...-0 sicil numarasında kayıtlı bulunan ... Anonim Şirketi’nin olağan genel kurul toplantısı yapılabilmesi için TTK.410 maddesi gereğince izin verilmesine,Çağrıyı ve toplantıyı yapmak üzere kayyım olarak ... TC kimlik Numaralı SMM. ...'ın atanmasına karar verildiği , karara karşı yargılamanın yenilenmesinin talep edildiği görülmüştür.Yargılamanın yenilenmesi talep edilen, mahkememiz 2024/... E .2024/708 Karar sayılı kararın Davacı vekiline,

Davalı vekiline 25/12/2024 tarihinde, Kayyım...'a 23/12/2024 tarihinde tebliğ edilerek, kesin olarak verilen hükmün karar tarihi olan 13/12/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yargılamanın iadesi olağanüstü yasa yollarından biridir.

HMK'nın 377. maddesi; (1) Yargılamanın iadesi süresi;

a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olduğunun öğrenildiği,

b)375 inci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörülen hâllerde, kararın davalıya veya gerçek vekil veya temsilciye tebliğ edildiği; alacaklı veya davalı yerine geçenlerin karardan usulen haberdar olduğu,

c)Yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı,

ç)375 inci maddenin birinci fıkrasının (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde, ceza mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleştiği veya ceza kovuşturmasına başlanamadığı yahut soruşturmanın sonuçsuz kaldığı,

d)Karara esas alınan ilamın bozularak kesin hüküm şeklinde tamamen ortadan kalkmasından haberdar olunduğu,

e)375 inci maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde yazılı sebepten dolayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği, tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır. (2) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde yazılan sebepten dolayı yargılamanın yenilenmesi süresi ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır.

HMK'nın 379. maddesi; (1) Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra;

a)Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını,

b)Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını,

c)İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını kendiliğinden inceler. (2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder, hükmü mevcuttur.

HMK.nın 379/1 md gereğince; taraf vekillerine duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş, açık duruşmada dinlenilmiştir.

HMK 379/1-a maddesi gereğince talebin kanuni süre içinde olup olmadığı incelenmiş; yargılamanın yenilenmesi istenilen Mahkememizin 2024/... E .2024/708 Karar sayılı kararının; Huzurdaki davada davacı ... Anonim Şirketi ne mahkememiz dosyasında 25/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği Huzurdaki davayı ... Anonim Şirketi adına açtığını beyan eden ... e (asıl davada ilgili ); İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2024/... Esas sayılı dosyasında 28/12/2024 tarihinde açtığı dava ile (dava dilekçesinde kararın verildiği ve kesin olduğu beyan edilerek) tebliğ edildiği Huzurdaki davanın 14/01/2026 tarihinde açıldığı,

HMK 377 md gereğince 3 aylık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle geçtiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce HMK md 379 koşulları gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.HMK 379/1 ve HMK madde 377 gereğince davanın yasal 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine,

2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve alınması gereken 732,00 TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan harçtan tahsili ile hazineye gelir kaydına yeterince harç yatırıldığından , yeniden harç taktirine yer olmadığına,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına

5.Artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, Davacı ile vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul BAM da istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/03/2026 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog