Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/09/2025
KARAR TARİHİ: 20/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ:

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yönetmelikteki hükümlere göre düzenlenen Perakende Satış Sözleşmesine göre elektrik dağıtım faaliyetini yürüttüğünü, davalı aleyhine müvekkili şirket tarafından kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanaklarına ve tahakkuklarına istinaden Diyarbakır İcra Dairesinde .....Esas numaralı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı taraf Diyarbakır İcra Dairesinin .....Esas sayılı dosyası ile aleyhinde icra takibi yapılan takibe konu alacağa itiraz etmiş bulunduğunu, davalının itirazı sonucunda müvekkili şirket tarafından başlatılan ilamsız takip icra müdürlüğünce resen durdurulduğunu, davalının itirazının haksız ve hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde geçen kaçak tespit ve hesaplamaya ilişkin düzenlemeler .....tarihinde değiştirilmiş olduğunu, ilgili aboneye kaçak elektrik kullanımından dolayı kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanağı tanzim edilen bahse konu faturaya istinaden kaçak ve kaçak ek tahakkuk hesaplamaları Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin ilgili maddeleri doğrultusunda yapıldığını, kaçak elektrik kullanımı ülkemizin enerji alanındaki en büyük sorunlarından biri olduğunu, kaçak elektrik kullanımı aynı zamanda ülkemizin ve devletimizin milli kaynaklarının usulsüz bir şekilde kullanımı anlamına geldiğinden kamusal bir problem niteliği de taşıdığını, dolayısıyla bütün devlet organlarının kaçak elektrikle mücadele konusunda yeterli ve gerekli desteği sağlaması gerektiğini, kötüniyetli taleplerin ve davaların reddi sağlanarak kaçak elektriğe karşı bir direnç oluşturulması gerektiğini, nitekim kaçak elektriğin zararları sadece maddi boyutla sınırlı olmadığını, kaçak elektrik kullanımı sayaçlara veya enerji nakil hatlarına müdahaleyi gerektirdiğinden can ve mal kayıplarına da sebep olmakta olduğunu, bilinçsizce yapılan müdahaleler hem müdahale edenin hem de üçüncü kişilerin hayatını tehlike altına soktuğunu, bu tür müdahaleler kaliteli hizmete engel olduğu gibi şebekedeki yükü artırarak elektriğin verimini de düşürdüğünü, kaçak elektrik tespiti yaparken darp edilen, tehdit edilen ve hakarete uğrayan personellerinin haklarının korunması, kaçak elektrikle mücadele konusunda büyük emekler veren müvekkili şirketin haklarının korunması ve ülkemizin enerji kaynaklarının güvende olması yargı organlarının vereceği adil ve hakkaniyetli kararlara bağlı olduğunu, kaçak elektrik kullanmasına rağmen söz konusu davayı açan ve elektriğinin kesilmemesi için ihtiyati tedbir kararı alan işbu abone, muhtemeldir ki almış olduğu tedbir kararını kötüye kullanacak ve ülke ekonomisine zarar vermeye devam edeceğini, dolayısıyla kaçak elektrik kullanan abonelerinin elektriğinin kesilmesi bir zorunluluk olarak karşılarına çıktığını, kaçak tutanakları aksi resmi yazılı belge ile ispat edilinceye kadar geçerli olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan incelemede abonenin kaçak elektrik kullandığı tespit edildiğini, Yargıtay kararları gereği, kaçak elektrik tespit tutanakları, aksi ispat edilinceye kadar resmi belge niteliğinde olduğunu, dolayısıyla ortada bir kaçak kullanım olduğu resmi belgeyle ispat edildiğini ve bu kaçak kullanım oranında davalıya kaçak elektrik tahakkuku yapıldığını, müvekkili şirket tarafından Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası ile yapılan takipte, davalı tarafından yapılan borca, faize, faiz oranına, işlemiş faize ve ferilerine ilişkin itirazın iptalini; takip konusu borca, faize, faiz oranına, işlemiş faize ve ferilerine yapılan itiraz haksız ve tamamıyla takibi geciktirme amacına yönelik olduğundan davalının, İİK’ nın 67/2. maddesi uyarınca alacak miktarının asgari %20’ı oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, davalarının kabulüne karar verilmesi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davaya ilişkin; zamanaşımı, hak düşürücü süre, yetki ve görev itirazlarında bulunduklarını, davacı tarafından müvekkili aleyhine Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan işbu icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve yasal süresi içerisinde taraflarınca borca (asıl alacağa, faize ve tüm ferilerine) itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davacı taraf, bu kez de itirazlarının iptali ve takibin devamı için huzurda görülmekte olan işbu haksız davayı açtıklarını, icra takibine ve huzurdaki davaya konu kaçak elektrik kullanım faturaları haksız ve hukuka aykırı olarak düzenlendiğini, söz konusu faturaların yasal hiçbir dayanağı bulunmadığını, davalı müvekkili kesinlikle hiçbir surette kaçak elektrik kullanmadığını, davacı tarafından her zaman düzenlenebilecek faturanın tek başına alacağın varlığının kanıtı olamayacağının açıkça sabit olduğunu, bu sebeple davalı müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğu iddia eden davacı tarafın bunu ispatlaması gerektiğini, davacı taraf, dava dilekçesinde her ne kadar faturalara dayalı bir alacaktan bahsetmişse de faturalarla birlikte aynı zamanda kaçak elektrik kullanım iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, dolayısıyla iddia edildiği gibi müvekkili davalı müvekkilinin, davacıya karşı bahse konu fatura veyahut başkaca hiçbir bir borcu bulunmadığını, davacının icra inkar tazminatı talebi yerinde olmadığını, haksız ve dayanaksız davanın reddi ile icra inkar tazminat talebinin reddini, müvekkili aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin de davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, elektrik tüketiminden kaynaklı alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır.

Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup,

TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Davaya konu ihtilafın TTK' nın 4/1 maddesinde düzenlenmemesi nedeni ile davanın mutlak ticari dava olmadığına kanaat edinilmiştir.

Kanun gereği mutlak ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari dava, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. Davanın mutlak bir ticari dava olmaması halinde nispi ticari dava olarak değerlendirilmesi için davanın iki tarafının da tacir olması gerekmektedir. Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.

TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır.

Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Somut olayda celp edilen vergi kaydına göre davalının tacir olmadığı, 2017 yılında ticareti terk ettiği görülmüştür. Davanın her iki tarafının tacir olmadığı, yalnız davacının tacir sıfatını taşıdığı, dolayısı ile eldeki davanın nısbi ticari dava da olmadığı görülmüştür.

TTK'nın 5. maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari davalara bakmakla görevlidir. Dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nısbi ticari dava niteliğinde olmadığından, mahkememizin görevine girmemektedir. İşbu davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. İzah edilen nedenlerle mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere,

1.Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114/1-c. maddesi uyarınca, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK'nın l15/2. maddesi gereğince, davanın USULDEN REDDİNE, görevli Mahkemenin DİYARBAKIR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,

2.Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli ve yetkili DİYARBAKIR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne tevzi edilmesi için Hukuk Mahkemeleri tevzii bürosuna gönderilmesine,

3.HMK'nın 20/1. maddesi uyarınca verilen kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde,

HMK'nın 331/2. maddesi gereğince, dava dosyanın re'sen mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,

4.HMK'nın 331/2. maddesi gözetilerek, davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına,

Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.

Katip Hakim

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog