Esas No
E. 2025/242
Karar No
K. 2026/182
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/242 Esas
KARAR NO: 2026/182
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/04/2025
KARAR TARİHİ: 12/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı aleyhine ...

14.İcra Dairesi Müdürlüğü’nün ... Esas numaralı dosyası ile genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazı sonrası taraflarınca Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davalı icra dosyası borçlusu tarafından ...

14.İcra Dairesi Müdürlüğü’ nün... Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesi tarafımıza tebliğ edilmiş olup; 1 yıllık süre içerisinde işbu davayı ikame ettiklerini, davalı tarafın İcra Müdürlüğü’ ne yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, şöyle ki takibe dayanak gösterdikleri faturalar, müvekkil ile davalı taraf arasındaki ticari ilişki gereği düzenlendiğini, davalı taraf tüm iletişime geçme çabalarımıza rağmen borçlarını ödememiş olduğundan dolayı kendileri hakkında ...

14.İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında takibe geçilmiş olup; davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiştir. İlaveten, takip konusu alacak konusu davalı tarafça bilinmekte olup takibe dayanak edilen faturalar haricinde davalı tarafça ödenmiş faturalar da bulunduğunu, hal böyleyken davalının alacak konusu faturalardan haberdar olduğu ve söz konusu faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı düzenlenmiş oldukları sabit olduğundan; icra dosyası kapsamındaki itirazlarının açıkça süre kazanmak, müvekkili yıpratmak ve hukuki sonuçlardan kaçmak olduğunu, tarafların icra dosyası sürecindeki kötü niyetli tutumlarının işbu dava süresince borcu ödememek için mal kaçırmak gibi hareketlere evrileceği açıktır, aksi düşünce hayatın olağan akışına aykırı olacağını, icra borcunun kaynağı olan faturalar gerek müvekkil gerekse borçlu davalı tarafa ait ticari defterlere işlediğini, bu hususta mahkemenizce her iki tarafın ticari defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini belirterek taleplerinin kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Mahkemede açmış olduğu iş bu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iş bu davayı ve dava dilekçesindeki beyan ve iddiaları tümü ile ret ettiklerini, davalı şirketin ... alan adlı web sitesinin sahibi olduğunu, davacı şirketin işletmekte olduğu konaklama tesisi olan '' ... '' isimli otelin odalarının müvekkil şirketin sahibi olduğu internet sitesi üzerinden satışının yapılması için müvekkil şirket ile anlaşmış ve taraflar arasında internet ortamında online olarak sözleşme akdedildiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereğince komisyon ve komisyon şartlarının belirlendiğini, taraflar arasında cari hesap mutabakatı sağlanmamış ve muaccel bir borç da bulunmadığını, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği hizmeti davalı şirkete vermediğini, davalının böyle bir borcunun olduğunu, öncelikli olarak faturaya konu hizmetin Davacı tarafından verilip verilmediği araştırılması gerektiğini, yerleşik içtihatlar doğrultusunda faturanın tebliğ edilmiş olması ve itiraz edilmemiş olması, davacı şirketin verme yükümlülüğü altına girdiği hizmeti tam ve eksiksiz vermiş olduğunu kanıtlamamakta, hatta karine dahi teşkil etmediğini, nitekim bu husus Yargıtay içtihatları gereğince de hüküm altına alındığını, "Tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması hali, faturada yazılı malın alıcıya teslim edildiğini göstermez, bu sadece malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına gelir" (YARGITAY 3. Hukuk Dairesi ... E. ve ... K. no.lu 06.10.2005 tarihli Karar); "... Faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımaz.

Uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerekir" (YARGITAY 11. Hukuk Dairesi...E. ve ... K. no.lu 05.05.2005 tarihli Karar). hizmetin tam ve eksiksiz olarak verildiği Davacı yan tarafından kanıtlanmış olmadan afaki bir alacağın miktarının tespitinin hukuki olmadığını, hizmetin verildiği hususundaki ispat yükü davacı tarafta olup davacı bugüne kadar bu iddiasını destekler hiçbir kanıt sunmadığını, ayrıca , davalı şirketin davacıdan olan komisyon alacakları ve fatura alacaklarının mevcut olduğunu, bu alacaklar yönünden de takas-mahsup talebimiz bulunduğunu, davalı şirketin alacakları ticari defterlerin incelenmesi neticesinde sabit olacağını belirterek Mahkeme tarafından öncelikle davacının ve müvekkilimin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına ve buna ilişkin inceleme günü verilmesine ,yapılacak inceleme neticesinde , müvekkil şirketin davacının iddia ettiği alacağa ilişkin bir hizmet almamış olması ve böyle bir borcu olmaması sebebi ile haksız davanın reddine, kötü niyetli olan davacı'nın %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, dava masraf ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, vergi kayıtları, ticari faturalar, ....

14.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır. ...

14.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 676.792,30 TL üzerinden takibin başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.

Dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 20/11/2023 tarihli raporda; tarafların ticari defterlerinin TTK'nın ilgili hükümlerine göre delil vasfına sahip olduğu; dava konusu edilen faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, borçlu ve alacaklı tarafça bilinebilir nitelikte bulunduğu, davacı kayıtlarında davalıdan takip tarihi itibarıyla 1.158.908,80 TL alacaklı; davalı kayıtlarında ise davacıya karşı 310.708,98 TL borcun mevcut olduğu, her ne kadar davacının ticari defterleri TTK'nın ilgili hükümlerine göre delil niteliği taşımakta ise de, kayıtlar arasındaki tutarsızlıklar, davalının yaptığı ödemelerin defterlere işlenmemiş olması ve bazı hareketlerin kayıtlarda gösterilmemesi nedeniyle bu defterlere güvenilir ve dayanılabilir delil olarak itibar edilemeyeceği; bu sebeple somut olayda davalının ticari defter kayıtlarına ibar edilerek, davacının davalıdan 310.708,98 TL alacaklı olabileceğinin değerlendirildiği, bu durumda davacının, davalı aleyhine başlattığı ilamsız takipte 557.123,93 TL asıl alacak, 119.668,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 676.792,30 TL talep ettiği; ancak ikame ettiği itirazın iptali davasında şimdilik 333.746,97 TL asıl alacak talep ettiği, yapılan inceleme sonucunda, davacının davalıdan 310.708,98 TL talep edebileceğinin hesaplandığı ve bu tutara takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun gereği yıllık 9649,25 oranından başlayacak değişen oranlarda avans faizi uygulanması gerekeceği belirtilmiştir.

Dava, fatura alacağından kaynaklı başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

Taraflar arasında TTK’nın 89. maddesi anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı buna karşın cari hesap benzeri bir ticari münasebet bulunduğu, bu münasebet niteliği itibarıyla açık hesap ilişkisi olarak değerlendirilmektedir. Açık hesap ilişkisi; önceki borçlar tahsil edilmese dahi ticari ilişkinin devam ettiği, tarafların alacaklarını tek taraflı veya karşılıklı olarak hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıkları bir ticari ilişki türüdür. Davacının ödenmeyen faturalardan kaynaklı takip başlattığı, davalının süresinde takibe itiraz etmesi üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defter ve kayıtlara dayanıldığından mali yönden bilirkişi incelemesi yaptırılması hususunda ara karar kurulmuştur.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve...E.,...K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.

Tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre; davacının kayıtlarında davalıdan 1.158.908,80 TL alacağın yer aldığı; davalının ticari defterlerinde ise davacıya karşı 310.708,98 TL tutarında borcun kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacının ticari defterleri TTK’nın ilgili hükümlerine göre delil niteliği taşımakta ise de, kayıtlar arasındaki tutarsızlıklar, davalının yaptığı ödemelerin işlenmemiş olması ve bazı hareketlerin kayıtlarda gösterilmemesi nedeniyle davacının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmeyerek davalının ticari defter kayıtlarına itibar edilerek, davacının davalıdan 310.708,98 TL alacaklı olabileceğinin alınan mali bilirkişi raporundan da anlaşılmakla iş bu rapora mahkememizce de itibar edilerek davacının, davalı aleyhine başlattığı ilamsız takipte 557.123,93 TL asıl alacak, 119.668,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 676.792,30 TL talep ettiği; ancak ikame ettiği itirazın iptali davasında şimdilik 333.746,97 TL asıl alacak talep ettiği, davacının davalıdan 310.708,98 TL talep edebileceği anlaşılmakla ve bu tutara takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun gereği yıllık %49,25 oranından başlayacak değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Öte yandan, cari hesap - fatura alacağı kapsamında kabul edilen miktar likit ve belirlenebilir olduğundan (emsal için bknz. Yargıtay 19. H.D....E. ...

K. Sayılı ilamı) kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle neticeden aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KISMEN KABULÜ ile,

1.... 14.İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 310.708,98-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, anapara tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesine uygun olarak % 49,25 oranında ve ve değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE

2.İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında (62.141,80-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 21.224,53 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.315,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.908,92 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 49.713,44-TL nisbi vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine,

5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti red miktarını geçemeyeceğinden 23.037,99-TL vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine,

6.Davacı tarafından yapılan 2.315,61 TL peşin/nisbi harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 1.125,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 10.440,61 TL yargılama giderinin kabul red oranı (%93,10) dikkate alınarak; 9.719,91 TLnin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

7.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,

8.6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul red oranı dikkate alınarak 4.282,46 TL'sinin davalıdan, 317,54 TL'sinin davacıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına,

9.Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/03/2026

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog