T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili .... Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'ne sunmuş olduğu 26/02/2025 tarihli dava dilekçesi ile 16.09.2024 günü saat 09:15 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla ..., ... Caddesi ... devlet hastanesi istikametinde seyir halindeyken yol çalışması nedeniyle yoldaki dubaları fark edince yavaşlaması esnasında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla kontrolsüz şekilde arkadan sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde müvekkilin ... plakalı aracın arka tarafı hasarlandığını belirterek yapılacak yargılamada müvekkilin alacağının semeresiz kalmaması ve alacağının güvence altına alınması için trafik kazasına sebebiyet veren davalılar adına taşınır, taşınmaz ve 3. kişilerde ki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz şerhi konulmasına, davacının aracında meydana gelen hasardan kaynaklı olarak talep edilebilir tazminat bedelinin yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edileceği baz alınarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin aracında meydana gelen hasara ilişkin olarak şimdilik 10,00 TL alacağımızın haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, talep edilebilir tazminat bedelinin mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edileceği baz alınarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ait aracın geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucunda şimdilik 10,00 TL araç değer kaybı tazminatının haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, müvekkiline ait aracın geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucu meydana gelen hasardan kaynaklı olarak müvekkilinin araç mahrumiyet tazminatı için HMK m.107 gereğince şimdilik 3.000,00 TL'nin haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın kayıt altına alınması için ekspere ödenen eksper ücretinin yargılama giderinden sayılarak davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, davalının dava açılmasına sebebiyet vermesinden dolayı HMK. gereğince disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
.... Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'nin 03/03/2025 tarihli ... sayılı kararı ile dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'e tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine karar verilmiş ve dosya Mahkememizin 2025/168 Esas sırasına kaydedilerek yargılamasına devam olunmuştur.
CEVAP
Davalılar vekili 11/04/2025 tarihli cevap dilekçesi ile; müvekkillerinin adresi Küçükçekmece ve Bahçelievler olduğundan yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olduğunu, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı değer kaybı vs tazminat talepli davalarda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkillerinden ... yönünden dava öncesi zorunlu arabuluculuk kapsamında bir başvuru ve görüşme bulunmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından hasar bedeli, değer kaybı ve mahrumiyet bedeli talepli belirsiz alacak davası ikame edildiğini, dava dilekçesi ekinde zarar kalemlerine ilişkin ekspertiz raporunun sunulduğunu, yani davaya konu aracın zararına ilişkin davacı tarafın tespit yaptırdığını, bu raporu ve tespit edilen tutarların kabulü mümkün olmamakla birlikte davacının zararının ne kadar olduğunun yaptırmış olduğu ekspertiz raporu ile bilindiğini, bu durumda dava konusu edilen alacağın miktarı bilinmekte olup bu aşamada belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, 16.09.2024 tarihinde müvekkili sevk ve idaresinde ki ... plakalı aracı ile trafik kurallarına uygun şekilde seyir halinde iken, önünde seyreden ... plakalı aracın aniden durması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda her ne kadar müvekkilin tam kusurlu olduğu iddia edilmiş ise de önde seyreden sürücü ...'nın ihmali davranışının da kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, müvekkilinin takip mesafesine uygun hareket etmekle önünde seyreden araç sürücüsü bariz şekilde görülebilen yol çalışması nedeniyle kontrollü şekilde hızını yavaşlatması gerekirken aniden durması sonucu kazanın oluşumuna kusur ile sebep olduğunu, kazada davacıya ait araçtan ziyade müvekkilinin kullanımında olan araçta maddi hasar meydana geldiğini, davacıya ait aracın SUV tabir edilen araçlardan ve yüksek bir araç olması ve arkadan çarpma nedeniyle ufak sayılabilecek çizikler haricinde herhangi bir maddi hasarının olmadığını, kaza sonrasında müvekkiline ait aracın zorunlu trafik sigortası nezdinde (... Sigorta) hasar dosyası açılmış ve bu kaza nedeniyle davacıya gerekli hasar bedeli zaten sigorta firması tarafından ödenmiş olduğunu, bu nedenle huzurdaki davada ekstra hasar bedeli talebinde bulunmak haksız kazanç elde etmeye yönelik suiniyetli bir talep olduğundan reddi gerektiğini, yine her ne kadar değer kaybı bedeli de talep edilmiş ise de bu talebe yönelik de müvekkiline ait aracın sigorta firmasına karşı talepte bulunulduğu ve davacının ayrıca Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde başvurusunun olduğu ve bu başvuruların aracın aynı yerden daha önceden kazasının olması nedeniyle reddedildiğinin bilindiğini, davaya konu aracın aynı yerden kazasının olması nedeniyle değer kaybı başvurularının reddedildiğini, bu nedenle huzurdaki davada değer kaybı başvurusunun da hukuki dayanağı bulunmadığından reddi gerektiğini, davacının araçtan mahrum kalacak bir durumunun olmadığını, yine mahrum kalındığı iddia edilen zarar yönünden davacıya kendi kasko veya trafik sigortası kapsamında ikame araç temin edilip edilmediği gibi hususlarında davacıya ait aracın kasko ve trafik sigortalarından sorulmasını talep ettiklerini belirterek davanın ... Sigorta A.Ş. firmasına ihbarına, haksız ve hukuka aykırı açılmış davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 25/02/2026 tarihli duruşma ara kararı ile davanın ... Sigorta A.Ş.'ne ihbarına karar verilmiştir.
İhbar olunan ... Sigorta A.Ş. Vekili ihbara karşı cevap dilekçesi ile; davacının talebinin zamanaşımına uğramış olup davanın reddi gerektiğini, davacının işbu davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinde hukuki menfaati bulunmadığından usulden reddi gerektiğini, davacı vekili değer kaybı talebi ile ilgili olarak müvekkili sigorta şirketi aleyhine sigorta tahkim komisyonuna başvurduğunu, yapılan sigorta tahkim yargılamasında dava konusu araçta değer kaybı oluşmadığı kararının kesin hükme bağlandığını, müvekkili şirketin işbu kaza ile ilgili davacı tarafın zararını karşılamış olup karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sorumluluğunu yerine getirdiğini, bu sebeple huzurdaki davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zararı nispetinde olduğunu, değer kaybının hesaplanmasında ZMMS genel şartlarının dikkate alınması gerektiğini, dava konusu araçta değer kaybı oluşmadığını, davaya konu araç onarıldığından tazminata hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 16.09.2024 tarihinde davacıya ait ... plakalı araç ile davalı şirkete ait diğer davalı ...'un sürücüsü olduğu ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası nedeniyle hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyetine ilişkin tazminat davasıdır.
Davacı vekili Mahkememize sunmuş olduğu 16/03/2026 tarihli dilekçesi ile davalılar ile sulh olduklarını, sulh protokolünce davanın konusuz kalması uyarınca taraflara vekalet ücretine hükmedilmemesini, sunulan sulh gereğince davanın konusuz kalmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili Mahkememize sunmuş olduğu 13/03/2026 tarihli dilekçesi ile dava dosyasına yönelik olarak dilekçe ekinde sunmuş oldukları protokol kapsamında taraflarca karşılıklı anlaşmaya varılmış olup, işbu dava kapsamında doğmuş ve doğacak her türlü alacaklara yönelik sulh olunduğunu, sulh sözleşmesi kapsamında tarafların birbirinden ayrıca vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi olmadığını belirterek konusuz kalan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiş, dilekçesi ekinde alacaklı-davacı vekili Av. ... ve davalılar vekili Av. ... imzalı 09/03/2026 tarihli Sulh Sözleşmesi'ni sunmuştur.
Sulh görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir (HMK m.313/1,2). Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir (HMK m. 315).
Vekilin sulh olabilmesi için bu hususta vekaletnamesinde özel yetkisinin bulunması gerekir. Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri daha sonra olursa üçte ikisi alınır.( Harçlar Kanunu m.22/1) Anlaşmazlık sulh nedeniyle ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. (AAÜT m.6). Sulh olunmuş olmasından dolayı tarafların yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden genel kurallardan farklı uygulamayı gerektiren kendi aleyhlerine bir beyanı olduğu takdirde bu beyana göre işlem yapılır.
Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin tarafların sulh olduklarına ilişkin beyanları belirtilen kurallarla birlikte değerlendirildiğinde sulh doğrultusunda karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi isteminde bulunulduğu, sulh kapsamında yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden herhangi bir talepleri bulunmadığının beyan edildiği, dava konusunun tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği haklardan olduğu anlaşılmakla HMK'nın 315. Maddesi gereğince sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.HMK. 315 maddesi gereğince sulh nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2.Sulh ön incelemeden sonra yapıldığından Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken (2/3) 488,00 TL harçtan davacının peşin olarak yatırmış olduğu 615,40 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 127,40 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3.Davacı vekili ve davalılar vekili sulh kapsamında vekalet ücreti talepleri bulunmadığını beyan ettiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4.Davacı vekili ve davalılar vekili sulh kapsamında yargılama gideri talepleri olmadığını beyan ettiğinden davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. Bendine göre; arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşamamaları hallerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinde ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre hazineden ödenen toplam 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6.Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi.16/03/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)