T.C.
İSTANBUL
3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: “...” ve “...” markalarının müvekkillerinden ...'in babası İstirati ...'in, ailesi tarafından 1870'li yıllardan bu yana başta ..., ..., ... gibi şehirlerde kullanılmış ve halen kullanılmakta olduğunu, İstirati Sabuncaki ile katılan ortaklar diğer müvekkili ... Tic. A.Ş. ve davalı ... Tic. A.Ş. arasında ... tarihinde ... 33. Noterliğinin ... numaralı “MARKA KULLANMA SÖZLEŞMESİ TEKNİK YÖNETMELİĞİ” akdettiklerini, buna göre “...” ve “...” ibarelerinin ortak marka olarak tescillinin ve bu markaların müşterek kullanım hükümlerinin ve çıkacak sorunlarının düzenlenmiş olduğunu, söz konusu ortak markalar olan “...” markası 205262 tescil numarası ile “...” markası ... tescil numarası ile... tarihinden bu yana .... sınıfta “Bitki bakım evleri, çelenk hazırlama, çiçek düzenleme, bahçe düzenlemesi (peyzaj), bahçecilik, bahçıvanlık” hizmetleri bakımından müvekkilleri ..., ... A.Ş. ve davalı ... ... A.Ş. adına tescilli olduğunu, Noter onaylı sözleşme başlığının “MARKA KULLANMA SÖZLEŞMESİ TEKNİK YÖNETMELİĞİ” denilmiş olsa da SMK anlamında ortak marka olmadığını, ortak markanın söz konusu olabilmesi için teknik şartnamenin marka başvurusu ile birlikte TPMK'ya sunulmasının gerekli olduğunu, bu halde dava konusu markaların ortak marka değil, paylı mülkiyete sahip ferdi markalar olduğunu, ancak ortak marka ile paylı mülkiyete konu ferdi marka olması arasında bir farkın olmadığını, her iki kanuni düzenlemede davalının marka sahibi olarak silinmesi hakkını davacılara tanıdığını ileri sürdüğünü, SMK 32/3 madde hükmü uyarınca ortak marka teknik şartnamesinin, ortak markayı kullanmaya yetkili işletmeler ile bu işletmelerin oluşturdukları topluluğa üyelik şartlarını, markanın kullanım şartları ve varsa müeyyideleri belirlediğini, aynı şekilde paylı mülkiyete konu ferdi marka olması hakkında paydaşlıktan çıkarma başlıklı MK 696 madde hükmünün “ Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların tamamıma veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde çiğneyen paydaş, bu yüzden onlar için paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirmişse, mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkartılabilir. Davanın açılması aksi kararlaştırılmış olmadıkça, pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesine bağlıdır. Hakim, çıkarma işlemini haklı gördüğü takdirde, çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmı maldan ayırmaya olanak varsa, bu ayırmayı yaparak ayrılan parçanın paylı mülkiyet çıkarılana özgülenmesine karar verir. Aynen ayrılmasına olanak bulunmayan maldaki payın dava tarihindeki değeriyle kendilerine devrini isteyen paydaş ve paydaşlar bu istemlerini paydaşlıktan çıkarma istemi ile birlikte ileri sürmek zorundadır. Hakim, hüküm vermeden önce re 'sen belirleyeceği uygun bir süre içinde pay değerlerinin ödenmesine veya tevdiine karar verir. Davanın kabulü halinde payın istemde bulunan adına tesciline hükmolunur.” olduğunu, Teknik Yönetmeliğin 4. maddesi 6. paragrafı uyarınca “ ortak markalar, hak sahipleri tarafından ortak markalara ait malların tamamında veya bir kısmında kullanılmak üzere dahi inhisarı yahut inhisarı olmayan lisans sözleşmesine konu edilmez, yararlanma hakları hiçbir şekilde devredilemez, bedelli bedelsiz başkasının kullanımına geçicide olsa sunulamaz. Aksi hareket, işbu teknik Yönetmeliğe aykırı hareket eder ve Yönetmelikteki Cezai hükümlerin uygulanmasını gerektirir.” hükmüne karşılık davalı ... Tic. A.Ş.'nin ortak markayı izinsiz olarak dava dışı ... ŞTİ.ye ve ... LTD. ŞTİ.'ye devrettiğini ve Lisans Sözleşmesi gerçekleştirmiş olduğunu, ayrıca ...LTD. ŞTİ. “ye ve .... İNŞ. Ve ... A.Ş.'ye de devrettiğini ve lisans sözleşmesi yapıldığını, bu husus ile müvekkilleri tarafından açılmış olan markaya tecavüz davasının ... FSHMM'nin ... E. sayılı dosyada sabit olduğunu, ayrıca hususla ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının .. numaralı soruşturma evrakı ve ... numaralı kararında görüleceği üzere tahkikat aşamasında şikayet olunanlardan ... tarafından “...” ve “...” ortak markaların kullanım hakkının davalı ... Tic. A.Ş.'den 10.09.2009 tarihli marka kiralama protokolü ile devir alındığı yönünde savunma yapıldığını belirtiğini, aynı zamanda müvekkilinin, dava dışı ... TİC. LTD. ŞTİ. aleyhine açmış olduğu ... 2. FSHHM'nin ... E. ...
K. Ve 15.11.2016 tarihli karar konu davada müvekkillerinin alacaklarının tahsili için yapılan haciz sırasında davalı ...
borçlu ... yetkili olduğunu ama müvekkiline göre aslında, davalı ... haczin yapıldığı adreste kurulu bulunan dükkanı 2008 yılında kendi şirketi olan ...'a kiralamış olduğunu, ...'un da bu yeri ... kiralamış olduğunu ileri sürdüğünü, davalı şirket, yine ... 1. FSHMM'nin ... E. sayılı dosyası ile dava dışı ... LTD. ŞTİ. aleyhine açılan markaya tecavüz davasında davalı ... davaya müdahil olarak tecavüzü gerçekleştirenin şubesi olduğunu iddia etmişse de bunun aksinin ispatlandığını ve mahkemeye sunulduğunu, davalı şirketin ayrıca, dava dışı .... LTD. ŞTİ ile ....com.tr web sitesinin yönetimiyle ilgili davanın ... 18.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasının görülmekte olduğu beyan ettiğini, nitekim, yönetmelik ile hakem seçilen İstirati ... davalı ... TİC. A.Ş'ye ... 28. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı, konu bakımından davalı tarafınca izinsiz şekilde ortak markaların dava dışı ... LTD. ŞTİ.'ye ve...LTD. ŞTİ.'ye devrettiğini ve Lisans Sözleşmesi gerçekleştirmiş olduğunu, bu eylemin Yönetmeliğe aykırı olduğunu ve bu hususta savunma yapılmasının talep edildiğini, markaları kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanacağını davalıya ihtarname keşide edildiğini bu suretle tahkime yönelik prosedürün işletilmiş olduğunu, Teknik Yönetmeliğin Tahkim başlıklı 5. maddesi uyarınca hakemin müvekkillerinden ...'nin babası İstirati ... seçilmiş olup, hakemin vereceği kararların kesin ve bağlayıcı olduğunu, şikayetin hakeme karşı yapılmaması veya hakemin vefatı, istifası vb. hallere münhasır olmak üzere tahkimin işlemeyeceği hallerde ortak markalar üzerindeki diğer yasal hak ve müracaatlar mahfuz kalmak üzere ortaklardan herhangi birisinin Teknik Yönetmelikteki cezai şartların şikayet olunan hakkında uygulanması talebi ile mahkemeye müracaatla uygun olduğunu, Teknik Yönetmelikteki koşullara uyulmaması halinde “Cezai Yükümlülükler” başlıklı 6. madde uyarınca, uyarı cezası, para cezası, markayı kullanmaktan geçici olarak kısıtlılık (her seferinde azami 1 yıl), markaları kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanmasının uygulanacağının belirtildiğini, markaları kullanma haklarının süreli olarak kısıtlanmasına dair cezanın “Hakem tarafından cezanın verilmesine müteakip, mahkemeye müracaatla cezaya çarptırılan hak sahibi bakımından ortak markalar kullanma haklarının iptal talebi ile dava konu edilerek mahkeme ilamı ile uygulanacaktır” olduğunu, tüm bunlara dayalı olarak davalının davranışlarının MK 696 madde hükmü çerçevesinde paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirdiğini, yönetmelik şartlarını ihlal eden davalı firma hakkında 6.2.4. maddesi uyarınca markaları kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanmasına karar verilmiş olduğunu, işbu cezai hükmün uygulanabilmesi için mahkemeye müracaat edilip cezaya çarptırılan hak sahibi bakımından ortak markaları kullanma haklarının iptal edilmesinin talep edilmesi ve mahkeme ilamının uygulanmasının gerektiğini, bu sebeple mahkemeden davalının Ortak Markaları Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğine aykırı eylemlerinden dolayı söz konusu ortak markaları kullanma haklarının iptal edilmesini ve sicilden hak sahipliklerinin silinmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacılardan ... ile ...’in murisi İstirati ... 17.06.2010 tarihinde vefat etmiş olup dava konusu “...” ve “...” markaları üzerindeki ortak mülkiyetten murise isabet eden haklar davacıların aralarında bulunduğu murisin yasal mirasçılarına intikal ettiğini, davacıların murisi İstirati ... 17.06.2010 tarihinde vefat etmiş olup; yasal mirasçılarının eşi 1940 doğumlu ... ( 2 pay ) , kızı 1948 doğumlu ... ( 3 pay ) ve kızı 1959 doğumlu ... ( ...) ( 3 pay ) olduğu tespit edildiğini, marka tescil Belgesinden de anlaşılacağını, dava konusu “...” markası ortak marka olarak müvekkili ...A.Ş., muris İstirati ... ve davacı ...Ş. adına kayıtlı iken İstirati ...’in 17.06.2010 tarihinde vefatı üzerine merhuma ilişkin haklar yasal mirasçılarına intikal ettiğini, muris İstirati ...’in mirasçılarından ... ve ...(...) markalar üzerindeki haklarını mirasçılardan davacı ...’ye devrettiklerini, yasal mirasçılardan ... ile dava dışı ... markalar üzerindeki haklarını davacılardan ...’ye devrettiklerini, yani mirasçı ... tarafından ...
35.Noterliği, ...tarih ve ... yevmiye numaralı “Marka Devir Taahhütnamesi” ile “... marka numarlı ...” ( ki sözkonusu markanın numarası...’tür. ) markası ile ... marka numaralı ...” markası üzerindeki hakları, mirasçı dava dışı ... tarafından ise ...
35.Noterliği,... tarih ve ... yevmiye numaralı “Sözleşme” ile ; “... marka numaralı ...” markası ile ... marka numaralı ...” markası üzerindeki hakları davacıladan ...’ye devredildiğini, mirasçı ... tarafından ...’ye ...
35.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye Numaralı marka devir taahhütnamesi ile ... marka numaralı ... markası ile ... marka nolu ... markası için yapılan devir geçersiz olduğunu, davacılardan ... Aktif Husumet ehliyetini haiz olmadığını, bu doğrultuda taraflarınca; ...
35.Noterliği, ... tarih ve ... yevmiye numaralı Marka Devir Taahhütnamesi’nin ve buna bağlı olarak ... tarafından ...’ye yapılan “... numaralı ...” ve ... marka numaralı ... markalarının devrinin geçersizliğinin tespitini, “..." numaralı ...” ve ... marka numaralı ... markaları üzerindeki ...’e ait hisselerin yeniden ... adına tescili, dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesine kadar davacılardan ...’nin müşterek marka olan “...” ve “...” isimli markaları kullanmasının ihtiyati tedbir kararı ile engellenmesine karar verilmesi talebiyle ...
3.Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dava açıldığını, davanın öncelikle aktif husumet yönünden reddi gerektiğini, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise ; .. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile ikame ettikleri davanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğinin 4.8 maddesi; “ Taraflar arasında yer alan gerçek kişilerin vefatı halinde mirasçıları varislerinin haklarına sahip olacak, fakat işbu teknik yönetmelik uygulamalarında aralarından seçecekleri 1 kişi ve kararda 1 oy ile temsil edileceklerdir. Markaların kullanım haklarından yararlanmak isteyen mirasçılar bu yönetmelik hükümlerini peşinen kabul ve tüm hükümlerine itirazsız uymayı taahhüt etmiş sayılacaklardır. Mirasçılar arasında anlaşma olmadığı takdirde diğer katılan ortaklar birlikte yahut tek başına mahkemeye müracaatla hisse temsilcisi tayin ettirme hakkına sahiptirler” hükmünü getirdiğini, devrin geçersizliği çerçevesinde; İstirati ...’ten intikal eden hisselerin halihazırda bir hisse temsilcisi bulunmadığını, mahkemeye müracaatla hisse temsilcisi tayin ettirme hakları saklı tutmakla birlikte; davacılardan ... yönetmeliğin 4.8 maddesi uyarınca tek başına yönetmelikten doğan hakları kullanamayacağı gibi, yönetmeliğin 5.3 maddesi uyarınca da yönetmelikteki cezai şartların uygulanması için tek başına mahkemeye müracaat edemeyeceğini, bu doğrultuda dahi aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ve davanın bu yönden reddi gerektiğini, tüm bu işlemler yapılmadan ve ihtarname tarihinden itibaren yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra dava ikame edildiğini, yönetmelikte davanın açılması açısından bir süre öngörülmemekle birlikte cezanın verilmesini müteakip ifadesi kullanıldığını, bunun anlamı 10 yıl geçtikten sonra olmadığını, kaldı ki; 22.12.2016 tarihli Sınai Mülkiyet Kanunu’nun zamanaşımı başlıklı 157. maddesi ; "Sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır. " hükmünü getirdiğini, davacılar iddia ve taleplerini hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla ve mahkeme tarafından aksi kanaatte olunması halinde dahi; davacıların iddiaları Türk Borçlar Kanununun haksız fiil hükümlerine tabi olup; Türk Borçlar Kanununun 72. maddesi ile öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresine bağlı olduğunu, bu doğrultuda dava dilekçesi ekinde sunulan muris İstirati ... tarafından Hakem sıfatıyla gönderilen ki müvekkiline tebliğ edilip edilmediği dahi belirsiz olduğunu, ihtarnameden de anlaşılmaktadır ki; 20.02.2011 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolduğunu, arz ve izah ettikleri sebeplerle davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, “...” ve “...” markaları ortak marka olduğunu, davacılar, dava konusu markaların ortak marka olmadığını, bunun olabilmesi için teknik şartnamenin marka başvurusu ile birlikte Türk Patent ve Marka Kurumu’na sunulması gerektiği beyan ve iddia ettiklerini, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde Mahkemeye sunulan belgeler incelendiğinde; Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliği’nin ... tarihli olduğu, ortak marka sahibi olan İstirati ..., ... ve müvekkili Sabaş tarafından 30.11.1998 tarihinde Türk Patent Enstitüsü Markalar Dairesi Başkanlığına müracaat edildiğini ve 09.12.1998 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle marka tescili yapıldığı görüldüğünü, (müddetin sonunda da yenileme yapılmıştır. ) Belgelerin tarihlerinden de anlaşılacağı üzere; Teknik Şartname de müracaat sırasında TPE’ye verilmiş olup; Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan markalara ilişkin belge ve dosyaların celbi ile de bu durum açıklığa kavuşacağını, dolayısıyla dava konusu markalar ortak marka olduğunu, davacı vekilinin paylı mülkiyete ilişkin beyan ve iddialarını kabul etmediklerini, dava dilekçesinde müvekkili ... ile dava dışı ... ve... ile ilgili iddialar gerçeği yansıtmadığını, davacılar tarafından dava dışı ... aleyhinde açılan ve sonuçlanan davaya ilişkin olarak; ...için müvekkili ...’a ait ... adresinde gerçekleştirilen haciz esnasında müvekkili...’ın, ...’ın yetkilisi olduğunu beyan ettiği yönündeki iddia gerçeğe aykırı olduğunu, davanın konusuyla ilgili olmamakla birlikte Mahkeme tarafından gerekli görülmesi halinde ...
37.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının celp ve tetkiki ile bu iddianın gerçeğe aykırı olduğu anlaşılacağını, ...
37.İcra Müdürlüğünün .. tarihli kararında da açıkça belirtildiği üzere; haciz uygulanan adres ve burada bulunan işyeri huzurdaki davanın tarafı olmayan 3 kişi borçlu ...Ltd. Şti’ne ait olmadığını, dava dışı ... İth. İhr. Tic. Ltd. Şti.’nin merkezi ... iken ; ekte sundukları 16.12.2016 tarihli ticaret sicil gazetesinden de anlaşılacağı üzere,...adresine taşınmış olup; bu husus 12.12.2016 tarihinde tescil edilmiş ve 16.12.2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, konusu haciz tarihi itibariyle .... Şti.’nin sahibi ve yetkilisi ... olup; ifade ettiğimiz üzere adresi de ...olduğunu, müvekkili ... A.Ş. ile ... Ltd. Şti. birbirinden bağımsız ve farklı tüzel kişiliklere sahip olduğunu, mahkeme tarafından ticaret sicil kayıtlarının celbi neticesinde de görüleceği üzere; müvekkili ... A.Ş.’nin ; ortakları: ..., ...ve ...olduğunu, şirket yetkilileri : ..., ...olduğunu, faaliyet konusu: Perakende çiçek satışı olduğunu, adresi : ... olduğunu,... Tic. Ltd. Şti.’nin ise; Ortağı: Murat Yumak olduğunu, şirket yetkilisi: ... olduğunu, faaliyet konusu: seralar kurmak, bu seralarda çiçek soğanı, çiçek ve her türlü süs bitkisi yetiştirdiğini, adresi: ..., eski adresi: ...olduğunu, her iki şirket; şirket adresleri, ortakları, faaliyet alanları ve temsilcileri itibariyle birbirinden bağımsız tüzel kişiliklere sahip oldukların, kaldı ki; ...
3.bir kişiye devredilmiş olup; yeni sahibi ve yetkilisi ... olduğunu, ... isimli alan adı ve ... markasını kullanım hakkı ... A.Ş.’ye ait olduğunu; ... A.Ş. ... markasını kullanmaya yetkili tüzel kişilik olduğunu, söz konusu alan adı ve marka davacılar tarafından izinsiz olarak kullanılmakta olup; ... A.Ş. tarafından ...
18.Asliye Ticaret Mahkemesinin...E. sayılı dosyası ile dava açıldığını ve mezkur dava derdest olduğunu, ...
1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde ... E. sayılı dava halen derdest olup; müvekkili ... bu davada müdahil olmadığını, dava ... aleyhinde açıldığını, arz ettikleri nedenlerle, husumet ve zamanaşımı iddialar çerçevesinde böyle bir kararın verilmesinin müvekkili açısından telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceği hususu ve ayrıca davacılardan ... aleyhinde açılan dava da dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini davanın husumet, zamanaşımı ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava; Davacılar ... ve ... 'nin paylı mülkiyet olarak sahip oldukları ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markaların, diğer pay sahibi olan davalı ... tarafından, "Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliği"ne aykırı olarak kullanılması sebebi ile davalının, ortak markalar üzerindeki kullanım haklarının iptali ve hak sahipliğinin TPMK'dan silinmesine ilişkindir. Mahkememizin ... tarih ... esas... Karar sayılı kararı ile; "..ASIL DAVANIN KABULÜNE
1.Davalı ...' nin; TPMK nezdinde tescilli ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." ibareli markalar üzerindeki kullanım hakkının iptaline ve TPMK sicilinden hak sahiplik kaydının silinmesine,
2.Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine, BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE.."kararının verildiği görüldü.
Mahkememiz kararının Davalının 06/09/2023 tarihinde istinaf edildiği anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin ... Esas...Karar sayılı ilamı ile "..Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, Dairemizce HMK 355. Madde gereğince resen yapılan inceleme neticesinde, asıl davada Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olmadığı, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun değerlendirilmemesi, birleşen davada ise birleşen davacı şirketin aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi nedeniyle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun, sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-3-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.." şeklinde karar verildiği görülmüştür. İstinaf kararı sonrası dosya mahkememizin 2026/37 esas sayılı dosyasına kaydolduğu, bu dava ile birleşen ... 1.FSHHM'nin ...
E. Sayılı dava dosyasının tefrik edilerek Mahkememizin ...
esas sayılı numarasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin ... Esas... Karar sayılı ilamı gereği , asıl davada Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olmadığı, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun değerlendirilmemesi, birleşen davada ise birleşen davacı şirketin aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi nedeniyle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun, sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-3-4 maddesi gereğince kaldırılmasına kararının verildiği görülmekle, dosyanın Sulh Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
1.HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, görevli Mahkemenin İSTANBUL SULH HUKUK MAHKEMELERİNİN olduğunun tespitine,
2.Görevsizlik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde İSTANBUL NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMELERİ'NE gönderilmesine,
3.Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara alınmasına, Dâir; taraf/vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/03/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)