Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

2. Ceza Dairesi         2025/12128 E.  ,  2025/23085 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2023/2230 E., 2023/2883 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurularının esastan reddi Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama

I) Suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde

Suça sürüklenen çocuğun yokluğunda verilip 01.11.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291/1. maddesinde belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 20.11.2023 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak REDDİNE,

II) Suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin "Mahkemenin vicdani kanaatine göre karar verdiğine, bu durumun dosyadaki delillerle uyum göstermediğine, yapılan teşhis işlemlerinde belirsizlikler olduğuna ve varsayıma dayalı delillere dayanılarak karar verildiğine''; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, ''suçun uzlaşma kapsamında olmamasına rağmen hazırlık aşamasında eylemin TCK 141/1. maddesine uyduğu düşüncesiyle gönderilen uzlaştırmacı giderinin suça sürüklenen çocuktan alındığına'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kırıkkale Çocuk Mahkemesinin, 09.03.2022 tarihli ve 2020/227 Esas ve 2022/134 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 15.11.2022 tarihli ve 2022/1557 Esas, 2022/3110 Karar sayılı kararı ile ''Suça sürüklenen çocuk hakkında olay tarihinde katılanılara ait düğün töreni sırasında takıların konulduğu çantadaki bir kısım küçük altın ve döviz cinsi parayı çaldığından bahisle soruşturma yapıldığı, katılanların olay anında evin girişini gösteren ve güvenlik kamera kayıtlarından alınan görüntü CD'sini dosyaya ibraz ettiği, hazırlık aşamasında bu görüntülerde olayı açıklamaya yeterli olmayan dört adet fotoğraf çıktısı alınarak dosyaya eklendiği, kovuşturma aşamasında adliye bilişim bürosuna yazılan yazıya verilen cevapta belirtilen CD'nin açılmadığı ve kopyalanmadığını bildirildiği, ancak Dairemizce yapılan istinaf incelemesinin müzakeresi sırasında, müzakere salonunda kurulu bilgisayara takıldığında CD'nin açıldığı, ancak içindeki görüntünün "kayıt cihazındaki orijinal görüntüden alınmadığı" kayıt cihazının ekranından, cep telefonu gibi başka bir görüntü kaydedici cihaz ile kayıt yapılarak elde edilmesi ve olay yerinde düğün merasimi nedeniyle çok sayıda insan hareketinin olması nedeniyle net bir kanaate varılamadığı ve ilk derece mahkemesince de görüntü kaydı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı ve dosyada isnat edilen eylemin sübutu ve kim tarafından gerçekleştirildiğine dair önemli bir delil olan CD üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmediğinden, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı hırsızlık suçunu geceden sayılan zaman diliminde işlediğinden bahisle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesine göre uygulama yapılmış ise de suç tarihi olan 09/09/2017 günü Kırıkkale ilinde yaz saati uygulaması da dikkate alındığında güneşin 19.08'de batması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 6/1-e maddesinde tanımlanan gece zaman diliminin 20.08'de başladığı, tanık ...'ın saat 21.30 civarında hırsızlık olduğu yönünde bağrışmaları duyduğunu katılan ...'ın hazırlık aşamasında olayın 20.30 civarında gerçekleştiğini, kovuşturma aşamasında ise saat 20. 00... .00 arasında meydana geldiğini" bildirdiği, beraat eden suça sürüklenen çocuk ...'ın kovuşturma aşamasında olayın akşam üzeri meydana geldiğini beyan etmesi, dairemizde incelenen görüntü CD'nin kayıt cihazının ekranından başka bir cihaz ile görüntü kaydı yapılması nedeniyle zaman diliminin net olarak belirlenemediği anlaşılmakla, öncelikle görüntü CD'si üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ve tarafların beyanlarındaki çelişki giderilerek suçun işlendiği zaman dilimi kesin olarak tespiti yerine, suçun ne şekilde gece zaman diliminde işlendiği hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde somut deliller ile belirlenmeden ve bu konuda yeterli gerekçe de gösterilmeden suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesine göre uygulama yapıldığından kabule göre ise suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan ve 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamında olmamasına rağmen, hazırlık aşamasında eylemin aynı yasanın 141/1 maddesine uygun hırsızlık suçunu oluşturduğu düşüncesi ile gönderilen uzlaştırmacı giderlerinin suça sürüklenen çocuktan alınamayacağının gözetilmemesinden'' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 15.11.2022 tarihli ve 2022/1557 Esas, 2022/3110 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kırıkkale Çocuk Mahkemesinin 12.07.2023 tarihli ve 2022/442 Esas, 2023/311 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog