11. Ceza Dairesi 2025/5873 E. , 2026/629 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Şikayetçi ...’ın şikayetinde; sanığın, ... firmasının grup şirketi olan ... firmasında çalıştığı, kendi isteği ile işten ayrıldığı, ... firmasının bilgisayarındaki muhasebe kayıtlarını şifrelerini çalarak, ... firmasında kendisini çalışmış gibi ve giriş-çıkış bildirgeleri vererek ve yüksek maaş almış gibi göstererek firmayı SGK'na şikayet ettiği, durumu İşkur’dan gelen haberle öğrendikleri yönünde beyanda bulunduğu, tanıkların da bu iddiaları desteklediği, sanığın bu şekilde 5237 sayılı TCK'nun 244/2-3-4 maddesi kapsamında tanımlanan "sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme" suçunu işlediği iddia edilen olayda; her ne kadar Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/799 Esas, 2014/676 Karar sayılı, 19.11.2014 tarihli kararı ile, eylemin sübutu halinde 5237 sayılı TCK'nun 207/1, 158/1-d maddesi kapsamındaki "özel belgede sahtecilik" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçunu oluşturacağından bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de iddianame anlatımında dolandırıcılık suçunun bulunmadığı, iddianame anlatımına göre eylemin, 5237 sayılı TCK'nun 244/2-3 maddesi kapsamında tanımlanan "sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme" suçu kapsamına girdiği, İşkur tarafından yapılan bildirim sonucunda müştekinin durumdan haberdar olduğu, bu sebeple sanığa herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nun 244/4. maddesinde belirtilen "haksız çıkar sağlanması" durumunun gerçekleşmediğinin anlaşıldığı, bu nedenlerle Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/385 Esas, 2016/117 Karar sayılı, 14.04.2016 tarihli kararı ile TCK'nun 244/2-3 maddesi kapsamında bulunan atılı eylemin "özel belgede sahtecilik" ve "nitelikli dolandırıcılık" şeklinde ikiye bölünmesinin hatalı olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen "sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 24.03.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan SGK vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
15.01.2026 tarihinde karar verildi.