Karar No
K. 2026/355
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1577

KARAR NO: 2026/355

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/03/2022

NUMARASI: 2021/1 Esas - 2022/354 Karar

DAVANIN KONUSU: Çek istirdadı

Taraflar arasındaki çekin istirdadı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Bankası Uzundere/İstanbul Şubesi'ne ait, Vade Tarihi:10.11.2017, Miktarı: 40.000-TL, Seri No: ... ve Keşidecisi: ... A.Ş. olan dava konusu çekin müvekkili banka uhdesindeyken, cirolanmak ve çekle ilgili işlemlere başlanılmak için müvekkili Bankanın başka bir birimine gönderilmek üzere, 08/11/2017 tarih ... sıra numaralı kurye gönderim formu ile ... Kargo firmasına teslim edildiğini, 09/11/2017 tarihinde ... Kargo isimli firmaya ait ... (TCKN: ...) isimli şahsın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçtan gerçekleşen soygun vakasında yukarıda bahsedilen çekin de içinde olduğu birçok çekin kargo aracından çalındığını, söz konusu olay ile ilgili taraflarınca Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/114622 sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu ve savcılık tarafından dava konusu çekler hakkında el koyma kararı verildiğini, aynı zamanda dava konusu çek ile ilgili olarak müvekkili banka tarafından Uzunköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) nezdinde 2019/192 E. Sayılı dosyası ile çek iptal davası açılarak ödeme yasağı kararı alındığını, ödeme yasağı kararı ve Savcılığın el koyma kararları ilgili çekin bankasına bildirildiğini, savcılık soruşturması ve çek iptal davası henüz sonuçlanmamış iken davalı, kötüniyetli olarak dava konusu çeki iktisap ve ibraz ettiğini, davaya konu çekin hem takas ortamında hem de davalı tarafından fiziken gişeden ... Bankası'na ibraz edildiğinin tespit edildiğini, ilgili çekin çalındıktan çok kısa bir süre sonra ibraz edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle davalının davaya konu çeki gerçek bir hukuki ilişki çerçevesinde haklı olarak, iyiniyetli ve hayatın olağan akışına uygun bir şekilde elinde bulundurmasının imkansız olduğunu, yukarıda belirtilen hususların çeki ibraz eden davalının çeki iyi niyetli meşru hamil olarak elinde bulundurmadığını açıkça ortaya koyduğunu, bu kapsamda çekin müvekkili Bankaya iadesine ve müvekkili Bankanın işbu çekle ilgili haklı hamil olduğunun tespitine karar verilmesini talep zorunluluğu hasıl olduğunu iddia ederek, davaya konu ...Bankası Edirne/Uzunköprü Şubesi'ne ait, vade Tarihi:10.11.2017, miktarı: 40.000 TL, seri No: ... ve keşidecisi: ... A.Ş. çekin davalıdan istirdadına, müvekkili Bankanın haklı hamil olduğunun tespitine ve çekin müvekkili Bankaya teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı adına dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamış ve duruşmalara katılmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...6102 Sayılı TTK'nın 825/1. maddesi uyarınca borçlu, emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def’ilerle alacaklı kim ise ona karşı, şahsen haiz bulunduğu def’ileri ileri sürebilir.

Davacı tarafça dava konusu senetten doğan alacağa karşı ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def’i ileri sürülmemiştir. Davacı taraça çeklerin yetkili hamili olduğu ve çeklerin çalındığı iddiasında bulunulmuştur.

Davacı vekili tarafından dava konusu çek gibi bir çok çekin hırsızlık eyleminde çalındığı ve çekler için başka Mahkemelerde çek istirdadı davası açıldığı ve açılan davanın kabulüne karar verildiği beyan edilmiş ve Mahkeme kararları deliller kısmında gösterilmiştir.

Mahkememizce söz konusu Mahkeme dosyaları celbedilmiş, dosyalar incelendiğinde Mahkemelerce çeklerdeki ciro silsilelerinin düzgün olmaması ve kopukluk olması sebebiyle ve definin senet metninden anlaşılıp herkese karşı ileri sürülebilmesi sebebiyle açılan davaların kabulüne karar verildiği görülmüştür. Oysa somut davamıza konu çekteki ciro silsilesi düzgün olup davalı yetkili hamil konumundadır. Çek sebepten soyut bir ödeme aracı olduğu için taraflarca defter ve kayıtlarına kaydedilmesi zorunlu değildir ve bu nedenle çek üzerinde imzası bulunanların defter ve kayıtlarının incelenmesinin esasa etkili olmayacağı anlaşıldığından Mahkememizce defter ve kayıtlar inceletilmemiştir. Ayrıca davalı tarafa çekin iyi niyetle mi kötü niyetle mi iktisabı hususunda yemin teklif edilmesi konusu suç olması sebebiyle yasal olarak mümkün olmadığından davacı tarafa yemin delili de hatırlatılmamıştır.

Davacı tarafça davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğine veya iktisabında ağır kusuru olduğunda dair iddialarını ispatlar delil dosyaya sunulmadığından..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Dava konusu çekteki ciro silsilesinin düzgün olduğu, davalının yetkili hamil konumunda olduğu, davalı hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması olmadığı, çeki kötü niyetli iktisap ettiğine veya iktisabında ağır kusurlu olduğuna dair delil sunulmadığı gerekçeleriyle ret kararı verildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili bankanın müşterisi olan ......AŞ arasındaki mevcut bankacılık ilişkileri kapsamında dava konusu bir adet çeki teslim aldığını, ilgili çekin müvekkili banka uhdesinde iken 08.11.2017 tarihli kurye ile gönderilen form ile ... Kargo firmasına teslim edildiğini, 09.11.2017 tarihinde firmaya ait şahsın sevk ve iradesindeki araçtan gerçekleşen soygun vakasında bahsedilen çekin kargo aracından çalındığını, söz konusu olay nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/114622 sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu, savcılık tarafından çek hakkında el koyma kararı verildiğini, aynı zamanda çekle ilgili olarak iptal davası açıldığını, ödeme yasağı kararı alındığını, el koyma kararının ilgili bankaya bildirildiğini, buna rağmen iptal davası devam ettiği sırada davalının kötü niyetli şekilde çeki iktisap ederek ibraz ettiğini, müvekkili bankanın haklı hamil olduğunun açık olduğunu, davalının lehine hüküm tesis edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, çekler üzerinde tahrifatlarında mevcut olmasına rağmen çek aslı incelenmeden değerlendirmenin hatalı olduğunu, fotokopi incelendiğinde dahi müvekkili şirkete ait kaşenin silindiği ... adına kaşe yapıldığı ve sonrasında davalı kaşesinin basıldığının görüldüğünü, çek üzerinde tahrifat yapıldığını, ciro silsilesinde kopukluk olduğunu, senette tahrifatın mutlak defilerden olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber iyi niyetli kabul edilse dahi her hamile karşı senedin hükümsüzlüğünün ileri sürülebileceğini, mahkeme tarafından fotokopiden dahi görülebilen tahrifat hususunun kararda tartışılmamış olmasının ve hatta ciro silsilesinde kopukluk olmadığının belirtilmesinin kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile tesis edildiğini açıkça gösterdiğini, dosyaya çek aslı temin edilmeden bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, çeklerin çalındığı ile ilgili olarak uyuşmazlık yok iken dosya kapsamı dikkate alınmada verilen kararın hatalı olduğunu, çekin müvekkilinin rızası hilafına elinden çıktığını, davalının tamamen kötü niyetli olduğunu, bilirkişi raporu olmadığından detaylı inceleme yapılmadığını, ilgili çekin çalındıktan bir gün gibi kısa bir süre sonra ibraz edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve çek üzerinde yer alan tahrifattan da anlaşılacağı üzere davalının davaya konu çeki gerçek bir hukuki ilişki çerçevesinde haklı olarak iyi niyetli şekilde elinde bulundurduğunu söylemenin imkânsız olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava,

TTK'nın 792. maddesi gereğince çek istirdadı istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi,

HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Uyuşmazlık, dava konusu çekteki ciro silsilesinin uygun olup olmadığı, davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olarak çeki iktisap edip etmediği ile mahkemece bilirkişi raporu alınmaksızın ve çek aslı dosyaya ibraz edilmeksizin verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.

Dosya kapsamından, dava dışı .... AŞ şirketinin ...Bankası Edirne Uzunköprü Şubesindeki çek hesabından dava dışı ...... AŞ şirketine 10.11.2017 vade tarihli 40.000,00 TL bedelli çek keşide ettiği, çekin adı geçen lehtar tarafından dava dışı ...'e ciro edildiği, adı geçenin ise davalıya ciro etmiş olduğu, çek fotokopisi üzerinde ... cirosu altında davacı bankanın ... AŞ unvanının silik şekilde yazılı olduğu, davacı şirket tarafından söz konusu çekin kargo şirketine ait araçtan çalınmış olması nedeni ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğu, savcılığın 2017/114622 Soruşturma nolu yazısına istinaden 20.11.2017 tarihinde çekle ilgili ödeme yasağının konulduğu, davacı banka tarafından Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/66 Esas nolu dosyasında birleşen davalarla birlikte üç ayrı dava dışı kişiler hakkında istirdat davası açtığı, dava konusu uyuşmazlığın aynı olaya ilişkin olduğu, ilgili davada, davacı bankanın çekler üzerinde sadece kaşesinin bulunduğu, banka yetkililerinin herhangi bir imzasının olmadığı, dava konusu çekin ciro zincirindeki kopukluğa rağmen elinde bulundurduğu, davacı bankanın zilyetliğinde bulunan ve tahsil amacı ile kendisine teslim edilen dava konusu çekin kargo ile başka bir şubeye gönderildiği sırada araçta meydana gelen hırsızlık sonucunda çekin çalınmak suretiyle kaybolduğu ve ilgili banka şubesine ibraz edildiği, hamili olduğu, ciro silsilesine göre banka kaşesinin mevcut olduğu, yetkililerin imzasının bulunmaması nedeniyle ciro zincirinde kopukluk bulunduğunun sabit olduğu, buna rağmen davalılar uhdesine geçtiği, davalının çekleri iktisabında iyi niyet savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçeleri ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/14045 Esas, 2015/511 Karar sayılı ilamı ve kesinleşen Bakırköy 5. ATM'nin 2018/79 Esas sayılı dosyası dikkate alınarak istirdada yönelik hüküm tesis edilmiş olduğu, kararda kesinleşmenin olmadığı, davacı vekili tarafından çek iptali davasına ilişkin açılan dava aşamasında çekin davalının elinde olduğunun öğrenilmesi üzerine ... bu istirdat davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır.

21.12.2021 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı ile; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak, dava konusu çekin dosyasının olup olmadığının bildirilmesi ve çek aslının bulunması halinde gönderilmesinin istenilmesi ile soruşturmanın akıbetinin sorulmasına dair ara karar oluşturulmuştur. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosunun 2017/114622 sayılı soruşturma dosyası ile 23.09.2021 tarihli verilen cevapta dosyanın derdest olduğu ve soruşturmanın devam ettiği belirtilmiştir.

Verilen cevapta çeke dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Mahkeme tarafından 24.03.2022 tarihinde belge isteme konulu olarak yeniden savcılığa müzekkere yazılmıştır.

Davacı vekili 28.03.2022 tarihli dilekçe ile; dava dilekçesinde ekli olan çek örneği kapsamından görüleceği üzere çekin ...Bankası Edirne Uzunköprü Şubesine ait olduğunu, sehven İstanbul Uzundere olarak belirtildiğini ayrıca soruşturma dosyasında çekle ilgili el koyma kararı verildiğini ve her ne kadar çek aslı bulunamıyor ve savcılık tarafından gönderilemiyorsa da diğer mahkemelerde de aynı şekilde ilgili konu kapsamındaki çekler hakkında çek aslı bulunamadığından ve savcılık tarafından gönderilemediğinden çek sureti üzerinden karar verildiğini belirterek, davanın sübuta eren davanın kabulünü talep etmiştir.

Mahkemece, davacının göstermiş olduğu delilleri ibrazı ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden hüküm tesis edilmiştir.

TTK'nın 792. maddesine göre; "Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle hükümlüdür." aynı Kanunun 790. maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır.

TTK'nın 790. maddesine göre, iktisap anında ciro silsilesinde görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çeki iktisap edene bunun dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.

Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çekin iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir.

TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine,

TTK’nın 792. maddesindeki ''Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...'' ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı).

Bu bilgilere göre davacı, dava konusu olan, kendisine verilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda, çekin ciro silsilesinde kopukluk olmadığı gibi davalının çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu gösteren herhangi bir delil mevcut değildir. Davacının emsal olarak ibraz etmiş olduğu mahkeme kararları ise denetimden geçmeden kesinleşmiş ve/veya kesinleşmemiştir. Ayrıca çek aslının bulunamadığı davacı vekilinin kabulünde olup çek üzerinde inceleme yapma imkânı olamayacağından aksi yöndeki davacı istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle,

HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1.HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2.Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,

5.Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog