Esas No
E. 2017/529
Karar No
K. 2026/74
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2017/529 Esas
KARAR NO: 2026/74
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 02/06/2017
KARAR TARİHİ: 04/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'un ikinci bebeklerine hamileliği sırasında kontrolleri için ... Hastanesine gittiğini ve kontrollerinin kadın doğum uzmanı ... tarafından vapıldığını olay günü doğum belirtilerinin başlaması üzerine hastaneye gittiklerini ve kontrollerin yine ... tarafından yapılarak doğumun henüz başlamadığı, sabaha kadar beklemeleri, olmazsa bebeğin sezaryen yapılarak alınacağı söylenerek eve gönderildiklerini, evde iki saat kaldıktan sonra doğum belirtileri ve sancıları yoğunlaştığı için tekrar hastaneye gittiklerini, kendileri ile bu kez kadın hastalıkları uzmanı Opr. Dr. ...'in ilgilendiğini, müşteki ...'u doğumhaneye alarak ilk doğumun nasıl olduğunu soran ...'in normal cevabı üzerine o zaman bu da normal olacak dediğini, doğum sırasında müşteki ...'un doktora yardımcı olan ebe ...'nın "çocuğun kolu kolu”diye yüksek sesle ve panikle bağırdığını duyduğunu, doğumdan sonra bebeğin yapılan kontrollerinde sol kolunun morardığı ve travmaya uğradığının ortaya çıktığını, bebeklerinin daha sonra yapılan kontrollerinde de sol kolunda sinir kopması meydana geldiğinin belirlendiğini tüm açıklanan bu nedenlerle; Davacı ...'in HMK 107. Madde uyarınca belirlenecek geçici bakıcı giderine bağlı maddi tazminatı, kalıcı meslekte kazanma gücü kaybına bağlı maddi tazminatı, kalıcı bakıcı gideri ihtiyacına ilişkin maddi tazminat, SGK tarafından karşılanmayan tedavi yol yemek refakatçi ve sair tedaviye bağlı ek giderlerin tazminatı, Anne ... için 40.000-TL, Baba ... için 40.000-TL, Ecrin için 20.000-TL ... için 100.000-TL manevi tazminat, talebimiz bulunmakla, bu kalemler nedeniyle belirlenecek tazminat hakkımıza olay tarihi itibariyle ticari temerrüt- avans faiziyle tahsil edilerek davacıya ödenmesine Her türlü yargılama gideri, harç ve tazminat kalemleri için ayn ayrı vekâlet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu hasarın müvekkil şirket tarafından düzenlenen poliçelerin teminatı kapsamında değerlendirilemeyeceği tespit edildiğini, bu nedenle dava konusu olayda müvekkil şirketin hukuki sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, huzurdaki davanın Dr. ... ve Dr. ... için ... A.Ş. tarafından düzenlenen Tıbbi Kötü Uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçelerine dayanılarak müvekkili şirket aleyhine ikame edildiğini, müvekkili şirket bünyesinde Dr. ... ve Dr. ...’e ait talep tarihini kapsar tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk poliçesi bulunmadığını, aşağıda müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunu düzenleyen Poliçe Genel Şartları çerçevesinde poliçe teminat ve kapsamına ilişki dava konusu olaya ilişkin olarak müvekkili ... A.Ş.’ye husumet yöneltilmemesi gerektiğini, bu nedenle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini dava konusu talepte dava dışı Dr. ... Ve Dr. ...’a Ait ...nezdinde düzenlenmiş zorunlu hekim mesleki sorumluluk poliçelerinin teminatı kapsamında olmadığını, müvekkili ... A.Ş. bünyesinde Dr. ... ve Dr. ...’e ait talep tarihini kapsar tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk poliçeleri bulunmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu doğmayacağının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, işbu davada müvekkili şirketin sorumluluğunu saptamak için davaya dayanak olarak gösterilen poliçeler kapsamında sorumluluğunun araştırılması gerektiği, hekim uygulamasına dayalı talebin zorunlu hekim mesleki sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında değerlendirilebilmesi için zararın sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemde veya sözleşme süresi içindeki mesleki faaliyet nedeniyle meydana gelmesi ve bu zarara bağlı tazminat talebinin sözleşme süresi içinde hekime ya da sigortacıya yöneltilmiş olması gerektiği iş bu davada ise; tıbbi müdahale tarihi: 30.09.2011 olduğunu, dava açılış tarihinin 02.06.2017 ... A.Ş.’ye tazminat talebinin tebliğ tarihinin 03.07.2017 olduğu, ... A.Ş. nezdinde Dr. ... için düzenlenmiş son tarihli poliçe tarihlerinin 23.12.2015-23.12.2016 dönemini kapsayan (... nolu) Dr. ... için düzenlenmiş son tarihli poliçe ise; 02.03.2016-02.03.2017 dönemini kapsayan (... nolu) Poliçeler olduğunu, bu itibarla somut olayda tıbbi müdahale (30.09.2011) poliçede belirtilen dönemde gerçekleştirilmiş ise de tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk poliçelerinin teminat kapsamının tıbbi müdahale tarihi olmadığını, dava konusu olayda da talep tarihini kapsayan (03.07.2017) poliçe müvekkil ... A.Ş. tarafından düzenlenmemiş olduğundan; huzurdaki davada öne sürülen tazminat taleplerinden müvekkili sigorta şirketinin hukuki sorumluluğu bulunmadığını, dava dışı hekimlerin son dönem poliçeleri farklı sigorta şirketleri tarafından düzenlendiğini, davadışı hekimlerin talep tarihini kapsayan poliçeleri müvekkil ... A.Ş. tarafından düzenlenmediğinden işbu davanın Dr. ...’a ait talep tarihini kapsar poliçeyi düzenleyen sigorta şirketi olan, ...

Sigorta A.Ş.’ne yöneltilmesi gerekmektedir. Bu itibarla müvekkili aleyhine haksız yere ikame edilen davanın reddini talep ettiği, müvekkili şirket bünyesinde Dr. ... ve Dr. ...’e ait talep tarihini kapsar poliçe bulunmadığını tekrar etmekle birlikte, dava konusu edilen olgunun tıbbi olarak “brakial pleksus” olarak nitelendirildiği ve literatür bilgisine göre, tıbbi uygulama hatası olarak değerlendirilmediğini, sezaryenle gerçekleştirilen doğumlardan sonra da görülebilen brakial pleksus lezyonu, hekim uygulamalarından bağımsız olarak ortaya çıkan, öngörülemez ve önlenemez bir komplikasyon olduğunu, bu nedenle doğum eyleminden bağımsız, anne karnındayken anne ıkınmalarına, kasılmalarına bağlı gelişebilen bir komplikasyon nedeniyle sağlık çalışanlarına kusur atfedilmesi hukuken mümkün olmadığını bu nedenle, dosyaya farklı bir poliçe sunulması halinde tıbbi süreçte rol aldığı belirtilen Dr. ... ve Dr. ...’in talep tarihini kapsayan poliçelerinin ... tarafından düzenlenmemiş olduğu bu nedenle öncelikle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini, mahkemenin aksi kanaatte hukuki sorumluluk şartları gerçekleşmediğinden davanın esastan reddine karar verilmesini, öncelikle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini, aksi kanaat ile esasa ilişkin değerlendirmeye geçilmesi halinde; Dr. ... ve Dr. ...’in talep tarihini kapsayan zorunlu hekim poliçeleri müvekkili şirket tarafından düzenlenmemiş olduğundan; müvekkili şirketin sorumluluğu doğmayacağı gözetilerek davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir. Dava; Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu sorumluluk sigortası alacağı kapsamında iş göremezlik maddi zarar istemine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin tazminat davasıdır

İstanbul ... Adli Tıp İhtisas Kurulunun sunmuş olduğu 15/06/2022 tarihli rapordan özetle; "... Normal doğum sırasında brakiyal pleksus hasarı meydana geldiği iddia edilen ... oğlu, 30/09/2011 doğumlu ... ... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; Gebelik takipleri ... Hastanesinde Dr. ... tarafından yapılan anne ...’nın 29/09/2011 tarihinde aynı hekime başvurduğu, 3950 gram beklenen doğum ağırlığı tespit edilerek sezaryen önerildiği, ailenin kabul etmeyerek hastaneden ayrıldığı, aynı gün Dr. ...’e su gelmesi şikayeti ile başvurulduğu, muayenede 4 cm açıklık, % 80 silinme tespit edildiği, USG’de beklenen doğum ağırlığının 3700-3900 gram civarında ölçüldüğü, travay takibine alınarak saat 00.00’da tam açıklıkla masaya alındığı, vaginal yolla 4220 gr ağırlığında, 53 cm boyunda canlı bir erkek bebek doğurtulduğu, doğum sonrası muayenede sol kolda paralizi tespit edilerek fizik tedaviye yönlendirildiği, ... Fakültesinde 04/01/2012 tarihinde yapılan EMG incelemede brakiyal pleksus hasarı tespit edildiği, küçüğe fizik tedavi yapıldığı, ... Hastanesinde 17/08/2016 tarihinde ameliyata alınarak tendon transferi yapıldığı, 23/10/2018 tarihinde yapılan çocuk nörolojisi muayenesinde; sol göz kapağı düşük, sol kolda distalde belirgin güç kaybı, sol kol kök kaslarını kısmen kullanabildiği anlaşılmakla, ... sancılı gebenin, USG ve jinekolojik muayene bulguları da dikkate alındığında; travay takibine alınması ve normal doğum yaptırılmasının tıbben doğru olduğu, bebeğin fiziksel gelişim bulgularının normal yoldan doğum yaptırılma sınırları içinde değerlendirildiği, sezaryen endikasyonunun bulunmadığı, doğum eyleminde uzama yada aksaklık bildirilmediği, küçükte saptanan brakiyal pleksus lezyonunun normal doğum eylemi sırasında tüm özenin gösterildiği durumlarda dahi bebeğin vajinal yoldan çıkartılması sırasındaki manevralara bağlı olarak görülebildiği ve normal doğum eyleminin öngörülemeyen ve önlenemeyen komplikasyonu olarak nitelendirildiği, doğum sonrası muayenede tanısı konularak gerekli yönlendirmenin yapıldığı dikkate alındığında komplikasyon yönetiminin tıbben doğru olduğu, dolayısı ile ... Hastanesinde yapılan uygulamaların tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur.".... şeklinde mütalaada bulunmuştur.

İstanbul ... Adli Tıp İhtisas Kurulunun sunmuş olduğu 16/03/2023 tarihli rapordan özetle; "...Normal doğum sırasında brakiyal pleksus hasarı meydana geldiği iddia edilen ... oğlu, 30/09/2011 doğumlu ... ... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; Gebelik takipleri ... Hastanesinde Dr. ... tarafından yapılan anne ...’nın 29/09/2011 tarihinde aynı hekime başvurduğu, 3950 gram beklenen doğum ağırlığı tespit edilerek sezaryen önerildiği, ailenin kabul etmeyerek hastaneden ayrıldığı, aynı gün Dr. ...’e su gelmesi şikayeti ile başvurulduğu, muayenede 4 cm açıklık, % 80 silinme tespit edildiği, USG’de beklenen doğum ağırlığının 3700-3900 gram civarında ölçüldüğü, travay takibine alınarak saat 00.00’da tam açıklıkla masaya alındığı, vaginal yolla 4220 gr ağırlığında, 53 cm boyunda canlı bir erkek bebek doğurtulduğu, doğum sonrası muayenede sol kolda paralizi tespit edilerek fizik tedaviye yönlendirildiği, ... Fakültesinde 04/01/2012 tarihinde yapılan EMG incelemede brakiyal pleksus hasarı tespit edildiği, küçüğe fizik tedavi yapıldığı, ... Hastanesinde 17/08/2016 tarihinde ameliyata alınarak tendon transferi yapıldığı, 23/10/2018 tarihinde yapılan çocuk nörolojisi muayenesinde; sol göz kapağı düşük, sol kolda distalde belirgin güç kaybı, sol kol kök kaslarını kısmen kullanabildiği anlaşılmakla, Miadında sancılı gebenin ... Hastanesinde 29/09/2011 tarihinde USG ve jinekolojik muayene bulguları da dikkate alınarak travay takibine alınması ve normal spontan vaginal yolla doğum yaptırılmasının tıbben doğru olduğu, bebeğin fiziksel gelişim bulgularının normal yoldan doğum yaptırılma sınırları içinde değerlendirildiği, sezaryen endikasyonunun bulunmadığı, doğum eyleminde uzama yada aksaklık bildirilmediği, küçükte saptanan brakiyal pleksus lezyonunun normal doğum eylemi sırasında tüm özenin gösterildiği durumlarda dahi bebeğin vajinal yoldan çıkartılması sırasındaki manevralara bağlı olarak görülebildiği ve normal doğum eyleminin öngörülemeyen ve önlenemeyen komplikasyonu olarak nitelendirildiği, sezaryen doğumlarda da brakiyal pleksus hasarının görülebileceğinin tıbben bilindiği, doğum sonrası muayenede tanısı konularak gerekli yönlendirmenin yapılmasının komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu dikkate alındığında; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ...’in ve Dr. ...’ın uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu oy birliği ile ek mütalaa olunur.".... şeklinde mütalaada bulunmuştur.

İstanbul Adlî Tıp Üçüncü Üst Kurulunun sunmuş olduğu Sayı: ... -2023/102066/... K.

03/08/2023 tarihli raporunda; Adli Tıp Kurumu Teşkilatı ile ilgili Cumhurbaşkanlığının 4 sayılı kararnamesinin 16. Maddesi 1 nolu fıkrasında belirtildiği üzere Adli Tıp Üst Kurulları; Adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, Adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşler ile Adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, Adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet halinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri ve Adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hakimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri inceler ve kesin karara bağlar. Tarafınızca sorulan hususlar hakkında Adli Tıp ... İhtisas Kurulunun 30/05/2022 tarihli, ...karar sayılı mütalaası ile 27/02/2023 tarihli, 796 karar sayılı mütalaasının adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesi sonucunda tespit edilen bulguların değerlendirilmesi ile düzenlenmiş olduğu, Yapılan itirazların Adli Tıp Üst Kurulunun görev tanımlarını yapan Cumhurbaşkanlığının 4 Sayılı Kararnamesinin ilgili maddelerine uyar şekilde Adli Tıp Üst Kurulunca değerlendirmeyi gerektirecek ölçütlerin hiçbirini karşılamadığı, Dosyada Adli Tıp 7. İhtisas Kurulu mütalaaları ile çelişkiye neden olan başka bir bilirkişi heyet görüşü bulunmadığı, Bununla birlikte sonucu değiştirebileceği düşünülen yeni tıbbi belge olması veya değerlendirilmesi istenen yeni hususlar olması durumunda öncelikle Adli Tıp... İhtisas Kurulundan görüş alınması, yeterince kanaat verici bulunmaması ya da çelişki oluşması durumunda yeni hususlarda 3. Üst Kuruldan tekrar görüş istenebileceği, Dosyada bu haliyle Cumhurbaşkanlığının 4 sayılı kararnamesinin 16. maddesi kapsamında değerlendirilecek bir hususun olmadığı ve bu nedenlerle Üst Kurul gündemine alınamayacağı anlaşıldığından herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın iadesi uygun görülmüştür.".... şeklinde mütalaada bulunmuştur.

Dr. ..., Dr. ..., Dr. ..., Doç. Dr. ... sigorta uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 10.04.2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; "...Hukuki değerlendirme ve takdir tamamen Yüce Mahkemenize ait olmak üzere, dosya münderecatında yer alan davacının iddiaları, davalının savunmaları ve dosyaya sunulan tüm belge ve deliller değerlendirilmek suretiyle yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;

1.Gebelik takip ve doğum sürecinde herhangi bir dikkat ve özen eksikliği veya kusurlu tıbbi uygulamanın olmadığı, yapılan tıbbi uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu, ortaya çıkan istenmeyen sonucun (plexus brachialis yaralanması) bir komplikasyon olarak kabul edilmesi gerektiği, tıbbi uygulamalar yönünden kusur atfetmenin mümkün olmadığı, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği, aydınlatmanın yerine getirilmesinde şekil (serbestisi) yönünden değerlendirmenin sayın Mahkemeniz takdirinde olduğu bilirkişi heyeti olarak adı geçen dava dışı doktorlara atfedilebilecek herhangi bir kusur veyahut ihmalin bulunmadığı kanaatine varıldığını, 2. Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereği, heyette yer alan uzman bilirkişilerin “...bu durumun bir komplikasyon olarak kabul edilmesi gerektiği ve tıbbi uygulamalar açısından kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı...” şeklindeki görüşünün kabul edilmesi halinde, sigorta sorumluluğu bulunmadığı, konuya ilişkin takdir ve hukuki değerlendirme, Sayın Mahkemenin yetkisindedir. Kanun ve yönetmelikler kapsamında “Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz” olarak belirtilmiş olup, tarafların dilekçelerinde ilgili mevzuata dayanarak beyan edilmiş hukuki gerekçelerin, hukuki değerlendirmelerin mahkeme kararlarının yorumu, değerlendirilmesi bilirkişinin yetkisinde bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK 282 hükmü de gözetilmek kaydıyla ve 6754 sayılı Kanun'un md. 3/3 ile HMK md. 266/c.2 uyarınca bilcümle hukuki tavsif ve takdir tamamıyla ve münhasıran Sayın Mahkemeye ait olarak, Sayın Mahkemenizin nihai takdirlerine ve tensiplerine saygılarımla arz ederim. ..." şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir.

Mahkememiz 01/07/2020 tarihli duruşmasında Dr. ... beyanında; Öncelikle okuyup incelemiş olduğum dava dilekçesinin 4 nolu bendinde belirtilen yanlışlığı düzeltmek istiyorum, her ne kadar dava dilekçesinin 4 nolu bendinde doğumu yaptıran doktor olarak gösterilmiş isem de, doğum belgesinde de görüleceği üzere ...'nın doğumu ... tarafından yaptırılmıştır, ben ...'nın gebelik takibini yapan doktordum, ... ve eşine doğumdan bir gün önce hastanedeki takibi sırasında bebeğin kilolu olduğunu normal doğumun riskli olacağını söyleyerek kendilerine sezeryan yöntemini tercih etmeleri konusunda latince tabirler dahi kullanmadan anlayacakları açık ifadelerle izah ettim, kendileri bundan önceki doğumun da normal doğum olduğunu, bu doğumda da normal doğum yöntemini tercih etmek istediklerini ileterek bir iki dakika dışarı çıkarak kendi aralarında bu konuyu müzakere etmek istedikleri söylediler, bunun üzerine dışarı çıktılar ve uzun süre geri dönmeyince dışarıya çıkıp baktığımızda çiftin hastaneden ayrıldığını gördük, ertesi gün ...'nın doğum yaptığını öğrendim, doğumu da aynı hastanede birlikte çalıştığımız Dr. ... gerçekleştirdi, gebelik takibini yaptığım ...'nın doğum yaptığını öğrenince durumunu kontrol etmek için yanına gittiğimde, bana hitaben '' dün beni sezeryana almak istiyordunuz doktor bey, bakın normal doğumla doğum yapabildim, hiçbir sorun yok'' şeklinde cümleler sarf etti, doğum sırasında gerçekleşen komplikasyonlarda herhangi bir kusurum bulunmamaktadır, ben görevimi gerektirdiği şekilde hastaya gerekli uyarılar ve ikazlarda bulundum..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 12/06/2024 Tarihli Duruşmasında Davacı Tanığı ... Beyanında; Davacı ... ... doğumu sırasında yanında değildim. Ben onunla hiç hastaneye gitmedim. Egzersizlerine yardım ettim. Çocuğun ameliyat olduğunu biliyorum. ..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Mahkememizin 12/06/2024 Tarihli Duruşmasında davacı tanığı ... beyanında; "... Ben ... Hanımla birlikte hiç hastaneye gitmedim çocuklarımız arkadaştırlar. Çocuğun iyileşmesi için hastaneye fizik tedaviye sürekli gidip gelmişlerdir. Bu rahatsızlığı nedeniyle ekstra çaba harcamak zorunda kalmıştır. Benim bilgim çocuk doğduktan sonra yaşadıkları üzüntü stres ve zorluklarla ilgilidir. Ben arkadaşları olduğum için bizzat şahidim. Fizik tedaviye ve yüzmeye haftada 3 yada 4 gün gidiyorlardı. Aynı zamanda her hafta doktor kontrolleri de vardı. ..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Mahkememizin 12/06/2024 Tarihli Duruşmasında davacı tanığı ... beyanında "... Ben davacı ile doğum sürecinde hastaneye gitmedim. Ancak doğumdan sonra ziyaretlerine gittim sürekli birlikte idik. Çocuk bu şekilde doğduğu için davacı çok üzgündü. İyileşeceğini düşünüyorlardı. 13 yıldır sürekli hastaneye gitmektedirler. Sürekli fizik tedavi ve yüzme egzersizlerine götürmektedirler evdede çocuğa egzersiz yaptırırlar. ..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Huzurdaki davanın; davalı sigorta şirketinin sigortalısı doktorun görevi sırasında davacı küçük ...'ya yanlış doğum yöntemi uygulanması nedeniyle HMK 107. Madde uyarınca geçici bakıcı giderine efor kaybı maddi tazminatı, kalıcı bakıcı gideri ihtiyacına ilişkin maddi tazminat, SGK tarafından karşılanmayan tedavi yol yemek refakatçi ve sair tedaviye bağlı manevi tazminat istemlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı ve deliler birlikte değerlendirildiğinde; davanın hekim hatası iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat zararın davalı sigorta şirketinden tahsili isteminden ibaret olduğu anlaşılmıştır.

Eldeki dava kusur sorumluluğu nedeniyle ikame edilmiştir, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı hekimin kusuru oranına göre tespit edilmesi gereklidir. Davacı küçük ...'nın doğum sırasında brakiyal pleksus lezyonunun oluşması nedeniyle davalı sigorta şirketinin sigortalısı hekimlerin tıbbi kötü uygulamadan kaynaklı kusurlu olduğu ifade edilmiş ise de davacı ...'nın gebelik takibini yapan dava dışı Dr. ...'ın 29.09.2011 tarihli kontrolünde 38 haftalık gebelikte bebeğin kilosunun 3.950 gram olarak belirlendiği, aileye sezeryan önerildiği ancak kilo sınırının Sağık Bakanlığı tarafından belirlenen sınırın altında olduğu, hekimin hastasını aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği hastanın rızasının sezeryan yolu ile doğum olmaması ve tıbben sezeryan doğum şeklinin zorunlu olduğuna dair bir durum bulunmadığı alınman tüm raporlarla anlaşıldığından Dr. ...'a atfedilebilecek bir kusur tespit edilememiştir. Doğumu gerçekleştiren Dr. ... bakımından ise doğum yönteminin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun gerçekleştirildiği, doğum kilosunun 4000 g altında olduğu, brakiyal pleksus yaralanmasının meydana gelmesinde hekime atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı alınan tüm raporlarda birbirine uyumlu tespitlerle ortaya konulmuştur. Doğum gerçekleşme şeklinde sezaryen ile doğumun zorunlu olmadığı, hastanın iradesinin de vajinal doğum yönünde olduğu, brakiyal pleksus vakıalarının yarısından fazlasında komplikasyonsuz vajinal yoldan doğumlarda gerçekleştiği, doğum öncesinde doğumun normal koşullar dışında gerçekleşebileceğine dair herhangi bir tıbbi bulguya rastlanılmadığı, sezaryen endikasyonunun bulunmadığı, doğum eyleminde uzama ya da aksaklık bildirilmediği, söz konusu bulgularla kişiye normal doğum yaptırılmasının yanlış bir yaklaşım olmadığı, yeni doğan küçükte saptanan brakial pleksus lezyonunun normal doğum eylemi sırasında tüm özenin gösterildiği durumlarda dahi bebeğin vaginal yoldan çıkartılması sırasındaki manevralara bağlı olarak görülebildiği, öngörülemeyen ve önlenemeyen bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, bebeğin fiziksel gelişimi, doğum öncesi tetkik sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; doğum eylemi sırasında bebekte plektus brakialis lezyonu oluşması yönünden dava dışı doktorlara atfı kabil bir kusur tespit edilmediği (Aynı yönde bkz. Yargıtay 3. HD'nin 09/09/2024 tarih ve 2023/3569 E. 2024/2107 K. sayılı; Yargıtay 11. HD'nin 09/09/2024 tarih ve 2023/4772 E.,2024/6130 K. sayılı ilamları). Davacıların olası riskler konusunda bilgilendirildiği, bebekte komplikasyon sonucu oluşan rahatsızlığın doğum sonrası fark edildiği ve tedavi sürecine geçilmesine karar verildiği de dosya kapsamından anlaşılmakla olayın davalı sigorta şirketinin sigortalısı hekimlerin yanlış müdahalesi sonucu meydana gelmediği ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla, açılmış bulunan davanın reddine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;

1.Davanın REDDİNE,

2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 22,80-TL eksik harcın davacılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,

3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,

4.Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6.Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,

Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/02/2026 Katip ... E-İMZA Hakim ... E-İMZA

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog