Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/13149 E.  ,  2025/17578 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/2785 E., 2024/1337 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Sorgun 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2021/108 E., 2022/120 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ../... Esnaf sicil, 8...4 vergi numarası elektirkçi olarak serbeest meslek sahibi olduğunu, elektrikçi olarak önce " ... Sorgun " adresinde kiracı olarak faaliyet gösterdiğini, 2017-2018 yılında ise bu işyerine yakın daha öncesimnde lokanta olan bir taşınmazı satın aldığını ve işyerini taşıdığını ancak bu işyerinin daha önce lokanta olması nedeni ile pide fırınının yıkılması gerektiğini, bu iş için ... ile 750,00 TL ücret karşılığında anlaştığını, bu işyerinin adresinin ... Sorgun " olduğunu, ancak ... aldığı işi kendisi ve yanına aldığı kendi işçileri ile 1-2 gün çalışarak yaptıktan sonra olay günü olan 26.02.2018 tarihinde fırını kendisi yıkarken fırını aşağı doğru uçması sırasında kaçarken ayağı tuğlalara takılarak yere düştüğünü ve yaralandığını, müvekkil hakkında taksirle yaralamaya sebep verdiğinden bahisle Sorgun 2. Asliye Ceza Mahkemesinde 2018/126 E. sayısı üzerinden dava devam ettiğini, ayrıca SGK tarafından süresinde iş kazası bildirimi yapılmaması nedeni ile idari para cezası belirlendiğini, Kurumun iş kazası tespitine ilişkin işleminin iptalini talep etmektedir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

Davalı Kurum vekili, Kurum aleyhine açılmış olan bu dava hukuka aykırı olduğunu, sigortalı 6...2 TC kimlik numaralı ..., ... sicil sayılı dosyada ... adına işlem gören Bina Yıkım Tadilat Onarım iş yerinde 26.02.2018 tarihinde iş kazası geçirdiğini, yapılan incelemeler ve denetimler neticesinde işbu durumun işi kazası olduğu kanaatine varıldığını, iş kazasının müvekkil Kuruma bildirilmediğini, 6331 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki iş kazası bildirimi ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere idari para cezası uygulanacağı hükmü gereği işverene yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile gerekli iş ve işlemler yapıldığını, usul ve kanuna aykırı olarak açılan davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise yapılacak tahkikat ve inceleme neticesinde esastan davanın reddine karar verilmesi

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "-Davanın kabulü ile dava konusu 26.02.2018 tarihli kazanın iş kazası olmadığının tespiti ile buna ilişkin Kurum işleminin iptaline" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davalı Kurum vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde; Kurum müfettiş raporu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve Asliye Ceza Mahkemesi taraıfndan alınan kusur raporunda aralarındaki ilişkinin hizmet akdine dayandığı, kusur raporunda davacının tali kusurlu olduğu, kurum işlemlerinde hata bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kararın bozulmasını talep etmektedir.

2.Davalı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde; davalı ...’in sağ kolunu bu kaza sebebi ile kaybettiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında İlk Derece Mahkemesi gerekçesine atıf yapılmakla yetinildiğini, işverence koruyucu teçhizat verildiğini, aralarındaki ilişkinin hizmet akdine dayandığını, davacının müvekkilinin sigortasını başka yerden sigortalı olması nedeni ile yapmadığını beyan etmesinin kabul niteliğinde olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıya ait işyerinde davalı ...'in geçirdiği kazanın iş kazası olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

1.Davaya konu olan ve iş kazası "iş kazası" mevzuatımızda 506 sayılı Kanun'un 11-a ve 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki kanunda da iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir.

2.Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olup, Kanunun 13. maddesinde iş kazası; "a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c)Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d)Bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde belirlenmiştir.

Olayın, iş kazası olarak kabul edilebilmesi için olaya maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesi anlamında sigortalı olması, olayın, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Bu yönde, 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar;

a)Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması,

b)İşin işverene ait yerde yapılması,

c)Kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmaması şeklinde sıralanabilir. Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Bu nedenle dava konusu olayda öncelikle "hizmet aktinin varlığı" araştırılmalıdır; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 393/1 maddesinde, hizmet sözleşmesi; hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesinde, “bağımlılık” unsuruna da yer verilmiştir. Hizmet akdi, her şeyden önce bir iş görme edimini zorunlu kılar. Bu sözleşmeyle sigortalıya yüklenen borç, işveren yararına bir iş görmek, hizmet sunmaktır. Bağımlılık ve bu kapsamda ele alınması gereken zaman unsuru, hizmet akdinin ayırt edici özelliğidir.

Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki, iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bazı durumlarda, taraflar arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi bulunmasa da, işverenin iş organizasyonu içinde yer alınmaktaysa bu unsurun varlığının kabulü gerekecektir. Önemli yön, işverenin her an denetim ve buyurma yetkisini kullanabilecek olması, çalışanın, edimi ile ilgili buyruklara uyma dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte teknik ve hukuki bir bağımlılığın bulunmasıdır. Genel anlamda bağımlı çalışma, işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda, işverence sağlanacak teknik destek ve işverenin denetim ve gözetiminde yapılan çalışmadır. İşverenin yönetim (talimat verme) hakkı karşısında işçinin talimatlara uyma (itaat) borcu yer alır. Bir işin görülmesi süreci içinde işçinin faaliyeti, çalışma şekli, yeri, zamanı ve işyerindeki davranışları düzenleyen talimatlar veren işveren onu kişisel bağımlılığı altında tutar. Bu sözleşmede var olan otorite/bağımlılık ilişkisi taraflar arasında kaçınılmaz olarak bir hukuki hiyerarşi yaratır. Bu nedenle hizmet akdinde bağımlılık hem işçinin kişiliğini ilgilendirmekte hem de bir hukuki bağımlılık niteliği taşımaktadır.

Hizmet akdi, çoğu kez Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 470. maddesinde) tanımlanan istisna akdi (eser sözleşmesi) ile karıştırılabilmekte, ikisinin ayırt edilebilmesi bazı durumlarda güçleşmektedir; çalışan, iş gücünü belirli veya belirsiz bir zaman için çalıştıranın buyruğunda bulundurmakla yükümlü olmayarak, işveren buyruğuna bağlı olmadan sözleşmedeki amaçları gerçekleştirecek biçimde edimini görüyorsa, sözleşmenin amacı bir eser meydana getirmekse, çalışma ilişkisi istisna akdine dayanıyor demektir. Hizmet akdinde ise çalışan, emeğini iş sahibinin emrine hazır bulundurmaktadır ve ücret, faaliyetin meydana gelmesinin sonucu için değil, bizzat yapılan faaliyetin karşılığı olarak ödenmektedir. Öte yandan;

313.madde hükmünün açıklığı gereği, çalışanın kendi aletleri ile çalışması veya götürü hizmet sözleşmelerinde ücretin, yapılacak işe göre toptan kararlaştırılması imkan dahilinde bulunduğundan, tarafların belli bir fiyat üzerinden anlaşmaları istisna akdinin varlığını göstermediği gibi, götürü sözleşmelerde, bir süre için hizmet etme borcunun mu, yoksa önceden belirlenmiş bir sonucun meydana getirilmesi borcunun mu yüklenildiğinin şüpheli bulunduğu durumlarda, araştırma yapılarak tarafların amacı, durumu ve yaşam deneyimleri gözetilip hukuki ilişki saptanmalıdır.

3.Somut olayda davacı ...'ın emniyetteki ifadesi ve müfettiş raporundaki beyanlarında davalının başka işyerinden sigortası olması nedeni ile sigortalı bildiriminde bulunmadığını, işe başlarken koruyucu malzeme verdiğini beyan ettiği, SGK müfettiş raporu ile kazanın iş kazası olarak belirlendiği, 112 Acil Servisine iş kazası olarak bildirimde bulunulduğu, davalının kaza tarihinde farklı bir işverenden sigortalılığına ilişkin bildirim bulunmadığı, davalının vergi kaydı bulunmadığı bu sebeple kendi nam ve hesabına çalıştığının ispatlanamadığı, davalının hizmet dökümlerinde kısa süreli 4/a kapsamında çalışmaları bildirildiği görülmekle ceza davasındaki kesin hüküm ve kabul edilen olgular ışığında davacının duvar yıkım işini anahtar teslim iş kapsamında davalıya vermediği, işi yönettiği ve denetlediği anlaşılmaktadır. Tüm bu sebeplerle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz görülmüştür. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup sair hususlar incelenmeksizin bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,

3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog