11. Ceza Dairesi 2021/29087 E. , 2025/16396 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Sanığın, katılan ...'a ait araçta 13/09/2010 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayından sonra araçtan çalındığı anlaşılan...Şubesine ait ... çek numaralı boş çeki 16/12/2012 tarihinde 27.600 TL bedelle keşide ederek ...'a alışveriş karşılığı verdiği, ...'ın vekili avukat...'in bankaya ibraz etmesi üzerine çekin çalıntı olduğunun anlaşıldığı, bu şekilde sanığın ele geçirdiği suça konu çeki düzenledikten sonra ...'a alışveriş karşılığı vermek suretiyle atılı suçu işlediği iddia olunan olayda;
Hüküm fıkrasının 2-a) ile başlayan 2. paragrafında 2760 gün adli para cezası olarak belirlenen temel cezada 1/6 oranında indirim yapılması sırasında maddi hata yapılarak ''2300 gün'' yerine '1300 gün'' şeklinde belirtilmesi sonuç adli para cezasının 46.000,00 TL olarak doğru belirlenmesi nedeniyle eleştirilmekle yetinilmiş, ancak sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek hakkında hükmolunan 46.000,00 TL adli para cezasının ödenmemesi durumunda 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereği Mahkemece sehven belirlenen ''1300 gün'' üzerinden hapse çevrilmesi hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın, ... isimli şahsın köylerden mal toplayıp satan biri olduğu, onunla bir çok ticari ilişkisinin olup, halen devam ettiği, ...'a değişik zamanlarda çok fazla çek verdiği, ancak verdiği çekler içerisinde bu çekin olup olmadığını hatırlamadığına ilişkin tevil yollu ikrar içeren savunması ile tanık olarak beyanlarına başvurulan ...'ın, sanık ile iki ya da üç defa peşin para ile ticaret yaptığı, sonradan bir alışveriş daha yapıp, yaptığı alışverişe karşılık çalıntı olduğu tespit edilen suça konu çekin sanık tarafından kendisine verildiğine dair istikrarlı beyanları birlikte değerlendirildiğinde; 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştirilen husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Sanığa yüklenen "Resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 24.12.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.12.2025 tarihinde karar verildi.