T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket ... A.Ş., 1943 yılında merhum ... ve üç kardeşi tarafından Türkiyenin gelişimine ve büyümesine katkıda bulunmak hedefiyle temelleri atılan inşaat sektöründe her zaman güven, gelişim ve başarının sembol temsilcilerinden olduklarını, temel felsefesi sağlam, sürdürülebilir, fonksiyonel ve estetik yaşam alanları üretmek olan müvekkili şirket, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında bir çok projeye imza attığını, atmakta olan, sektörde haklı bir bilinirliği güveni olan, ülkemiz ekonomisine her yönden katkı sağlayarak ülkenin büyümesinde pay sahibi olan firmalardan biri olduğunu, müvekkili şirket, gerek yurt içinde gerek ise yurt dışında üstlendiği projeler ile dünya çapında başarılara imza attığını ve atmaya da devam etmekte olduğunu, bu itibarla müvekkili ülke ekonomisine-istihdama-gelişip büyümesine önemli katkılar sağlayan bir firma olduğunu, her zaman bu yönde amaç ve hedeflerini sürdürmekte olan müvekkili şirketin üstendiği işlerden güncel ve en önemli projelerinden birisi de Adıyaman... Deprem Konutları projesi olduğunu, müvekkil şirket, üstlendiği söz konusu Adıyaman ... Deprem Konutları projesi kapsamında bir çok inşaat şantiyesine ilişkin olacak şekilde, sözleşmeler akdetmekte olup davalı firma ile de farklı zaman ve şantiyelere ilişkin sözleşmeler imzalandığını, davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmeler sebebiyle doğan ticari ilişkide hakediş düzenlenmesi ve cari hesap usulü ile çalışıldığını, bu sözleşmeleri kapsamında müvekkili şirket cari hesap ekstresinden kaynaklı alacaklı konuma geçmiş olduğunu, süreç içerisinde davalı şirket ile borcun ödenmesi konusunda bir çok kez görüşmeler yapılmış olmasına rağmen davalı şirket tarafından cari hesap bakiyesi ödenmediğini, akabinde müvekkili şirketin iyi niyetli olarak hukuki süreç başlamadan uyuşmazlığı çözme çabalarının sonuçsuz kalması üzerine, davalı şirket aleyhine müvekkili şirketin sair tüm hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile cari hesap alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile İlamsız (Örnek 7) icra takibi başlatıldığını, bununla birlikte her ne kadar davalı, davacı müvekkili şirkete karşı borcunun bulunmadığı şeklinde beyan de bulunmuş ve açılan takibe süresi içerisinde itiraz edip takibi durdurulduğunu, davalının bu itirazı yerinde olmayıp yalnızca takibi durdurma amacıyla kötü niyetli olarak yapıldığını, zira davacı müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen sözleşmeler kaynaklı ticari ilişki, müvekkilin cari hesap kayıtlarında tutulmuş olduğunu iş bu cari kayıtlara bakıldığında dahi müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunu, belirtmek gerekirse, davalı firmanın icra takibimizden sonra güncel cari hesap bakiyesi 3.999.999,99 TL olmakla, iş bu davamızı sair ve fazlaya dair tüm haklarını mahfuz kalmak kaydıyla 3.999.999,99 TL üzerinden ikame ettiklerini, davanın kabulü ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın 3.999.999,99 TL üzerinden iptali ile takibin devamını, davalı şirket aleyhine takip konusu meblağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı...Anonim Şirketi ile müvekkili ...Ve İş Makineleri Limited Şirketi, davacının... Konutları projesi kapsamında birden çok iş için sözleşme akdederek ticari ilişki kurduklarını, müvekkili bahse konu sözleşmelerden kaynaklanan bütün edimlerini eksiksiz şekilde ifa ettiğini ancak davacı tarafça söz konusu sözleşmelerin şartları yerine getirilmediğini, yani davacı tarafın iddiasının aksine mevcut ticari ilişkinin gereklerini yerine getirmeyen taraf müvekkili değil; davacı taraf olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, sözleşmeler uyarınca davacı taraf müvekkili şirket ile kule vinç kiralama sözleşmeleri akdederek toplamda 11 adet kule vinç kiraladığını, bunun akabinde müvekkili şirket sözleşmelerden doğan tüm edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini ve herhangi bir maddi borcu bulunmadığını, her ihtimale karşılık kabul anlamına gelmemekle beraber, müvekkili şirketin davacı tarafa borcu var ise de iddia edilen maddi müddeabih kadar olması mümkün olmadığını, fakat davacı taraf, herhangi bir somut delile dayanmadan müvekkilimiz aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü nezdinde bulunan ... Esas Sayılı dosya ile icra takibine giriştiğini, davacı tarafça müvekkile ihtarname gönderilerek, 3 iş günü gibi kısa bir süre içerisinde 6.483.806,05 TL ödeme talep edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine aynı miktar üzerinden icra takibine girişilmiş ancak daha sonrasında bu miktardan daha düşük bir miktar olan 3.999.999,00 TL üzerinden dava yoluna gidildiğini, öncelikle davanın usulden reddini, sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise müvekkil hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME
Dava, hukuki niteliği itibari ile; taraflar arasındaki kule vinç (taşınır) kiralama sözleşmesi kapsamında davacı tarafın cari kayıtlar uyarınca taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasına konu alacak talebinin haklı olup olmadığı, dava konusu edilen 3.999.999,99 TL tutarında alacak miktarının yerinde olup olmadığına ilişkin itirazın iptali davasıdır. Mahkememizdeki dava 14/11/2025 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. 6102 Sayılı TTK'nin 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın konusu işin her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde özel düzenleme olmalıdır. Yine Türk Ticaret Kanunun 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılmasının görevin belirlenmesi yönünden bir etkisi bulunmamaktadır. 6100 Sayılı HMK'nin 4/1-a maddesine göre; kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda " Sulh Hukuk Mahkemeleri" görevlidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesinde; " Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır.
Bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği ve dava konusu edilen uyuşmazlığın mahiyeti gereği taşınır kira sözleşmesi nedeniyle düzenlendiği iddia edilen faturanın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemli olayda kira hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama, toplanan deliller sonucunda; Somut olayda, uyuşmazlık taşınır nitelikte olan kule vinç kira sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Dava, 6100 Sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacının davasının HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince görev dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-Görevli Mahkemenin İSTANBUL SULH HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
3.Karar kesinleştiğinde HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre içinde başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemesine gönderilmesine, belirlenen süre içinde başvurulmadığı takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
4.HMK 'nun 331/2. maddesi son cümlesi uyarınca dosya süresi içinde görevli mahkemeye gönderilmediği takdirde talep halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunda mahkememizce karar verilmesine,
5.HMK 'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunda görevli mahkemece karar verilmesine,
Dair,
HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.12/03/2026
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)