Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/12677 E.  ,  2025/17602 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/473 E., 2022/618 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... Ecza Deposu Dış Tic. A.Ş vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı ... (SGK/Kurum) vekili; dava dışı Kurum sigortalılarından ...’nun davalı şirkete ait işyerinde çalıştığı sırada 30.11.2002 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda % 42 oranında sürekli iş göremez duruma girdiğini, Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 28.12.2016 tarihli inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu ve iş kazasının meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğunun tespit edildiğini, sigortalıya 829,56 TL tedavi masrafı, 223,39 TL geçici iş göremezlik ödemesi ve 175.379,52 TL peşin sermaye değerli gelir olmak üzere toplam 176.432,47 TL harcama yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 70.572,99 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... Ecza Deposu Dış Tic. A.Ş. (... Ecza Deposu A.Ş.) vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, olayın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurlu olmadığını, müvekkilinin işyerinde alınması gereken tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini aldığını, malûliyet ve kusur oranları henüz kesinleşmediğinden rücuya ilişkin yasal şartların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı ... vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin olayın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığını ve sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2020 tarihli ve 2018/281 Esas, 2020/474 Karar sayılı kararı ile kusur aidiyet ve oranları yönünden Kurum denetmen rapor sonucunu teyit eden kusur raporunun hükme esas alındığı, kusur aidiyet ve oranlarına yönelik davalı vekili itirazlarının yerinde olmadığı, hesap raporunun da dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulü ile 157.841,57 TL ilk peşin sermaye değerinin gelir onay tarihinden, 746,60 TL tedavi giderinin ve 201,05 TL geçici iş göremezlik ödemesinin sarf ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Ecza Deposu Dış Tic. A.Ş vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2021 tarihli kararı ile istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRA YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2021 tarihli kararının süresi içerisinde davacı ve davalı ... Ecza Deposu Dış Tic. A.Ş vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, eldeki dava dosyası incelendiğinde, sürekli iş göremezlik derecesine yönelik itirazların giderilmediği anlaşılmakla, ilgili mevzuat hükümlerinde açıklanan prosedür ikmal edilerek sigortalının sürekli iş göremezlik derecesi belirlenerek Kurum zararının belirlenmesi ve elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir, gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somutlaştırma yükü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) sistematiği içinde tahkikat aşamasına geçilmeden evvel tarafların uyuşmazlık konularının ve bunların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin en başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının hedeflendiği, bu sebeple de HMK’nın 145. maddesinde belirtilen ve tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar dışında sonradan delil sunulması hâlinde bu delillerin dikkate alınmaması gerektiği, kural olarak temyiz incelemesinde de daha önce ileri sürülmeyen yeni vakıaların ve delillerin ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, somut olayda taraf vekillerinin malûliyet oranına ilişkin bir itirazının bulunmadığı, istinaf dilekçesinde malûliyete ilişkin bir itirazı bulunmayan davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararı temyiz ederken malûliyete ve oranına itiraz ettiği, ancak temyiz dilekçesinde ilk kez ileri sürülen bu hususun yargılamanın başından beri davalı tarafça bilindiği, Kurum tarafından malûliyet oranı belirlenerek talepte bulunulduğu, davalı tarafça temyiz aşamasına kadar bu itirazın ileri sürülmeme nedeni açıklanmadığı gibi, bu delillerin de aslında yargılama sırasında davalının elinde bulunup sonradan oluşturulmadığı, davalının sonradan delil gösterilebilmesi için HMK’nın 145. maddesinde belirtilen istisnai hâllerin mevcudiyetini de ileri sürmediği, bu nedenle davalının somut bir itirazı olmadan Mahkemece malûliyet oranının araştırılmasının mümkün olmadığı, her ne kadar Yargıtay kararlarında malûliyete ilişkin hususlar kamu düzeni ile ilişkilendirilse de bu ilkenin sigortalı tarafından açılan malûliyet oranının tespiti davalarında uygulanması gerektiği, Kurumca açılan rücuan tazminat davasında, sigortalının da malûliyet oranına bir itirazı yokken davayı uzatmaya yönelik malûliyet itirazına değer verilemeyeceği gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı şirket vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı Kurum vekili, davalı ...’in kusursuz olduğu gerekçesiyle hakkındaki davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, yine davalı ...'in kusursuz, diğer davalı şirketin ise %90 oranında kusurlu sayılmasının da hatalı olduğunu, davalıların iş kazasının meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı şirket vekili, davaya cevap, ihtiyati tedbire itiraz ve 07.12.2021 tarihli temyiz dilekçesinde malûliyete yönelik itirazları ileri sürdüklerini, ancak Mahkemece dikkate alınmadığını, dava dışı sigortalının müvekkili aleyhine açtığı davada alınan Adli Tıp Kurumu raporunda malûliyetin oluşmadığının tespit edildiğini, bu şekilde kusur ve malûliyete ilişkin raporlar daha kesinleşmemişken ve tazminat davası devam ederken müvekkilinin rücuan tazminat talebinden sorumlu tutulmasının haksız olduğunu, davacı Kurumca sigortalıya yersiz yapılan ödemelerin müvekkilinden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı definin değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Hukuk Genel Kurul Kararı:

Hukuk Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli kararı ile somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirkete ait işyerinde çalışmakta olan dava dışı sigortalının 30.11.2002 tarihinde geçirdiği kazada yaralandığı, sosyal güvenlik denetmeni tarafından düzenlenen 28.12.2016 tarihli inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu ve olayın meydana gelmesinde davalı şirketin %90, dava dışı sigortalı ile diğer davalı ...’in ortaklaşa %10 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, ... Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 12.04.2018 tarihli kararı ile dava dışı sigortalıda meydana gelen meslekte kazanma gücü kayıp oranının %42 olarak belirlendiği, Kurumca sigortalıya geçici iş göremezlik ödemesi ve sağlık harcaması yapılıp sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, bu suretle oluşan Kurum zararının rücuan tazmini talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmış olup davalı şirket vekilinin aşamalarda verdiği dilekçelerinde malûliyet oranının kesinleşmediğini beyan etmekle birlikte malûliyet oranına itiraz etmediği, bu hususun ilk kez temyiz aşamasında ileri sürüldüğü dikkate alındığında direnme kararının yerinde olduğu, bozma kararının ise isabetli olmadığı sonucuna varılmıştır. Hâl böyle olunca direnme kararı usul ve yasaya uygundur. Ne var ki, Özel Dairece bozma nedenine göre davacı Kurum ve davalı şirket vekillerinin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir, gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi direnme kararı yerinde görülmüştür.

D. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı Kurum ve davalı Şirket vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz eden taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog