Esas No
E. 2021/192
Karar No
K. 2025/142
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C.

İSTANBUL

4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/192 Esas
KARAR NO: 2025/142
DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/08/2020
KARAR TARİHİ: 09/10/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili 06/08/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin öne gelen kuruluşlardan ... mensubu olduğunu, çeşitli mal ve hizmet sınıflarında tescilli , uzun süredir ve kesintisiz olarak kullandığı çok sayıda '...” ve “...” ibareli markalarının bulunduğunu, « “...” ibareli marka uluslararası .... sınıfa dahil mallar için 20.10.1995 tarih,...başvuru no ve ... tescil no ile (2005 ve 2015 yıllarında yenilendiğini) “...” ibareli marka uluslararası ...sınıfa dahil mal ve hizmetler için 22.11.2002 tarih ve ... tescil no ile (2012 yılında yenilenmiştir. “...” ibareli marka uluslararası .... sınıfa dahil mallar için 21.11.2002 tarih ve... tescil no ile (2012 yılında yenilendiğini) “... ŞEKİL” ibareli marka uluslararası ... sınıfa dahil mallar için 30.12.2003 tarih ve ... no ile, “... ” ibareli marka uluslararası .... sınıfa dahil mallar için 04.04.2006 tarih ve ...no ile, “...” ibareli markalarının uluslararası...sınıfa dahil mallar için 27.05.2003 tarih ve... no ile, “ ...” ibareli markalarının uluslararası ... sınıfa dahil mallar için 23.08.2016 tarih ve ... no ile, “ ...” ibareli markalarının uluslararası ... sınıfa dahil mallar için ...tarih ve ... no ile müvekkili şirket ... A.Ş. adına tescilli olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli bu markaların varlığı ve tüketici nezdindeki bilinirliğine rağmen davalı ...Şirketi tarafından müvekkil şirketin tescillerinden çok sonra ... tarihinde ... numarası ile TÜRKPATENT nezdinde "..." ibaresiyle bir başvuru yapılarak tescil talebinde bulunulduğunu ve ilgili markanın 13.05.2019 tarih ve 324 sayılı Resmi Marka Bülteninde yayınlandığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu” nun 5/1-ç maddesi ise, “Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler tescil edilemez.” hükmünü ihtiva ettiğini, davalı firma tarafından tescil ettirilmiş olan dava konusu markanın esas ve ayırt edici unsuru “...” ibaresi olup, müvekkili şirketin Türk Marka ve Patent Kurumu nezdinde tescilli olan“...” ibareli markasının esas ve ayırt edici unsuru olan “...” ibaresi ile ayırt edilemeyecek derecede aynı olduğunu, davalı şirketin dava konusu markayı tescil ettirmesindeki amacının, müvekkil şirketin markaları ile seri marka olduğu veya davalı şirket ile müvekkili şirket arasında işletmesel yahut mali bir bağın bulunduğu izlenimi yaratarak müvekkil şirket markalarının tanınmışlığından ve tüketiciler nezdindeki güvenilirliğinden yararlandığını, davalı firmanın tescile konu “...” ibaresi ile müvekkili şirket adına tescilli muhtelif “..." unsuru ibareli markalar ayırt edilemeyecek derecede benzer ve hatta görsel ve işitsel anlamda birebir aynı derecede olup, aynı zamanda davalı firma ibaresi, müvekkili şirket markalarını kapsar eşya sınıflarında birebir aynı ürünler için de tescil edildiğini, oysa aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar aynı olan iki markanın aynı mal ve hizmette kullanılmaları mutlak ret nedeni olduğunu, marka görselinde dava konusu “...” ibaresinin oval bir çerçeve içerisine yazılması ile yetinilmiş ve dava konusu markaya müvekkilinin '...' ibareli markalarından ayırt edilmesini sağlayacak hiçbir özellik eklenmediğini, dolayısıyla marka sahibi olan davalı şirketin asıl dikkat çekmek istediği ibarenin “...” ibaresi olduğunu, bu nedenle dava konusu markada bulunan “...” ibaresinin müvekkili şirkete ait redde mesnet markalar ile karşılaştırılması ve incelemenin bu yönden yapılması gerektiğini, müvekkili şirket markalarındaki “...” ibaresinin davalı markasında kullanılmasının, müvekkili şirket markasının tanınmışlık düzeyinden haksız ve kanunsuz bir şekilde yararlanma amacı taşıdığını, SMK ilgili hükmüne göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine tescil talebi reddedilir dediğini, 6769 sayılı SMK'nın 25. Maddesinin birinci bendine göre ilgili hüküm aynı zamanda markanın hükümsüz kılınma hallerinden biri olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta davalı tarafından tescili istenen markanın “...” olup, müvekkili şirket adına tescilli örneklerinin yukarıda açıklanan “..." markaları ile benzer olduğunu, ayrıca tescil edilmek istendiği eşya sınıfının da aynı olduğunu, gerek görsel ve işitsel olarak işbu markanın müvekkili şirketin markası ile karıştırılacağını ve gerekse alıcı kitlesi tarafından markanın müvekkili şirketle bağlantılı olduğunun düşünüleceğini ve bu nedenle de alıcı kitlesi sağlayacağının açıkça ortada olduğunu, nitekim davalının bu markayı bilerek seçip tescilini istediğini, davalının marka olarak, sonsuz denebilecek seviyede seçim olanağı mevcutken özellikle “....” ibaresinin tercih edilmesinin iltibas ve haksız rekabet şeklindeki kötü niyetin bir göstergesi olduğunu, davalıya bu anlamda bir korumanın sağlanmaması gerektiğini, müvekkili şirket adına tescilli "..." ibareli markaların, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi, ayırt ediciliği ve bu marka altında üretilen ürünlerin kalite ve standartları, toplumun büyük çoğunluğunca bilinmekte olduğunu, üçüncü şahıslarca '...' kelimelerinin benzerleri ile oluşturulacak yahut '...' ibaresini ve dolayısıyla müvekkili şirkete ait toplum nezdinde tanınmışlık düzeyine ulaşmış markayı çağrıştıracak nitelikte benzeri ibarelerle yapılacak tescillerin, bu şahısların, müvekkili şirkete ait '...' markasının itibar ve tanınmışlığından faydalanarak haksız kazanç sağlayabileceklerinin açık olduğunu, karıştırılma ihtimalinde, iki marka arasında halk nazarında bağlantı olduğu ihtimalini kapsadığını, bir başka deyişle halk, iki markanın aynı olmadığını düşünse bile, bu iki markanın aynı firmaya ait olabileceğini ya da her iki markanın sahipleri arasında bir bağlantı bulunabileceğini düşünüyor ise, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun aradığı bağlantı ihtimalinin gerçekleşmiş olacağını, davalı şirket tarafından marka olarak başka bir ibare seçme olanağı mevcut iken, sürekli müvekkili şirket markaları ile aynı ya da benzer ibarelerle marka tescil başvuruları yapan davalı şirketin, “...” ibareli müvekkili şirket markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan bir ibarenin tercih edilmesi, iltibas ve haksız rekabet şeklinde kendisini gösteren kötü niyetin bir tezahürü olduğunu, Müvekkil... ve ...Şirketi tanınmış "...” ibareli markasını, 1995 yılından bu yana kullanmakta olduğunu, "...” ibareli markasını ... tarih ve ... numara ile ilk defa uluslararası ... sınıfa giren mal ve emtiaları için Türkiye'de ve bilahare uluslararası ... sınıfa dahil mal ve hizmetler için yurtdışında tescil ettirdiğini, 1969 yılında ...ilçesinde kurulan ... A.Ş.nin, 1971 yılında tek yüzü perdahlı sargılık baskılı ve laminasyonluk kağıt üretimine başladığını, Endüstriyel kağıtlar sektörüne, Sülfit ve Kraft ana ürünlerinin alt ürünleri olan Beyaz Sülfit, Beyaz Hutbak, Perle, Pelur, Peçetelik, Esmer Sülfit, Beyaz Krep, Renkli ve Naturel Krep ürünlerini arz ettiğini, Bilahare; temizlik kağıtları sektörüne giren ..., ev içi kullanım kanalına "...” markası altına tuvalet kağıdı, havlu, peçete ve kutu mendil ürünleri arz ettiğini, ... temizlik kağıtları pazarına girdiği ilk günden beri ürünlerine kazandırdığı değerler ile ... markasının sektörün önde gelen ve tercih edilen markaları arasında olmalarını hedeflemiş ve marka imajına ve haklarına önem veren bir şirket olarak, ürünlerini pazara arz etmeden önce, 1995 yılında "...” markasının tescilini aldığını, Tüketicilerin ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda ...Kağıtın, sektörde bir çok "ilk”in yaratıcısı olduğunu, ürünlerindeki değişimi ambalaj ve logo tasarımlarına da taşıyan Viking Kağıt; ... ve diğer markalarının global, yenilikçi, modern, dinamik ve ileriye dönük birer marka olduğunu tüketicilere gösterdiğini, yaptığı her değişikliğin endüstriyel tasarım tescilini alarak haklarını koruma altına aldığını, ürün kalitesinde ve ambalajında gerçekleştirilen değişiklikleri vurgulamak ve tüketicilere duyurmak adına dönemsel olarak tanıtım faaliyetleri yapıldığını, bir kısmı devam eden bu tanıtım faaliyetlerinde markanın bilinirliğini ve yaygınlığını arttırmayı amaçladığını, temizlik kağıtları kanalında toplam 65, endüstriyel kağıtlar kanalında toplam 45 farklı ürün arzı gerçekleştiren Viking Kağıtın, sektörün ikinci büyük şirketi olarak markalarına yatırımı sürdürmeye ve haklarını korumaya devam ettiğini, müvekkil şirketin “...' ibareli markasını WIPO nezdinde ... ve ...'da da tescillerinin yapıldığını, müvekkilinin markalarını yurtiçinde ve yurtdışında tescil ettirdiğini ve uzun yıllardır da nizasız ve fasılasız şekilde kullandığını, müvekkilinin ... Şirketinin "...” ve "...” esas unsurlu markanın promosyon çalışmalarını sürekli ve aralıksız olarak yaptığını, reklam ve ilanların yayınlandığı gazeteler, tarihleri ve harcamalara ilişkin çizelgelerin markaya kin promosyon çalışmalarını ve sürekliliğini gösterdiğini, müvekkili ... Şirketi tarafından "...” markasının tanınmışlığına ilişkin olarak müşteri memnuniyet anketleri yapıldığını, anket sonuçlarına göre; "...” markasının tanınma oranının % 80 olduğu tespit edildiğini, müvekkili şirketin “...” markası adı altında üretmiş olduğu ürünlerinin kalite ve standartları, toplumun büyük bir kesimi, hatta bu malın alıcısı olmayanlar tarafından dahi bilinmekte ve tanınmakta olduğunu, markalar arasındaki benzerlik incelemesinde, tanınmış marka olma durumunun dikkate alınması yerel ve tanınmış markalara daha geniş bir koruma sağlanması gerektiğini, davalının müvekkili şirketin markaları ile aynı ibareyi taşıyan markasını söz konusu ürünlerde kullanması halinde davalının üretmiş olduğu ürünlerin kalitesindeki düşüklük, orijinalliğinde olabilecek değişiklik, üretimden kaynaklanan hatalar pazarlama taktik ve hataları, fiyat farkı ve damping uygulamaları gibi hususların müvekkili şirketin markalarının itibarına zarar verebileceğini, davalı ... A.Ş. tarafından ...başvuru numarası ve 28.08.2019 başvuru tarihi ile kayıtlı olan "..." ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından TÜRKPATENT Markalar Dairesi Başkanlığı nezdinde yapılan itirazların kısmen kabul edilerek, TÜRKPATENT Markalar Dairesi Başkanlığının 17.04.2020 gün ve ... sayılı kararı ile "Md. 6/1 kapsamında yapılan inceleme sonucunda markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer oldukları aynı/aynı tür /benzer malları/hizmetleri kapsadıkları tespit edildiğini ve bu nedenle markalar arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonucuna ulaşıldığından itiraz gerekçesi yerinde bulunmuştur." gerekçesi ile müvekkili şirketin itirazlarının kısmen kabulüne karar verildiğini, (Müvekkili şirket tarafından redde konu mal ve hizmetler yönünden, TÜRKPATENT YİDK nezdinde tekrar itiraz yoluna başvurulmuş olduğunu, işbu itirazın hali hazırda değerlendirme aşamasında olduğunu), müvekkili şirketin, dava konusu marka tescil başvurusundan çok daha önce “...” ibareli markalarını kullandığını ve bu kullanım sonucunda markaların ayırt edici nitelik kazanmasını sağladığını gösterir reklam ve tanıtım örnekleri, belge ve dokümanlar, davalının '...' ibareli başka bir marka başvurusuna karşı TÜRKPATENT nezdinde yapılan itirazımızın dosyaya sunulduğunu beyan etmiştir.

Davalı vekili 18/11/2020 tarihli cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, tüketim ürünleri alanında, 70 yılı aşkın süredir öncü ürün ve kategorilerde tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamakta olduğunu ve özellikle de Türkiye pazarındaki temizlik ürünleri kategorisinin öncülerinden olduğunu, müvekkili şirket tarafından satışa sunulan çeşitli ürünlere ait markaların her daim Türk Patent Enstitüsü “TPE” nezdinde tescil edilmekte olduğunu ve markalara ait hak sahipliğinin koruma altına alındığını, nitekim müvekkili şirketin ... tescil numarası ile “...” markasının da tescilli sahibi olduğunu, müvekkili şirket tarafından "..." markasına ilişkin ilk tescilin 2011 yılında gerçekleştirilmiş olduğunu, bu tarihten itibaren da markanın aktif olarak kullanıldığını, müvekkili şirketin uzun yıllardır faaliyet göstermekte olduğu temizlik sektöründeki bu konumuna ve fikri mülkiyet haklarına yönelik saygı ve etik politikasına karşın davacı tarafça haksız ve afaki şekilde, müvekkili şirket adına tescilli "..." markasının davacı adına tescilli "..." markası ile Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5/1-ç maddesi uyarınca aynı olduğu iddia edilmiş ve müvekkili şirket markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini talep edildiğini lakin, davacının iddialarının kabul edilebilmesi için her iki markanın kapsadığı mal veya hizmetler aynı veya benzer olması gerektiğini, her iki markanın birbirleri ile aynı veya benzer olmalı ve en nihayetinde karıştırılma ihtimali yani iltibas tehlikesi bulunması gerektiğini, dolayısıyla karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin yapılması gerektiğini, müvekkili şirket markasının tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkini talebinin kabulü mümkün olmadığını, işaret/ibare arasındaki benzerliğe ancak sınıfsal yönden benzerlik olması halinde geçilebilecek olduğunu, davacının işaretsel olarak dahi birbirine benzer olmayan markalar yönünden davacı markaları ile aynı mal ve hizmetleri kapsamayan kapsamayan müvekkili şirket markasının tescilli olduğu tüm hizmet ve sınıflarda hükümsüzlüğünü talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, bunun yanı sıra müvekkili şirket markası ile davacı markalarının çoğu mal ve hizmetler yönünden ayrıştığını, TPMK kayıtları ile sabit olduğunu, ortak mal ve hizmet ibareler yönünden müvekkili şirket markasını 2011 yılından beri aktif olarak kullanmakta olduğunu ve tüketici nezdinde bu mal ve hizmet sınıflarında tanınırlık kazandığını, davacının ise işbu sınıflarında herhangi bir şekil göstermemekte olduğunu ve bu sınıflar açısından herhangi bir tanınmışlığa sahip olmadığını, müvekkili şirket markası ile davacı markalarının arasında işaretsel anlamda herhangi bir benzerlik bulunmadığını, “iki markanın birbiri ile ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunun söylenebilmesi için ortalama bir tüketici nezdinde hiçbir araştırma ve inceleme yapılmasını gerektirmeyecek derece açık bir iltibasın söz konusu olması gerektiğini, görsel açıdan iki marka arasındaki genel izlenimin çok farklı olduğunu, müvekkili şirket markasında "..." ingilizcede yer alan duyu olan "..." kelimesinden alındığını ve Türkçede duyu anlamına geldiğini, bu çerçevede markalar arasında ortak ibare olan "..." ibaresinin, taraf markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik yaratıp yaratmadığı, ibarenin markalar kapsamındaki ortak emtia gruplarında, sahip olduğu anlam nedeniyle yaygın kullanımı bulunan veya tüketiciye belli bir mesaj vermek, kalite algısı yaratmak, mal veya hizmetin sağladığı bir özelliği atfen kullanımının bulunup bulunmadığı hususlarının incelenmesinin ardından değerlendirilebilecek bir unsur olduğunu, davacı markasının TPMK kayıtlarında yer alan tanınmış marka kriterlerine uygun olmadığını, davacının emsal gösterdiği TPMK kayıtlarının somut dava ile ilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir.

Davacı vekili 07.12.2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; marka görselinde dava konusu “...” ibaresinin oval bir çerçeve içerisine yazılması ile yetinildiğini ve dava konusu markaya müvekkilinin '...' ibareli markalarından ayırt edilmesini sağlayacak hiçbir özellik eklenmediğini, dolayısıyla marka sahibi olan davalı şirketin asıl dikkat çekmek istediği ibarenin “...” ibaresi olduğunu, bu nedenle dava konusu markada bulunan “...” ibaresinin müvekkili şirkete ait redde mesnet markalar ile karşılaştırılması ve incelemenin bu yönden yapılması gerektiğini, davaya konu hükümsüzlüğe mesnet markalarına ilişkin görseller ile dava konusu markaya ilişkin görselin karşılaştırıldığında dahi bu tescilin yerinde olmadığını, markaların aynı sınıflarda yer alan eşyaları kapsamaları ve birebir aynı çalışma alanında kullanılacak olmaları da göz önüne alındığında davaya konu davalı şirket adına tescil edilen “..." ibareli marka ile müvekkil şirket adına TÜRKPATENT nezdinde yapılan muhtelif sayılar ile tescilli bulunan “...” ibareli markaların birebir aynısı olduğu ve aynı kişi ya da kuruluşa ait seri markalar olduğu izlenimi yarattığı açık olduğundan davaya konu markanın tamamen reddinin gerektiğini, dava konusu uyuşmazlıkta davalı şirket tarafından tescili istenen markanın “...” olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli örneklerinin dilekçede açıklanan “..." markaları ile benzer olduğunu, ayrıca tescil edilmek istendiği eşya sınıfının da aynı olduğunu, gerek görsel ve işitsel olarak müvekkili şirketin markası ile karıştırılacağı ve gerekse alıcı kitlesi tarafından markanın müvekkili şirketle bağlantılı olduğunun düşünüleceği ve bu nedenle de alıcı kitlesi sağlayacağını açıkça ortada olduğunu, davalının amacının; müvekkil şirketler tarafından “...” ibaresi ile piyasada oluşturulan tanınmışlığı ve itibarından faydalanarak, markasını, müvekkili şirketlerin bu markayı taşıyan ürünlerinde tescilli olduğu eşya sınıflarının birebir aynısı ile tescil ettirerek bu tanınmışlıktan, bardan ve müşteri çevresinden yararlanmak olduğunu, dava konusu marka hükümsüz kılınmadığı takdirde, bu markalı ürünlerin hitap ettiği tüketici grubu ile müvekkili şirketin yıllardır tanınmış ve piyasa haklı bir kalite ve güven sembolü olmuş markaların hitap etmekte olduğu tüketici grubunun aynı olacağını, her ne kadar davalı şirket tarafından cevap dilekçesinde, müvekkiline ait markalara ilişkin ürünlerin kağıt sanayisi sektörüne özgülendiği iddia edilmekte olsa da, durumun bu şekilde olmadığını, müvekkili şirket markalarının, davalı yan markasının tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarında ve/veya benzer/ikame edilebilecek nitelikte mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduğunu, müvekkili şirkete ait redde mesnet markalar ile aynı ya da benzer ibarelerle marka tescil başvurusu yapan davalı tarafından, “...” ibareli müvekkili şirkete ait markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan bir ibarenin tercih edilmesinin, iltibas ve haksız rekabet şeklinde kendisini gösteren kötü niyetin bir tezahürü olduğunu, müvekkili şirketin markasının tanınmış marka olduğunu, markanın müvekkili tarafından dünyanın bir çok ülkesinde kullanılarak meşhur ve maaruf hale getirildiğini, dünyanın bir çok ülkesinde müvekkili adına markanın tescil edildiğini, davalı ... A.Ş. tarafından ... başvuru numarası ve 28.08.2019 başvuru tarihi ile kayıtlı olan "..." ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından TÜRKPATENT Markalar Dairesi Başkanlığı nezdinde yapılan itirazların kısmen kabul edilerek, TÜRKPATENT Markalar Dairesi Başkanlığının 17.04.2020 gün ve... sayılı kararı ile "Md. 6/1 kapsamında yapılan inceleme sonucunda markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer oldukları aynı/aynı tür /benzer malları/hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiş ve bu nedenle markalar arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma bulunduğu sonucuna ulaşıldığından itiraz gerekçesi yerinde bulunmuştur." gerekçesi ile müvekkili şirketin itirazlarının kısmen kabulüne karar verildiğini beyan etmiştir.

Davalı vekili 15/01/2021 tarihli ikinci cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, yıllardır müşteri memnuniyetine verdiği önem ve hizmet kalitesinde gösterdiği başarı sebebiyle kişisel bakım ürünleri kapsamında sıvı sabun, bulaşık deterjanı, çamaşır suyu ve genel temizlik ürünlerinde kalite ve güvenilirlikleriyle tüketiciler nezdinde tanınmışlık kazanmış ve halk nezdinde aranır hale geldiğini, müvekkili şirketin... tescil numarası ile “...” markasının da tescilli sahibi olduğunu, müvekkili Şirket tarafından "..." markasına ilişkin ilk tescilin 2011 yılında gerçekleştirilmiş olduğunu, bu tarihten itibaren de markanın aktif olarak kullanıldığını, davacının afaki iddialarının kabul edilebilmesi için çifte benzerlik şartının yerine gelmiş olması gerektiğini ancak somut olayda gerçekleşmediğini, iki marka arasındaki iltibas ihtimali değerlendirilirken benzer alıcı kitlerine hitap edilip edilmediği, benzer ihtiyaçların giderilip giderilmediği, markaları ilişkin olduğu ürünleri birbirini ikame etme ihtimali ve birbiri ile rekabet ihtimali bulunup bulunmadığı, benzer tüketicilerin hedeflenip hedeflenmediği unsurları göz önünde bulundurulması gerektiğini, somut olayda müvekkili şirketin tescilli markasına ilişkin ürünlerin genel temizlik sektörüne özgülendiği, davacı markasına ilişkin ürünlerin ise kağıt sanayisi sektörüne özgülendiğini, iki marka açısından gerek faaliyet gösterilen alanlarda gerek hitap edilen tüketici kitlesinde benzerlik bulunmadığını, bu sebeple markaların ilişkin olduğu ürünlerin herhangi bir şekilde birbirinin ikamesi olma veya birbiri ile rekabet etme durumunun da söz konusu olmayacağını, bundan mütevellit birbiri ile herhangi bir bağlantısı olmayan bu iki marka arasında iltibas söz konusu olabileceği iddiasının kötü niyetli olduğunu, davacı markasını oluşturan "..." ibaresinin herhangi bir anlam taşımamakta olup, bir anlam içermemesinden dolayı yüksek bir ayırt” ediciliğe sahip olduğundan bahsedilemeyeceğini, bunun yanında Müvekkil Şirket markasını oluşturan "..." ifadesi ise, Sayın Mahkemenize sunmuş olduğumuz cevap dilekçemiz kapsamında detaylıca açıklandığı üzere, "..." ibaresinin kavramsal karşılığı itibariyle İngilizcede “duyu” ... ise "anlam" gibi çağrışımları olup, ... Sınıflarda yer alan hizmetlerinde tüketicinin veyahut sektör aktörlerinin bu mal veya hizmetin bir özelliğinden bahsederken kullanabileceği öncül ibarelerden biri olduğunu, somut olayda da iki markanın görsel anlamda birbirinden oldukça farklı olduğunu, ve birbirinden oldukça farklı bu iki markanın tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu, davacı markalarının tanınmış marka olarak nitelendirilemeyeceğini, gerekli olan TPMK kayıtlarının bulunmadığını beyan etmiştir.

Dosyada mübrez 17/05/2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında;" 1- Taraf markalarının benzer olduğu, ortalama tüketiciler nezdinde... Sınıf emtiasında yer alan: ” 03; Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks. 05 İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. 16 Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar..” açısından karıştırılma ihtimali bulunduğu ve SMK Md. 6/1 koşullarının oluştuğu, Davacının SMK md. 6/3 gereği önceye dayalı kullanımı ispat edecek düzeyde 2005 yılından bu yana ‘...’ markasının kullanıldığına ilişkin dosyaya delil sunduğu, Yine davacının SMK md. 6/4 gereği Paris sözleşmesi 1. Mükerrer 6. Maddesi gereği tanınmışlığını Türkiye’deki kullanımları ile ispat edemediği dosyaya tanınmışlığa ilişkin delil sunmadı ve tanınmışlık başvurularının Türk Patent nezdinde red olduğu,

Yine davalı tarafın davaya konu marka tescilinin SMK md. 6/9 gereğince kötü niyetle yapıldığı hususunda kanaat oluşmamakla birlikte; davalı tarafın ... başvuru ve tescil nolu “...” markası hakkında yukarıda yer alan emtialarda SMK md. 25 gereği hükümsüzlük koşulları oluştuğu; " şeklinde belirtilmiştir.

Davacı vekili 17/05/2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, "Dava konusu başvurunun kapsamında yer alan tüm emtialar yönünden dava konusu marka ile müvekkil şirkete ait hükümsüzlük talebine mesnet markalar arasında SMK m. 6/1 hükmü uyarınca tüm mal ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesi mevcut olup, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadığı, Bilirkişilerce taraf markalarının 6769 Sayılı SMK'nın 5/1-ç ve SMK m.6/6 bendi uyarınca değerlendirme kapsamına alınmamasının isabetli olmadığı, Bilirkişilerce tanzim edilen raporda yer alan, kötüniyet iddiasının haksız olduğuna ilişkin kesin görüş bildiren değerlendirmenin hatalı olduğu, Dava konusu markanın 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/4 ve 6/5 fıkraları uyarınca da hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi gerekmekte olup, aksi nitelikteki görüşlerin hatalı olduğu, " şeklinde itirazlarda bulunmuştur.

Davalı vekili 17/05/2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, "Davacı tarafın tanınmışlık iddiasını ispat edemediği ve Müvekkil Şirket'in marka başvurusunda kötü niyetli olmadığına ilişkin varılan kanaatin hukuka uygun olduğu,

Müvekkil Şirket'in tescilli markasına ilişkin ürünlerin genel temizlik sektörüne özgülendiğini ve büyük oranda çamaşır suyu, deterjan ve sıvı sabun şeklinde olduğunu, Davacı markasına ilişkin ürünlerin ise kağıt sanayisi sektörüne özgülenmiş durumda olduğunu ve genellikle kağıt havlu ve benzeri ürünlerden ibaret olduğunu, tamamı ile farklı ürün grupları arasında yer almakta ve farklı tüketici gruplarına hitap etmekte olduğunu, bu sebeple müvekkil şirket "..." markası ile davacı markalarının aynı mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduğu tespitinin hatalı olduğu, iki marka arasında iltibas ihtimalinin bulunduğu yönünde tespitlerin hatalı olduğu, bilirkişi heyetinin, dağınık bir inceleme yapmış olup; sınıfsal benzerliğe dair kısımda başka bir markayı, iltibasa dair inceleme kısmında ise başka bir markayı esas almış olup bu durum nedeniyle raporun çelişki ve hatalarla dolu olduğu" şeklinde itirazlarda bulunmuştur. Dosyada mübrez 06/12/2021 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında;" “kök rapordaki görüş ve değerlendirmelerin korunduğu hususu” bildirilmiştir.

Davacı vekili 06/12/2021 tarihli bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde," Dava konusu başvurunun kapsamında yer alan tüm emtialar yönünden dava konusu marka ile müvekkil şirkete ait hükümsüzlük talebine mesnet markalar arasında SMK m. 6/1 hükmü uyarınca tüm mal ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesi mevcut olup, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadığı, Bilirkişilerce taraf markalarının 6769 Sayılı SMK'nın 5/1-ç ve SMK m.6/6 bendi uyarınca değerlendirme kapsamına alınmamasının isabetli olmadığı, Bilirkişilerce tanzim edilen raporda yer alan, kötüniyet iddiasının haksız olduğuna ilişkin kesin görüş bildiren değerlendirmenin hatalı olduğu, Dava konusu markanın 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/4 ve 6/5 fıkraları uyarınca da hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi gerekmekte olup, aksi nitelikteki görüşlerin hatalı olduğu," şeklinde itirazlarda bulunmuştur.

Davalı vekili 06/12/2021 tarihli bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, "Raporda Sayın Heyetin, tamamen Kök Rapordaki görüşlerini ve hatta cümleleri birebir aynı şekilde kullanmış, Kök Rapordan farklı bir inceleme, açıklama ya da gerekçelendirmeye Raporda yer vermemiş olduğunu belirterek, önceki itirazlarını tekrarla,

Davacı tarafın tanınmışlık iddiasını ispat edemediği ve Müvekkil Şirket'in marka başvurusunda kötü niyetli olmadığına ilişkin varılan kanaatin hukuka uygun olduğu,

Müvekkil Şirket'in tescilli markasına ilişkin ürünlerin genel temizlik sektörüne özgülendiğini ve büyük oranda çamaşır suyu, deterjan ve sıvı sabun şeklinde olduğunu, Davacı markasına ilişkin ürünlerin ise kağıt sanayisi sektörüne özgülenmiş durumda olduğunu ve genellikle kağıt havlu ve benzeri ürünlerden ibaret olduğunu, tamamı ile farklı ürün grupları arasında yer almakta ve farklı tüketici gruplarına hitap etmekte olduğunu, bu sebeple müvekkil şirket "..." markası ile davacı markalarının aynı mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduğu tespitinin hatalı olduğu, iki marka arasında iltibas ihtimalinin bulunduğu yönünde tespitlerin hatalı olduğu, bilirkişi heyetinin, dağınık bir inceleme yapmış olup; sınıfsal benzerliğe dair kısımda başka bir markayı, iltibasa dair inceleme kısmında ise başka bir markayı esas almış olup bu durum nedeniyle raporun çelişki ve hatalarla dolu olduğu " şeklinde itirazlarda bulunmuştur. Dosyada mübrez 13/04/2022 tarihli 2. Ek raporda ,“kök ve 1. ek rapordaki görüş ve değerlendirmelerin korunduğu hususu” bildirilmiştir.

Davacı vekili 13/04/2022 tarihli bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, Dava konusu başvurunun kapsamında yer alan tüm emtialar yönünden dava konusu marka ile müvekkil şirkete ait hükümsüzlük talebine mesnet markalar arasında SMK m. 6/1 hükmü uyarınca tüm mal ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesi mevcut olup, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadığı, Bilirkişilerce taraf markalarının 6769 Sayılı SMK'nın 5/1-ç bendi uyarınca değerlendirme kapsamına alınmamasının isabetli olmadığı, Bilirkişilerce tanzim edilen raporda yer alan, kötüniyet iddiasının haksız olduğuna ilişkin kesin görüş bildiren değerlendirmenin hatalı olduğu, SMK m.6/6 bendi kapsamında yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, Dava konusu markanın 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/4 ve 6/5 fıkraları uyarınca da hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi gerekmekte olup, aksi nitelikteki görüşlerin hatalı olduğu," şeklinde itirazlarda bulunmuştur.

Davalı vekili 13/04/2022 tarihli bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, "Müvekkil Şirket markası ile davacı markasının çoğu mal ve hizmet yönünden ayrıştığı ve uyuşmazlığa konu markalar arasında iltibas tehlikesinin mevcut olmadığı hususları dikkate alınmadan ek rapor tanzim edildiğini hem kök raporda hem de ek raporlarda hatalı bir biçimde yalnızca TPMK kayıtları dikkate alınarak markalar arasında tescilli oldukları mal ve hizmet sınıfları bakımından ayniyetin mevcut olduğuna kanaat getirilmesinin hatalı olduğunu, Müvekkil Şirket markası temizlik ürünleri kategorisinde satışa sunulmaktayken, Davacı markası ürünleri kağıt ürünleri kategorisinde pazarlandığını, yalnızca bu veri bile her iki markanın farklı sektörlere ve farklı tüketicilere hitap ettiğinin göstergesi olduğunu, benzerlik incelemesinde öncelikle piyasa araştırması yapılması gerektiğini, Heyetin görüşlerini oluştururken böyle bir araştırma yapma zahmetine girmeksizin Rapor hazırlayarak dosyaya ibraz etmesinin hatalı olduğunu, önceki itirazlarını tekrarla iki marka arasında iltibas ihtimalinin bulunduğu yönünde tespitlerin hatalı olduğu, ayırt edici gücü oldukça düşük bir ibare olan "..." ibaresi göz önünde tutularak işaretler arasındaki kompozisyon, şekil, renk, harf gibi farklılıkların detaylı bir incelemeye tabi tutulması gerekirken Sayın Bilirkişilerce yalnızca işitsel benzerlik üzerinden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu, " şeklinde itirazlarda bulunmuştur.

Dosyada mübrez 11/04/2023 tarihli bilirkişi raporu sonuç kısmında;"Davacı dayanak markaları ile Davalı markası arasında; markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde SMK m.6/1 anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak ve bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik görülmediği tespit edilmiş olup, işbu tespitler doğrultusunda SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının somut olayda bulunup bulunmadığına dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davacı, her ne kadar SMK m.6/3 kapsamında, hükümsüzlüğe karar verilmesi gerektiğini belirtmekte ise de Davacı markalarının tescilli oldukları ve ortada Davacı açısından tescilsiz bir marka ya da ticaret sırasında kullanılan bir işaret durumunun söz konusu olmadığı, Davacı markalarının, Davalı markasından daha önceki tarihlerde tescil edilmiş oldukları göz önüne alındığında, SMK m.6/3’ün somut olaya uygulanma imkanının olmadığı Davacı markasının SMK m.6/4 kapsamında Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğuna dair aranan kriterleri sağladığını gösterecek şekilde yeterli belge dosya içinde yer almadığından bu konuda bir değerlendirme yapma imkanının olmadığı, Söz konusu SMK m.6/6 kapsamında, dava konusu somut olaya uygulanabilecek şekilde, maddede aranan şartların yer almadığı, SMK m.6/9 kapsamında, Davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu Tespit, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, "şeklinde belirtilmiştir.

Davacı vekili 11/04/2023tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde,"...Sayın bilirkişilerce tanzim edilen raporda aksi yönde kanaat belirtilmiş olsa da, davaya konu davalı şirket başvurusunun aynı zamanda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu' nun 6/6 maddesine göre de reddi gerektiği açıktır .

Dosya kapsamında alınan diğer raporlar ile taban tabana zıt, çelişkili kanaatler içren, yine huzurdaki dosya açısından emsal oluşturan bir başka mahkeme kararı ile çelişen müvekkil şirket markalarının tescilli oldukları mal ve hizmet sınıflarını hatalı şekilde tespit eden bilirkişi heyeti raporunun usul ve yasaya aykırı şekilde tanzim edildiği sabit olup, dosyanın sayın Mahkemece yeniden oluşturacak bir heyete tevdiine, aksi kanaatte olunması halinde ise, itirazlarımız kapsamında ve işbu dilekçemiz ekinde sunulan bilgi ve belgeler doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosyanın aynı heyete tevdii ile ek rapor tanzimine karar verilmesini ..." şeklinde itirazlarda bulunmuştur.

Davalı vekili 11/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde,"... Bilirkişi Heyeti tarafından tanzim ve ibraz edilen işbu nihai Rapor son derece isabetli tespitleri ihtiva etmekte olup, dosya kapsamındaki tüm beyanlarımızı da doğrular niteliktedir. Bilirkişilerce tanzim edilen rapordaki tespitlerle birlikte hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı sübuta erdiğinden huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği " şeklinde beyanda bulunulmuştur.

Dosyada mübrez 17/10/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Davacının ...,... ve ... tescil nolu ... markaları, ... tescil nolu ... ve... (...) tescil nolu ... markalarının esas unsuru olan ... ibareleri ile davalının ... no ile tescilli ... markasının fonetik ve görsel olarak benzer olduğu,

Buna göre davalının ... no ile tescil edilmiş olan ...markasının tescil kapsamındaki ...Sınıflarındaki emtiaların tamamı açısından ve ... sınıfta yer alan “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks.” Emtiaları açısından SMK 6/1 ve SMK 25. Maddeleri uyarınca; kısmen hükümsüzlük koşullarının oluştuğu,

Davalının ...no ile tescil edilmiş olan ...+şekil markasının ... Sınıflarındaki emtiaların tamamı açısından ve .... sınıfta yer alan “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks.” Emtiaları açısından SMK 6/3 ve 25. Maddesi uyarınca kısmen hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, Davacının ... no ile tescilli ... markasının 16. Sınıfta yer alan “Tuvalet kağıdı, mendil, peçete, havlu.” emtiaları açısından 13.12.2004 tarihinden itibaren ... no TANINMIŞ MARKA statüsünde tescilinin yapıldığı ve TANINMIŞ MARKA olarak kabul edilmiş olduğu, Davalının ...no ile tescil edilmiş olan ...+şekil markasının 6769 Sayılı SMK’ nın 6 (4) ve 6 (5) maddesi uyarınca ... Sınıfta yer alan “Tuvalet kağıdı, mendil, peçete, havlu” üzerinde kullanması halinde davalının haksız bir yararın sağlayabileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğini , Davalının ...no ile tescil edilmiş olan ... markasının kötüniyetle tescili için başvuru yapıldığına dair kanaatimizin oluşmadığı, SMK’ nın 6 (9) maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı ...." şeklinde belirtilmiştir.

Davacı vekili 17/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde," Ancak her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından bir kısım mal ve hizmetler yönünden dava konusu marka ile müvekkil şirkete ait "..." esas unsurlu markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmakta olduğu ve bu nedenle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu hususu tespit edilmiş ise de, asıl olarak dava konusu markanın tescil edildiği tüm sınıflar yönüden benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmakta olup, bu nedenle dava konusu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüz kılınması gerekmektiğini, ... sınıfta sayılan "Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri." emtiaları yönünden benzerlik/iltibas tehlikesi bulunmadığı ve bu emtialar yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı yönündeki kanaatine itiraz ettiklerini,

Davalı şirket tarafından tescil edilen marka “...” olup, müvekkili şirket adına tescilli örnekleri ve raporda detaylıca açıklanan “..." markaları ile gerek görsel, işitsel ve anlamsal olarak ve gerekse mal ve hizmet sınıfları yönünden benzer olduğunu, dava konusu markanın tescil edildiği eşya sınıfı da aynı/benzer ve/veya ilişkili mal ve hizmet sınıfları olup, aynı alıcı kitlesi nezdinde iltibas ihtimali olduğunu,

Müvekkili şirket adına tescilli "..." ibareli markaların, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi, ayırt ediciliği ve bu marka altında üretilen ürünlerin kalite ve standartları, toplumun büyük çoğunluğunca bilinmekte olup, üçüncü şahıslarca '...' kelimelerinin benzerleri ile oluşturulacak yahut '...' ibaresini ve dolayısıyla Müvekkil şirkete ait toplum nezdinde tanınmışlık düzeyine ulaşmış markayı çağrıştıracak nitelikte benzeri ibarelerle yapılacak tescillerin, bu şahısların, müvekkil şirkete ait '...' markasının itibar ve tanınmışlığından faydalanarak haksız kazanç sağlayabileceklerini,

Bu kapsamda, Sayın Bilirkişi Heyeti tarafından tanzim edilen raporda dava konusu "..." ibareli markanın ... Sınıf emtiaların tamamı, .... Sınıfta sayılan emtiaların ise bir kısmı yönünden hükümsüzlük koşulu taşıdığına ilişkin görüşü son derece yerinde olmakla birlikte, dava konusu marka

3.Sınıfta yer alan emtiaların tamamı yönünden hükümsüz kılınmasının gerektiğini, Huzurdaki davada hükümsüzlük talebimize esas teşkil eden "..." ve "..." ibareli markaların esas unsurlarının "..." ve "..." olduğuna ve bu kapsamda dava konusu marka ile benzer olmadığına ilişkin tespitler yerinde olmadığını,

Müvekkili şirketin "..." VE "..." ibareli çatı markaları altında birçok seri markası bulunduğunu, "..." ve "... ibareli markalarda tescil edilerek koruma altına alınmak istenen asıl ibarelerin yani esas unsurun "..." ibaresi olduğunun açıkça görüleceğini, bunun dava konusu marka ile müvekkili şirkete ait "..." ibareli markalar arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi oluşturduğunu, bilirkişi heyetinin bu hususa ilişkin tam tersi görüşlerinin yerinde olmadığını, Dava konusu markanın gerek görsel, işitsel ve anlamsal yönden ve gerekse tescilli oldukları emtia sınıfları açısından Müvekkil Şirkete ait "..." ve "..." ibareli markalarla benzer ve iltibas tehlikesi teşkil ettiğini, dava konusu ... ibaresinin tescilli olduğu.... Sınıfta yer alan "Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri." de dahil, tüm emtialar ile Müvekkil Şirkete ait "..." ve "..." ibareli markaların tescilli olduğu emtia sınıfları bire bir aynı/benzer ve ilişkilidir. Dava konusu markanın bu yönüyle de tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüz kılınması gerektiği aşikardır.

Ayrıca sayın bilirkişi heyetince müvekkili şirkete ait ...tescil sayılı "...+şekil" markasının dava konusu marka ile görsel ve fonetik olarak benzer olmadığı kanaatine de itiraz ettiklerini, dava konusu "..." ibaresi ile Müvekkil Şirkete ait "...+ŞEKİL" ibareli marka gerek görsel, işitsel ve anlamsal yönden ve gerekse emtia sınıfları bakımından benzer olup iltibas tehlikesinin olduğunu,

Bununla birlikte raporda, müvekkil şirketin .... Sınıfta yer alan "tuvalet kağıdı, mendil, peçete, havlu." emtiaları açısından davalıya göre üstün hak sahibi olduğu son derece yerinde olarak tespit edildiğini, bu tespit son derece yerinde ise de, müvekkili şirket markalarının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden gerçek ve üstün hak sahipliğinin bulunduğunu,

Sayın bilirkişi heyetince de "..." ibareli markanın "tuvalet kağıdı, mendil, peçete, havlu" tanınmış marka statüsünde olduğu açıkça ifade edilmiş olup, bu kapsamda davalının marka başvurusu 6769 sayılı smk’nın 6/4 ve 6/5 maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu markanın hangi sınıfta olursa olsun tescil edilemeyeceğini,

Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşik kararları ile de sabit olduğu üzere; tanınmış marka sahibinin aynı marka ile yeni bir sektöre girme hakkı veyahut başka bir üreticiyle veya hizmet sağlayıcısı ile işbirliğine girme ihtimali (yatay bütünleşme) göz önüne alındığında dahi söz konusu mallar yönünden de koruma sağlanması gerektiğini,

Sayın Mahkemece de incelendiğinde görüleceği üzere, marka görselinde dava konusu “...” ibaresinin oval bir çerçeve içerisine yazılması ile yetinilmiş ve dava konusu markaya müvekkilin '...' ibareli markalarından ayırt edilmesini sağlayacak hiçbir özellik eklenmemiş, dolayısıyla marka sahibi olan davalı şirketin asıl dikkat çekmek istediği ibare “...” ibaresidir. Bu nedenle dava konusu markada bulunan “...” ibaresinin müvekkil şirkete ait redde mesnet markalar ile karşılaştırılması ve incelemenin bu yönden yapılması gerektiğini,

Dava konusu somut uyuşmazlığa bakıldığında, marka olarak başka bir ibare seçme olanağı mevcut iken, yukarıda açıklandığı gibi, Müvekkil Şirkete ait davaya mesnet markalar ile aynı ya da benzer ibarelerle marka tescil başvurusu yapan Davalı tarafından, “...” ve "..." ibareli Müvekkil Şirkete ait markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan bir ibarenin tercih edilmesi, iltibas ve haksız rekabet şeklinde kendisini gösteren kötü niyetin bir tezahürü olup, dava konusu markanın bu sebeple de tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi gerektiğini," şeklinde beyanda bulunulmuştur.

Davalı vekili 17/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde,"Sayın Mahkemece bu defa yapılan görevlendirme ile yeniden bilirkişi görevlendirmesi yapılmış ve bu kapsamda dosyaya sunulan 10.04.2023 tarihli Rapor'da;

Davacı markaları ile Müvekkil Şirket'in davaya konu markası arasında; markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde SMK m.6/1 anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak ve bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik görülmediği, Davacı, her ne kadar SMK madde 6/3 kapsamında hükümsüzlüğe karar verilmesi gerektiğini belirtmekte ise de, Davacı markalarının Müvekkil Şirket markasından daha önceki tarihlerde tescil edilmiş oldukları da göz önüne alındığında, SMK m.6/3’ün somut olaya uygulanma imkanının olmadığı, Davacı markasının SMK m.6/4 kapsamında Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka için aranan kriterleri sağladığını göstermeye elverişli ve yeterli belgenin dosyaya ibraz edilmediği, SMK m.6/6 hükmünde aranan şartların somut olayda yer almadığı,

10.04.2023 tarihli Rapor oldukça detaylı ve marka hukukunun genel ilkelerine de uygun şekilde hazırlanmış olmasına karşın, iki bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporlar arasında görüş ayrılığı olduğundan bahisle tekrar bilirkişi görevlendirmesi yapıldığını,

Uyuşmazlığa konu markalar aynı mal ve hizmet sınıflarında tescilli olmamasına rağmen bilirkişi raporunda hatalı tespitlere yer verildiğini, rapor'da taraf markalarının tescilli oldukları mal ve hizmet sınıflarının yanında, aktif olarak kullanıldıkları emtia grupları araştırılmamış ve kıyaslanmadığını, rapor'un son kısmındaki ifadeler dışında emtia-hizmet benzerliğine dair hiç bir inceleme de bulunmadığını,

İki marka arasındaki iltibas ihtimali değerlendirilirken markaların benzer alıcı kitlerine hitap edilip edilmediği, benzer ihtiyaçların giderilip giderilmediği, markaların ilişkin olduğu ürünlerin birbirini ikame etme ihtimali ve birbiri ile rekabet ihtimali bulunup bulunmadığı, benzer tüketicilerin hedeflenip hedeflenmediği unsurları göz önünde bulundurulmasının gerektiğini, Yalnızca TPMK kayıtları dikkate alınarak markalar arasında tescilli oldukları mal ve hizmet sınıfları bakımından benzerlik bulunduğu tespiti yetersiz kaldığı gibi aynı zamanda da hatalı olduğunu,

Müvekkili şirket'in tescilli markasına ilişkin ürünler genel temizlik sektörüne özgülenmiştir ve büyük oranda çamaşır suyu, deterjan, yüzey temizlik, bulaşık makinesi parlatıcısı, kireç çözücü ve sıvı sabun ürünleri olup, bu ürünlerin birçoğu profesyonel kullanıcılara hitap etmekte olup endüstriyel kullanıma uygun boyutlarda olduğunu,

Davacı markasına ilişkin ürünler ise kağıt sanayisi sektörüne özgülenmiş durumdadır ve tuvalet kağıdı, kağıt havlu, peçete ve ıslak havlu ürünlerinden ibaret olduğunu, iki marka açısından gerek faaliyet gösterilen alanlarda gerek hitap edilen tüketici kitlesinde benzerlik bulunmadığını, markaların ilişkin olduğu ürünlerin herhangi bir şekilde birbirinin ikamesi olma veya birbiri ile rekabet etme durumu da söz konusu olmayacağını,

Sayın Heyet Müvekkil Şirket "..." markasını taşıyan ürünler ile Davacı markalarını taşıyan ürünlerin hiçbir şekilde benzer ihtiyaçları gidermediği, birbirleri ile aynı pazarda rekabet etmediği, benzer tüketici kitlesini hedeflemediği ve birbirlerini ikame etmedikleri gibi kriterleri göz önünde bulundurulmadığını, Bilirkişi Raporunda sınıfsal benzerliğe dair ilk olarak; "....Sınıfta yer alan “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar” ile .. sınıfta yer alan “Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri” Emtiaları dışındaki tüm emtialar açısından ayniyet ve benzerlik taşıdığı; " ifadeleriyle, taraf markalarının yukarıda alıntılanan emtialar yönünden benzer olmadığı açıkça belirtilmiş, fakat Rapor'un sonuç kısmında bu belirtilen hususla tamamen çelişkili şekilde aynı emtiaların benzer olduğundan bahsedilmiş, kendi içinde çelişkili olduğunu,

Davacı taraf adına TPMK nezdinde tescilli görünen markalardan hiç biri .... Sınıfta tescilli olmadığını, ve bu sebeple özellikle .... Sınıftaki mal-hizmetleri hiç bir şekilde hükümsüzlük talebine konu olamayacağını, TPMK kayıtları dahi yanlış yorumlandığından Rapor'un bu haliyle davaya esas alınamayacağını,

Müvekkil Şirket'e ait ... başvuru numaralı "..." markası ve ...başvuru numaralı "..." markası da .... sınıfta tescilli markalar olup ve ayrıca bu markalar 2011 yılından beri tescilli oldukları .... Sınıfta tüm emtialar yönünden aralıksız ve yoğun bir biçimde kullanıldığını, özellikle ... Sınıf yönünden "Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler. Sabunlar. Diş bakımı ürünleri. Aşındırıcı ürünler ( Zımpara bezleri, zımpara kağıtları, pomza taşları, pastalar dahil). Parlatma ve bakım ürünleri (deri, vinil, metal, ahşap v.b.için )." emtiaları üzerinde Müvekkili Şirket'in kazanılmış hak sahibi olmasına karşın bu durumun Rapor'da gözetilmediğini,

SMK Madde 25/6 hükmü "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." Şeklinde olup, davacı tarafça, 2011 yılından itibaren kullanılan Müvekkil Şirket markalarına karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemişken ve Müvekkil Şirket markaları özellikle ... Sınıfta aktif olarak yaklaşık 13 yıldır kullanılmaktayken somut olayda hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını,

Müvekkil Şirket'in aksine davacı taraf ise markasını sadece birkaç kağıt ürünü üzerinde kullandığını ve iddialarının aksine tescilli olunan sınıflar yönünden bir kazanılmış hakları da bulunmadığını, davacının markasını tescilli olduğu tüm emtia gruplarında kullanmadığı için bu konuda hiç bir ispat da bulunmadığını,

Bilirkişilerin bu konuda da hiç bir inceleme yapmadığı için SMK madde 25/7 hükmü ile 19/2'de düzenlenen "...itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunmasının talep edileceğini, davacı taraf markasını tescilli olduğu sınıflarda çok sınırlı biçimde yalnızca birkaç kağıt ürününde kullandığından, davacının bu markaları dayanak göstererek ileri sürdüğü hükümsüzlük talebinin reddi gerektiğini,

Her ne kadar Raporda "Davalının ... ibaresinin ön planda olduğu markası ile davacının ... ibareli markası arasında “...” harfi dışında aynı harflerin aynı diziliş içinde kullanıldığı, ... ve ... ibarelerin görsel, fonetik olarak benzer olduğu," şeklinde bir değerlendirme yapılmışsa da, uyuşmazlığa konu markalar bütüncül bir bakış açısıyla incelenmediğinden hatalı bir değerlendirmede bulunulduğunu,

Duyu anlamına gelen "..." ve "..." ibarelerinin iki taraftan da önce ve sonra, çok kereler, uyuşmazlık konusu sınıflarda tescil konusu edildiği, bu sebeple tüketicinin bu ibareyi, başkaca ayırt edici ek unsurlar ile birlikte gördüğünde, markasal algısını bu ibareler üzerine yükleyeceği, zira tüketicinin “...”, "..." şeklindeki kullanımlara, ticaret hayatında karşılaştığı pek çok mal ve hizmet nedeniyle aşina olduğu gibi ticaret hayatında bu türde “kalite algısı” yaratan ve sıkça kullanılan ibarelerin (premium, gold vs) iltibasa yol açıp açmadığı noktasında bütüne hakim görsel, işitsel ve kavramsal algıların kümülatif olarak ele alınarak değerlendirilmesinin gerektiğini,

Davacı markaları, markaya eklenen "..." ibaresi ile Müvekkil Şirket markasının taşıdığı anlamı tamamı ile yitirmekte olduğundan hiçbir suretle Müvekkil Şirket markası ile aynı kelime anlamına gelemeyeceğini, "..." ifadesi ile "..." ifadeleri de yan yana okunduğunda bu iki ibarenin aynı kelime anlamını taşıdığını iddia etmek abesle iştigal niteliğinde olacağını, iki marka arasında kavramsal ve fonetik yönden iltibasa yola açacak bir benzerlik bulunduğundan bahsedilemeyeceğini,

Gerek zayıf ayırt ediciliğe sahip ortak unsur üzerinde gerekse de kısa bir marka üzerinde yapılacak basit ekleme/değişiklikler ile ayırt ediciliğin sağlanacağı kabul edilmekte olup Rapor' da bu yönde hiçbir inceleme veya değerlendirme yapılmaksızın hatalı tespitlerde bulunulmasının isabetli olmadığını,

Heyet'in taraf markalarına dair benzerlikten bahsettikten sonra bu benzerliğe dair "Bu benzerliğin SMK 5/ç anlamında benzerlik olmadığı," değerlendirmesi isabetli olsa da, SMK 6/1 ve 6/3 uyarınca iltibas ihtimalinin oluşacağı değerlendirmesi tamamen hatalı olup ayrıca SMK 6/1 kapsamındaki değerlendirmede davacı tarafın markalarının tescilli olduğu tüm emtialarda kullanıp kullanmadığının araştırılması gerekirken bu araştırma da yapılmamış, üstelik davacı taraf da bu konuda hiç bir belge ispatında bulunamadığını, gerek SMK 5 gerekse de SMK 6/1 ve 6/3 çerçevesinde hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, "Davacı... A.Ş. adına Türk Patent nezdinde tescilli marka ve kapsamı aşağıda sunulmuştur. ile 13.12.2004 tarihinden itibaren ... markasının ... no TANINMIŞ MARKA statüsünde tescilinin yapıldığı tespit edildiğini, ancak davacı tarafın tanımış marka başvurusu Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından gerekli kriterlere göre değerlendirildikten sonra reddedilmiş olduğunu " şeklinde beyan ve itirazlarını sunmuştur.

Dosyada mübrez 01/07/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında;"Davacının..., ... ve... tescil nolu ... markaları, ... tescil ... ve ... tescil nolu ... markalarının esas unsuru olan ... ibareleri ile davalının ...no ile tescilli ... markasının fonetik ve görsel olarak benzer olduğu, Buna göre davalının ... no ile tescil edilmiş olan ...) #şekil markasının tescil kapsamındaki ...Sınıflarındaki emtiaların tamamı açısından ve 3. sınıfta yer alan “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dohil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks.” Emtiaları açısından SMK 6/1 ve SMK 25. Maddeleri uyarınca; kismen hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, ens 2-Davalının ...no ile tescil edilmiş olan ....) ...#şekil markasının 6769 Sayılı SMI nın 6/3, 6/4, 6/5 ve 6/6 ile SMK 25 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, ...-Davalının... no ile tescil edilmiş olan ...#şekil markasının kötüniyetle tescili in başvuru yapıldığına dair kanaatimizin oluşmadığı, SMK” nın 6 (9) ve 25 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı " şeklinde belirtilmiştir.

Davacı vekili 01/07/2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, " bilirkişi heyeti raporunda yer alan aleyhe hususları kabul etmediğimizi ve tümüne itiraz ettiğimizi belirtir, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 bendi doğrultusunda, dava konusu markanın ... Sınıf emtiaların tamamı ve .... Sınıfta sayılan "Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks." emtiaları yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, Müvekkil Şirketin 16. Sınıfta sayılan "tuvalet kağıdı, mendil, peçete, havlu" emtiaları yönünden üstün hak sahibi olduğu yönündeki kanaatler son derece yerinde ise de, dava konusu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüz kılınması gerektiği aşikardır.

Bu kapsamda itirazlarımız doğrultusunda, dosyanın aynı heyete tevdii ile ek rapor tanzim edilmesine, aksi kanaatte olunması halinde ise davamızın tüm mal ve hizmetler yönünden kabulüne karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğmuştur." şeklinde beyanda bulunulmuştur .

Davalı vekili 01/07/2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, "Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan ek raporda taraf markalarının tescilli oldukları mal ve hizmet sınıflarının yanında, aktif olarak kullandıkları emtia grupları araştırılmamış ve kıyaslanmamıştır. Sayın Mahkemenize sunduğumuz önceki beyanlarımızda da belirttiğimiz üzere; davacı firmanın huzurdaki davada hükümsüzlük istemine dayanak gösterdiği ... numaralı markaları Türkiye ' de tescil edildikleri tüm sınıf ve alt sınıflar bakımından ciddi bir şekilde kullandığını 6769 sayılı Sınai Mülkiyet KanunuM. 19/2 VE M. 25/7 uyarınca ispat etmesi talep edilmiş, ancak bu talebimiz dikkate alınmaksızın ek rapor düzenlenmiştir.

Bilirkişi heyeti müvekkil şirket "... + şekil" markasını taşıyan ürünler ile davacı markalarını taşıyan ürünlerin hiçbir şekilde benzer ihtiyaçları gidermediği, birbirleri ile aynı pazarda rekabet etmediği, benzer tüketici kitlesini hedeflemediği ve birbirlerini ikame etmedikleri gibi kriterleri 01.07.2024 tarihli ek raporda da göz önünde bulundurmamıştır.

Ayrıca belirtmek isteriz ki, yukarıda da değinildiği üzere müvekkil şirkete ait ... numaralı "..." markası ve ... başvuru numaralı "..." markası da .... sınıfta tescilli markalardır ve ayrıca bu markalar 2011 yılından beri tescilli oldukları .... sınıfta tüm emtialar yönünden aralıksız ve yoğun bir biçimde kullanılmaktadır. Dolayısıyla özellikle .... sınıf yönünden "Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler. Sabunlar. Diş bakımı ürünleri. Aşındırıcı ürünler ( Zımpara bezleri, zımpara kağıtları, pomza taşları, pastalar dahil). Parlatma ve bakım ürünleri (deri, vinil, metal, ahşap v.b.için )." emtiaları üzerinde müvekkil şirketin kazanılmış hak sahibi olmasına karşın bu durumun da ek raporda gözetilmemesi önemli bir eksiklik teşkil etmektedir.

Ek olarak, SMK Madde 25/6 hükmü "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." şeklindedir.

Davacı tarafça, 2011 yılından itibaren kullanılan müvekkil şirket markalarına karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemişken ve müvekkil şirket markaları özellikle 3. sınıfta aktif olarak yaklaşık 13 yıldır kullanılmaktayken somut olayda hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı açıktır ve bilirkişi heyetinin bu konuda hiç bir inceleme yapmamış olması kabul edilebilir değildir.

Bu husustaki itirazımız hakkında 01.07.2024 tarihli ek raporda "sessiz kalma yolu ile hak kaybı" savunmamızın cevap dilekçemizde ve düplik dilekçemizde yer almadığı, bu nedenle dikkate alınamayacağı ileri sürülmüş ise de; bu yöndeki tespit açıkça hatalıdır. Zira; söz konusu beyanlarımız savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olmayıp, bilirkişi heyetinin gözetmesi gereken hususlardan biridir. Dolayısı ile bilirkişi raporunda davacı firmanın müvekkil şirket adına tescil edilen "..." ibareli ilk marka olan ...numaralı markanın tescil başvuru (03.11.2011) tarihinden itibaareen mezkur başvuru ve takip edin tescil üzerine kullanım işlemlerine sessiz kalmış olması sebebi ile de huzurdaki davanın dinlenilebilir nitelikte olmadığı aşikardır. Açıkladığımız yasal nedenlerle bilirkişi ek raporunda ... ve kısmen .... sınıf yönünden ulaşılan sonuç usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Gerek zayıf ayırt ediciliğe sahip ortak unsur üzerinde gerekse de kısa bir marka üzerinde yapılacak basit ekleme/değişiklikler ile ayırt ediciliğin sağlanacağı kabul edilmekte olup ek raporda bu yönde hiçbir inceleme veya değerlendirme yapılmaksızın hatalı tespitlerde bulunulması isabetli olmamıştır.

Ayrıca bilirkişi heyetinin taraf markalarına dair benzerlikten bahsettikten sonra bu benzerliğe dair "Bu benzerliğin SMK 5/ç anlamında benzerlik olmadığı," değerlendirmesi isabetli olsa da, SMK 6/1 uyarınca iltibas ihtimalinin oluşacağı değerlendirmesi tamamen hatalı olup ayrıca SMK 6/1 kapsamındaki değerlendirmede davacı tarafın markalarının tescilli olduğu tüm emtialarda kullanıp kullanmadığının araştırılması gerekirken bu araştırma da yapılmamış, üstelik davacı taraf da bu konuda hiçbir belge ispatında bulunamamıştır. Dolayısıyla gerek SMK 5 gerekse de SMK. m. 6/1 çerçevesinde hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı açıkça ortadadır.

01.07.2024 tanzim tarihli bilirkişi ek raporuna müvekkil şirket aleyhine olan hususlar yönünden itiraz ettiğimizi bildirir; itirazlarımız kapsamında inceleme yapılmak üzere dosyanın aralarında marka hukuku alanında uzman hukukçu bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyete tevdine karar verilmesi gerekmekte ve tarafımızca talep edilmektedir." şeklinde belirtilmiştir.

Davalı vekili 14/10/2024 tarihli ıslah dilekçesinde," Davacı yandan kullanım ispatı talebinde bulunduğumuzu bildirir, m. 19/2 ve m. 25/7 kapsamında davacının Sayın Mahkemeniz nezdinde ikame ettiği işbu davaya dayanak gösterdiği ... numaralı "...", ... numaralı "...",... numaralı "...", ...numaralı "... + şekil", ... numaralı "... ", ... numaralı "... ", ... numaralı " ..." ve ...numaralı " ..." markalarını tescil edildikleri tüm sınıf ve alt sınıflar bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğunu ispatlamasının istenmesini, (bu hususu defi olarak ileri sürdüğümüzü beyan ederiz.)

Bu kullanıma ilişkin delillerin Sayın Mahkemeniz tarafından celbini ve aralarında (marka hukuku konusunda uzman ve mümkün ise akademisyen) hukukçu bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinin görevlendirilerek, kullanım ispatı talebimizi,, kazanılmış hak iddiamızı ve sessiz kalma yolu ile hak kaybı itirazımız doğrultusunda doğrultusunda işbu ıslah dilekçemiz de göz önünde bulundurularak yeniden rapor tanziminin istenilmesini, netice olarak davanın reddine karar verilmesini talep ederiz. " şeklinde beyanda bulunulmuştur.

Davacı vekili Islah dilekçesine karşı cevap dilekçesinde, huzurdaki dava ile ileri sürülen hükümsüzlük talebimize mesnet "..." ibarele markalarımız müvekkil şirket ile ... A.Ş çatısı altında bulunan diğer gurup şirketler tarafından tescil edildikleri tarihlerden bu yana tescilli oldukları tüm bal ve hizmet sınıflarında kesintisiz ve faturasız olarak, Türkiye' de ciddi şekilde kullanılmaktadır.

Davalı Şirketin cevap dilekçesi ve savunmalarının ıslahı çerçevesinde sunduğu cevap dilekçesindeki aleyhe hususuları kabul etmediğimizi ve tümüne itiraz ettiğimizi belirtir, kullanım ispatı talebi, sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiası ve kazanılmış hak ile gerçek ve üstün hak sahipliği iddialarımız yönünden delillerimizin ikame ve ibrazı için tarafımıza süre verilmesini, akabinde Sayın Mahkemece gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesi yapılmasını, bilirkişi heyetine delillerimizin yerinde incelenmesi için yerinde inceleme yetkisi verilmesine (Şirket Merkezi: ..., neticeten davamızın kabulüne karar verilmesini talep etmekteyiz. " şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davalı vekili, davacı vekilinin replik dilekçesine karşı cevap dilekçesinde ;davacı vekilinin 04.11.2024 tarihli replik dilekçesini ve beyanlarını kabul etmediğimizi bildirir, Sayın Mahkemenizce gerekli görülmesi halinde davacı vekilinin - kazanılmış hak ve sessiz kalma yolu ile hak kaybı savunmalarımız çerçevesinde - müvekkilimizden kullanım ispatı talebine ilişkin delil sunmak üzere tarafımıza ek süre verilmesini, dosyanın ıslah dilekçemiz doğrultusunda yeniden inceleme yapılmak üzere bilirkişi heyetine tevdiini, neticede ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, talep ederiz. " şeklinde beyanda bulunulmuştur.

Dosyada mübrez 05/05/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında;" Davacının dava konusu olan 06.08.2020 tarihi öncesi son beş yıla ait ticari defterler incelendiğinde, markayı kullanma kavramı içinde değerlendirilecek şekilde “...” markalı ürünlerin satışını yaptığı E-Fatura düzenlediği ve bu faturaları ticari defterlerine kaydettiği, aynı şekilde “ inlere ait reklam, tanıtım ve ambalaj olarak hizmet satın aldığı almış olduğu hizmetlere ilişkin düzenlenen E-FATURALARI defterlerine kaydettiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin kesin delil olarak düzenlendiği," şeklinde belirtilmiştir.

Davacı vekili 05/05/2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, " Sayın bilirkişi heyetince 06.08.2020 tarihi öncesi 2015-2020 tarihleri arasında düzenlenen ticari defterlerin incelenmesi neticesinde müvekkil şirketin "..." ibareli markalarını yasanın aradığı şekilde kullandığı tespit edilmiştir.

Nitekim bilirkişi heyetince ".. Davacının dava konusu olan 06.08.2020 tarihi öncesi son beş yıla ait ticari defterler incelendiğinde, markayı kullanma kavramı içinde değerlendirilecek şekilde “...” markalı ürünlerin satışını yaptığı E-Fatura düzenlediği ve bu faturaları ticari defterlerine kaydettiği, aynı şekilde “ ...” marka ürünlere ait reklam, tanıtım ve ambalaj olarak hizmet satın aldığı almış olduğu hizmetlere ilişkin düzenlenen E-FATURALARI ticari defterlerine kaydettiği,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin kesin delil olarak düzenlendiği, sonucuna varıldığına..." denilmek suretiyle müvekkil şirketin iddia ve savunmalarıyla da uyumlu olarak son derece doğru bir değerlendirmede bulunmuştur.

Gerçekten de, huzurdaki dava ile ileri sürülen hükümsüzlük talebimize mesnet "..." ibareli markalarımız, müvekkil şirket ve müvekkil şirketin bağlı bulunduğu ... A.Ş.. ile diğer grup şirketler tarafından, tescil edildikleri tarihlerden bu yana, tescilli oldukları tüm mal ve hizmet sınıflarında, kesintisiz ve fasılasız olarak, Türkiye'de ciddi şekilde kullanılmaktadır. Bu hususa ilişkin gerek satışlara ve gerekse tanıtım, reklam gibi faaliyetlere ilişkin fatura, tanıtım belgeleri ve sait delillerimiz yerinde inceleme kapsamında özellikle faturaların ciddi sayıda olması nedeniyle örnekleme yoluyla incelenmiş olup, yasanın aradığı kullanımın gerçekleştirildiği saptanmıştır.

Tacir olmanın sonuçlarından biri külfetlere katlanmak olduğu kadar nimetlerinden de faydalanmaktır.

Bu kapsamda; tacirlere yüklenen defter tutma külfetinin karşısında anılan defterlerin HMK 222/2 kapsamında kanuna uygun tutulmuş olmaları halinde ticari davalarda kesin delil olarak kullanılabilmesi nimeti bulunmaktadır. Böylece anılan defterler sahibi lehine kesin delil teşkil edebilmektedir. Sayın bilirkişi heyetince de tespit edildiği üzere müvekkil şirkete ait yevmiye/kebir/envanter defterleri de dahil olmak üzere tüm ticari defterler usul ve yasaya uygun olarak düzenlenmiş olup huzurdaki dava bakımından müvekkil lehine kesin delil niteliğini haiz olduğu açıktır.

Ayrıca not edilmelidir ki, davalı şirketin kullanım ispatı talebine konu ettiği ... tescil nolu " ..." ve ... tescil nolu " ..." ibareli markaların; huzurdaki davanın ikame edildiği tarihte, tescilden itibaren 5 yılını doldurmadığı sabit olup, bu nedenle kullanım ispatı talebine konu edilemeyecektir. Bu bağlamda müvekkil şirket tarafından hükümsüzlük talebine mesnet gösterilen ve kullanmama def'ine konu olan markaların yasanın aradığı şekilde Türkiye'de ciddi şekilde kullanıldığı bilirkişi raporu ile de sabit hale gelmiştir.

Bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediğimizi ve tümüne itiraz ettiğimizi beyan eder, davamızın kabulüne karar verilmesini talep ederiz."şeklinde belirtilmiştir.

Davalı vekili 05/05/2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, "Öncelikle her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda bir kısım e- faturaya yer verilmişse de bahsi geçen faturaların içerikleri raporda yer almamakta olup rapor bu haliyle denetlenebilir ve hükme esas alınabilir nitelikte olmadığından bilirkişi raporuna itiraz etmekteyiz.

Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda yalnızca bir kısım E- Fatura bilgisine yer verilmiş olup faturaların dava konusu markalara ilişki olarak kullanılıp kullanılmadığı ve kullanılıyorsa dahi hangi sınıf ve alt sınıflar bakımından kullanıldığı hususlarına değinilmemiştir. Rapor bu haliyle eksik ve hatalı incelemeye davayı olup hükme esas alınamayacak niteliktedir.

Tarafımızca aleyhe hususları kabul anlamına gelmemek üzere, Bilirkişi ek raporunda yer verilen bir kısım faturalarda yer alan tutarlara aşağıda yer verilmiş olup, davacının faaliyet gösterdiği alanın kağıt ve selüloz üretimi esaslı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu fatura içeriklerinin ne olduğu belli olmamakla birlikte, bu tutarların markanın ciddi kullanımı sonucunu doğurmayacak kadar düşük tutarlar olduğu da izahtan varestedir. Zira bu neviden ürünler tüketimi yaygın olarak gerçekleştirilen ürünler olup pazarlanması söz konusu olduğunda çok daha yüksek tutarlar üzerinden fatura düzenlenmesi gerekeceği malumdur. Bahsi geçen faturaların hangi marka kullanımının ispatı ile ilişkilendirildiğinin belirtilmediğine yönelik itirazlarımız baki kalmak kaydı ile şayet bir an için sayın mahkemenizce bu kullanımların dava konusu markalara ilişkin olduğu kabul edilecekse dahi itirazlarımız doğrultusunda 'markanın ciddi kullanımı' sonucunu doğurmayacakları göz önünde bulundurularak işbu davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Her ne kadar bilirkişi ek raporunda 'SESSİZ KALMA YOLUYLA HAK KAYBI'NA yönelik itirazlarımız değerlendirilmemekteyse de bu bakımdan daha önce dosya kapsamına sunmuş olduğumuz beyanları tekrar ederiz.

Bilirkişi heyeti tarafından yapılan yerinde inceleme neticesinde davacının dava konusu markaları kullanıp kullanmadığı şayet kullanıyorsa dahi hangi sınıf ve alt sınıflar bakımından markaları kullandığı hususunun detaylı bir araştırma ile tespit edilmesi gerekmekteyken yalnızca davacı tarafından düzenlenen e-faturalar sunularak listelenerek ve içerikleri belirtilmeden rapor tanzim edilmiştir. Bu sebeple işbu bilirkişi raporun da yer verilen faturalar da davacının söz konusu markaları kullanmakta olduğunu ispat etmemektedir.

Bu halde, daha önce de değinildiği üzere müvekkil şirkete ait ...numaralı "..." markası ve ... başvuru numaralı "..." markası ...sınıfta tescilli markalardır ve ayrıca bu markalar 2011 yılından beri tescilli oldukları ... sınıfta tüm emtialar yönünden aralıksız ve yoğun bir biçimde kullanılmaktadır. Dolayısıyla özellikle 3. sınıf yönünden "Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler. Sabunlar. Diş bakımı ürünleri. Aşındırıcı ürünler ( Zımpara bezleri, zımpara kağıtları, pomza taşları, pastalar dahil). Parlatma ve bakım ürünleri (deri, vinil, metal, ahşap v.b.için )." emtiaları üzerinde müvekkil şirketin kazanılmış hak sahibi olmasına karşın bu durumun dosya kapsamında daha önce alınan bilirkişi raporunda dikkate alınmaması hukuka aykırıdır.

SMK Madde 25/6 hükmü "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." şeklindedir.

Davacı tarafça, 2011 yılından itibaren kullanılan müvekkil şirket markalarına karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemişken ve müvekkil şirket markaları özellikle... sınıfta aktif olarak yaklaşık 13 yıldır kullanılmaktayken somut olayda hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı açıktır. Bu sebeple davacının her bakımdan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame ettiği işbu davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Tümüyle eksik ve hatalı incelemelere dayanan ve sayın mahkemenizce dosyanın bilirkişi heyetine tevdii edilmesi kararının amacına hizmet etmeksizin hazırlanan bilirkişi ek raporuna itiraz eder, bilhassa kullanım ispatı talebimiz kapsamında, dava konusu markaların kullanılıp kullanılmadığının, davacının iddia ve taleplerini kabul anlamına gelmeksizin, şayet kullanılıyorsa hangi sınıf ve alt sınıflar bakımından kullanıldığının tespitini içerir ve denetime elverişli nitelikte yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmek üzere yeni bir heyete tevdiini, netice itibariyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmekteyiz. Bu konudaki ıslah haklarımızı da saklı tuttuğumuzu da bildiririz." şeklinde belirtilmiştir.

Dosyada mübrez Türk Patent ve Marka Kurumu' nun 17/08/2020 tarihli müzekkere cevap yazısında özetle; “ ... ŞİRKETİ adına ... sayılarla kayıtlı marka ve başvuruya ilişkin, kullandığı ürün ve hizmet listesini, tescil tarihini, koruma süresini, renkli ibaresini ve tescil belgesindeki bilgilerin aynısını içerir onaylı renkli başvuru/sicil kaydı yazımız ekinde gönderilmekte olup, marka ve başvuru halen sahibi adına geçerliliğini korumaktadır. Başvuruya ilişkin, son durumunu gösterir karar yazısı ekte gönderilmektedir. " denildiği görülmüştür.

Dosyada mübrez Türk Patent ve Marka Kurumu' nun 28/02/2024 tarihli müzekkere cevap yazısında özetle;"İlgide kayıtlı yazınız ile istenilen ekte belirtilen sayılarla tescilli markalara ilişkin, kullandıkları ürün ve hizmet listelerini, tescil tarihlerini, koruma sürelerini, renkli ibarelerini ve tescil belgelerindeki bilgilerin aynısını içerir onaylı renkli sicil kayıtları yazımız ekinde gönderilmekte olup markalar halen geçerliliğini korumaktadır. Söz konusu markalar üzerinde herhangi bir devir ya da lisans kaydına rastlanılmamıştır." denildiği görülmüştür. KANAAT VE GEREKÇE :

Uyuşmazlık; Davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu (“TÜRKPATENT”) nezdinde ... numarası ile tescilli markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 5/1-ç, 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, ve 6/9 hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine ilişkindir. 6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar." 6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir. SMK 6/1 Yönünden Yapılan Değerlendirme

SMK 6/1 hükmüne göre “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir”. Bu hüküm çerçevesinde bir ihlalin söz konusu olabilmesi için;

a)Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması,

b)Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması,

c)Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir.

Görüldüğü üzere burada hem markalar arası aynılık/benzerlik hem de mal ve hizmet sınıfları arasında aynılık/benzerlik karşılaştırmasının yapılması ve iltibasın yani karıştırılmanın söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. İltibas değerlendirmesinin önce işaretlerin, sonra mal ve hizmetlerin benzerliği şeklinde bir sıralama yerine, her ikisinin bir arada ve birbirine nitelik olarak etkisi de gözetilerek birlikte yapılması gerekir.

a)Markalar arası karşılaştırma;

Bilindiği üzere Karıştırılma (iltibas) terimi, ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir . İltibas doğrudan iltibas ve dolaylı iltibas olarak ikiye ayrılabilir; buna göre, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir işaret, bu işaretin hitap ettiği çevrede, söz konusu markanın kullanıldığı mal veya hizmetin, iltibasa maruz bırakılan mal ve hizmetle özdeşleştirilmesine yol açıyorsa doğrudan iltibas söz konusu iken, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir marka, bu markanın hitap ettiği çevrede, işaretler arasındaki farklılığı anlasalar bile benzerliğe dayalı olarak mal veya hizmetler arasında yanlış bağlantılar kurmasına yol açıyorsa dolaylı iltibas söz konusu olur .

İltibas ihtimalinin tespitinde, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markanın sahip olduğu ayırım gücü, telaffuz, biçim ya da anlam itibariyle bıraktığı etki, markaların kullanılacağı mal/hizmet türlerinin birbirine yakın olup olmadığı , markaların benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmedikleri hususları dikkate alınmalıdır.

Ayrıca söz konusu markanın orta yetenekteki olağan müşteri ya da malın hitap ettiği alıcıların yanılma olasılıkları, bunların herhangi bir markanın yerine diğerini satın almalarının söz konusu olup olmadığı göz önünde tutulur. Yine iki marka arasında arasında biçim ve anlam bakımından bir benzerlik bulunmasa bile, özellikle ses uyumu ve telaffuz bakımından benzerlikleri belirgin ise markalar arasında iltibas tehlikesinin varlığı söz konusu olur.

Yine bir marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Sırf sözcükler tasviri işaret mahiyetinde oldu diye bu işaretin tescilinin engellenmesi yoluna gidilmemelidir. Örneğin bir işarette iki sözcükten oluşan yazı unsuru, işaretteki şekil unsuru nazara alınmadan değerlendirilmemelidir .

İki marka arasında iltibasın varlığı tespit edilirken eğer bu markalarda şekil unsuru da yer alıyorsa görsel, biçimsel, yazılış, okunuş, tasarım, anlamsal, ses uyumu, çağrıştırma, genel intiba kıstasları itibariyle karşılaştırılma yapılmalı ve sonucuna göre iltibasın var olup olmadığı tespit olunmalıdır.

Piyasada daha önceden aynı veya benzeri mal veya hizmetler için korunan ne kadar çok marka bulunuyorsa, yeni bir işaretin marka olarak tescili de o kadar zorlaşır. Marka olarak bir işaretin tescili için, o işaretin başka bir mal veya hizmeti ifade eden marka ile bir bağlantının mevcut olduğunu halkın zihninde uyandıracak derecede çağrıştırmaması gerekir. Aslında karıştırma ihtimalinin uç noktası, çağrıştırma ihtimalidir. Bir işaret, görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, "bütünsel" bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple müşteri gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden müşterinin mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir veyahut hükümsüz kılınabilir. Markaların esas itibariyle bir mal veya hizmeti diğer bir mal veya hizmetten ayırt etmek maksadıyla kullanılmaları esas ise de, bazen müşteriler, bir markayı sadece mal veya hizmet ile değil, o mal veya hizmeti sağlayan işletme ile de irtibatlandırabilirler. Müşteriler, markalı mal veya hizmeti, sırf onu arz eden işletmeye duydukları güven ve beğeni sebebiyle tercih etmiş olabilirler. İşletmelerin birbirinden farklı olduğu bilinse dahi, kullanılan işaretlerin benzerliği müşterinin bu işletmeler arasında ekonomik veya organik bir bağ olduğunu düşünmesine yol açıyorsa sonuç yine değişmeyecek ve markalar arasında benzerlik olduğu kabul olunacaktır.

SMK 6/1 maddesinde de belirtildiği üzere bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığının tespitinde "halk" tarafından karıştırılma ihtimali dikkate alınır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir”.

Başka bir deyişle, karıştırma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.

Benzerlik değerlendirmesinde markalar bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı ve benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Çünkü markalar arasında benzerlik ve/veya iltibasın bulunup bulunmadığı hedef tüketici kitlesi dikkate alınarak tespit edilir.

Yargıtay 11. HD. ... E., ...

K. No.lu kararında “....markalar arasındaki benzerliğin markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, alıcıların satın almayı düşündükleri yerine bir başka mal alacak durumda kalmaları halinde söz konusu olabileceği, markalar farklı unsurlardan oluşsalar dahi bütünü bakımından bıraktıkları etkinin diğer bir markayı çağrıştırmaması gerektiği, markalar esas unsurlarının benzer olması halinde, markanın genelinde etkisi az olan diğer hususlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceği..." şeklinde karar verilmiştir.

Dosya kapsamına göre davacı adına kayıtlı ... tescil numaralı “..." marka tescili, ... tescil numaralı “... ” marka tescili, ... tescil numaralı “... ” marka tescili, ... numaralı “...” marka tescili,... tescil numaralı “..." marka tescili,...tesicil numaralı "..." ibareli marka tescillerinin bulunduğu, davalının ... ibaresinin ön planda olduğu markası ile davacının ... ibareli markası arasında “...” harfi dışında aynı harflerin aynı diziliş içinde kullanıldığı, ... ve ... ibarelerin görsel, fonetik olarak benzer olduğu, bu durumun tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme suretiyle karıştırılma ihtimalini doğurduğu, davalının, davacının verdiği lisansla veya izinle faaliyet gösterdiği veya aralarında iş ilişkisi olduğu kanısının oluşabileceği, markalar arasındaki yazım, bütünsel görünüm, anlam unsurları yönünden benzerlik olduğu ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır.

b)Mal ve hizmet sınıfları yönünden karşılaştırma

Yargıtay’a göre, birden ziyade kişiler adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPE tarafından yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin tebliğler uygulanacaktır. Bu durum marka tescil ve sınıflandırmada belirlilik ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında da birlik ve istikrarın koşuludur . Ancak sınıflandırma ürünlerin benzerliğinin tespiti noktasında bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır., ürün benzerliği değerlendirmesinde halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir . Nitekim Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 11/4 hükmüne göre; “ mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez” demektedir. Yargıtay, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında şu kriterleri göz önüne almakta ve her somut olay için araştırılması gerektiğini ifade etmektedir ;

a)Piyasanın anlayışı,

b)Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği ,

c)Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği ,

d)Mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet etme olanaklarının olup olmadığı,

e)Birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı ,

f)Mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, kullanım yöntemleri amaçları hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı hususları dikkate alınır.

Yine aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında: piyasanın bu konudaki anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir .

Somut olaya dönüldüğünde, 05,16. Sınıflardaki emtiaların tamamı açısından ve ... Sınıfta yer alan " Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler ( insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil ; ilaç ihtiva eden kozmetik hariç ). Sabunlar ( ilaç ihtiva eden sabunlar hariç ). Diş bakımı ürünleri ; diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları . Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları , aşındırıcı pastalar. Deri , vinil , metal ve ahşap içi parlatma ve bakım ürünleri : cilalar , bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks. " emtiaları açısından bilirkişi raporları da dikkate alınarak SMK mad.6/1 yönünden hükümsüzlük koşulları oluştuğu kanaatine varılmıştır. SMK 6/9 Yönünden Değerlendirme Bilindiği üzere, kötü niyetli marka başvurusu, hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için yapılan başvurudur.

Yargıtay HGK... E. ve ...K. sayılı kararında kötü niyeti belirlemek için bilme ve bilmesi gerektiği unsurlarını vurgulamak amacıyla “…davalının tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, kullanacağı işaretin bir başkasına ait olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğu..” şeklinde bir ilke ortaya koymuştur.

Kötüniyetli marka başvurusunda TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davranılıp davranılmadığı da göz önüne alınmalıdır. Doktrinde de isabetli olarak belirtildiği üzere; kötü niyetin geniş yorumlanması ve gerçekte kullanmayıp, yedekleme veya marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik markaların kötü niyetli marka başvuru olarak kabul edilmesi gerekir . Bu çerçevede tanınmış bir markanın TPMK’da tescil edilmemesini fırsat bilip Türkiye’de tescil ettirme, ticari ilişki içerisinde bulunulan şirketin ticaret unvanını bu şirketten habersiz biçimde marka olarak tescil ettirme , yabancı bir markanın ileride Türkiye’ye geleceğini düşünerek yabancı markayı Türkiye’de tescil ettirmek somut olaya göre kötüniyetli tescil sayılabilecektir. Dosya kapsamında davalının davaya konu markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiğine ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığından ispat yükü davacıya ait olacağı gerekçesi ile kötü niyet koşullarının somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Davacı Yanın Markalarının Tanınmışlığı İddiaları ve Bu Çerçevede Dava Konusu Markanın SMK 6/4 ve 6/5 Hükümleri Bakımından Hükümsüzlüğü Koşullarının Oluşup Oluşmadığı Hususunda Yapılan İnceleme

TÜRKPATENT tarafından tutulan tanınmış markalar sicili tanınmışlığın tespiti bakımından mahkemeler nezdinde takdiri delil olarak değerlendirilebilir. Ancak bu Jistelerin tek başına tanınmışlık göstergesi olarak kabul edilmeleri mümkün değildir (Nitekim tanınmışlığın mutlak red nedeni olmaktan çıkarılması dolayısıyla TÜRKPATENT'in tanınmış marka listesini de hazırlamasına gerek olmadığı yönünde bkz. Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4. Bası, s. 353).

Tanınmış markalara ilişkin mevzuatımızda ve uluslararası düzenlemelerde tanım yapılmamıştır. Bunun temel sebebi ise tanınmışlığın her somut olayda farklılık gösterebilmesi ve zamanla değişebilmesidir. Tanınmışlığın tespiti hususunda WIPO Ortak Kararı'nda ve ulusal olarak da TÜRKPATENT nezdinde çeşitli kriterler belirlenmiştir.

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde oluşturulan Uzmanlar Komitesi tarafından hazırlanan tanınmış markaların korunması ile ilgili metnin 2. maddesi ile somut olayın özellikleri çerçevesinde tanınmış markaların tespitine yönelik bazı kriterler oluşturulmuştur. Buna göre, markanın ilgili toplumsal çevrede tanınmış olup olmadığının belirlenmesinde, - İlgili toplum sektöründe markanın tanınma derecesi: Markanın tanınma oranı tüketici nezdinde yapılan anketler ve sondajlar ile tespit edilir. Tanınmış markalarda, malın veya hizmetin yöneldiği çevrede yapılacak anket ve sondajlarda, markanın bilinmesi oranının yaklaşık 96 80 civarında olması gerektiği belirtilmektedir. - Markanın kullanım süresi, kapsamı ve coğrafik alanın genişliği: Bir malın yaygın olarak kullanılması ve satış cirosunun yüksek olması markanın yayılmasına ve bilinirliğinin artmasına hizmet eder. - Fuar ve sergilerde ürünlerin sergilenmesi, reklam ve diğer tanıtım faaliyetlerinin süresi kapsamı ve coğrafi genişliği: Tanınmışlığın yaygınlaştırılması ve zihinlerde yer etmesi için reklamların çok önemli bir rolü vardır. Özellikle görsel medyada yapılan reklamlar ile bir marka kısa sürede tanıtılabilmektedir. -Markanın ekonomik değeri; Markayı taşıyan ürünün piyasadaki yeri, cirosu, işletmenin önemi, Müşteri çevresi, gibi unsurların değerlendirilmesi yolu ile markanın değeri hesaplanabilir. Ortaya çıkan değer yüksek ise, markanın tanınmışlığı sağlanmış demektir. - Süre ve coğrafi alanı kapsayan her türlü tescil veya tescil başvurusu: Her zaman belirleyici olmamakla birlikte, bir markanın tescilinin çok eski olması ve markanın uzun müddetten beri kullanılması, tanınırlık ve bilinirlik konusunda önemli bir unsurdur. - Marka hakkının etkili bir biçimde korunduğunu gösteren belgeler ile markanın herkes tarafından bilindiğini kabul eden mahkeme veya yetkili diğer makamların kararlarının dikkate alınması gerekmektedir. Ancak burada sayılan kriterlerin zorunlu olarak bulunması gerekmeyip, somut olayın özelliklerine göre markanın tanınmışlığının tespit edilebilmesi için birkaç kıstasın yeterli olabileceği gibi, bazen bu kriterlerin tamamının bulunması gerekebilir.

Bu kriterlerle ilgili açıklamalarda, tanınmış markadan söz edebilmek için, ilgili toplumsal çevrede marka konusunda genel bir bilginin bulunması gerekli olup; markanın, ülkede yaşayan herkes tarafından bilinme zorunluluğu olmadığı; bu açıdan bakıldığında, ilgili toplumsal çevrenin, markanın kullanıldığı mal veya hizmetlerin güncel veya potansiyel alıcıları, dağıtım ağını oluşturan kişiler, markanın konulduğu mal veya hizmetlerle ilgili ticari çevreyi ifade ettiği; markanın bir üye devlette en az bir ilgili toplumsal çevrede bilinmesi durumunda markanın tanınmış sayılacağı ve markanın tanınmışlığının tespitinde, markanın ilgili ülkede tescilli olması veya başvurusunun yapılmış olması yeterli olup kullanılmasının zorunlu olmayacağı belirtilmiştir (Tanınmış Markanın Korunması, 2003 Ankara, s. 55, dn. 161).

Tekinalp, dünya çapında maruf olmasa bile Paris sözleşmesine üye ülkelerde, hatta üye ülkelerin bazılarında bilinen markanın tanınmış marka kategorisinde sayılacağını belirtmiştir (Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 1999, s. 379). Arkan da, aynı şekilde, markanın koruma istenilen ülkede 0 mal veya hizmetle ilgili çevrenin büyük bir kesimince bilinmesinin Paris Anlaşması” nın 6. Maddesinin uygulanması için yeterli olacağını belirtmektedir (Arkan, Sabih; Marka Hukuku, C I, Ankara 1997, s. 93). Dirikkan'a göre, markanın tanınmışlığından söz edebilmek için, bir ülkede yaşayanların tamamının söz konusu markayı bilmesi zorunlu olmayıp; marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerekir. Bir ülkede yaşayan herkes, her türlü mal veya hizmetle ilgilenmediğinden, ilgisiz grupların tanınmışlık kavramının belirlenmesinde dikkate alınması uygun değildir (Dirikkan, Tanınmış Markanın Korunması, s. 46). Yasaman ise Paris Sözleşmesi anlamında “umumen malum marka” ile “toplumda tanınmışlık düzeyine” ulaşmış markanın hemen hemen aynı hatta özdeş olduğunu, bu sebeple de umumen malum markaya tanınan korumayı “toplumda tanınmışlık düzeyine” ulaşmış markalara da tanımak gerektiğini belirtmektedir (Yasaman, Marka Hukuku Şerhi, s. 263).

Yargıtay 11. HD.'nin 3.3.2021 tarihli kararı şu şekildedir: “Tanınmış marka, gerek tüketici kitlesi, gerekse dağıtım kanalları itibariyle toplumun zihnine yerleşmiş olan, o markaya konu ibare veya işaret zikredildiğinde veya görüldüğünde her hangi bir zihinsel faaliyet gerektirmeden derhal çağrışım yaparak akla gelen yüksek ayırt edicilik düzeyi olan işaretlerdir. Her markanın belirli düzeyde ayırt edicilik ve reklam işlevi bulunmakla birlikte bu düzey tanınmış markalarda daha yüksektir. Her bir tanınmış markanın tanınmışlık düzeyi diğerinden farklı olabilir. Markanın tanınmışlığı, belirli bir sektörel çevre ile sınırlı olabileceği gibi, tüm sektörleri, hatta bir ülkeyi veya dünyayı kapsayacak düzeyde de olabilir. Markanın tanınmışlık düzeyinin tespitinde, markanın reklam yoluyla tanıtımına yapılan masraf, emek, yoğunluk, zaman, aldığı kalite ödülleri, sağlanan başarı, markanın tescilli olduğu süre, tanınmışlık ileri sürülen ürünün ne kadar süredir üretildiği, sağlam ve amaca uygunluğu, sunulduğu ortam ve sunuluş şekli, satış adedi ve hitap ettiği müşteri kitlesinin boyutu, markaya konu işaretin özelliği, marka koruma bilinci gibi nedenlere göre değişiklik gösterebilir. Markanın tanınmışlığı sabit ve statik bir olgu olmayıp, uzun yıllardır tescilli olan bir marka hiç tanınmamış olabileceği gibi, yeni tescil edilmiş bir marka ise kuvvetli tanıtım ve “yoğun reklamlar sayesinde kısa süre içerisinde tanınmış hale getirilebilir. Öte yandan bir dönem tanınmış marka olan bir işaret, üretim ve tanıtımın devamına ve yoğunluğuna bağlı olarak zaman içerisinde tanınmışlığını da yitirebilir. Bir markanın tanınmış olup olmadığı ve tanınmışlık düzeyi, sonraki tarihli markanın başvuru tarihi esas alınarak, her bir dosyada bunu ileri süren tarafça ve dosyaya sunulacak delillerle ispat edilmelidir. Bir veya birkaç ülkede tanınmış olan markanın, diğer tüm ülkeler yönünden de tanınmış olduğu kabul edilemez. Bu anlamda, markanın bir çok başka ülkede tescil edilmiş olması da tek başına yeterli değildir. Markaların ülkeselliği ilkesi itibariyle, hangi ülkede markanın tanınmışlığına dayanılmış ise o ülkedeki ilgili çevre yönünden tanınmışlık ispat edilmelidir (Y.11. HD., ...E.,..., ).

Bir markanın tanınmış sayılabilmesi için markanın konulduğu malın veya hizmetin hedef aldığı tüketici çevresinde ve ilgili sektörde tanınması yeterlidir. Burada ilgili çevreden anlaşılması gereken; hâlihazır veya potansiyel tüketiciler, ilgili malın veya hizmetin dağıtım kanalları ve pazarlanmasıyla uğraşan kimseler ile ilgili mal ve hizmetlerle ilişkili diğer çevrelerdir. Bir markanın tanınmış olup olmadığının tespitinde yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen unsurların dikkate alınması gerekmektedir. Olayın mahiyetine göre, bazen belirtilen unsurlardan birinin ya da birkaçının tanınmışlığın tespitinde yeterli olabilmektedir. Yukarıda verilen kriterler doğrultusunda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere dosyada bu konuda yeterli delil bulunmaması nedeniyle işbu fıkralara ilişkin koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

Davalı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile davacının kesintisiz kullanım sağlamadığına dair defide bulunduğu, davacı vekilinin buna ilişkin beyan dilekçesi ve deliller sunduğu, bilirkişi tarafından davacının son beş yıllık ticari defter, kayıt, fatura vb. İncelendiği ve alınan raporda kesintisiz kullanımın varolduğu anlaşılmıştır.

Her ne kadar davacı tarafından davalının SMK. Madde 5/1-ç gereğince tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler açısından hükümsüzlük talebinde bulunulmuş ise de dosyada mevcut raporlar ile de sabit olduğu üzere yalnız 05 ve 16. Sınıflardaki emtiaların tamamı, .... Sınıfta ise " Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler ( insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil ; ilaç ihtiva eden kozmetik hariç ). Sabunlar ( ilaç ihtiva eden sabunlar hariç ). Diş bakımı ürünleri ; diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları . Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları , aşındırıcı pastalar. Deri , vinil , metal ve ahşap içi parlatma ve bakım ürünleri : cilalar , bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks. " emtiaları açısından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilerek kısmen hükümsüzlüğe ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KISMEN KABULÜ ile ,

Davalının ... numara ile tescilli markasının .... Sınıflardaki emtiaların tamamı açısından ve ... Sınıfta yer alan " Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler ( insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil ; ilaç ihtiva eden kozmetik hariç ). Sabunlar ( ilaç ihtiva eden sabunlar hariç ). Diş bakımı ürünleri ; diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları . Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları , aşındırıcı pastalar. Deri , vinil , metal ve ahşap içi parlatma ve bakım ürünleri : cilalar , bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks. " emtiaları açısından Kısmen Hükümsüzlüğüne ve Sicilden Terkinine,

2.Fazlaya ilişkin talebin reddine,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40.-TL karar harcından peşin yatırılan 54,40TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 561,00.-TL karar ve ilam harcının harcının davalıdan tahsiline,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen talep yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,

5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen talep yönünden davalı yararına hesap olunan 40.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,

6.Davacı tarafından yapılan 19.700,00-TL bilirkişi ücreti, 431,50.-TL posta gideri olmak üzere toplam 20.131,50-TL yargılama giderinden reddedilen talep yönünden takdiren 1/2'si düşülerek kalan 10.065,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

7.Davacı tarafından yatırılan 54,40TL peşin harç ile 54,40TL başvurma harcı toplamı 108,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, HMK'nın 341 ve 345 maddeleri gereğince, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/10/2025

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog