Esas No
E. 2024/128
Karar No
K. 2025/148
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/128 ESAS
KARAR NO: 2025/148
DAVA: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/08/2024
KARAR TARİHİ: 09/08/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin 15/05/1972 tarihinde kurulduğunu, o tarihten bu yana '...A.Ş. unvanı ile 'Elektrik ekipmanları meslek grubunda ticari faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin son derece itibarlı ve piyasada tanınan bir şirket olarak, hem yurt içinde hem de yurt dışında faaliyetlerine devam ettiğini, bu ticaret unvanını kullanma hakkının müvekkiline ait olduğunu, bu hakkın tekel hakkı mahiyetinde olduğunu, müvekkili adına tescilli bu unvanın müvekkiline ülkenin tamamında tekel şeklinde kullanma hakkı sağladığını, müvekkilinin 05.04.2005 tarihinde '...' ifadesini .... sınıflarda marka olarak tescil ettirdiğini, tescilin 05.04.2015 tarihinde 10 yıl süreyle yenilendiğini, müvekkilinin markasının bilinirliğini arttırmak için önemli yatırımlar ve tanıtım faaliyetleri yaparak başarılı olduğunu, davalının ...adresindeki iş yerinde, müvekkili adına hem marka hem ticaret unvanı olarak tescilli '..." ibaresini, birebir aynı renk ve şekilde, iş yerinin tabelalarında, fatura ve basılı evrakları ile kartlarında, dağıttığı el ilanlarında kullandığını, müvekkilinin işyeriymiş kanısını uyandırmakta ve sattığı ürünleri ve verdiği hizmetleri müvekkilinin marka ve ticaret unvanı altında yaptığını, müvekkil ile davalının faaliyet konularının aynı olduğunu, tüketicilerin yanılgıya düşürdüğünü, müvekkili tarafından davalıya marka ve ticaret unvanını kullanması yolunda verilmiş herhangi bir izin ve muvafakat söz konusu olmadığı gibi müvekkili ile davalı arasında herhangi bir iş ilişkisi de olmadığını, davalının müvekkilinin tescilli markasını, müvekkilin izni olmaksızın taklit ederek ve markayı kendi ürün ve hizmetlerinde kullanarak haksız kazanç elde ettiğin, davalının, müvekkilinin marka ve ticaret unvanını, ticaret unvanı ve/veya işletme adı olarak kullanması ve müvekkili şirketle irtibatlı olduğu izlenimi yaratması 'marka hakkına tecavüz' yanında "ticaret unvanına tecavüz' ve 'haksız rekabet' teşkil ettiğini, Davalının müvekkilin ticari çabasıyla elde ettiği haklı şöhretten yararlanmakta ve müvekkilinin uzun yıllar boyunca büyük emek, para ve zaman harcayarak elde ettiği ticari itibar, tanınmışlık ve güce zarar verdiğini, müvekkilinin davalının, marka ve ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerini öğrenir öğrenmez eylemine son vermesi için davalıya ihtarname keşide ettiğini, ancak davalının tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerine devam ettiğini, davanın kabulü ile davalının kötüniyetli olduğunun tespitini, Davalının fiillerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini ve yasaklanmasını, Davalının müvekkilinin unvanını, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde kullandığının tespitini ve bunun yasaklanmasını, Davalı, müvekkilinin tescilli marka ve ticaret unvanını, ticaret unvanı ve/veya işletme adı olarak tescil ettirmişse silinmesini, Davalının tecavüzünün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını ve tecavüzlü tanıtım gereçlerinin, basılı evrak ve ürünlerin, ticari evrak ve belgelerin toplanmasını ve imhasını, Müvekkilinin marka ve ticaret unvanının kullanıldığı tabelaların sökülmesini, unvanın işyeri camlarından silinmesini, davalıya ait internet sitesinin kapatılmasını, İnternet ortamında ve sosyal medyada yazılı marka ve unvanın tamamen kaldırılmasını, Basın-yayın organlarında, şahıslar ve kurumlar nezdinde bulunan basılı, basısız her türlü bilgi, belge ve materyalin kullanımının engellenmesini ve toplanmasını dava ve talep etmiştir.

Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı , davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.

Mahkememize bilirkişi ... tarafından sunulan 25/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalıya ve davacıya ait farklı kuruluşların ticari unvanlarının ve sektörde kullandıkları logo /sembol /ibarelerin farklı olması saikiyle ayırt edici niteliğe sahip olduğu, mühendislik veya fizik eğitim almış herkes tarafından bilinen , bilime ve elektrik sektörüne mal olmuş ve herkesin ortak kullanımında bulunan elektrik akım şiddetinin evrensel birimi olan " ... " kavramının farklı ticari kuruluşlarda firma ismi olarak kullanılması neticesindeki isim benzerliği nedeniyle ticari kuruluşların birbirlerini itibar kaybına , haksız rekabete , maddi ve manevi zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığına, davacının bu yöndeki iddiasını destekler nitelikte herhangi bir belge ve evraka dava dosyasında rastlanılmadığına dair görüş ve kanaat bildirmiştir.

Mahkememize bilirkişi... tarafından sunulan 05/04/2025 tarihli raporunda özetle ; Davalının dava açıldığı tarihte marka kullanımının iş yeri tabelalarında / camlarda " ... " ; 04/04/2025 tarihinde davalı adresinde yapılan keşifte davalının adresten taşındığı, adresteki iş yerinin boş ve kapalı olduğu, davalının marka kullanımının iş yeri tabelalarından / camlardan silindiği ve kaldırıldığı , kapıda " ... " ibaresi şeklinde olduğu, söz konusu kullanımların davacının ... markası ile benzer olduğu, davacının ... numara ile tescilli ... markasının ayırt ediciliğinin düşük, zayıf marka olması sebebiyle koruma alanın sınırlı olduğu markaya tecavüzün gerçekleşmediği yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE : 6100 sayılı HMK 150.maddesi " Usulüne uygun şekilde davet edilmiş taraflar gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyecekleri bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar süresinin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır . " hükümlerini ihtiva etmektedir. Taraflar arasında görülmekte olan Marka ( Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan ) davasının 08/05/2025 tarihli celsesinde davacının duruşma gününden haberdar olduğu halde yapılan yoklamada hazır olmadığı ve e duruşma talebinde de bulunulmadığı ve mazeret göndermediği görüldü.

Dosya kapsamından davacı ve davalı tarafından dosyanın işlemden kaldırıldığı 08/05/2025 tarihli duruşmadan itibaren üç aylık yasal süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının talep edilmediği anlaşılmakla, HMK 150.maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına ve yargılama giderlerinin HMK md. 331/3 gereği davacı tarafa yüklenmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM

1.Davanın HMK'nun 150/5 maddesi hükmü gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,

2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40 TL maktu karar harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Davalı kendisini vekil ile temsil etmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4.Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5.Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/08/2025 KATİP

(e-imzalıdır)

HAKİM

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
YERELHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog