T.C.
İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sahibi olduğu ... portalı üzerinden düğün sektöründe faaliyet gösteren firmalara yıllık bedel karşılığı internet ortamında reklam ve tanıtım hizmeti verdiğini, davalıya ait “...” ve “...” işletmelerinin reklam ve ilanlarının yayınlanması için taraflar arasında ... tarihli ....ylık taahhütlü üyelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden davalı adına e-faturalar düzenlenip cari hesaba işlendiğini, bakiye ödemelerin yapılmaması üzerine ...
13.İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca, faize ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, akabinde ... tarihli başvuru ile ... numaralı ticari dava şartı arabuluculuk sürecinin başladığını ve 04.11.2024 tarihli son tutanakta görüşmenin anlaşmama ile sonuçlandığının tutanağa bağlandığını, sözleşmenin 12.9. maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğunun, ifa yerinin de İstanbul olması nedeniyle HMK ve İİK hükümleri uyarınca yetkinin ... yeri mahkemeleri ve icra müdürlüklerinde olduğunun düzenlendiğini, ayrıca 12.7. maddede ...’un defter ve muhasebe kayıtları ile belgelerinin taraflar arasında kesin delil olarak kabul edildiğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 12 aylık taahhütlü üyelik sözleşmesi niteliğinde olduğunu, 8.4. maddesi gereği taahhüt süresi içinde bedellerin tahsil edilememesi veya kredi kartı bilgilerinin güncellenmemesi gibi hallerde taahhüt kapsamında sağlanan tüm indirimler ve katılım bedelinin davalıya fatura edileceğinin, davalının da bu kapsamda yararlandığı indirimler ve katılım bedeli için ayrıca faturalandırıldığını, davacının sözleşme uyarınca davalı adına düğün.com portalında “...” kategorisinde ..., “...” kategorisinde ... için sayfalar oluşturup reklam ve tanıtım hizmeti verdiğini, sayfa linkleri ve ekran görüntülerinin belirli aralıklarla davalıya e-posta ile iletildiğini, sözleşmenin 7.7. maddesi gereğince internet üzerinden yapılan reklam ve tanıtımda herhangi bir iş, görüntülenme veya teklif sayısı garantisi verilemeyeceğinin, yalnızca kullanıcıların doldurduğu formların (e-postaların) panele yansıtılması dışında bir sorumluluk üstlenilmediğinin düzenlendiğini, buna rağmen davalı adına oluşturulan kullanıcı panelinde “...” sayfasının 3928 kez ziyaret edildiğini, bu ziyaretler sonucunda 831 fiyat teklifi talebi oluştuğunu ve davalının bunların 308’ine dönüş yaptığını, “...” sayfasının 3853 kez ziyaret edildiğini, 379 fiyat teklifi talebi oluştuğunu ve davalının bunların 238’ine dönüş yaptığını, ayrıca “... ” ve “... ” ibareleriyle yapılan ... aramalarında ...’a ait reklam ve tanıtım sayfalarının arama sonuçlarında üst sıralarda yer aldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin davalının ticari işletmesiyle ilgili olup ilişkinin ticari iş niteliğinde bulunduğunu, talep edilen faizin ticari işlerde uygulanan avans faizi olduğunu ve yasaya-usule aykırılık taşımadığını, davacının sözleşmeden doğan tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, buna karşın davalının ödemeleri yapmayıp icra takibini sürüncemede bırakarak borcunu ödememeye çalıştığını, bu sebeple davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, ...
13.İcra Müdürlüğü...E. sayılı dosyada başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak davalı tarafından cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür.
DELİLLER
...13. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Faturalar, Ticari defter kayıtları, BA-BS formları Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. ...
13.İcra Müdürlüğü... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 105.578,80TL faturadan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (02/10/2024) borca, yetkiye, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 02/10/2024 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce atanan SMMM bilirkişinin hazırlamış olduğu 11/12/2025 tarihli raporda "dava konusu, taraflar arasında akdedilen Arge ve Üyelik Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen cari hesaba konu faturalardan kaynaklı oluşan 105.578,80 TL tutarındaki cari hesap alacağının davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2022 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2022, 2023, 2024 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2022, 2023, 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2022, 2023, 2024 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan faturaların muhasebe kayıtlarına işlendiği görüldüğü, söz konusu faturaların 120 hesap kodu altında izlendiği, fatura ve ödeme kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının takip tarihi (23.09.2024) itibarıyla davalıdan toplamda 105.578,80 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu ve bu alacağını 128 no.lu Şüpheli Ticari alacaklar hesabına virmanlanmış olduğu, davalı 17/11/2025 günü saat 14:15'te Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, 25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların tamamının, davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edildiği, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde, tamamının "... Hizmeti, Listeleme Hizmet Bedeli, ...Proje- Akıllı Cevaplama Sistemi”ne ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, düzenlenen faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi (23.09.2024) itibarıyla davalıdan toplamda 105.578,80 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve ticari ilişki ve sözleşme sebebi ile HMK 17, HMK 10 ve TBK 89 gereği yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır.
İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ... Esas - ... Karar sayılı ilamı).
Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır.
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki tanıtım ve reklam hizmet sözleşmesi kapsamında temin ettiği hizmetlerden 105.578,80 TL tutarlı faturalardan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin (2022,2023,2024 yıllarında) bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve davalının, davacıya toplamda 105.578,80-TL tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın Kabulü ile; Davacı tarafın başlattığı ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA,
2.Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 21.115,76TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
3.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 7.212,09-TL harçtan peşin olarak alınan 1.275,14-TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.936,95-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4.Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.800,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan başvuru harcı, peşin harç, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 9.943,04TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereği hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana resen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 20/02/2026
Katip Hakim
(e-imzalıdır)