T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babası ...'ın 13.12.2021 tarihinde vefat ettiğini, vefat sonrası şirketin tek pay sahipliğinin sona erdiğini ve mirasçılar ..., ..., ... ve ... olmak üzere toplam beş mirasçının yüzde yirmi pay oranı ile şirketin yeni ortakları olduklarını, müvekkil ve diğer şirket ortaklarının babalarının vefatından sonra şirketi ayakta tutmak amacıyla şirkete borç ve avans olarak toplamda 22.241.640,63 TL ödeme yaptıklarını, davalı şirket yetkilisi ...'a müvekkil tarafından borçların ödenmesi yönünde defalarca ikazda bulunulduğunu ancak borçların ödenmediğini, davalı şirketin müvekkiline toplamda 2.503.356,98 TL borcu bulunduğunu, borcun tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve borçlunun takip miktarının yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı taraf, yargılama sırasında verilen süre üzerine sunduğu açıklama dilekçesinde, şirkete doğrudan verilen bir borç bulunmadığını, alacağın muristen intikal eden alacaklardan kaynaklandığını beyan etmiştir.
Davacı vekili duruşmada ise murisin vefatından sonra aynı şirkette paralel bir şirket kurulduğunu, para ve işlemlerin bu ikinci şirkete aktarılmış olabileceğini, müvekkilinin alacağının davada talep edilenden fazla olduğunu ileri sürerek söz konusu şirketin tespiti ile ticari kayıtlarının incelenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkil şirket aleyhine açmış olduğu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafça şirkete borç veya avans olarak hiçbir ödemede bulunulmadığını, babaları ...'ın vefatı ile ortakların hisselerine düşen şirketin aktifinde bulunan tutarın hisseleri oranında kendilerine ödendiğini, bir milyon Norveç Kronu tutarındaki ödemenin 21.01.2022 tarihinde davacı tarafa müvekkil şirket tarafından yapıldığını, bununla birlikte ortakların SGK giderleri, maaşları, taraflar adına olan taşınmazların emlak vergileri, hal rüsum vergisi, şirket çalışanlarının tazminatları, muris ...'ın üçüncü kişilere olan borçları ve şirketin vergi borçlarının tamamen ... ve ... tarafından ödendiğini, ortaklardan ... tarafından şirkete icra takibi yapıldığını ve yüklü miktarda para tahsil edildiğini, müvekkil şirketin davacı tarafa hiçbir borcunun olmadığını savunarak davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların gerçeğe aykırı olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davacı ve diğer şirket ortaklarının murisin vefatından sonra şirket bünyesinde herhangi bir borç veya avans kaydına rastlanmadığının açıkça tespit edildiğini, davacı tarafın icra takibine konu ettiği alacak ile bağlı olduğunu ve murisin vefatından sonra şirkete borç verildiği iddiasıyla sınırlı bulunduğunu, bu kapsam dışında ileri sürülen yeni vakıa ve taleplerin taleple bağlılık ilkesi gereği dikkate alınamayacağını, bilirkişi raporunda yer alan muris ...'ın şirketten alacağı bulunduğu ve bu alacağın mirasçılara intikal ettiği yönündeki değerlendirmenin somut olayla örtüşmediğini, davalı şirketin muris ...'ın tek ortak ve sahibi olduğu bir şirket olduğunu, şirket defterlerinde görülen ve borç olarak kaydedilen tutarın gerçekte şirketin kendi faaliyetlerinden kaynaklandığını, murisin bizzat gerçekleştirdiği faturasız elden satışların vergilendirme amacıyla şirket kayıtlarına borç olarak işlendiğini, ancak bu kayıtların ...'ın şahsi alacağına değil şirketin ticari faaliyetlerine ait olduğunu, 25.12.2024 tarihli ...-... numaralı faturanın şirketin hesapları kapama işleminden ibaret olduğunu, murisin ölümünden sonra mirasçılara intikal eden bir şahsi alacağın söz konusu olmadığını ileri sürmüştür.
Davalı vekili ayrıca şirketin muhasebe kayıtlarını tutan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ...'ın tanık sıfatıyla dinlenmesini ve mevcut çelişkilerin giderilmesi için dosya üzerinden ek bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir.
Mahkememizin 26.06.2025 tarihli ara kararı ile iddia, savunma, sunulan deliller, tüm dosya kapsamı ve tarafların ticari defter ve kayıtları itibariyle netice-i talepleri karşılar tespit ve inceleme yapılması yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 18.09.2025 tarihli raporda özetle; davalı şirketin 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu ve usulüne uygun tutulduğu, şirketin 2023 ve 2024 yıllarında e-defter uygulamasında olduğu ve defterlerin 6102 sayılı TTK ile VUK hükümlerine uygun şekilde tutulduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyeti, davalı şirket kayıtlarında 22.12.2021 tarihli veraseten hisse dağılımında davacının 455.513,48 TL alacaklı duruma geçtiğini, daha sonra 31.12.2021 tarihli ... nolu yevmiye maddesi ile kapama açıklaması ile 2.463.794,77 TL kadar davalı şirketten alacağının artırıldığını tespit etmiştir. Raporda ... nolu yevmiye maddesi incelendiğinde fiş toplamının 12.425.919,11 TL olduğu, fişin borç tarafında müteveffa ...'ın şahıs firmasına davalı şirketin kayıtlarında 320 Ticari Borçlar hesabında olan 10.279.447,89 TL ve başka cariler ile SGK, vergi borçlarının kapatıldığı, karşılığında alacak tarafında 12.318.973,85 TL ortaklara borçlanarak fişin kapatıldığı belirlenmiştir.
Bilirkişi heyeti, 10.279.447,89 TL'nin müteveffa ...'ın şirketten olan alacağı olup mirasçılara intikal ettiğini değerlendirmiştir.
Raporda, dosyada dekontu da bulunan 1.000.000 ... tutarındaki ödemenin 1.532.200 TL karşılığı ile 21.01.2022 tarihinde davacıya ödendiği ve şirket hesaplarına kayıt edildiği, bu ödeme yapıldığı tarihte 331 Ortaklara Borçlar hesabında davacının davalı şirketten 2.919.308,25 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyeti, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında davacıya yapılan kısmi ödemeleri incelemiş ve .... İcra Dairesi 2024/... E. sayılı icra takibinin başlatıldığı 26.11.2024 tarihi itibariyle davacının davalı şirket hesaplarında 1.220.978,25 TL alacaklı olduğunu belirlemiştir.
Bilirkişi heyeti ayrıca, davalı şirketçe 25.12.2024 tarihinde ... nolu yevmiye maddesiyle ...-... nolu faturanın ortaklar adına düzenlenerek davacının takip tarihindeki 1.220.978,25 TL alacağı kadar tutarın davacıya yansıtılarak davacının alacağının davalı şirket kayıtlarında sıfırlandığını tespit etmiştir. Raporda, 25.12.2024 tarihli ...-... nolu faturanın muhteviyatında faturanın muhtelif alıcılar adına düzenlendiği, mal ve hizmet bölümünde 6.694.685,49 TL artı KDV değerinde ithal uskumru balığı yazdığı, faturanın muhteviyatından ortaklara mal satışı yapılmadığı, muhtelif alıcılara düzenlenen fatura ile ortakların cari hesaplarının kapatıldığı belirlenmiştir.
Bilirkişi heyeti, 25.12.2024 tarihli ...-... nolu faturanın davacı tarafa mal ya da hizmet teslimine dayanmadığını açıkça ifade etmiştir. Raporda, davalı tarafça sunulan bir takım dekontların davacının davalı şirket kayıtlarında takip edilen 331 Ortaklara Borçlar hesabında davacı alacağından düşülmediği, ödemeleri yapan ...'a 331 Ortaklara Borçlar hesabında söz konusu ödemelerin borç olarak kayıt edildiği de tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyeti hukuki inceleme neticesinde; davacının davalı şirketten takip tarihi itibariyle alacaklı olduğunun görüldüğünü, içeriği tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılamayan sonradan düzenlenen faturayla alacağın sıfırlanmasının izaha muhtaç olduğunu değerlendirmiştir.
Bilirkişi heyeti sonuç ve kanaat olarak; davacının takip tarihi itibariyle davalı yandan 1.220.978,25 TL alacaklı olduğu kanaatine varmıştır.
Dava, .... İcra Dairesi'nin 2024/... E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketten alacaklı olduğunu ileri sürerek başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir.
Uyuşmazlığın odağı; davacının davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarının ne olduğu, alacağın hukuki niteliği ve kaynağı ile icra takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Taraflar, davalı ...'nin muris ... tarafından 25.09.2020 tarihinde kurulduğu, muris ...'ın 13.12.2021 tarihinde vefat ettiği, vefat sonrası davacı ...'ın diğer mirasçılarla birlikte yüzde yirmi pay oranı ile şirketin ortağı olduğu, 21.01.2022 tarihinde davacıya 1.000.000 ... tutarında ödeme yapıldığı ve yargılama sürecinde çeşitli tarihlerde davacıya kısmi ödemeler gerçekleştirildiği hususlarında mutabıktırlar.
Taraflar, davacının davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, alacak var ise bunun kaynağının davacının şirkete doğrudan verdiği borç mu yoksa muristen intikal eden alacak mı olduğu, takip tarihi itibariyle alacak miktarının ne olduğu, 25.12.2024 tarihli ...-... nolu fatura ile yapılan kaydi işlemin davacının alacağını sona erdirip erdirmediği ve icra takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığı hususlarında anlaşamamaktadırlar.
Çekişmeli vakıaların aydınlatılması amacıyla dosyaya; .... İcra Dairesi 2024/... E. sayılı icra takip dosyası, ödeme emri ve itiraz dilekçesi, müteveffa ...'ın mirasçılık belgesi, ...'ne ait İTO ve Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları, kurumlar vergisi beyannamesi, 21.01.2022 tarihli banka dekontu, davalı şirketin 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterleri, davalı şirketin ... Bankası ve ... hesap kayıtları ile arabuluculuk son tutanağı sunulmuştur.
Mahkememizce bu deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve 18.09.2025 tarihli bilirkişi raporu dosyaya ibraz edilmiştir.
İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türüdür. Bu davada takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. İcra takip talebinde alacak sebebi "şirketten olan alacağın tahsili" olarak belirtilmiş olup, bu ifade alacağın hukuki kaynağını (doğrudan borç veya veraseten intikal) sınırlamamaktadır.
Davacı, dava dilekçesinde murisin vefatından sonra şirketi ayakta tutmak amacıyla şirkete borç ve avans olarak toplamda 22.241.640,63 TL ödeme yapıldığını ve davalı şirketin kendisine 2.503.356,98 TL borcu bulunduğunu ileri sürmüştür. Ancak yargılama sırasında verilen süre üzerine sunduğu açıklama dilekçesinde, şirkete doğrudan verilen bir borç bulunmadığını, alacağın muristen intikal eden alacaklardan kaynaklandığını beyan etmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede de davacının murisin vefatından sonra şirket bünyesine doğrudan borç veya avans verdiğine dair herhangi bir kayda rastlanmadığı açıkça tespit edilmiştir. Bu itibarla davacının şirkete doğrudan borç verdiği iddiası kanıtlanamamıştır.
Bununla birlikte, davalı şirketin usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının davalı şirketten alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Şöyle ki; 22.12.2021 tarihli veraseten hisse dağılımında davacı 455.513,48 TL alacaklı duruma geçmiş, ardından 31.12.2021 tarihli ... nolu yevmiye maddesiyle yapılan cari hesap düzeltmesi işlemiyle 2.463.794,77 TL eklenerek davacının toplam alacağı 2.919.308,25 TL olarak şirket kayıtlarına işlenmiştir. Bu alacağın tamamı murisin vefatı sonrası veraseten davacıya intikal etmiş olup, davacının şirkete kendi mal varlığından doğrudan yaptığı bir ödemeye dayanmamaktadır.
Davalı vekilinin icra takibindeki alacak sebebi ile bağlılık ilkesine aykırılık itirazı yerinde görülmemiştir. Zira icra takip talebinde alacak sebebi "şirketten olan alacağın tahsili" olarak geniş bir şekilde ifade edilmiş olup, bu ifade davacının davalı şirketten olan alacağını kapsamaktadır. Davacının alacağının hukuki niteliğinin ve kaynağının (veraseten intikal) belirlenmesi, takip talebindeki alacak sebebinin değiştirilmesi anlamına gelmemekte, aksine takip konusu alacağın şirket kayıtlarındaki varlığının ve miktarının doğru şekilde tespitine hizmet etmektedir. Nitekim davacı açıklama dilekçesinde de alacağının muristen intikal ettiğini beyan etmiş olup, bu beyan takip talebindeki "şirketten olan alacak" ifadesiyle örtüşmektedir. Bilirkişi incelemesiyle davalı şirketin 331 Ortaklara Borçlar hesabında davacının alacaklı olarak kayıtlı bulunduğu tespit edilmiş olup, bu alacak takip talebinde belirtilen "şirketten olan alacak" kapsamındadır.
Mahkememizce muristen gelen alacağın tespiti için ek rapor alınmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
Davalı taraf, davacının alacağının bulunmadığını savunmuş ise de bu savunma davalı şirketin kendi ticari defterleri ile çürütülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64. maddesi ve devamı hükümleri ile Vergi Usul Kanunu'nun 220 ila 226. maddeleri uyarınca usulüne uygun tutulan ticari defterler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereğince sahibi aleyhine delil teşkil etmektedir. Davalı şirketin 331 Ortaklara Borçlar hesabında davacının alacaklı olarak kayıtlı bulunması ve yıllar içinde bu hesaptan davacıya kısmi ödemeler yapılması, davalı şirketin davacıya olan borcunu fiilen kabul ettiğini göstermektedir.
Davalı vekilinin muris ...'ın şahsi alacağının bulunmadığı, şirket defterlerinde borç olarak görünen tutarın murisin faturasız elden satışlarının vergisel amaçla kayıt altına alınmasından ibaret olduğu yönündeki itirazı da kabul edilmemiştir. Davalı şirket bu iddiasını yazılı delil ile ispatlayamamıştır. Kaldı ki davalı şirketin kendi iradesiyle ticari defterlerine ortaklara borç olarak kaydettiği tutarların gerçek borç olmadığını ileri sürmesi, kendi kayıtlarıyla çelişmekte olup hukuken himaye görmesi mümkün değildir. Davalı şirket yıllar içinde davacıya 21.01.2022 tarihinde 1.000.000 ..., sonrasında muhtelif tarihlerde toplam 92.930 TL ve diğer ödemeler yapmak suretiyle bu borcu kısmen ifa etmiş olup, bu durum borcun varlığının davalı şirketçe de kabul edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Davalı vekilinin tanık olarak Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ...'ın dinlenmesi talebi, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin ve bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olması, ticari defterlerin aksinin tanık beyanı ile ispatının mümkün bulunmaması nedenleriyle reddedilmiştir. Aynı şekilde davalı vekilinin ek bilirkişi raporu alınması talebi de mevcut raporun açık, anlaşılır ve yeterli olması nedeniyle yerinde görülmemiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada, yapılan kısmi ödemeler düşüldükten sonra .... İcra Dairesi 2024/... E. sayılı icra takibinin başlatıldığı 26.11.2024 tarihi itibariyle davacının davalı şirketten 1.220.978,25 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu tespit davalı şirketin kendi ticari defterlerine dayanmakta olup mahkememizce de benimsenmiştir.
Davalı şirketçe 25.12.2024 tarihinde, yani icra takibinin başlatılmasından yaklaşık bir ay sonra, ... nolu yevmiye maddesiyle ...-... nolu fatura düzenlenmiş ve bu fatura ile davacının alacağı şirket kayıtlarında sıfırlanmıştır. Ancak bilirkişi raporunda açıkça tespit edildiği üzere, bu faturanın muhteviyatında muhtelif alıcılar adına düzenlendiği, mal ve hizmet bölümünde ithal uskumru balığı yazdığı, ancak ortaklara fiili bir mal satışı yapılmadığı, faturanın davacıya mal ya da hizmet teslimine dayanmadığı belirlenmiştir. İcra takibinin başlatılmasından sonra, gerçek bir ticari işleme dayanmayan, davacıya fiili mal veya hizmet teslimi yapılmaksızın düzenlenen fatura ile tek taraflı muhasebe kaydı yapılarak alacağın kayden sıfırlanması, hukuken geçerli bir ödeme, takas veya ibra niteliği taşımamaktadır. Bu nedenle 25.12.2024 tarihli ...-... nolu fatura ile yapılan işlem geçerli kabul edilmemiş ve dosya kapak hesabında dikkate alınmamasına karar verilmiştir.
Davacı vekilinin duruşmada ileri sürdüğü paralel şirket kurulduğu ve paraların bu şirkete aktarıldığı iddiası, iddianın genişletilmesi kapsamında kalıp karşı tarafça buna rıza gösterilmeyen bir iddia olup, yargılamaya dahil edilmemiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki vakıalar sabit görülmüştür:
Muris ...'ın 13.12.2021 tarihinde vefat ettiği ve davacının yüzde yirmi pay oranıyla davalı şirketin ortağı olduğu sabittir. Davacının davalı şirketten alacağının tamamının muristen veraseten intikal ettiği, davacının şirkete doğrudan borç veya avans vermediği sabittir. Murisin vefatı sonrası veraseten hisse dağılımı ve cari hesap düzeltmesiyle davacının davalı şirketten toplam 2.919.308,25 TL alacaklı olduğunun şirket kayıtlarına işlendiği sabittir. Davalı şirket tarafından davacıya 21.01.2022 tarihinde 1.000.000 ... ve sonrasında muhtelif tarihlerde kısmi ödemeler yapıldığı sabittir. İcra takibinin başlatıldığı 26.11.2024 tarihi itibariyle davacının davalı şirketten 1.220.978,25 TL alacaklı olduğu sabittir. 25.12.2024 tarihli ...-... nolu faturanın davacıya fiili mal veya hizmet teslimine dayanmadığı, gerçek bir ticari işlem olmaksızın ortakların cari hesaplarının kayden kapatılması amacıyla düzenlendiği sabittir.
Bu vakıalardan çıkarılan sonuç şudur: Davacının icra takip talebinde belirtilen "şirketten olan alacağı" davalı şirketin ticari defterlerinde sabit olup, bu alacağın kaynağının veraseten intikal olması takip talebindeki alacak sebebini değiştirmemektedir. Davacının davalı şirketten takip tarihi itibariyle 1.220.978,25 TL alacağı bulunmakta olup, icra takibine yapılan itiraz haksızdır. Takipten sonra düzenlenen ve gerçek bir ticari işleme dayanmayan fatura ile yapılan kaydi işlem alacağı sona erdirmemiştir. Davacının talep ettiği 2.503.356,98 TL alacağa karşılık, bilirkişi incelemesiyle takip tarihi itibariyle alacağın 1.220.978,25 TL olduğu tespit edildiğinden, fazlaya ilişkin talep reddedilmiş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ödeme emrinde geçerli bir işleyecek faiz oranı belirtilmediğinden, faiz konusunda karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
İcra inkar tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, takibe itirazın haksız olduğunun tespiti halinde borçlunun takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerekmektedir. Somut olayda, davalı şirketin kendi ticari defterlerinde davacının alacaklı olduğu açıkça görülmesine rağmen icra takibine itiraz etmiş olması, itirazın haksız olduğunu ortaya koymaktadır. Alacak miktarı likit nitelikte olup tartışmasızdır. Bu nedenle 1.220.978,25 TL asıl alacağın yüzde yirmisi olan 244.195,65 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1.Davanın KISMEN KABULÜYLE davanın ... Müdürlüğünün 2023/... sayılı takip dosyasına itirazın 1.220.978,25 TL asıl alacağı itirazın iptaline, Ödeme emrinde geçerli bir işleyecek faiz oranı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
1.220.978,25-TL'nin % 20'si olan 244.195,65-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2.Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 83.405,02-TL ilam harcından peşin alınan 30.234,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 53.170,72-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafından yatırılan 30.234,30-TL peşin harç ve 615,40-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 30.849,70-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 188.936,96-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5.Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 197.533,02-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6.Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin kabul-red oranına göre 2.243,59-TL'nin davalıdan, 2.356,41-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
7.Davacı tarafından yapılan 36.150,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 17.631,67-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.12/03/2026 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)