Esas No
E. 2023/417
Karar No
K. 2026/248
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/417 Esas
KARAR NO: 2026/248
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/06/2023
KARAR TARİHİ: 12/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti. - ... İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. iş ortaklığı adına ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti. ile müvekkili ... ... arasında 15.09.2022 tarihinde imzalanan alt yüklenici sözleşmesi uyarınca müvekkilinin, ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada 2 Parsel üzerinde inşa edilecek olan... İlkokulu-Ortaokulunun betonarme kaba inşaat işini, iş ortaklığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında düzenlenen anasözleşme şartlarına uygun biçimde tamamlayıp teslim ettiğini, buna karşın 02.03.2023 tarihli ... numaralı ve 24.02.2023 tarihli ... numaralı faturalar kapsamındaki bedellerin ödenmediğini, bu nedenle 10.05.2023 tarihinde .... İcra Müdürlüğü 2023/... E. sayılı dosyasında 2.062.339,09 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, dava dışı ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin borca itiraz etmeyerek takibin kesinleşmesine izin verdiğini, buna karşın davalının 17.05.2023 tarihinde borca itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, alt yüklenici sözleşmesi ile anasözleşmeden açıkça anlaşıldığı üzere davalının dava dışı ... İnşaat ile aralarındaki iş ortaklığı nedeniyle sözleşmeden doğan borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, iş ortaklığı sözleşmesinde pilot ortak ... İnşaat'ın ortaklık nam ve hesabına münferiden hareket etmeye tam yetkili kılındığını, ortaklığın sona ermesinin üçüncü kişilere karşı yükümlülükleri değiştirmeyeceğini, KİK m. 14 uyarınca da iş ortaklığı üyelerinin taahhüdün yerine getirilmesinde müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürmüş; davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili beyanında; alt yüklenici sözleşmesinin 22. maddesi uyarınca İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, tacirler arasındaki yetki sözleşmesinin HMK m. 17-18 kapsamında geçerli bulunduğunu, davalının alt yüklenici sözleşmesiyle bağının bulunmadığı iddiasının delilsiz kaldığını ve yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle İstanbul mahkemelerinin ve .... İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğunu; esasa ilişkin olarak ise davalının iş ortaklığını ikrar ettiğini, alt yüklenici sözleşmesinin ortaklık kaşesini taşıdığını, sözleşme üzerindeki imzanın ortaklık adına ve ... İnşaat'ın yetkisi dahilinde atıldığını, fatura bedellerinden bir kısmının iş ortaklığı hesabı üzerinden ödendiğini, ... İnşaat'ın üzerine malvarlığı bulunmamasına rağmen takibe itiraz etmemesinin ve tahsil kabiliyeti olan davalının itiraz etmesinin danışıklılığa işaret ettiğini savunmuş; görünüşe güven ilkesi uyarınca iyiniyetli üçüncü kişi konumundaki müvekkilinin korunması gerektiğini, ortaklık içi devrin müvekkile bildirilmeden gerçekleştirildiğini ve bunun üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmediğini belirtmiştir.

Davacı vekili; dosyaya iş ortaklığı adına kesilmiş fatura sunduğunu, faturaların bir kısmının ortaklık adına bir kısmının ... İnşaat adına düzenlendiğini, tahsil kapasitesinden yoksun ... İnşaat'ın itiraz etmemesi ile tahsil kapasitesi bulunan davalının itiraz etmesinin şirketler arasındaki danışıklılığı ortaya koyduğunu, devrin müvekkile bildirilmemesinin yasaya aykırı olduğunu ve davalının sorumluluğunu kaldırmadığını vurgulamıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazı bakımından müvekkilinin adresinin ... ilinde olduğunu, alt yüklenici sözleşmesiyle doğrudan ya da dolaylı bir bağının bulunmadığını, bu nedenle sözleşmedeki yetki şartının müvekkilini bağlamadığını ve yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu ileri sürmüş; esasa ilişkin olarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2021/872200 kayıt numarasıyla ihale edilen "... ... İlkokulu-Ortaokulu 8 Derslik Yeni Bina" işinin müvekkili ile ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin ortak girişim taahhüdünde kaldığını, anılan işin 21.12.2022 tarihinde iş ortaklığı tarafından ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ne devredildiğini, faturalar düzenlendiği tarihte iş ortaklığının söz konusu işle herhangi bir bağının kalmadığını, takibe dayanak faturaların münhasıran ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti. adına düzenlendiğini, iş ortaklığına yapılan mal ve hizmet alımlarında faturanın iş ortaklığı adına kesilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, ... adına kesilen faturaların iş ortaklığına mal edilemeyeceğini, adi ortaklığın vergi dairesi nezdinde ayrı bir mükellef olduğunu, alt yüklenici sözleşmesini kimin imzaladığının müvekkili tarafından bilinmediğini, anasözleşmenin 15. maddesi uyarınca alt yüklenici çalıştırabilmek için idare onayı alınması gerektiğini ve bu onayın varlığının ispat edilemediğini belirterek davanın reddi ile davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.

Mahkemece 23.05.2024 tarihli ara kararıyla görevlendirilen Prof. Dr. ... ve Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 21.02.2025 tarihli kök raporda; inceleme konusu olarak ... İnşaat'ın tek başına adi ortaklığı temsilen alt yüklenici sözleşmesini imzalama yetkisinin bulunup bulunmadığı, adi ortaklığın ihaleyi ...'a devretmesinin alt yükleniciliğe ilişkin yükümlülüklerin de devredilmesi ve davalının sorumluluğunun ortadan kalkması sonucunu doğurup doğurmayacağı ile davaya konu alacağın tamamının devir öncesi doğup doğmadığı belirlenmiştir.

Mali inceleme kapsamında; davacıya dayanak iki faturanın "... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti." adına düzenlendiği, toplamlarının 2.269.739,09 TL olduğu, davacının 2.062.339,09 TL'lik alacak talebiyle icra takibi başlattığı tespit edilmiştir. 15.09.2022 tarihli alt yüklenici sözleşmesinde yüklenici firma altında iş ortaklığı adına ... İnşaat'ın yer aldığı ve sözleşmede iş ortaklığı kaşesinin bulunduğu saptanmıştır. 21.12.2022 tarihli devir sözleşmesinde yüklenicinin ... İnşaat olarak yazıldığı ve sözleşmenin imza bölümünde davalı ünvanı altında ... ... imzasının yer aldığı görülmüştür. Davacının muavin defterinde iş ortaklığının 120 numaralı Ticari Alacaklar hesabında takip edildiği, bu hesabın 2023 yılı sonu itibarıyla 1.956.339,09 TL borç bakiyesi verdiği ve davacının iş ortaklığından 1.956.339,09 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

Buna karşın iş ortaklığının 2023 yılı kayıtlarının dosyada bulunmaması nedeniyle bu tutarın iş ortaklığı defterlerinde yer alıp almadığı doğrulanamamıştır. İş ortaklığının 2022 yılı defterleri incelendiğinde ise davacının faturasının ilgili yevmiye kaydında kayıtlı olduğu, davacıya yapılan ödemelerin yevmiye maddelerinde yer aldığı görülmüştür. ... Vergi Dairesi'nden alınan 10.05.2023 tarihli yazıda 30.04.2023 itibarıyla iş ortaklığı mükellefiyetinin terkinin istendiği anlaşılmıştır.

Hukuki değerlendirme bölümünde heyet; ele alınması gereken asıl meselenin ... İnşaat'ın iş ortaklığını temsilen hareket etme yetkisinin bulunup bulunmadığı olduğunu belirlemiş, bu yetkinin kabul edilmesi halinde davalının müteselsil sorumluluğunun gündeme geleceğini ifade etmiştir. TBK m. 637/f.2 ve m. 638/f.3 kapsamındaki temsil ve müteselsil sorumluluk kurallarına değinen heyet; .... Noterliği'nde 09.03.2022 tarih ve ... yevmiye numarasıyla akdedilen iş ortaklığı sözleşmesinin 4. ve 5. maddeleri uyarınca ... İnşaat'ın hem ortaklık adına hem de davalı ... adına münferiden hareket etmeye tam yetkili olduğunu tespit etmiştir. Bu tespitten hareketle davalının alt yüklenici sözleşmesi kapsamında ... İnşaat ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna ulaşmış; davalının sonradan ortaklıktan çıkmış olmasının TBK m. 645 uyarınca üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu kaldırmayacağını belirtmiştir. Alacağın devir öncesi doğduğunu, faturanın hak edişe bağlı olarak düzenlenmesinin taahhüt işlerinde hayatın olağan akışına uygun bulunduğunu da vurgulamıştır. Heyet sonuç ve kanaatinde; davalının alt yüklenici sözleşmesi kapsamında ... İnşaat ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının iş ortaklığından 1.956.339,09 TL alacaklı olduğunu saptamıştır.

Mahkemece 24.04.2025 tarihli ara kararıyla genişletilmiş heyete —Prof. Dr. ..., Doç. Dr. ... ve emekli Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü yapım işleri uzmanı inşaat mühendisi ...— verilen görev; icra takibine dayanak faturaların hangi hak ediş nedeniyle düzenlendiğinin muavin kayıtlar incelenmek suretiyle tespit edilmesi ve alacağın tamamının devir öncesi doğup doğmadığının hak ediş raporları, denetim raporları ile geçici kabul tutanakları çerçevesinde belirlenmesinden ibarettir.

İnceleme kapsamında önce kök rapordaki hukuki değerlendirmeler yinelenmiş; ... İnşaat'ın iş ortaklığını temsil yetkisine ilişkin tespit korunmuştur. Davacının muavin defterindeki 1.956.339,09 TL alacak kaydı yeniden teyit edilmiştir. Teknik inceleme bakımından; anasözleşmenin 14.03.2022 tarihinde, yer tesliminin 24.03.2022 tarihinde gerçekleştiği, anasözleşme bedelinin 6.329.000,00 TL anahtar teslimi götürü bedel olduğu saptanmıştır. Alt yüklenici sözleşmesinde bedelin KDV dahil 2.450 TL/m² malzeme ve 320 TL/m² işçilik fiyatından hesaplandığı, toplam proje alanının 1.715,40 m² olduğu ve bu hesapla toplam alt sözleşme bedelinin 4.751.658,00 TL'ye ulaştığı belirlenmiştir. Altı adet hak ediş tespit edilmiş olup 1 ve 2 numaralı hak edişlerin (208.087,36 TL ve 1.304.945,04 TL) alt yüklenici sözleşmesi tarihinden önce iş ortaklığına ödendiği; 3, 4 ve 5 numaralı hak edişlerin (sırasıyla 556.557,09 TL, 878.647,88 TL ve 626.136,48 TL olmak üzere toplam 2.160.341,45 TL) zamansal açıdan alt yüklenici sözleşme süresiyle örtüştüğü gerekçesiyle davacıya ödendiği sonucuna varılmıştır; 6 numaralı hak ediş ise devir sonrasında ... İnşaat'a ödenmiştir. Alt yüklenici sözleşme süresinin 15.11.2022 tarihinde, anasözleşme devir tarihinin ise 21.12.2022 tarihinde gerçekleştiği ve devir tarihinin işin bitim tarihinden 36 gün sonrasına denk geldiği saptanmıştır. Bu verilerden hareketle hak ediş alacağının tamamının devir öncesi doğduğu teknik açıdan açık ve net biçimde tespit edilmiştir.

Davacı alt yüklenicinin taahhüdünü sözleşme süresi içinde eksiksiz ve kusursuz yerine getirdiği ve iş ortaklığına teslim ettiği de belirlenmiştir. Ayrıca anasözleşmenin 11.05.2023 tarihinde, nakdi gerçekleşme oranının %43,75 düzeyinde kaldığı gerekçesiyle feshedildiği tespit edilmiştir.

Hukuki değerlendirme bölümünde ise heyet önceki tespitlerden ayrılarak yeni bir değerlendirmeye yönelmiştir. 23.05.2024 tarihli duruşmada dinlenen tanık ... ...'nun beyanları ve ... İnşaat tarafından ...'ya verilen .... Noterliği, 28.06.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletname birlikte incelenmiş; alt yüklenici sözleşmesini imzalayanın ... İnşaat değil, ... İnşaat adına hareket eden ... ... olduğu, söz konusu vekaletnamenin ise yalnızca ... İnşaat'ı temsil yetkisi verdiği, ... İnşaat - ... İnşaat adi ortaklığını kapsama dahil etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu tespite dayanılarak alt yüklenici sözleşmesinde yetkisiz temsil bulunduğu, bu nedenle sözleşmenin askıda hükümsüz olduğu ve davalının sözleşmeyi onamadığı sürece bağlı bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Tanık beyanları: Mahkememizin 23.05.2024 tarihli celsesinde dinlenen tanık beyanında;

Tanık ... ...: "Söz konusu sözleşmede yüklenici firma ... ile ... iş ortaklığı adı altındaki tüm imzalar bana aittir, ben söz konusu tarihte ... inşaat şirketinin şantiye şefiydim bu nedenle bana vekalet vermişlerdi, adi ortaklıkta ... inşaat şirketinin pilot ortaklık yetkisi vardı, bundan dolayı da bana ... inşaat tarafından 2022/... yevmiye numaralı .... Noterliğince düzenlenen vekaletname verilmişti, bunu ibraz ediyorum, (ibraz edilen ekleri ile birlikte 3 sayfalık vekaletname sureti okundu, dosyasına konuldu) ben de bu vekaletnameye istinaden davaya konu sözleşmeyi adi ortaklığı temsil eden ... inşaat şirketi adına imza attım, söz konusu sözleşme gereğince işleri yapan kişi ...'dir, tam olarak hatırlayamamakta birlikte su basmanına kadar davacı işçilek olarak çalışmaktaydı, malzemeyi biz veriyorduk, su basmanından sonra ise anahtar teslim su basmanından sonra iki katın kendine düşen işlerini yaptı, sadece asansör kulesinin demirini kalıplarına bağlamıştı, sadece betonu kalmıştı, yani bunları yapmadı, ayrıyeten foseptik çukurunu da davacı yaptı, asansör kulesinin betonunu yapmamasının nedeni söz konusu tarihte ödemelerini alamamıştı, bunun için davacı işi bıraktı, dedi.

Davacı vekilinin talebi doğrultusunda tanıktan soruldu: Ayrıca bu işyerine ilişkin olarak pilot ortak olan ... inşaatın verdiği vekaletnameye istinaden SGK'dan borcu yoktur alıyordum, hak edişlerde de ortaklık adına eksik imza olursa imza atıyordum, Meb'in atadığı denetim şirketi olan ...'den ...'ın denetimleri sırasında ben de denetimde vardım, ... şirketinin yetkilisi olan ... ... adi ortaklığın ortağı olduğu için birkaç kez şantiyeye gelmişti, telefonda da görüştük, ... şirketinin muhasebecisiyle de yapılan bu iş kapsamında görüşmekteydik" beyanında bulunduğu görüldü.

Dava, .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... E. sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan borca itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkin olup İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi kapsamında açılmıştır. Takip, ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti. - ... İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. iş ortaklığı adına imzalanan 15.09.2022 tarihli alt yüklenici sözleşmesi uyarınca davacının yerine getirdiği betonarme kaba inşaat işi karşılığında düzenlenen faturalara dayanmaktadır.

Uyuşmazlığın odağında birbirine bağlı iki temel sorun bulunmaktadır: ilki, davalı ... İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş.'nin söz konusu alt yüklenici sözleşmesiyle hukuken bağlı olup olmadığı; ikincisi, bağlı olduğunun kabulü hâlinde bu sözleşmeden doğan borçtan ne ölçüde ve hangi hukuki zemine dayanılarak sorumlu tutulacağıdır.

Öncelikle taraflarca çekişmesiz olduğu anlaşılan ya da dosya kapsamındaki belgelerle tartışmasız biçimde sabit olan olgular tespit edilmiştir.

Buna göre; dava dışı ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti. ile davalı ... İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. arasında 09.03.2022 tarihinde .... Noterliği'nde ... yevmiye numarasıyla noter onaylı bir iş ortaklığı sözleşmesinin kurulduğu sabittir. Bu iş ortaklığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında 14.03.2022 tarihinde "... ... İlkokulu-Ortaokulu 8 Derslik Yeni Bina Yapım İşi"ne ilişkin anasözleşmenin imzalandığı ve sözleşme bedelinin 6.329.000,00 TL olduğu da çekişmesizdir. İş ortaklığı tarafından söz konusu işin 21.12.2022 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı'nın onayıyla dava dışı ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ne devredildiği, icra takibine dayanak iki faturanın ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti. adına düzenlendiği, dava dışı ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin borca itiraz etmediği ve bu şirket hakkındaki takibin kesinleştiği de taraflarca kabul edilmektedir.

Davalı, müvekkilinin adresinin ...'da bulunduğunu, alt yüklenici sözleşmesiyle doğrudan ya da dolaylı herhangi bir bağının olmadığını ve bu nedenle sözleşmedeki yetki şartının kendisini bağlamadığını, yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu ileri sürmüştür. Bu itiraz kabul edilmemiştir. Zira 15.09.2022 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin 22. maddesi, sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklar için İstanbul mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğunu açıkça düzenlemiştir. Söz konusu sözleşmenin tarafı olan iş ortaklığının davalıyı bağladığı aşağıda ayrıntılı biçimde gerekçelendirilmektedir. Davacı ile davalı tacir sıfatını taşıdığından, HMK m. 17 ve 18 uyarınca tacirler arasındaki yetki sözleşmesi kural olarak geçerlidir. Bu sözleşmede yer alan yetki şartı hem İstanbul mahkemesinin hem de İİK m. 50 yollamasıyla .... İcra Müdürlüğü'nün yetkisinin dayanağını oluşturmaktadır. Yargılamada çözülmesi gereken birincil mesele; dava dışı ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin iş ortaklığını temsilen imzaladığı alt yüklenici sözleşmesinin davalıyı bağlayıp bağlamadığıdır. Bu mesele iki ayrı katmanda değerlendirilmiştir.

Birinci katman: ...'ın temsil yetkisi. 09.03.2022 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin 4. ve 5. maddeleri açık bir biçimde; "pilot ortak ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin ortaklığın nam ve hesabına münferiden hareket etmeye tam olarak yetkili olduğunu" ve "pilot ortağın özel ortak ... İnşaat adına da ortaklığın nam ve hesabına münferiden hareket etmeye tam olarak yetkili olduğunu" düzenlemiştir.

İkinci katman: ... ...'nun sözleşmeyi imzalaması ve ek raporun bu noktadaki değerlendirmesi. Ek bilirkişi raporunda; sözleşmenin ... İnşaat tarafından değil, ... İnşaat'ı temsilen ... ... tarafından imzalandığı ve ...'ya verilen vekaletnamenin yalnızca ... İnşaat'ı kapsadığı, adi ortaklığı temsil yetkisi vermediği, bu nedenle sözleşmenin askıda hükümsüz olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkememiz bu değerlendirmeyi benimsememiş ve aşağıdaki gerekçelerle hükme esas almamıştır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki iş ortaklığı sözleşmesinin 4. ve 5. maddeleri uyarınca ... İnşaat'a verilmiş olan münferiden temsil yetkisi, ... İnşaat'ın kendi adına hareket ettiği kişi aracılığıyla da kullanılabilir. Nitekim ... İnşaat, pilot ortak sıfatıyla dava konusu ihaleyle bağlantılı işlemleri yürütmek üzere .... Noterliği'nin 28.06.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesiyle ... ...'ya geniş kapsamlı temsil yetkisi vermiştir. Bu vekaletname, ortaklığın kurulmasından yaklaşık üç ay sonra ve alt yüklenici sözleşmesinden yaklaşık üç ay önce, doğrudan dava konusu iş kapsamında düzenlenmiştir. ... ... da hem tanık beyanında hem sözleşme metninde iş ortaklığı kaşesini kullanarak işlem yapmıştır. Ortaklığı temsile tam yetkili olan ... İnşaat'ın, ihaleye ilişkin tüm işlemleri yürütmek üzere geniş yetki verdiği kişinin iş ortaklığı adına sözleşme imzalaması; "... → ortaklık adına tam yetkili" ile "... → ... adına ihaleyle ilgili tüm işlemlerde yetkili" zinciri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ...'nun bu işlemi yaparken yetkisiz kaldığının kabulü hukuki gerçeklikle bağdaşmamaktadır. Ek rapor bu yetki zincirini tartışmadan bir sonuca ulaşmış olduğundan, söz konusu değerlendirme eksik bir temele dayanmaktadır.

Öte yandan yetkisiz temsil kabul edildiği varsayımında dahi, dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının alt yüklenici sözleşmesini zımni olarak onayladığı sonucuna ulaşılmaktadır. Tanık ... ..., davalı şirket yetkilisi ... ...'ın inşaat süresince şantiyeye birden fazla kez geldiğini ve kendisiyle telefonla irtibat kurduğunu bizzat beyan etmiştir. ... şirketinin muhasebecisinin de bu iş kapsamında ... ile düzenli iletişimde olduğu yine aynı tanık tarafından ifade edilmiştir.

İşveren idarenin iş ortaklığına yaptığı hak ediş ödemelerini ortaklığın tahsil ettiği, yani ...'ın iş ortaklığı adına hareket ettiği süreçte yürütülen alt yüklenici işinden ortaklığın ve dolayısıyla davalının doğrudan yararlandığı belgelenmiştir. Bunların yanı sıra 21.12.2022 tarihli devir sözleşmesinde davalı şirket adına ... ... bizzat imzaladığı, yani davalının iş ortaklığı faaliyetlerine açıkça müdahil olduğu görülmektedir. Tüm bu olgular, davalının alt yüklenici sözleşmesinin varlığından ve kapsamından en geç devir aşamasında haberdar olduğunu ortaya koymaktadır. TBK m. 46/2 çerçevesinde, temsil olunanın yetkisiz temsilci tarafından gerçekleştirilen işlemi verilen süre içinde reddetmemesi hâlinde işlemi onaylamış sayılacağı kabul edilmektedir. Somut olayda Davacı tarafından Davalıya bu şekilde süre vermesine de - Davalı, alt yüklenici sözleşmesinin imzalanmasından itibaren yaklaşık bir buçuk yıl boyunca herhangi bir itirazda bulunmamış olması ile alt yüklenici işinden ortaklığın ve dolayısıyla davalının doğrudan yararlandığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde - gerek bulunmamaktadır.

Son olarak belirtmek gerekir ki davacı alt yüklenici, iş ortaklığı kaşesini taşıyan bir sözleşmeyle ve iş ortaklığı adına yetkili pilot ortağın temsilcisi sıfatıyla hareket eden ... ... ile işlem yapmıştır. Bu dış görünüş, davacı nezdinde haklı bir güven oluşturmuştur. Yerleşik Yargıtay içtihadı da adi ortaklıklarda pilot ortağın ortaklık adına yetkili kılındığına üçüncü kişilerin inandırıldığı hâllerde, ortaklık içi temsil kısıtlamalarının iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğini kabul etmektedir. Davacının kötüniyetli olduğunu ya da bu durumu bilerek işlem yaptığını gösteren herhangi bir delil dosyada mevcut değildir. Bu nedenle, tüm edimini yerine getiren ve işten menfaat sağlanmasına zemin hazırlayan davacıya karşı temsilde yetkisizlik savunmasının ileri sürülmesi; TMK m. 2 uyarınca hakkın kötüye kullanımı niteliğini taşımaktadır ve hukuk düzeninin korumasından yararlanamaz.

Tüm bu değerlendirmeler birlikte ele alındığında; ister ...'ın ortaklık adına münferiden yetkili olması, ister ...'nun bu yetkiyi devralan konumunda bulunması, isterse sonraki süreçte zımni icazetin oluşması ya da görünüşe güven ilkesinin iyiniyetli davacıyı koruması zeminine dayanılsın; davalı ... İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş.'nin 15.09.2022 tarihli alt yüklenici sözleşmesiyle bağlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Davalı, alt yüklenici sözleşmesinin fevkalade iş niteliği taşıdığını ve bu nedenle adi ortaklığın bir tarafının dahi tek başına böyle bir işlem yapamayacağını, sözleşmenin yok hükmünde sayılması gerektiğini ileri sürmüştür. Bu savunma kabul edilmemiştir. Dava konusu iş ortaklığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile anasözleşmede taahhüt edilen okul inşaatını ifa etmek amacıyla kurulmuştur. Söz konusu inşaatın betonarme kaba inşaat kısmının bir alt yükleniciye yaptırılması, inşaat taahhüt işlerinde olağan bir uygulama olduğu gibi; anasözleşmenin 15. maddesinin de idare onayı koşuluna bağlı olmak kaydıyla alt yüklenici çalıştırılabileceğini öngörmesi, bu işlemin önceden düşünülmüş ve hukuki çerçevesi çizilmiş bir olasılık olduğunu ortaya koymaktadır. İş ortaklığının asıl faaliyetiyle doğrudan bağlantılı, ortaklığın kuruluş amacının ifasına yönelik ve sektörün normal akışına uygun olan bu işlemin, adi ortaklık hukukundaki "fevkalade iş" tanımının kapsamına girmediği değerlendirilmiştir.

Davalı, alt yüklenici sözleşmesinin anasözleşmenin 15. maddesi uyarınca idare onayı alınmadan imzalandığını ve bu onayın ispat edilemediğini savunmuştur.

Ek bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmede ise inşaat mühendisi bilirkişi, davacının taahhüdü altındaki betonarme kaba inşaat işini sözleşme süresinin sonuna kadar eksiksiz ve kusursuz yerine getirdiğini tespit etmiştir. Tanık ... ... da davacının işleri yaptığını ve ödemelerini alamaması üzerine işi bıraktığını beyan etmiş; bu ifade doğrudan davacının ifa olgusunu teyit etmektedir. Tanığın asansör kulesi betonunun dökülmediğine ilişkin beyanı ise değerlendirildiğinde, bizzat ... tarafından bu eksikliğin ödeme yapılmamasından kaynaklandığının ifade edildiği görülmektedir; dolayısıyla böyle bir eksiklik varsa bunun sorumluluğu edim karşılığını ödemeyen alacaklı tarafa aittir. Öte yandan hak ediş ödemelerinin düzenlenmesi ve işveren idarece gerçekleştirilmesi, imalatın fiilen tamamlandığının resmi belgesidir; zira hak ediş sistemi gereği imalat gerçekleşmeden hak ediş düzenlenemez ve ödenemez. Bunların yanı sıra idare onayı alınmamış olması savunmasına ilişkin olarak belirtmek gerekir ki; davacının tamamladığı ve iş ortaklığının bedelini idareden tahsil ettiği bir ifa karşısında, bu onayın eksikliğini borçtan kurtulma için araç olarak kullanmak, kendi yarattığı fiili durumdan yararlanmak anlamına geleceğinden TMK m. 2'ye aykırıdır.

Davalı, takibe dayanak faturaların münhasıran ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti. adına kesildiğini, iş ortaklığına yapılan alımlar için faturanın iş ortaklığı adına düzenlenmesinin yasal zorunluluk olduğunu ve bu nedenle adi ortaklığın söz konusu faturalar nedeniyle sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür. Bu savunma kabul edilmemiştir. Borcun kaynağı fatura değil, alt yüklenici sözleşmesidir; fatura yalnızca bu borç ilişkisinin belgelenme aracıdır. TBK m. 638/f.3 uyarınca müteselsil borçlunun sorumluluğu, alacaklının faturayı hangi borçlu adına düzenlediğine göre belirlenmez; borcun kaynağı olan hukuki ilişkiye göre şekillenir. Davacının muavin defterinde alacağın "... İNŞ. TAAH. SAN. TİC. LTD. ŞTİ - ... İNŞ. İş Ortaklığı" adı altında izlendiği bilirkişi incelemesiyle tespit edilmiştir.

Bu kayıt, tarafların fiili muhasebe pratiğinin de borç ilişkisinin iş ortaklığına dayandığını ortaya koyduğunu ve davacının alacak iradesinin iş ortaklığına yönelik olduğunu göstermektedir. Nitekim ortaklık adına yapılan ödemelerin iş ortaklığı hesabından davacıya aktarıldığı da belgelere yansımıştır.

Davalı, dava konusu işin 21.12.2022 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı'nın onayıyla ... İnşaat'a devredildiğini ve devirden sonra iş ortaklığının bu işle herhangi bir bağının kalmadığını, dolayısıyla borçtan sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.

Öncelikle ek raporun teknik değerlendirmesinde de tespit edildiği üzere; alt yüklenici sözleşmesi 15.09.2022 tarihinde imzalanmış, işin bitiş tarihi 15.11.2022 olarak belirlenmiş ve davacı bu tarihe kadar taahhüdünü yerine getirmiştir. Anasözleşmenin devir tarihi ise 21.12.2022'dir; yani devir, alt yüklenici işinin fiilen tamamlanmasından 36 gün sonra gerçekleşmiştir. Bu durumda alacak hakkı devir tarihinden önce, davacının ifayı tamamladığı anda doğmuştur. Taahhüt işlerinde faturaların hak edişin gerçekleşmesinden sonra düzenlenmesi olağan olup fatura tarihlerinin devir sonrasına denk gelmesi, alacağın devir öncesi doğduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Öte yandan TBK m. 645 açıkça "ortaklığın sona ermesinin üçüncü kişilere karşı olan yükümlülükleri değiştirmeyeceğini" hükme bağlamaktadır. Bu düzenleme karşısında, ortaklık içi devrin ve iş ortaklığının sona ermesinin, davacı gibi üçüncü kişilere karşı daha önce doğmuş borçları ortadan kaldırması hukuken mümkün değildir.

Yapılan yargılama sonucunda; .... Noterliği'nde akdedilen ve pilot ortak ... İnşaat'a iş ortaklığı ile davalı adına münferiden hareket etme yetkisi veren iş ortaklığı sözleşmesi, alt yüklenici sözleşmesinin iş ortaklığı kaşesini taşıması ve bu sözleşmeye ortaklık adına ... İnşaat'ın vekili ... ... tarafından imza atılmış olması, hak ediş ödemelerinin iş ortaklığı adına gerçekleştirilmesi ve ortaklığın bu ödemeleri tahsil etmesi, davalı şirket yetkilisinin inşaat süresince şantiyeye gelip faaliyetleri bizzat görmesi ve tanıklıkça sabit olduğu üzere ... ile irtibat kurması, devir sözleşmesinde davalı şirket adına imza bulunması, ... İnşaat'ın takibe itiraz etmeyerek borcun varlığını zımni olarak kabul etmesi, ortaklık mükellefiyetinin terkinin icra takibinin açıldığı günle eş zamanlı olarak istenmiş olması ve davacının muavin defterindeki alacak kaydının iş ortaklığı adına tutulması olgularının tamamı birlikte değerlendirildiğinde; davalının 15.09.2022 tarihli alt yüklenici sözleşmesiyle bağlı olduğu ve bu sözleşmeden doğan borçtan TBK m. 638/f.3 ile iş ortaklığı sözleşmesinin 4. maddesi uyarınca dava dışı ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti. ile birlikte müteselsilen sorumlu bulunduğu sabit görülmüştür. TBK m. 645 uyarınca ortaklığın sona ermesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmamakta; devir öncesi doğan borçlar yönünden davalının yükümlülüğü devam etmektedir.

Bilirkişi incelemesinde davacının muavin defterinde, iş ortaklığından olan alacağının 1.956.339,09 TL olarak kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.

İcra takibinde talep edilen 2.062.339,09 TL ile bu tutar arasındaki 106.000,00 TL'lik fark için, davacının ispat yükünü karşıladığına dair yeterli delil bulunmamaktadır. Davalı ticari defterlerinin 2023 yılı kayıtlarının dosyada mevcut olmaması nedeniyle çapraz defter doğrulaması da yapılamamıştır. Bu nedenle alacak, ispat edilebilen ve bilirkişi incelemesiyle teyit edilen tutar olan 1.956.339,09 TL üzerinden belirlenmiş; fazlaya ilişkin 106.000,00 TL yönünden talep reddedilmiştir.

İİK m. 67/2 uyarınca itirazın haksız olduğunun anlaşılması hâlinde, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Davalı, iş ortaklığı sözleşmesinin 4. ve 5. maddelerindeki münferiden temsil ve müteselsil sorumluluk hükümlerini bizzat kaleme almış ya da onaylamıştır. Bu sözleşmenin varlığını ve içeriğini bilen davalının, alt yüklenici sözleşmesine iş ortaklığı kaşesiyle imza atıldığını, ortaklığın idareden hak ediş tahsil ettiğini ve kendi yetkilisinin şantiyeyi ziyaret ettiğini de bilebilecek konumda olduğu açıktır. Dava dışı ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin borca itiraz etmemesi de borcun varlığını ayrıca pekiştirmektedir. Bu koşullarda davalının itirazı haksız nitelikte olduğundan, hükmedilen 1.956.339,09 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 391.267,82 TL icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle; davalının yetki itirazı reddedilmiş, dava 1.956.339,09 TL yönünden kabul edilerek bu miktar üzerinden takibin devamına ve 391.267,82 TL icra inkâr tazminatına hükmedilmiş, fazlaya ilişkin 106.000,00 TL yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretleri kabul-ret oranına göre yukarıdaki hüküm fıkrasında belirtildiği şekilde hüküm altına alınmıştır.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;

1.Davanın KISMEN KABULÜ ile

a)Davalının icra dairesinin yetkisine itirazının iptaline,

b).... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... E. sayılı takip dosyasında davalı ... İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin 1.956.339,09 TL asıl alacağa yönelik itirazının İPTALİNE ve takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

c)Davalının itirazının haksız olduğu anlaşıldığından, 1.956.339,09 TL üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 391.267,81 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

d)Kısmi ret açından davacı kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine

2.Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 133.637,52-TL ilam harcından peşin alınan 24.907,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 108.729,62-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafından yatırılan 24.907,90-TL peşin harç ve 179,90-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 25.087,80TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

4.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 291.887,47-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5.Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 45.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

6.Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin Kabul-red oranına göre 2.959,64-TL'nin davalıdan, 160,36-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,

7.Davacı tarafından yapılan 44.163,25 -TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 41.893,35-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

8.Davalı tarafından yapılan 196,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 10,07-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

9.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12.03.2026 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog