2. Ceza Dairesi 2025/14870 E. , 2025/23181 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2025 tarihli ve KYB-2025/126408 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 02/12/2020 tarihli ve 2020/436 esas, 2020/2406 sayılı kararında yer alan, "...1412 sayılı CMUK'nın 326/2. maddesinde, “Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir.” biçimindeki savunma hakkının kısıtlanamayacağı ilkesine dayanan Yasanın emredici kuralına uyularak bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınması gerektiği halde bozma kararına karşı sanığın diyecekleri sorulmadan sadece sanık müdafiin bozmaya karşı diyecekleri sorulmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi,.." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında kurulan 22/05/2015 tarihli hükmün Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 24/12/2019 tarihli ve 2019/9905 esas, 2019/16636 karar sayılı ilâmı ile bozulması üzerine, mahkemesince sanığın üzerine atılı suçun alt sınırı gözetilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi gereğince zorunlu müdafii görevlendirilmediği gibi sanığın bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan, 5271 sayılı Kanunu'nun 307/1. maddesine muhalefet edilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Hükümlü hakkında hırsızlık suçundan, Keşan 2. Asliye Ceza Mahkemesince 22.05.2015 tarihinde kurulan hükmün, Yargıtay (Kapatılan) 17. Ceza Dairesinin 24.12.2019 tarihli ve 2019/9905 Esas, 2019/16636 Karar sayılı ilâmı ile aleyhe bozulması nedeniyle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca hâlen yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 326. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında “Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar, sanık, katılan ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir.” şeklinde yer alan hükümler gereğince, hükümlüden aleyhe bozma ilâmına karşı diyeceklerinin sorulması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi suretiyle hükümlünün savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Keşan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2020 tarihli ve 2020/166 Esas, 2020/417 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.