Karar No
K. 2026/88
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2022/1596

KARAR NO: 2026/88

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 24/05/2022

NUMARASI: 2019/390 Esas- 2022/435 Karar

DAVALI: Güvence Hesabı
DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat
KARAR TARİHİ: 29/01/2026

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesince özetle; 11/04/2019 tarihinde müvekkili ... ve dedesi ...'ın, yaya geçidinden geçerken plakası ve markası bilinmeyen aracın müvekkili ...'a çarparak sakat kalmasına sebep olduğunu, davalıya yapılan başvurunun reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin tüm dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik talep edilen 100 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesinde; 109.437,93 TL tutarındaki sürekliş iş göremezlik tazminatının davalı ... .... temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile; davacı ... için sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 109.437,93TL talebinin 27/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili, kazanın gerçekleştiğinin ispat edilmediğini, kusur oranının doğru olmadığını, maluliyet raporunun rapor tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuata göre düzenlenmediğini, gerekli belgelerin sunulmadığını, başvuru şartlarının yerine getirilmediğini, yapılan mevzuat değişikliği sebebiyle kişinin sadece sürekli sakatlığı ... poliçesi teminatı kapsamında olup, sürekli sakatlığı tespit edilinceye kadar uğradığı zarardan ....'nın sorumlu olduğunu, hesaplama yapılırken TRH 2010 tablosu ve %,1,8 - %1,65 teknik faizi dikkate alınarak hazırlanması gerektiğini, davacının 6 yaşında olduğu göz önüne alınarak hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olacağını belirtmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.Kazanın varlığını ispat yükü davacıda olup, olay tarihinde davacının hastane kayıtları ve Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında olaya dair 11/04/2019 ve 16/05/2019 tarihli tarihli araştırma tutanakları ile 2019/9355 soruşturma nolu daimi arama kararıyla kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğu ortaya konulmuştur. Davacının yaralanmasına neden olan kazada bir aracın da varlığı daimi arama kararı alınmasıyla yetkili resmi makamın da kabulündedir. Bu durumda davacı soruşturma dosyası ile kazanın varlığını ve kazaya bir aracın neden olduğunu ispatladığından aksini ispat yükü, bunu iddia eden davalı taraftadır. Somut olayda, kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğunun kabulüne karar verilmesinde dosya içeriğine aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

O halde, plakası tespit edilemeyen bir aracın davacının yaralanmasına neden olduğu ispatladığından, davalı ..... sorumlu olduğu olayda, delillerin değerlendirilerek karar verilmesi yerindedir.

Davacı vekili, 14/05/2019 tarihinde davalıya başvurusunu yaptıktan sonra verilen olumsuz yanıt üzerine dava açtığına göre KTK'nin 97. maddesindeki başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü ile başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasının itibaren faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda tespit edilemeyen sürücünün %100 kusurlu olduğu bildirilmiştir. ATK raporunun kaza tespit tutanağı ve soruştırma içeriğiyle raporu ile uyumlu, eylemler ile sonuç arasında nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan raporun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.Somut olayda; davacı küçüğün yaya geçidinden yolun karşısına geçtiği sırada plakası tespit edilemeyen aracın çarpmasıyla yaralandığı, müterafik kusur olarak kabul edilebilecek davranışının bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece tazminattan TBK'nin 52. maddesi uyarınca indirim yapılmamasında dosya içeriği ile usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Somut olayada talimat yoluyla alınan bilirkişi raporlarında; ....... Ün. Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim Dalı tarafindan "Erişkinler lgin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre davacının maluliyet orant %3 olarak belirlenmiştir. Yine, ..... Ün. Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim Dalı tarafindan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre davacının maluliyet orant %3.3 olarak belirlenmiştir. Aktüer bilirkişi raporuna esas alınan %3 oranında davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, davalının lehine sonuç veren yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına maluliyet raporuna dair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 ve 1.65 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.Bu durumda, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, asgari ücret üzerinden geliri esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve kusur oranında tazminatın belirlendiği anlaşılmakla usule, yasaya ve Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından bu hususlara değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,

2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 7.475,70 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.868,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.606,77 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3.Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi oy birliği ile karar verildi.29/01/2026

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog