Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/11760 E.  ,  2026/360 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/241 E., 2024/638 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 10. İş Mahkemesi

SAYISI: 2023/29 E., 2023/119 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; ... Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü nezdinde sürücü olarak istihdam edilen davacının 09.07.2001 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sonucunda %35,2 oranında sürekli iş göremez olduğunu, davalı ... Park ve Bahçeler Müdürlüğünün iş kazasında ağır kusurlu olduğunu, davacının uzun süre tedavi gördüğünü, ruhi travmalar yaşadığını belirtilerek HMK 107. mad. gereğince 1.000,00 TL maddi, TBK'nun 56. gereğince 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın Belediyenin İş Hukuku ve İş Güvenliği hükümlerinden kaynaklanan sorumluluğu yerine getirmemesinden kaynaklandığını, meydana gelen kazada, kusurlu tarafın işçi olduğunu, zarardan sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını, ... Büyükşehir Belediyesinin düzenli olarak iş sağlığı ve güvenliğine yönelik eğitimler yaptığını, bu eğitimlere yönelik tutanaklar incelendiğinde periyodik olarak iş sağlığı ve güvenliği için koruyucu malzemelerin kontrolünün yapıldığının, işçilerin iş kazaları ile ilgili bilgilendirilip uyarıldığının, sağlık tetkiklerinin yapıldığının, iş yeri hekimleri tarafından işçilerin muayenelerinin periyodik olarak yaptığının görüldüğünü, davacının da iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine katıldığını, katılım belgesinin dilekçe ekinde olduğunu, bu bakımdan davacının iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulmadığı yönündeki iddiasının tamamen dayanaksız olduğunu, müvekkilinin dava komusu iş kazasının oluşumunda kusuru bulunmadığını, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine, dava şartları oluşmadığından usul ve yasaya aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkemenin manevi tazminatın kısmen kabulüne dair vermiş olduğu kararda; ülkenin ekonomik koşullarını, tarafların sosyal ekonomik durumlarını, paranın satın alma gücünü, kusur durumlarını, olayın tarihi ile ağırlığını yeterince göz önünde tutmadığını, iş kazasının işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadığından kaynaklandığını nazara almadığını, gelişen hukuktaki yaklaşıma uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırılıcılık uyandıran bir tutara da hükmetmediğini, meydana gelen iş kazasında müvekkilinin çok mağdur olduğunu, kendinde manevi travma yaşattığını, bu durum karşısında da yerel mahkemenin çok az tutarda manevi tazminata hükmettiğini, anılan kararın Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde vurgulanan mahkemenin manevi tazminatın tutarına ilişkin takdir hakkı ölçütlerine aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı belediye vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve husumet itirazlarının yerel Mahkemece değerlendirilmediğini, dava konusu olayın 3. kişi araç sürücüsü ...'nin ağır kusuru ile gerçekleştiğini, yerleşik Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi illiyet bağının üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebileceğini, müvekkil Belediyenin gerçekleşen olayda sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama esnasında cevap dilekçesinde belirttikleri hususların, bilirkişi raporuna yönelik olarak yapmış oldukları itirazların ve sözlü beyanlarının yerel Mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi raporları ile müvekkili Belediyenin %40 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmesine ve işbu tespitlerin hükme esas alınmasına rağmen talep edilen tazminatın %100'ünden müvekkili belediyenin sorumlu olduğuna hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayın müvekkili Belediyenin İş Hukuku ve İş güvenliği hükümlerinden kaynaklanan sorumluluğu yerine getirmemesinden kaynaklandığını, ... Büyükşehir Belediyesince düzenli olarak iş sağlığı ve güvenliğine yönelik toplantıların yapıldığını, öte yandan davacı lehine hükmedilen tazminat tutarının fahiş kaldığını, manevi tazminat isteminin zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, davacı tarafça dava dilekçesinde maddi tazminat istemine dayanak olarak hiçbir gerekçe gösterilmediğini, bu zararın hangi kalemleri kapsadığı ve bu zararın kendilerince giderildiğini gösterir hiçbir belge ve bilginin dosyaya sunulmadığını, öncelikle davacı tarafa bu konuda istemini açıklamak üzere süre verilmesi gerektiğini, zira işçinin uğramış olduğu kaza nedeni ile yapılan tüm tedavi masraflarının SGK tarafından karşılandığını, ayrıca sigortalının, iş kazası nedeniyle sağlık yardımlarını SGK’dan alabileceğinden ötürü sağlık harcamaları için işvereni veya üçüncü kişileri doğrudan dava edemeyeceğini ancak, Kurumca karşılanmayan estetik gideri gibi sağlığa ilişkin giderlerini isteyebileceğini, ayrıca; Toplu İş Sözleşmesinin 60. maddesi uyarınca bir maaş tutarında hastalık yardımı ödemesinde de bulunulduğunu, bu konudaki istemin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, yerel mahkeme kararında hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti tutarlarının da hatalı hesaplandığını beyanla eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır (HGK 23.6.2004, 13/291-370). Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen manevi tazminatın maddi ve hukuki olgular nazara alındığında az olup takdiren 100.000,00 TL olarak kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili katılma yolu ile sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.

3.Değerlendirme A) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde davacı lehine 200.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak bu kez davacı lehine 100.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu gözetildiğinde kabulüne ve reddine karar verilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından; Mahkemece davaya konu iş kazası nedeniyle davacının uğradığı zararın tespiti amacıyla 27.02.2023 tarihli hesap raporu aldırıldığı, alınan raporda davalı ve dava dışı 3. kişinin kusuru esas alınmak suretiyle %100 kusur oranına göre davacının maddi zararının 920.109,68 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince iş bu rapora itiraz edilmediği, davalı vekilince süresi içerisinde davacı kazalının 14.03.2023 tarihinde emekli olması nedeniyle iş bu tarihin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle itiraz edildiği. Mahkemece davalı itirazının değerlendirilmesi amacıyla dosyanın ek rapora gönderildiği, 07.07.2023 tarihli raporda 27.02.2023 tarihli raporun aksine pasif dönem başlangıcı 60 yaş yerine 14.03.2023 tarihi olarak esas alınmasına rağmen bilinen dönemin ileriye çekilmesi Temmuz 2023 asgari ücret değişikliğinin uygulanması nedeniyle zararın daha fazla 1.288.924,45 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince anılan miktar üzerinden talebini arttırdığı, Mahkemece 07.07.2023 tarihli hesap raporunun hükme esas alınması suretiyle davacı lehine 1.288.924,45 TL maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmaktadır.

Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Somut olayda, davacı vekilinin 27.02.2023 hesap raporuna dair somut itirazının bulunmadığı göz ardı edilerek asgari ücret değişikliğinin uygulanması suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı 07.07.2023 tarihli rapora itibarla hüküm tesisi davalı lehine usuli kazanılmış hakkın ihlal eder mahiyette olup hatalı olmuştur.

Mahkemece yapılacak iş; davacı kazalının 14.03.2023 tarihinde emekli olduğu gözetilerek bu tarih itibariyle pasif döneme girdiği kabulü ve 27.02.2023 tarihli hesap raporundaki diğer verilerin aynen esas alınması suretiyle davacının maddi zararını tespit ettirmek ile oluşacak sonuca göre taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakları gözeten bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog