10. Hukuk Dairesi 2025/983 E. , 2026/355 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 6. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 23.02.2015 tarihinde geçirdiği iş kazasında sol kalça kemiğinin kırıldığını, % 40 oranında sakat kaldığını, davalının gerek işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almayarak kazada 1. Derecede ve tam kusurlu olduğunu, davacının vardiya bitiminde ıslak olan zeminde kaygan olan fayanslar nedeniyle kayarak düştüğünü ve sakatlandığını, davacının kaza nedeniyle çektiği acı ve ızdırap ile uğradığı maluliyet nedeniyle manevi tazminat ve meslekte kazanma gücündeki kayıp nedeniyle uğrayacağı maddi zarar nedeniyle maddi tazminat talep zaruretinin doğduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 300.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL maddi olmak üzere toplam 301.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili işyerinde kaza geçirmesi nedeniyle % 40 oranında malul kaldığını iddia etmiş ise de bu hususun doğru olmadığını, davacının özlük dosyasında sunulan işe giriş bildirgesinde de sakat kadrosundan işe alındığının görüldüğünü, davacının engelli personel statüsünde 01.04.2003 - 31.03.2004 tarihleri arasında belirli süreli iş sözleşme ile ve sonrasında da 01.10.2004 tarihinden iş akdinin sonuna kadar kadrolu personel olarak çalıştığını, zaten sakat olan davacının müvekkili işyerinde geçirdiği kaza sonucu % 40 oranında malul kalmasının mümkün olmadığını, davacının çalışması sırasında değil soyunma dolabı önünde sivil kıyafetlerini çıkartıp terliklerinin kayması sonucu kalçasının üzerine düştüğünü ve sol ayak kalça kemiğinde düşmeye bağlı kırık oluştuğunu, akabinde geçirdiği operasyonda kalça protezi takıldığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu, davacının kemik zafiyeti olan bir hasta olduğunu, davacının müvekkili işyerinde geçirdiği kaza nedeniyle herhangi bir maluliyeti olduğu iddiasının hiçbir şekilde kabul etmediklerini, ancak eğer bu kaza nedeniyle bir maluliyeti oluşmuşsa da önceki özürlülük oranı ve kemik yapısıyla ilgili hastalığı da dikkate alınarak maluliyetinin ne kadarının bu kaza sonucu meydana geldiğinin SGK'dan sorulması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinden hiçbir hak ve alacağının olmadığını, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin SGK rücu davaları için yıllardır istikrarlı olan uygulamasına göre maluliyet oranının %60’ın üstünde olması halinde pasif dönem hesabı yapılmakta olduğunu, MKGKO’nun %60’ın altında kaldığı hallerde pasif dönem zararının hesaplanmadığını, maddi tazminat davaları için aynı uygulamanın benimsenerek maluliyet oranı %60’ın altında ise pasif dönem zarar hesabı yapılmamasının gerektiğini, bu enflasyonist ortamda, PSD’nin güncellenmemesi nedeniyle hesaplamadan tenzil edilen PSD, hiçbir anlam ifade etmediğini, bu nedenle maddi tazminat davalarında PSD’nin de günümüze uyarlanmasının gerektiğini, müvekkili tarafından tüm iş güvenliği tedbirlerinin alındığını, kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun olmadığını, hatalı kusur raporu esas alınarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf nedenlerine ilişkin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde ..." gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.