11. Ceza Dairesi 2025/4539 E. , 2026/652 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
İNCELEME KONUSU
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
... Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.05.2024 tarihli ve 2023/5459 Soruşturma, 2024/1357 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... Sulh Ceza Hakimliğinin, 13.09.2024 tarihli ve 2024/1982 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 13.09.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 16.09.2025 tarihli ve 2024/33422 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.10.2025 tarihli ve KYB-2025/113411 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.10.2025 tarihli ve KYB-2025/113411 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca,
Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde özetle; Müşteki ...'in ...'ta yaşayan anne ve babasının 11/01/2021 tarihinde kaçırıldığı, annesi ...'in ölü olarak bulunduğu, babasından ise haber alınamadığı, kendi imkanlarıyla babasını bulmaya çalışırken, daha önceden tanışıklığı olan ve kendini ... Emniyet Müdürü İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde çalışan polis memuru olarak tanıtan şüpheli ...'un kendisine babasının PKK tarafından kaçırıldığı ve Suriye'de olduğu bilgisinin geldiğini, üst düzey tanıdıkları vasıtasıyla babasını getirebileceğini ancak çok masraflı olduğunu ve para gerektiğini söyleyerek çeşitli zamanlarda değişik bahanelerle banka aracılığıyla ve elden vermek suretiyle yaklaşık 100.000 ABD doları dolandırdığı iddiasıyla başlatılan soruşturmada, şüphelinin ifadesinde özetle; Emniyet Müdürlüğünde Yabancılar Şube Müdürlüğünde tercüman olarak çalıştığını, müşteki ile Hristiyan vatandaşların zaman zaman yaptıkları ayinlerden birinde tanıştığını, müştekinin babasının kayıp olduğunu söyleyerek Suriye'de yaşayan ... adında biriyle iletişime geçip araştırmasını istediğini, ... isimli şahısın uzun bir zaman sonra kendisine bir fotoğraf gönderdiğini ve gönderilen bu fotoğrafı müştekiye gösterdiğini, müştekinin tam olarak teşhis edemediğini, babası ile ilgili mevzunun bununla sınırlı olduğu ve müştekiden bu konuda herhangi bir para talebi olmadığını, bu olaydan sonra samimiyetlerinin arttığını, daha sonra ... Park isimli bir inşaat işi için ortaklık teklifi aldığını fakat parası olmadığı için ortaklığa giremediğini ve bu teklifi müştekiye yaptığını, müştekinin kabul ettiğini, müştekiden gelen paraların inşaat ortaklığı için olduğunu, nitekim dekont açıklamalarında paraların inşaat için gönderildiğinin yazdığını, ayrıca müştekinin kendisine rahatsız olan ... isimli oğlu için yardım paraları da gönderdiğini, dolayasıyla paraların müştekinin babasının bulunması ile ilgisi olmadığını, inşaat işinde daha sonra daireler bitince inşaat malzemelerinin maliyetlerinin artması nedeniyle bütün dairelerin zararına satıldığını ellerinde para kalmadığını beyan ettiği ve şüphelinin, müştekinin babasının bulunacağını müştekiye vaat ederek iradesini fesada uğratmak suretiyle menfaat temin ettiği hususunda dava açmaya yeterli şüphe elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Tüm dosya kapsamına göre tanık olarak ifade veren müştekinin kardeşleri ..., ... ve ...'in müşteki ifadelerini doğrulayarak, müştekinin kendileri ile irtibata geçtiğini, daha önceden tanıdığı istihbarat görevlisi olan ...'un babalarının bulunması için yardımcı olacağını ancak bu kişiye para göndermesi gerektiğini söylediğini, değişik zamanlarda tüm kardeşlerin temin ettikleri paraların bu kişiye gönderildiğini söyledikleri, nitekim toplanan paraların şüpheli hesabına gönderildiğinin müzekkere yanıtlarından ve dosyada mevcut dekontlardan anlaşıldığı, müştekinin dekont açıklamalarına gönderilen paraların inşaat için yazılma nedenini, şüphelinin isteği ile olduğu, yapılan operasyonun gizli ve devlet işi olması nedeniyle gizli kalması gerektiğini söylemesi nedeniyle yazdığını beyan ettiği, şüphelinin ise bu paraların inşaat ortaklığı için gönderildiği savunmasında bulunduğu ancak yaklaşık 100.000,00 Amerikan doları tutarındaki bir meblağın herhangi bir yazılı sözleşme olmaksızın inşaat ortaklığı nedeniyle şüpheliye gönderilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi diğer ortakların da müştekiden haberlerinin olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin olduğu, bu şekilde tüm delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.
3.5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa,
Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.
4.Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere;
Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5.Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6.Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin anne ve babasının, 11.01.2020 tarihinde ... İli ... İlçesi ... Köyünde bulunan evlerinden kaçırıldığının, bir süre sonra annesi ...'in ölü olarak bulunduğunun ve bir kısım şüpheliler hakkında kasten öldürme suçundan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/25 Esas sayılı dosyası kapsamında kamu davası açıldığının, babası ...'in ise sağ yada ölü olarak bulunamadığının, şikâyetçiyi önceden tanıyan şüphelinin kendisini ... İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru olarak tanıttığının ve üst düzey tanıdıkları olduğunu, babasının terör örgütü tarafından kaçıldığını, Suriye'de olduğunu, bulmasına yardım edeceğini söyleyerek farklı zamanlarda şikâyetçiden haksız menfaat temin ettiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "...müşteki ...'in kayıp/kaçırılmış olan babası ...'i bulmak için kendini ... Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak çalıştığını söylediğini iddia ettiği ... tarafından çeşitli sebeplerle zaman zaman elden ve banka aracılığıyla olmak üzere masraf adı altında para gönderdiğini ve dolandırıldığını söylese de müştekinin soyut beyanları dışında iddiasını destekleyen kamu davası ikame etmeye yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı yeterli delil elde edilemediği, müştekinin iddiasını yazılı belgeler, tarafsız kamu tanıkları ve kolluk tarafından imza altına alınan yazışma içerikleriyle kanıtlayamadığı, şüphelinin alınan ifadesinde atılı suçu kabul etmediği, sunmuş olduğu belgelerde müşteki tarafından kendisine gönderilen dekontlarda "inşaat parası" ibaresinin yazıldığının görüldüğü, somut olayda müşteki tarafından şüpheliye gönderilen paraların iradesinin fesada uğratılarak belirli işin görüleceği somut olayda ise babasının bulunması için gönderildiğ konusunda yani şüphelinin, müştekinin babasının bulunacağını müştekiye vaat ederek iradesini fesada uğratmak suretiyle menfaat temin ettiği bir diğer deyişle dolandırdığı konusunda dava açmaya yeterli şüphe elde edilemediği..." şeklindeki gerekçeyle şüpheli hakkında 08.05.2024 tarihli ve 2023/5459 Soruşturma, 2024/1357 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şüphelinin ifadesinde belirttiği hususlar dikkate alınarak şikâyetçinin olayla ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından ayrıntılı olarak beyanına başvurulması, şüphelinin İçişleri Bakanlığı nezdinde bir kamu görevi ifa edip etmediğinin ilgili kurumlardan sorulmak suretiyle tespit edilmesi, şikâyetçi vekili tarafından dosyaya ibraz edilen mesajların ilgili telefondan tespiti yapılarak mesaj içeriklerinin şikâyetçinin iddiaları ile bağlantısı olup olmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçeyle yerinde görülmüştür.
II. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.... Sulh Ceza Hakimliğinin, 13.09.2024 tarihli ve 2024/1982 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2026 tarihinde karar verildi.